Okumakmi? Basortusumu?

Türkiyedeki bu þartlar altýnda önünüze iki seçenek sunulsa siz?okumakmi? baþörtüsü?


  • Kullanılan toplam oy
    37
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Huseyni

Müdavim
Cevap: okumakmi? basortusumu?

Karaelmas kardeşim sözlerinize katılmıyorum.. Dini satmak bu kadar kolay değildir! Bu konu uzar gider...

kur'anın emirleri de bu dinin; onlardan taviz vermekte bu kadar kolay olmamalı.

okumayı tercih eden bayan kardeşlerin kararlarına saygımız var, kendi tercihleri bu olabilir.ancak onlar bunu yapıyo diye hakikat değişecek değildir. ben bunun meşru bir durum gibi fetva verilmesinden rahatsızım.

zira ayetlerde de hadislerde de lem'alarda da bu konudaki hüküm bellidir.
 

ARİF

Well-known member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

kur'anın emirleri de bu dinin; onlardan taviz vermekte bu kadar kolay olmamalı.

okumayı tercih eden bayan kardeşlerin kararlarına saygımız var, kendi tercihleri bu olabilir.ancak onlar bunu yapıyo diye hakikat değişecek değildir. ben bunun meşru bir durum gibi fetva verilmesinden rahatsızım.

zira ayetlerde de hadislerde de lem'alarda da bu konudaki hüküm bellidir.
niye saygılısınız ozaman neye saygı biz fetva vermiyoruz ki zaten kendini dininin hizmeti için feda edebilmekten sözümüz kimileri feda eder gerekirse üstadında dediği gibi milletin imanını selamette görme adına yanmaya varım diyebilmek gerekliliğnden bahsediliyor önce fetva ve fedakarlık kavramı iyi irdelenmeli kardeşim allahın hükümleri neyse o dur rica ederim fetva verme falan diyerek söylenilenleri başkaca bir tarafa çekme nin lüzumu yok burada herkes allahın kanun ve yasaklarına son derece saygılı ve hassas
"bir gün deseler ki müslümanlar üniversiteye kayıt yaptıramayacak. o zamanda tebliğ yapabilmek için "müslüman değilim" tercihini mi kullanıcaz."işte sizin bu söylediğiniz başımıza gelmesin diye gelecek rahatça dinimizin güzel emir ve yasaklarını rahatça yaşasın diye ezile ezile canımız acıya acıya ötede yanma pahasına meşryu olmayan bu hareketi ya yaparak zarar gören biz oluruz yada bu acıyı daha çoookkk çekeriz deniliyor
tekrar tekrar okumanız temennisiyle herkes fedakar olamaz.
bu arada TEKRAR ÜSTÜNE BASARAK BAŞI AÇMANIN CAİZ OLDUĞUNU KESİNLİKLE SÖYLEMİYORUZ...TERCİHTİR ya ben mahvolurum ya benden sonrakilerde bu ızdırabı çeker...
 

Gül-i İkra

Well-known member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

kardeşlerim bu konuyu güncelleyen bendim. Forumda neler var adına bakınıyordum ki... uzadı gidiyor halen...

Öncelikle ben fetva verecek konumda asla değilim.. Kariyer,mevki,para pulun hiç bir değeri yok gözümde.. Umrumda değil bunlar.. Ben devlet dairesinde çalışıyorum ve başörtümü açıyorum... Şuanda ki öğrenciler öğretmen olmayıpta ev hanımlarının evlerine dahi gelmiyorlar.. Ben davet ettiğimde geliyorlar ve anlatıyorum.. Benim bu yaptığımın tek cümlesi hizmettir..

Namaz, başörtü, hizmet.. vs. bunları bir çember içine aldığımda çok farklı düşünüyorum.. Herkes ölecek Herkes yaptıklarını götürecek.. Dünya hayatı burada kalacak... Ama herkesin inan konumu çok farklı... Ben bunun acısını çekiyorum ama yapabileceğim bir şey yok...

İnsan bu âleme ilim ve duâ vâsıtasıyla tekemmül etmek (olgunlaşmak, gelişmek) için gelmiştir. Mahiyet ve istidad (potansiyel yetenek) itibâriyle herşey ilme bağlıdır. Ve bütün gerçek ilimlerin esâsı ve mâdeni ve nuru ve ruhu, mârifetullahtır (ALLAH’ı bütün isim ve sıfatlarıyla, eser ve sanatlarıyla, ni’met ve ikramlarıyla tanımaktır). Ve o­nun üssü’l-esâsı (öğrenmenin temel prensibi) ALLAH’a imandır. (Sözler, s. 286.)
bunu da bilen biriyim ama...... işte.... ):

neyse kardeşlerim günahtayım daha da fazla günaha girmek istemiyorum.. Karaelmas kardeşim sadece örneğine katılmıyorum...


