Her Gün Bir Hadis

molla_zehra

Well-known member
***Her Gün Bir Hadis***

Abdullah b. Amir anlatiyor. "Rasulullah (s.a.v) bir gun evimizde duruyorken annem beni cagirip "Gel sana bir seyler vereyim."dedi.

Rasulullah (a.s): "Ona neyi vermek istedin?"sordu."ona hurma vermek istedim" cevabini alinca

Rasulullah (a.s): "Eger sen ona bir sey vermezsen bu sana bir yalanin yazilmasina sebep olur." Buyurdu.

(Ebu Davud, Edep 88)
 

imported_mihrace

Active member
***Her Gün Bir Hadis***

NEREDE OLURSAN OL,ALLAH(C.C.)' A KARŞI GELMEKTEN SAKIN; YAPTIĞIN KÖTÜLÜĞÜN ARKASINDAN BİR İYİLİK YAP Kİ BU ONU YOK ETSİN.İNSANLARA KARŞI GÜZEL AHLÂKIN GEREĞİNE GÖRE DAVRAN.

Tirmizi,Birr,55
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Her Gün Bir Hadis-i Şerif

"Tesvîf (daha vakti var, ilerde yaparım demek) şeytanın müminlerin kalplerine bıraktığı bir şuadır. (vesvesedir.)"

(Ramuzu’l-Ehadîs)

---

Şeytan, ibadetlerde, salih amellerde, insanın karşısına şu silahla çıkar:

"Daha vakti var, henüz erken, daha sonra yaparsın. Hele gençliğini yaşa, yaşlanınca ibadet edersin" gibi vesveselerle, pek çok insanı, zamanında dini sorumluluklarını yerine getirmekten alıkoyar.

Bu ertelemelerin bedelini, sonunda mümin ağır öder. Veya hiç ödeyemeden büyük bir günah yükünü, omuzuna almış olarak ahirete göçer.

---
Konuyla ilgili güzel bir söz:

Gençliğine güvenip erken erken derken, belki veda bile edemezsin giderken ...
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Hz. Cabir’den (Radiyallahu Anh):

"Resûlüllah’a (Aleyhisselatü Vesselam):

– Cennettekiler uyurlar mı? diye sorulmuştu.

Cevaben buyurdu ki:
– Uyku, ölümün kardeşidir. Cennettekiler uyumazlar.

(Taberani/Mecmaul-Bahreyn 4875)

---

Dünyada uyku bir ihtiyaçtan ileri gelmektedir. Vücudun yorgunluğunu atmak, bitkinliğini gidermek için, Allah’ın yarattığı bir istirahat vasıtasıdır.
Cennette ise, yorgunluk, bitkinlik, dinlenme ihtiyacı yoktur. Bu sebeple uykuya da gerek kalmamıştır.
 

molla_zehra

Well-known member
Hz. Âişe’den (Radiyallahü Anh):

– Felâkete uğramış bir kadın, kadınların bulunduğu bir topluluğun yanından geçti de, o topluluk bu kadını alaya alıp gülüştüler.
Bu hareketlerinden dolayı o kadınlardan bir kısmının, aynı felakete uğradığı görüldü.

(Edebü’l-Müfred)


---
Bir insanın başına gelen felakete sevinmek, onu kınayıp kötülemek, peygamberimiz tarafından menedilmiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

– Kim bir din kardeşini (gizli işlediği veya tevbe etmiş olduğu) bir günah sebebi ile suçlarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.

(Tirmizî)
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Resûl-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam, Ensâr’ın bulunduğu bir toplantıya gitti ve:

– Sizler mü’minler misiniz? diye sordu. Bu soru üzerine herkes sustu.

Hz. Ömer:
– Evet, mü’minleriz ya Resûlâllah, dedi.

Peygamberimiz:
– İmanınızın belirtisi, (alâmeti) nedir öyle ise? diye tekrar sordu.

