Zamana yolculuk mümkün olsaydı???

ReþHa2

Well-known member
Ben şunu düşünürdüm bazen yani biz bugünün teknololojiyle geçmiş zamana dönebilseydik bugün kü teknolojiyi yani dünün imkansızlarını hayallerini onlara nasıl anlatabilirdik acaba .
Gittiğim osmanlı döneminde şöyle bir konuşma yapıyorum insanlar merakla etrafımda toplanıyor ve ben bütün yenilikleri anlatmaya çalışıyorum ve zorlanıyorum tabi.
-Eeeee şeyyy şimdi bilgisayar nasıl desem ki ....Bilgiyi işlenebilir hale getiriyor yani veri işliiyor ve depoluyor.
-???????
-Peki sana inanacaz hele bi bilgisayar yap da görelim
Bu sefer de ben
-???????
her halde sonunda beni akıl hastası zannederlerdi.
 

SeYeLaN

Well-known member
Arkadaş bizler biliyoruz ki ecel sebeplerin arkasına gizlenmiş.Yani siz onu uyarsaydınız belki başka bir şekilde aramızdan ayrılacaklardı.Birde uyardığınız zaman size deli gözüyle bakardı herhalde:)

ama BELKİ başka şekilde aramızdan ayrılacaktı...BELKİde yaşayacaktı... yani orasını biz bilemeyiz...
 

ReþHa2

Well-known member
Yani olayı sadece sebeplere mi bağlıyorsunuz yani binmeseydi yaşayabilirdi diyorsunuz ...Hmmm ....Yanlış anlaşılmasın bu konu benim biraz kafamı karıştırıyor da...İzahat buyurur musunuz lütfen
 

SeYeLaN

Well-known member
efendim orasını biz bilemeyiz...
ne olsaydı ne olacağını kaderin nasıl tecelli edeceğini...
binseydi veya binmesydi ne olacağını ......

binmeseydi bile kesin ölecekti diye bişey diyemeyiz değilmi...
yine aynı şekilde ölmeyecekdide diyemeyiz..
 

ReþHa2

Well-known member
Seyelan kardeş konu değişir diye tedirgin olmanıza gerek yok.
Ben tartışmayı sevmem ama şöyle düşünüyorum.Eğer Allah Yazıcıoğlu'nun ölümünü takdir etmeseydi önüne binmemesi için bi engel çıkartabilirdi.Bu Allah-ü Teala için çok da zor değil mesela küçük bir virüs sayesinde Yazıcıoğlu hastalanıp yatağa düşer böylece gezisi iptal olabilirdi.Yani demek ki ....
 

SeYeLaN

Well-known member
Seyelan kardeş konu değişir diye tedirgin olmanıza gerek yok.
Ben tartışmayı sevmem ama şöyle düşünüyorum.Eğer Allah Yazıcıoğlu'nun ölümünü takdir etmeseydi önüne binmemesi için bi engel çıkartabilirdi.Bu Allah-ü Teala için çok da zor değil mesela küçük bir virüs sayesinde Yazıcıoğlu hastalanıp yatağa düşer böylece gezisi iptal olabilirdi.Yani demek ki ....
şimdi kader hakkında bir konu açın..
hem ben faydalanayım hemde diğer kardeşler görüşlerini belirtsin..

bilgilerimiz paylaşılsın..

ben başka başlık hakkında başka konu konuşmak istemiyorum..


yeni başlık altında bir konu açalım..

bekliyorum
 
bedir ve uhud harbinde bulunmayı isterdim
ayrıca hz hamzayı allahın arslanını izlemyi çok isterdim
bir alimin deyimiyle biçerdöver gibi bir baştan diğer başa giden şehitler sultanını göremek isterdim
 

ReþHa2

Well-known member
bedir ve uhud harbinde bulunmayı isterdim
ayrıca hz hamzayı allahın arslanını izlemyi çok isterdim
bir alimin deyimiyle biçerdöver gibi bir baştan diğer başa giden şehitler sultanını göremek isterdim

Abi yani maşallah siz de savaşçı ruhlusunuz.Küçükken çocuk dövmeler,dedenize yaptığınız ...Abi korktum valla:002:
 
Abi yani maşallah siz de savaşçı ruhlusunuz.Küçükken çocuk dövmeler,dedenize yaptığınız ...Abi korktum valla:002:

yok kardesım ya sen bakma kucukken herkes yaramaz olur :)
normalde savaslardan ölümlerden nefret ederım ;
ama islamıyet ıcın yapılan savasları ınsan merak edıyor ....
hem ((daha bıkeresınde de anne annemın kafasını kırmıtım yanlıslıkla :) ))
cocuklugum bıtaz ılgınctır ,yapacak bısey yok :)....
 