Benden bu kadar... Konuyu kilitleyebilseydim inanın kilitlerdim..
selametle....
 

Huseyni

Müdavim
Cevap: okumakmi? basortusumu?

"zaten bekletmişler soğutmuşlar uzaklaştırmışlar en sonunda baktılar olmuyor başörtüsünü yasaklayıp uzaklaştırabilmişler acaba buda onlara mı hizmet eder iyi düşünmek lazım" arif

burda başörtüsü yüzünden okuldan ayrılmayı onlara hizmet tmek gibi yorumlamışsınız. niyetim hiç bir şeyi sağa sola çekmek filanda değil bu konuda da benim için yanlış teşhis koymuşsunuz. ayrıca onların kararlarına saygım var dedim, yoksa hüküm o şekildedir demedim. kimseyle kavga etmek gibi de bir niyetim yok.bu şekilde bir mana çıkarmanıza da üzüldüm doğrusu. hakkınızı helal edin.sadece üstada ait şu sözü ekliyorum.

"Vazifem Kur'ân'a hizmettir. Galip etmek, mağlûp etmek Cenâb-ı Hakka âittir"
 

Hudabin

New member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=1616

Fetva noktasında yukarıdaki görüşün dogru oldugunu düşünüyorum.Tabi kişeler kendi kararlarını verecektir ama bu hukum budur şeklinde degilde tereddüt içinde ve belki başkasına teşrii etmemek şeklinde olmalı.Yorumların dengeli olması bile konunun şüpheli oldugunu gösteriyor.Azimet de şüpheli olanı terk etmekle olur.

İçtihadın şartını hâiz olan her müstaid, ediyor nefsi için nass olmayanda içtihad. Ona lâzım, gayra ilzam edemez.
Ümmeti dâvetle teşri' edemez. Fehmi, şeriattan olur, lâkin şeriat olamaz. Müçtehid olabilir, fakat müşerri' olamaz.
İcmâ ile cumhurdur, sikke-i şer'i görür. Bir fikre dâvet etmek, zann-ı kabul-ü cumhur şart-ı evvel oluyor.
Yoksa dâvet bid'attır, reddedilir. Ağzına tıkılır, onda daha çıkamaz.
 

Hudabin

New member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

İkinci Suâlinizin meâli: Hazret-i Ali (r.a.) zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir? Muhariplere ve o harpte ölen ve öldürenlere ne nam verebiliriz?


Elcevap: Cemel Vak'ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyr ve Âişe-i Sıddîka (rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecmaîn) arasında olan muharebe, adalet-iadalet-i izafiyenin mücadelesidir. Şöyle ki: mahzâ ile
Hazret-i Ali, adalet-i mahzâyı esas edip Şeyheyn zamanındaki gibi o esas üzerine gitmek için içtihad etmiş. Muârızları ise, Şeyheyn zamanındaki safvet-i İslâmiye adalet-iadalet-i mahzânın tatbikatı çok müşkül olduğundan, "ehvenüşşerri ihtiyar" denilen adalet-i nisbiye esası üzerine içtihad ettiler. Münakaşa-i içtihadiye siyasete girdiği için muharebeyi intaç etmiştir.
mahzâya müsait idi; fakat mürur-u zamanla İslâmiyetleri zayıf muhtelif akvam hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye girdikleri için,

Madem sırf lillâh için ve İslâmiyetin menâfii için içtihad edilmiş ve içtihaddan muharebe tevellüt etmiş; elbette hem katil, hem maktul, ikisi de ehl-i Cennettir, ikisi de ehl-i sevaptır diyebiliriz. Her ne kadar Hazret-i Ali'nin içtihadı musîb ve mukabilindekilerin hata ise de, yine azâba müstehak değiller. Çünkü, içtihad eden, hakkı bulsa iki sevap var; bulmazsa, bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır, hatasından mazurdur.

Belki alakasız oldu ama ben tartışmayı buradaki duruma benzetiyorum.Başı açmak zorunda kalan arkadaşlar adalet-i izafiye nevinden,islami maslahatlar adına böyle düşünüyorlar zannımca.Niyet iyi olsa da hukum noktasında bence baş açmak caiz degil.
 