Ashâb:
– Genişlikte şükrederiz. Darlıkta sabrederiz. Allah’tan gelen hüküm ve takdire de boyun eğeriz, cevabını verdiler.

Bunun üzerine Peygamberimiz:
– Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, siz gerçekten mü’minsiniz, buyurdu.

(Taberanî)
 

SaYa

Well-known member
Museyyeb b. Hazn (r.a.) şöyle anlattı: Ebu Talib'e ölüm yaklaşınca Allah Resulü (a.s.) ona geldi ve onun yanında Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebu Umeyye b. Muğire'yi buldu.

Allah Resulü (a.s.): ''Ey Amca! Allah'tan başka ilah yok kelimesini söyle ki bununla Allah yannda senin lehine şahitlik edeyim'' dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebu Umeyye: ''Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib'in dinini terk mi ediyorsun?'' dediler. Allah Resulü (a.s.) o sözü amcasına arzetmekte devam etti. Ötekiler de (durmadan) kendi sözlerini ona tekrar ediyorlardı.

Nihayet Ebu Talib bunlara söylediği son söz olarak: ''O, (kendini kastediyor), Abdulmuttalib dini üzeredir'' dedi ve la ilahe illallah demekten çekindi. Allah Resulü (a.s.): ''iyi bil, Allah'a yemin ediyorum ki nehyedilmediğim müddetçe muhakkak senin için Allah'tan bağışlanma dileyeceğim'' dedi. Bunun üzerine şanı Yüce Allah: (Kâfir olarak ölüp Cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar) Allah'a ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara ayetini indirdi. Yüce Allah Ebu Talib hakkında da (şu ayeti) indirdi ve Resulüne şöyle buyurdu: (Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi o bilir

Buhari Hadis No1272-Menakip Hadis no3595-Kuran Tefsiri Hadis no4307,4399-Yemin ve Adaklar Hadis no6187
Müslim no35
Nesai no2008
Ahmet b.Hanbel Cüz5 sayfa433
Tevbe Suresi Ayet 113
Kasa Suresi Ayet 56
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Ebû Hüreyre’den (Radiyallahu Anh):

"Resûl-i Ekrem Efendimiz (Aleyhisselatü Vesselam), şu 4 şeyden Allah’a sığınırdı:

1) Cehd-i belâ
2) Derk-i şeka
3) Sû-i kaza
4) Şematet-i a’da.”

(Buharî)

---

Büyük din bilginlerinden Suyutî, bu maddeleri şöyle izah eder:

Cehd-i belâ: İnsanı “Ölüm bundan daha iyidir” şeklinde düşündüren büyük bir acıdır. Evlât ve aile bireylerinin çok olup, onları geçindirecek mal ve maddî imkânın kıt olması hali olarak da izah edilmiştir.

Derk-i şeka: Kötü bir sonla karşılaşmak, Allah korusun imansız gitmek mânâsınadır.

Sû-i kaza: İnsana acı ve üzüntü veren her çeşit kazadır. Deprem, yangın, sel, trafik felâketi gibi...

Şematet-i a’da: Müslümanın mağlûb duruma düşüp de, düşmanlarının galip gelmeleri, bundan sevinç ve ferah duymalarıdır. Bu halden de Allah’a sığınmak gerekir.
 

molla_zehra

Well-known member
Resûl-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam, Ensâr’ın bulunduğu bir toplantıya gitti ve:

– Sizler mü’minler misiniz? diye sordu. Bu soru üzerine herkes sustu.

Hz. Ömer:
– Evet, mü’minleriz ya Resûlâllah, dedi.

Peygamberimiz:
– İmanınızın belirtisi, (alâmeti) nedir öyle ise? diye tekrar sordu.

Ashâb:
– Genişlikte şükrederiz. Darlıkta sabrederiz. Allah’tan gelen hüküm ve takdire de boyun eğeriz, cevabını verdiler.