SaYa

Well-known member
ama BELKİ başka şekilde aramızdan ayrılacaktı...BELKİde yaşayacaktı... yani orasını biz bilemeyiz...




Şunu belirtelim ki, Allah’ın ilminde yer alan ecel değişmez. Buna “ecel-i müsemma” denilir. Fakat Levh-i Mahfuzda veya melekler tarafından yazılı olan ecelin –belli şartlara dahilinde- değişmesi mümkündür. Buna “Ecel-i kaza” denir. “Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazları, marazları/hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113) anlamına gelen hadislerde de bu gerçeğe işaret edilmiştir.

Ecel-i müsemmaya ecel-i mübrem denildiği gibi, ecel-i kazaya ecel-i muallak da denilir. Ecel-i Müsemma Allah’ın ilminde, levh-i ezelîde olan, kesin ve değişmez eceldir. Ecel-i kaza ise, Levh-i mahfuzda kesin şeklinde gözüken ve şartlara bağlı olarak değişebilen eceldir. (bunun hiç değişmeyen bir şekli de vardır).

Ecel-i müsemma değişmez olduğundan asıldır. Levh-i mahv ve ispatta yazılan Ecel-i Kaza ise ona aykırı olamaz. Dolayısıyla, Ecel-i kazanın gerçekleşmesi, aynı zamanda ecel-i musemmanın gerçekleştiği anlamına gelir.(krş.. B. S. Nursi, Lemalar, s. 104; Barla, s. 349).
“O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra bir decel/bir ömür süresi tayin edendir. Bir de O’nun nezdinde muayyen bir ecel vardır”(Enam, 6/2) mealindeki ayette bu iki ecel türüne işaret edilmiştir. Bu konuda tefsircilerin değişik yorumları vardır. Biz bu görüşü tercih ettik.(Bk. Alusî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Ayetin kapsamı bütün o görüşlere işaret etmiş de olabilir.

“Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar elbette Allah’a pek kolaydır”(Fatır, 35/11) mealindeki ayette de, ömrün-normal tabii seyrinden- daha kısa veya daha uzun olabileceği ifade edilmiştir.

Aşağıda söz konusu ettiğimiz hususları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

- Allah’ın ilminin ön gördüğü, hikmetinin uygun bulduğu şartlar çerçevesinde “sadaka-anne-babaya saygı, itaat” gibi manevî değerler bazında ömrün uzaması mümkün olduğu gibi, “hayatın biyolojik çalışmasının devamını sağlayan maddî şartların iyileştirilmesi durumunda, ömrün normal standart çıtasını yukarıya çekmek de mümkündür” Ve tabii ki, bu da Allah’ın ilim ve izni dışında değildir.

- Bediüzzaman'a göre, Hz. İsâ'nın mucizesinden bahseden "(İsâ şöyle dedi Allah'ın izni ile, körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim." (Âl-i İmrân, 3/49) meâlindeki âyet, en müzmin hastalıklarının da ilâcının bulunabileceğine, hattâ ölüme bile geçici bir hayat rengi vermenin mümkün olduğuna işaret etmektedir. Yüce Allah, bu âyetin işaret diliyle mânen diyor ki: "Ey insan! benim için dünyayı terk eden bir kuluma iki hediye verdim. Biri; mânevî dertlerin dermanı, diğeri de maddî dertlerin ilâcı. Ölmüş kalpler onun getirdiği hidâyet nuru ile diriliyor. Ölmüş gibi hastalar da, onun nefesiyle ve ilâcıyla şifâ buluyor. Sen de, benim hikmetle kurduğum yeryüzü eczanesinde, her derdine deva bulabilirsin. Öyleyse, çalış bul. Kuşkusuz ararsan bulursun." İşte bu âyet, şimdiki tıbbî gelişmelerin çok ötesinde, daha ilerideki hududuna işaret ediyor, insanları teşvik ediyor. (Sözler, 265-266)

sorularla islamiyet
 

ReþHa2

Well-known member
Allah razı olsun saya paylaşımın için ,Yani ecel-i müsemma değişmez ama ecel-i kaza değişebilir.Ecel-i kazanın gerçekleşmesi de ecel-i müsemmanın gerçekleşmesi demek oluyor aynı zamanda.Ecel-i kazanın değiştirilmesi de olabiliyor fakat e.müsemma değişmiyor.

Pekiii bu ecel-i müsemma yani değişmeyen ecel kapsamına giren noktalar nedir?Ecel-i kaza nelerdir? Bunlardan da bahsedebilir miyiz? Mesela doğum,ölüm ...Bu gibi şeyler midir?Aslında ayrı bi konu da açabilirdik .Ayrıntılı bi konu ..Ama olsun bakalım iki konu birden kimi buraya bakar kimi zamana yolculuk konusuna bakar ...
 
Üst