ýþýkk

Well-known member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

bunları hiç okumamayı öyle çok isterdim ki çok derin yaralar aldım hiç tahmin bile edemeyeceğim yazışmalar yapılmış
bende başörtümü çıkararak derslere giriyorum o dayanması en güç olan işkenceyi bende çekiyorum ama......
aşırı yaralandım tamir olur mu bilmem Allah biliyor halimizi sırtımız sadece ama sadece O'na dayalı gerisi talan
 

mihrimah

Talebe
Cevap: okumakmi? basortusumu?

Anket demek;ortaya sunulan şıklarla herkesin kendi fikrini ortaya söylemesi demek değil mi?
Yapılan yorumlar neden kişilerin birbirilerini rahatsız etmesine vesile oluyor , kimse kendi fikrini bir başkasına kabul ettiremezki, ettirmemeli de....
Elbette ki zıt fikirler ortaya dökülecek ama karşılıklı atışmalarla üzücü bir duruma gelmemeli....
Herkes kendince haklı, kimisi der ben halkın içinde "hak"la birlikte olmak istiyorum, kimisi de elbetteki halkın içinde de "hak"la olunabilir ama şüpheli bir durum var ise bende bundan kaçmak istiyorum...
Olay bitmiştir, sen haksızsın ben rızkımı böyle kazanıyorum veya ben temsilde hat safha da olup kulluğum adına en iyi yerde olmak istiyorum rızkı vere "O", yolunda isem bir şekilde gelir diye düşünebilir ama başkasına kabul ettirmeye çalışmamalı sadece fikrini ortaya koymalı...
Tamam kardeş sen öylemi düşünüyorsun haklısın ama ben böyle düşünüyorum şu şu sebeplerden yapamıyorum, bitti...
Lütfen yapılan yorumlar birbirinizi üzmesin kardeşler, hepiniz kendi cephesinde kahraman, sonuçta bir savaş içindesiniz şehitliğinizi bilinmez ama gazi olduğunuz kesin ...(inş. kimseyi bu yorumla üzmemişimdir hakkınızı helal edin)
Selam ve dua ile...
 

TaLHa

Nur-u Aynım
Yönetici
Cevap: okumakmi? basortusumu?

Şenlik varmış burada ya :) bende katılsam mı şöle hissiyatlarım ne arzuluyorsa hakmıdır hakikatmidir demeden fikir ve düşünceye saygı adı altında sölesem mi ?

Emri ilahiyenin yanında benim ne haddime fikir ve düşünce sahibi olmak ben kul isem kulluğum gereği vazifeyi eda etmekdir.. vs vs..

Neyse bu söz uzar gider size kısaca hakikatli bir kısım yazayım iyi okursanız buradaki farklı sölemlerin kaynağını bulabilirsiniz ve size hakikati gösterebilir..

Nev-i insanın yüzde sekseni ehl-i tahkik değildir ki, hakikate nüfuz etsin ve hakikati hakikat tanıyıp kabul etsin. Belki, surete, hüsn-ü zanna binaen, makbul ve mutemed insanlardan işittikleri mesâili takliden kabul ederler. Hattâ, kuvvetli bir hakikati zaif bir adamın elinde zaif görür; ve kıymetsiz bir meseleyi kıymettar bir adamın elinde görse, kıymettar telâkki eder."(Barla Lahikası)
 

Garib

Talebe
Cevap: okumakmi? basortusumu?