Bunun üzerine Peygamberimiz:
– Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, siz gerçekten mü’minsiniz, buyurdu.

(Taberanî)
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Cevap: Her Gün Bir Hadis-i Şerif

Resûlu Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdular ki:

"İyi işler yapmakta acele ediniz.
Siz korkmak ve gayrete gelmek için, şu 7 şeyin size gelip çatmasından daha kötü bir şey mi bekliyorsunuz?

Birincisi: Herşeyi unutturan fakirlik

İkincisi: Azdıran zenginlik

Üçüncüsü: Aklı ve vücut sağlığını bozan hastalık.

Dördüncüsü: Muhakeme ve şuuru gideren ve insanı saçmasapan konuşturan bunaklık derecesindeki ihtiyarlık.

Beşincisi: Ansızın gelen ölüm.

Altıncısı: Korkulan istikbâl tehlikelerinin en fenası bulunan Deccal’ın fitnesi.

Yedincisi: belâsı en büyük ve en acı olan kıyâmet..."

(Tirmizî/2307)

---


Bu 7 şey kendisine erişmeden mü’minin ibadet ve hayrını çoğaltmakta acele etmesi gerekir.
 

Huseyni

Müdavim
Cevap: Her Gün Bir Hadis-i Şerif

409 - İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Kur'ân hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın."
Tirmizî, Tefsir 1, (2951).
 

molla_zehra

Well-known member
Cevap: Her Gün Bir Hadis-i Şerif

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır.


Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Cevap: Her Gün Bir Hadis-i Şerif

"Ümmetimin fesadı zamanında kim sünnetime temessük ederse ( yapışırsa ), ona yüz şehid ecri vardır."

(el-Bağavi, Hüseyin b. Muhammed eş-Şafi, Mesabihu’s-Sunne, I-II, Beyrut, ty. I, 40, no: 130; el-Munavi, Abdurra‘uf, Feyzu’l-Kadir, I-VI, Beyrut, ty. VI, 261. (no: 9171-9172); Ümmetin bozulduğu zaman sevapların çoğalağı konusu için bk. Taftazani, Mesud b. Ömer, Serhu’l-Makasıd, I-V, Beyrut 1988 I, 308; el-Heytemi, Ahmed b. Hacer, es-Savaiku’l-Muhrika, Kahire 1385, s. 210.)

---

İşte bize çok büyük bir fırsat.

Hem o kadar şanslıyız ki: Daha annesinden doğduğu anda secdeye kapanıp ümmeti ümmeti diyen, Miraç mucizesinde Cebrail Aleyhisselamı bile arkada bırakıp Alemlerin Rabbinin Karşısında perdesiz O’nu müşahede ettiği bir anda dahi Ümmetini Unutmayan, ve mahşerdeki dehşetten herkes hatta peygamberler bile nefsi nefsi, dediğinde yine ümmeti ümmeti, diye Allah’tan cc. ümmetini dileyen bir şefaat edicimiz, kurtarıcımız, peygamberimiz var.

O’nun şefaatine nail olabilmenin tek yolu ise O’nun sünnetine tabi olmaktır.

O’nun sünnetini terk etmek bize hiç yakışır mı?

---
Bir şair bu hususu ne de güzel ifade etmiş:

Tıfl ilken ol hep dilerdi Ümmetin
Sen Kocaldın, terk edersin sünnetin.
---

Gelin Kutlu Doğum vesilesiyle, bizler de yeniden doğalım, Efendimiz'i (asm) daha iyi anlamaya ve onun gibi yaşamaya çalışalım, en azından buna niyet ve azmedelim.

Yüce Mevlâ bu kutlu doğumun hakkı için, yukardaki hadisi şerife cümlemizi mashar eylesin ...
 

Huseyni

Müdavim
Cevap: Her Gün Bir Hadis-i Şerif

4727 - Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kâfir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil.)"
Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizi, Fiten 33, (2205).
 
Üst