ama BELKİ başka şekilde aramızdan ayrılacaktı...BELKİde yaşayacaktı... yani orasını biz bilemeyiz...
Şunu belirtelim ki,
Allah’ın ilminde yer alan ecel değişmez. Buna “ecel-i müsemma” denilir. Fakat Levh-i Mahfuzda veya melekler tarafından yazılı olan ecelin –belli şartlara dahilinde- değişmesi mümkündür. Buna “Ecel-i kaza” denir. “Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazları, marazları/hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113) anlamına gelen hadislerde de bu gerçeğe işaret edilmiştir.
Ecel-i müsemmaya ecel-i mübrem denildiği gibi, ecel-i kazaya ecel-i muallak da denilir. Ecel-i Müsemma Allah’ın ilminde, levh-i ezelîde olan, kesin ve değişmez eceldir. Ecel-i kaza ise, Levh-i mahfuzda kesin şeklinde gözüken ve şartlara bağlı olarak değişebilen eceldir. (bunun hiç değişmeyen bir şekli de vardır).
Ecel-i müsemma değişmez olduğundan asıldır. Levh-i mahv ve ispatta yazılan Ecel-i Kaza ise ona aykırı olamaz. Dolayısıyla, Ecel-i kazanın gerçekleşmesi, aynı zamanda ecel-i musemmanın gerçekleştiği anlamına gelir.(krş.. B. S. Nursi, Lemalar, s. 104; Barla, s. 349).
“O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra bir decel/bir ömür süresi tayin edendir. Bir de O’nun nezdinde muayyen bir ecel vardır”(Enam, 6/2) mealindeki ayette bu iki ecel türüne işaret edilmiştir. Bu konuda tefsircilerin değişik yorumları vardır. Biz bu görüşü tercih ettik.(Bk. Alusî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Ayetin kapsamı bütün o görüşlere işaret etmiş de olabilir.
“Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar elbette Allah’a pek kolaydır”(Fatır, 35/11) mealindeki ayette de, ömrün-normal tabii seyrinden- daha kısa veya daha uzun olabileceği ifade edilmiştir.
Aşağıda söz konusu ettiğimiz hususları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
- Allah’ın ilminin ön gördüğü, hikmetinin uygun bulduğu şartlar çerçevesinde “sadaka-anne-babaya saygı, itaat” gibi manevî değerler bazında ömrün uzaması mümkün olduğu gibi, “hayatın biyolojik çalışmasının devamını sağlayan maddî şartların iyileştirilmesi durumunda, ömrün normal standart çıtasını yukarıya çekmek de mümkündür” Ve tabii ki, bu da Allah’ın ilim ve izni dışında değildir.
- Bediüzzaman'a göre, Hz. İsâ'nın mucizesinden bahseden "(İsâ şöyle dedi Allah'ın izni ile, körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim." (Âl-i İmrân, 3/49) meâlindeki âyet, en müzmin hastalıklarının da ilâcının bulunabileceğine, hattâ ölüme bile geçici bir hayat rengi vermenin mümkün olduğuna işaret etmektedir. Yüce Allah, bu âyetin işaret diliyle mânen diyor ki: "Ey insan! benim için dünyayı terk eden bir kuluma iki hediye verdim. Biri; mânevî dertlerin dermanı, diğeri de maddî dertlerin ilâcı. Ölmüş kalpler onun getirdiği hidâyet nuru ile diriliyor. Ölmüş gibi hastalar da, onun nefesiyle ve ilâcıyla şifâ buluyor. Sen de, benim hikmetle kurduğum yeryüzü eczanesinde, her derdine deva bulabilirsin. Öyleyse, çalış bul. Kuşkusuz ararsan bulursun." İşte bu âyet, şimdiki tıbbî gelişmelerin çok ötesinde, daha ilerideki hududuna işaret ediyor, insanları teşvik ediyor. (Sözler, 265-266)
sorularla islamiyet