[FONT=Times New Roman,Times,Times NewRoman]_______Canan Karataş_____[/FONT]
ZOR ZAMANDA MÜSLÜMAN OLMAK
Her şeyin bir zamanı vardır. Elbette Müslüman olmanın da zor zamanları vardır. İşte böyle bir zamanda başarılı olanlar, inançları çağlara taşıyan insanlardır. İnsanlığın hayatını hayat yapan “iman” gaye idealinden mahrum, her şeyin menfaat doğrultusunda yürütüldüğü, sapık inançların baş gösterdiği, zina ve haramın mübah sayıldığı bir dönemde, asrı saadet modeliyle nübüvvet bahçesinde gül gibi yetişebilmektir zor zamanda Müslüman olmak.
Karşıda karanlık bir inkarcılık kütlesi varken “KALK VE İNZAR ET” çağrısına uyabilmektir de ayrıca.
Alâkasızlığı, dışlanmayı, taşlanmayı, kınanmayı deli, şair, sihirbaz diye hakarete uğramayı sîneye çekebilmektir. Her türlü itibar kaybına hazır olmaktır. Bütün insanlar senin karşında cephe almışken “hasbunallâhi venîğmel vekîl” diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak.
Mekke’de tebliğ vazifesi devam ettiği halde kimse ona uymuyordu. Rabb’inden gelen emirleri büyün bir şevkle anlattığı halde herkes kulak tıkıyordu. O yine yılmamıştı. Bir ümit, deyip Taif’e gitti. Taif halkından umutluydu. Bu düşünceler içerisinde taif’e varıp tebliğ vazifesine başlamasıyla birlikte hararetler de başlamıştı. Taif halkı çocuklarını öğütleyerek Onun mübarek bedenini taşlatmışlardı. Halk hakaret ediyor, bir daha gelmemesini söylüyordu. Şefkatli Nebî’nin mübarek yüzünden kanlar süzülüyordu cüppesine. Bütün bu yaşadıkları Onu epey yormuştu. Mahzun bir şekilde geri dönerken Cebrail (as) geldi; “ya Resûlallah, iste, şu dağı birleştirip, onları helak edeyim.” dedi. İşte burada Peygamberimiz gibi ;” hayır yâ Cebrail! ben gazap Peygamberi değilim, rahmet peygamberiyim. Olur ki ileriki zamanlarda içlerinden birisi Müslüman olur. Bu bile yeter. Hem ONLAR BİLMİYORLAR” diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak.
Kururlu düzenin başları olan Ebu Cehil ve zihniyetindekiler, İslâmiyetin yayılışından rahatsız olmuşlardı. Peygamberimizi davasından döndürmek için makam, mevki ekonomik çıkar vaadettiklerinde ;
SAĞ ELİME GÜNEŞİ, SOL EİLME AYI VERSENİZ, BENİ DAVAMDAN DÖNDÜREMAZSİNİZ diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak.
Vücutlar, demir taraklarla taransa bile korkuya kapılıp, taviz vermemeyi sadece sabra ve duya sarılmayı, Allah’ın dinini mutlaka hakim kılacağını unutmamaktır zor zamanda Müslüman olmak.
Peygamberimiz vefat ettiğinde herkeste bir şaşkınlık olmuştu. Herkesin dilinde “o ölmemiştir, bir peygamber nasıl ölür” laflarının dolaştığı bir hengâmede “bâki hakikatler fani şahısların üzerine bina edilemez” diye düşünüp “kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah’a tapıyorsa bilsin ki Allah, Hayy ve Lâyemuttur.” Diyebilmektir. Zor zamanda Müslüman olmak.
Açık saçıklığın mübah sayıldığı, tesettürün tamamen kaldırılmak istendiği, yıllarca ememk verdiği okuluna “ancak başını açarsan girebilirsin” dendiği bir zamanda Allah yolunda okulunu ve hayatını kaybetmekten zerre kadar tereddüt göstermeden BAŞIMI ALIRSIN, ÖRTÜMÜ ASLA diyebilmektir, zor zamanda Müslüman olmak.
İnsanın en önemli ve biricik hakkı olan özgürlüğü elinden alınmıştı Nur müellifinin. Seksen üç yıllık ömrünü kudsî bir davaya vakfettiği için kendisini otuz sene sürgünden sürgüne gönderip, defalarca zehirlemeye kalkan insanlara karşı “eğer Risale-i Nur’la imanlarını kurtarırlarsa,onlara hakkımı helal ediyorum” diyebilmektir zor zamanda Müslüman olmak.
Bu dava için bırakın dünyayı, “milletin imanın selâmette görürsem, vücudum cehennemde yanıyor olsa bile gönlüm gül gülistan olur.”diyerek ahiretini dahi feda edebilmektir, zor zamanda Müslüman olmak.
Kendinin ve evlâdının içinde yandığı, alevleri semavâta kadar ulaşan manevî bir ateşin göklere yükseldiğini görüp, imanını kurtarmaya ve o ateşi sürdürmeye koşmayı gerektirir, zor zamanda Müslüman olmak. Zira, insanın hemen yakınında yangın çıkmışken , onu söndürmek yerine, başka şeylerle meşgul olmak, nasıl bir cehaletin ve körlüğün eseridir.
İşte bütün bunlara binâen mü’min; yaşatma hazzıyla, yaşama sevdasından vazgeçen değil midir? Evet, bizler hâlâ yirmibirinci asır olan şu zaman-ı ahirde hayatını davası adına yaşamış, Resûl-ü Ekrem (asm) ve Onun her asırdaki temsilcisi olan müceddidleri anlamamanın ve kıymetlerini idrak edememenin sancısını çekmekteyiz. Ama şu da bilinmelidir ki; “karla kaplanmış yollar bahara çıkar”....:eek::(
 

ARİF

Well-known member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

milletin imanın selâmette görürsem, vücudum cehennemde yanıyor olsa bile gönlüm gül gülistan olur.”diyerek ahiretini dahi feda edebilmektir,
işte bu gaye doğrultusunda ahiretlerini feda ediyor kardeşler diyoruz zaten bizde yoksa açmak caiz değil açın diyede fetva falan vermiyoruz fetva makamıda değiliz açmayın sizler açmamanız adına ahiretlerini feda edebilenler var deyince ne anlıyorsunuz da uzuyor anlamıyorum.....
caiz değil, açın da demiyoruz açanların da diyoruz ki içi yanıyor amaq kardeşleri adına onların imanının ve imanın esaslarının yaşayabilme adına kendilerini ateşe atan bir grub fedakar var diyoruz .bu gaye dışındada ist6er niyet okuyabilme olsun ister hayatınızın idamesi olsun açmayın açamazsınız diyoruz gaye bu olunca fedakar kardeşlerimiz ahiretlerini karartma pahasına böylesi bir fedakarlıkta bulunuyorlar...
kimseyide açmaya davet etmiyoruz aksine hizmet gayesi gütmeden böyle birşeyi yapmamasını tavsiye ediyoruz. ama sadece yazılanlara sanki muhalefet ediliyormuş gibi düşünerek okuyunca yazılanları tabi anlamaktada güçlük çekiliyor..
başörtüsünden dolayı okulu terk etmek onlara hizmet etmez onları memnun eder.
bizim yazdıklarımız ahiretimiz feda olsada hak ve hakikatin neşri adına bizden sonra geleceklerin bu tarzda sıkıntılar yaşamaması adına kardeşler kendiklerini feda ediyorlar
her başını açanında böylesi bir gayesi yok elbette onlar içinde aynen sizler gibi düşünüyoruz...
bizim kisi tercihimizi ve tercin altında yatan gayeyi zikretmek yoksa elbette dinin yasakları hepimizi her hal ve koşulda bağlar umulurki dine hizmet gayesiyle yapılacak bu fedakarlık kardeşlerimizin kurtuluşuna böylesi bir hesaptan onları kurtarmaya yeter temennimiz var yoksa hesaba çekilmezler falan diye bir iddiamız falanda yok.
herşeyin en iyisini ALLAH bilir biz bilmeyiz....
elbette gaye ne olursa olsun yapılan herşeyin zerre miskal kadar bile olsa hesabı var
rabbim hesaplarımızı kolay kılsın.bu problemide en kısa sürede aşabilmeyi nasip etsin...
 

Garib

Talebe
Cevap: okumakmi? basortusumu?

[FONT=Times New Roman,Times,Times NewRoman]Canan Karataş_____[/FONT]
SİCİM
GÜNEŞE GİTMEK İÇİN IŞIĞA İHTİYAÇ YOKTUR
Büyük bir heyecan ve şevk içerisinde, imana ve Kur’ân’a hizmet etmek gâyesinde üniversitenin kapısına doğru ilerliyorduk. Okula baş örtüsü ile alınmayacağımı biliyordum. Yine de bile bile yeni dönemin ilk dersine girmek için kampüsün kapısına geldim. Her zaman ki gibi içeri başımız kapalı giremiyorduk. Zaten okula gelirken ben, iç dünyamda bu olaya kendimi çoktan hazırlamıştım. Ama orada gördüklerim beni o kadar üzdü ki; beynimde kurduğum bütün düşünce binaları darmadağın oluverdi.
Etrafımdakiler adına neler hayal ediyordum, nelere şahit oldum pişmanlıklar ve göz yaşları içinde; kendisinden hiç beklemediğim, hizmet ehli olarak gördüğüm bazı tanıdıklarım başlarını açmaya hazırlanıyordu. Bir başkası başını açmış şekilde kampüsün kapısından içeri giriyordu. Bir diğeri, “yanlış yapıyoruz, yanlış” deyip başını açmaya karar vermek gibi bir abesiyet içinde bulunmaya kalkıyordu. Belki niyetleri hâlisti fakat amelleri hakikat ile taban tabana zıttı. Bir de öyle bir an geldi ki; kampüsün kapısının önünde hiç kimse kalmamış, herkes ya başını açmış, ya da buna niyet etmişti. Bir tek ben ve arkadaşım kalmıştık yapayalnız başını açmayan. İnsanların gece kelebeği gibi kendini bile bile ateşe atması kalbimi o kadar müteesir etti ki, dalıp gitmiştim uzaklara;
Bu zulmü bize reva görenler bize dünya ile ahiretimiz arasında seçim yaptırıyordu düpedüz. Allah’ın ayetini görmemezlikten gelmemiz karşılığından bize fena ve fani olan şu deniyet dünyayı vaad ediyorlardı, gerçi o da kesin değildi. Bu bizim için, dibi görünmeyen bir uçurum kenarında sek sek oynamak kadar tehlikeli bir şeydi. Böyle bir teklifi yapan eli değil öpüp başımızı açmaya kalkışmak, o necis ele temas etmek yani, baş açmayı irademizle aklımızdan geçirmek bile islâmiyete adavet etmek demekti.
Zulmüyle zalim olan bu güruhun böyle ehl-imanı ezmeye gücünün yetmesi hilekâr ve fitnekâr hareket ettiklerinden kaynaklanıyordu. Bu hâl bizi ye’se düşürmemeliydi. Çünkü kardan adamların hâkimiyeti güneş çıkana kadardı.
“Yağmurlar bazen öyle yağar ki, melekler ağlıyor sanırsınız... o yağmurlar bazı suratlara da öyle yağar ki, göklerin tükürdüğünü anlarsınız.”
Hile ve fitne perde altında kaldıkça tesir ediyor, zahire çıktıkça iflas ediyor, kuvveti sönüyordu. Şimdi ise perde öyle bir yırtıldı ki; artık iki yüzlülerin dördüncü ve beşinci yüzleri ortaya çıkmaya başladı. Resmen Allah’ın ayeti olan baş örtüsüne zalim ve cahilce saldırmaya başlanmış,gizli olan dine düşmanlıkları şimdi gün gibi ortaya çıkmıştı. Ama elbette istibdâdın bu soğuğunu kıracak iman güneşinin sıcaklığı saracaktı etrafı. Böylece hile ve fitneleri hezeyanlara, maskaralığa inkılap edip akim kalacak ve kalıyordu. Çünkü artık atı alan üsküdarı çoktan geçmişti. Yani tesettürlüleri, ehl-i imanı konuşturmayacak derecede eskisi gibi bir istibdat altında tutmaya ihtimal verseler “şeytan iken eşeğin eşeği olurlardı.” Bu baskıcı zihniyet son günlerini yaşıyordu, sadece gebermeden peşimden kimleri de yakabilirim diye uğraşıyordu. ( gerçi bu yanlışlarla dolu kokularımızdan dolayı bir nebze de başarılı olmuş gibiydiler maalesef.)
“Düşmanın açık bıraktığı kapılar onun istediği yere çıkar! Örümcekler kendi ağlarına takılmaz...” bunun içindir ki; başımızdaki örtüyle veya sırtımızdaki bu ulvî hizmet yüküyle adımlarımızı sakin, sağlam, dikkatli ve de istikametli atmamız gerekirdi. İmanların dünyevîleşme ateşine atılmaya çalışıldığı şu zamanda, tesettürlülerin başörtülerine dil uzatanların, onu bez parçası! olarak görecek kadar eblehâne bir tavır sergileyenlerin, onların yandaş ve fikir babalarının hâsılı; Üniversitelerdeki bu zulmü başlatanların ayağına düşmek, kapılarından başı açık girmek, ruhumuzu, vicdanımızı ellerimizle öldürmekten başka bir şey olmasa gerektir. Ayrıca bu yanlışın ileride psikolojimizde daha büyük bir tahribata yol açtığı da bir vak’adır. Çünkü daha okula başımızı açıp girişimiz bile bir manevî çöküştü, işte bundan sonra başlıyordu asıl kabuslu günler, çünkü insan ancak ektiğini biçiyordu. Yani tohumun zehirliyse meyvenin sağlam olmasını bekleyemezdin; hiç mi kalbimiz parçalanmayacaktı saçlarımız açık vaziyette okulun koridorlarında gezerken, veya açık bir başla ders dinlerken, kendilerince zafer kazanan o rezil insanların alaycı bakışları altında hiç mi ezilmeyeceğiz. Hayatımız böyle bir rezillik içinde daha mı güzel olurdu?
“Bütün karalıklar aynı siyahtan dokunmuştur...” materyalizmin, kapitalizmin, sekülarizmin ve bir parça da olsa pozitivizmin, naturalizmin ( yani tabiatperestliğin) “kara tahtalığı” yapılan bu okullarda baş örtüsü yasağının arkasına gizlenmeye çalışılan bazı yönetim bozuklukları, eğitim düzensizlikleri, öğretim eksikliklerinin yanı sıra bir doktrin gibi şırınga ediliyordu çarpık düşünceler. Tabii bütün bunların yanında çok güzel gelişmeler de yok değildi bu eğitim merkezlerinde, fakaat... Bize hayatı böylesine manevi bir cehennem hâline getirecek olan bu sıkıntıya dûçar olmak âkıl olanların işi olmadığını düşünüyorum. Hiç değilse şu zamanlar için.
“İslâmiyet muhabbeti, senin husumetini lüzumlu kılar. Cebrail şeytan ile barışamaz.”
Bütün bunların yanında onların bu yüzsüzce tekliflerini geri çevirerek Hakkın hatırını âli tutup Hz. Meryem metanetiyle mânen onların yüzüne tükürmek, gözüne tokat vurmakla belki dünyamız bir parça zora girer, fakat ruh ve kalbimiz sağ kalır. Akîdimiz yıpratılamaz, İslâmiyetin izzetiyle alay edilemez, gülünç duruma sokulamaz. Peki ya açarsak; işte o zaman “bu insanlar ne kadar karaktersizmiş” tarzında çok ağır tahkirlere maruz kalınırdı veya kalınıyor. Beşer bu zamanda zahirperest olduğundan dolayı bazıları da “eğer Allah için örtünselerdi okula tenezzül etmezlerdi ikisi arasında seçim yapılması istendiğinde. Demek dünyalık maksatlar için takıyorlar, veya başka gizli amaçları var.” Diyebileceklerdir belki de. Böylece toptancılık yapıp bütün ehl-i imanı bu şekilde yargılayıp İslâmiyetin izzeitne leke sürmeye çalışanların ekmeğine yağ sürülmesine vesile olacağız. Hastanın en muhtaç olduğu an ilacın en yakın olduğu an olabilir.
Bütün bunların hepsi bir yana fıtrî yönelişin önüne geçilemez. Bir avuç su kalın çelik bir kutu içine dökülse, dondurucuda soğuğa maruz bırakılsa yayılma meyli çeliği parçalar. Bunun gibi sebatımız metanetimiz ve okumalarımız, imanımız hakiki hâlini bulduktan sonra, çelik kutudaki su gibi zulmün soğuk kâfirâne düşmanlığına maruz kaldıkça istibdâdın sallanan duvarını paramparça edecektir.
“ Haksızlığı hak bilenlere karşı hak dava etmek hakka karşı bir haksızlıktır.” Hiçbir “gül” solduğu yerden bir daha açamaz, aynı başını açanların bir daha çok zor kapattıkları veya kapatamadıkları gibi... çünkü kalplerdeki iman gülü bir defa soldurulmuştur veya solmaya yüz tutmuştur; sen istediğin kadar sulasan da... gerçi, “tövbeni yüz kere bozsan da gel” demek; “yüz kere bozmadan gelme!” demek değildir...:(
 

Huseyni

Müdavim
Cevap: okumakmi? basortusumu?

Werdiğimiz rahatsızlıktan dolayı kendi adıma özür dilerim. bi konuyu tartışmaya çalışıyoruz ama bazen malesef dozu kaçıyor. böyle şeylerden hemen küsmemek gerek. sonuçta her yaptığımızı Allah cc.rızasını kazanmak için yapmaya çalışıyoruz. tekrar hakkınızı helaal edin.
 

mihrimah

Talebe
Cevap: okumakmi? basortusumu?

Werdiğimiz rahatsızlıktan dolayı kendi adıma özür dilerim. bi konuyu tartışmaya çalışıyoruz ama bazen malesef dozu kaçıyor. böyle şeylerden hemen küsmemek gerek. sonuçta her yaptığımızı Allah cc.rızasını kazanmak için yapmaya çalışıyoruz. tekrar hakkınızı helaal edin.


Kardeş ne mübarek insansın maşl.Size yakışan da budur zaten..
Bunu yazmak yürek ister diye düşünüyorum, bu arada beğeniyle takip ediyorum ve katılımlarınızın devamını diliyorum..Selam ve dua ile...
 

uhuvvet1

Member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

"Vallahi terazinin bir kefesine Güneş'i, Ay'ı, Dünya'yı, Dünya'daki bütün diplomaları, sertifikaları, madalyaları, alkışları, paraları ve makamlarn hepsini koysalar, diğer kefesine de örtüyü koysalar, valahi benim yanımda örtü daha ağır basar!
 

alina-5

Member
Cevap: okumakmi? basortusumu?

"Vallahi terazinin bir kefesine Güneş'i, Ay'ı, Dünya'yı, Dünya'daki bütün diplomaları, sertifikaları, madalyaları, alkışları, paraları ve makamlarn hepsini koysalar, diğer kefesine de örtüyü koysalar, valahi benim yanımda örtü daha ağır basar!

makam mansıp için benim içinde öyle ama arif abi makam mansıbı bırak müslümanların rahatça dinini yaşayabilmesi adına cennetlerini feda etmekten bahsetmiş herkesten allah razı olsun
arif abi ben nedemek istediğinizi gayet iyi anlıyorum allah razı olsun o hasbi kardeşlerdende sizlerdende....
 

ebrar172

Talebe
Cevap: okumakmi? basortusumu?

kardeşler...hepiniz şunu unutuyorsunuz biz okumak derken başörtüsünü önemsizmi sayıyoruz...biz başörtüsünü kefenimiz saymışız...unutmayın bizler okumak derken kendi zevkimiz için menfaatleriz,kişisel değerlerimizi değil bambaşka şeyleri savunuyoruz...nasıl sizin için baş örtüsü vaz geçilmezse bizim içinde aynı şekildedir...

Allah'ım bedenimi öyle büyüt öyle büyüt ki benden başkasına yer kalmasın...şimdi bu söze binaen diyebilirmiyiz cehennem istenirmi..oysa niyet ne kadar farklı...aynı şekilde bizler okumak derken ve bir hanım kardeşimiz okumak için baş örtüsünü çıkarmak zorunda kalırken...bazen cehennemi dahi göze alarak yapıyorsa bunu...ve içinde onca ızdırap duyarken...baş örtüsünü çıkar denilirken başını kesmekle aynı şeyin istendiğini bilmiyormusunuz...yürekten tesettürlü hiçkimse bunu güle oynaya yapmıyor...

ama bazen kişiler kendilerini feda ederler...bunu yaparken tek tesellileri Allahın içlerini bilmesidir...ve hiçbir niyet halisane niyetten daha güzel daha yüceltici değildir...tabiki kişiler kendi ahiretlerini tehlikeye atmak istemeyebilirler kim buna söz söyleyebilir...fakat bunca kederle bunca sıkıntıyla ve hergece gözyaşları ile yatan nice kızlarımız var...sizde bunu göz ardı etmeyiniz...

ben savaşa gidemem canım tehlikeye girer...herkes kendi canını korusun banane dersek ...bu diyarda sokağa çıkamayacağımız günlerde gelir...tabiki herkes aynı görüşü paylaşmak zorunda değil...
ama unutmayın ne olur yazdığınız ayetleri hadisleri bizlerde biliyor ve başımızın gözümüzün üzerinde taşıyoruz...ama ahvalimizi anlatamıyoruz sanırım ...sizler ve bizler aynıyız aynı özüz aynı asıldan aynı ruhtan...


Rabbim herşeyin hayırlısını versin ne diyeyim...selam ve dua ile...
 

Huseyni

Müdavim
Cevap: okumakmi? basortusumu?

yazmayı düşünmüyordum ama ben kapatmaya çalışırken siz daha açma yoluna gitmişsiniz konuyu. bundan sonra istediğiniz kadar yazsanızda ben cevap yazmıyorum bu konuya.
sürekli ileri sürdüğünüz iki söz var.

birisi Ebu Bekir efendimizin sözü

diğeri de Üstad'ın ra. meşhur "cehennemin alevleri" sözü.

her iki sözde çok güzel. fakat bu sözler bahsettiğiniz meseleye ruhsat vermek için söylenmemiş.Üstad ra. o sözü söledikten sonra , bir tane tebliğe tercih ettiği ayet varmı? ki sarık ve cübbesini bile çıkarttıramamışlar. açanları eleştirmekten ziyade bunu Üstad'ın sözlerine veya Ebu Bekir r.a. efendimizin sözlerine dayandırmanızı anlamıyorum.


---SON---
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst