- Bu konu 274 yanıt içerir, 46 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
10 Aralık 2010: 11:27 #666439
Anonim
Selamün aleyküm.
Bu başlık altında Risale-i Nur’dan okuduklarımızı yazıyla paylaşmayı niyet ettik. İnşaallah okuduklarımızı daha iyi anlamaya vesile olur. Hem klavyemizi de geliştirmiş oluruz bu vesileyle belki. 🙂 Kopyala yapıştır yapmadan sadece klavyeyle Risale-i Nur yazmaya var mısınız ?
İlk Risalemi yazıyorum inşaallah.
Bismillah…
“Cenâb-ı Hakkı bulan neyi kaybeder ? Ve Onu kaybeden neyi kazanır ?”; yani, “Onu bulan herşeyi bulur. Onu bulmayan hiç bir şey bulmaz, bulsa da başına bela bulur.”
Altıncı Mektup
[NOT]Noktalama işaretlerine de mümkün mertebe hassasiyet gösterelim. [/NOT]
10 Aralık 2010: 11:35 #782309Anonim
acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki !..bütün vaktini ona sarfediyorsun?risale-i nur külliyatından…
10 Aralık 2010: 11:40 #782310Anonim
“Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.”
Yirmi Birinci Mektub10 Aralık 2010: 11:59 #782311Anonim
cennet ucuz değil; cehennem dahi lüzumsuz değil.
insan zulmeder , kader adalet eder..
kanaat, bitmez tükenmez bır hazınedir … Risale nur K.
10 Aralık 2010: 16:01 #782315Anonim
İ’lem Eyyühel-Aziz! Dünyada görülen bilhassa nebatî ve hayvanî hayatlarda müşâhede edilen ademler, idamlar, tebeddül ve teceddüd-ü emsalden ibârettir. İmanlı olan kimselere göre zeval ve firakın acısı değil, yerlerine gelen emsalleriyle visalin lezzeti hâsıl oluyor. Öyle ise, îmana gel ki elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki, selamette kalasın.
MESNEVÎ-İ NURİYE10 Aralık 2010: 16:19 #782317Anonim
Asâ-yı Mûsâ
Dördüncü Sözde denildiği gibi, bin lira ikramiye kazancı için bin adam iştirak etmiş bir piyango kumarına yirmi dört lirasından beş on lirayı veren ve yirmi dörtten birisini ebedî bir mücevherat hazinesinin biletine vermeyen—halbuki dünyevî piyangoda o bin lirayı kazanmak ihtimali binden birdir; çünkü bin hissedar daha var—ve uhrevî mukadderat-ı beşer piyangosunda, hüsn-ü hâtimeye mazhar ehl-i iman için kazanç ihtimali binden dokuz yüz doksan dokuz olduğuna yüz yirmi dört bin enbiyanın ona dair ihbarını keşfle tasdik eden evliyadan ve asfiyadan had ve hesaba gelmez sâdık muhbirler haber verdikleri halde, evvelki piyangoya koşmak, ikincisinden kaçmak ne derece maslahata muhalif düşer, mukayese edilsin.10 Aralık 2010: 21:31 #782325Anonim
Yalnız Biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
Biri Talep et; başkaları lâyık değiller.
Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar.
Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
Biri söyle; O’na ait olmayan sözler, mâlâyâni sayılabilir.ONYEDİNCİ SÖZ.
10 Aralık 2010: 22:04 #782326Anonim
Arkadaşlar yazarken hangi risalenin hangi bölümünden alıntı yaptığınızıda yaparsanız daha hoş olur algılanması açısından da kolaylık olur hem.
“Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dava etsin. Pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek, pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır.”
Sözler – Otuzikincisöz10 Aralık 2010: 22:59 #782328Anonim
Uyku üç nevidir.
BİRİNCİSİ: Gaylûledir ki, fecirden sonra, tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için, hilâf-ı sünnettir. Çünkü rızık için sa’y etmenin mukaddemâtını ihzar etmenin en münasip zamanı, serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet ârız olur. O günkü sa’ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi, bereketsizliğe de sebebiyet verdiği, çok tecrübelerle sabit olmuştur.
Yirmi Sekizinci Lem’a
11 Aralık 2010: 07:02 #782331Anonim
Birinci Medar: Dikkat edilse, şu kâinatın umumunda bir nizam-ı ekmel, bir intizam-ı kasdî vardır. Her cihatte reşehat-ı ihtiyar ve lemeat-ı kasd görünür. Hatta, herşeyde bir nûr-u kasd, her şe’nde bir ziya-yı irâde, her harekette bir lem’a-i ihtiyar, her terkibde bir şûle-i hikmet, semeratının şehadetiyle nazar-ı dikkate çarpıyor. İşte, eğer saadet-i ebediyye olmazsa, şu esaslı nizam, bir sûret-i zaîfe-i vâhiyeden ibaret kalır. Yalancı, esassız bir nizam olur. Nizam ve intizamın ruhu olan mâneviyat ve revabıt ve niseb, hebâ olup gider. Demek, nizamı nizam eden, saadet-i ebediyyedir. Öyle ise, nizam-ı âlem, saadet-i ebediyyeye işaret ediyor.
YİRMİ DOKUZUNCU SÖZ11 Aralık 2010: 10:56 #782336Anonim
Meselâ, hararet ve ziya sana bir âyine vasıtasıyla gelir. Sen de, güneşe karşı minnettar olmaya bedel, âyineyi masdar telâkki edip, güneşi unutup, ona minnettar olmak divaneliktir.
Evet, âyine muhafaza edilmeli, çünkü mazhardır. İşte mürşidin ruhu ve kalbi bir âyinedir, Cenâb-ı Haktan gelen feyze mâkes olur, müridine aksedilmesine de vesile olur. Vesilelikten fazla, feyiz noktasında makam verilmemek lazımdır.
Mesnevi-i Nuriye – Zühre
12 Aralık 2010: 04:44 #782381Anonim
Evet, bu kelime öyle bir mübarek definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete rabtedip Kâdir-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiç kimseden pervası kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, herşeye karşı dayanır.
Birinci Söz
12 Aralık 2010: 05:45 #782384Anonim
Arkadaş! Vaktin evvelinde, Kâbe’yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren daireler gibi Beytin etrafında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyti ihata ettikleri gibi, en uzak safların da âlem-i İslâmı ihata etmiş olduğunu hayal ile görsün. Ve o saflara girmekle, o cemaat-ı uzmâya dahil olsun ki, o cemaatin icmâ ve tevatürü, onun namazda söylediği her dâvâya ve her bir sözüne ir hüccet ve bir burhan olsun.
Mesnevi-i Nuriye – Katrenin Zeyli
12 Aralık 2010: 11:21 #782395Anonim
Ey bîçare hasta ! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir,gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlara meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vemiyor, tutuyor, uzun ediyor -tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darbımesel dillere destandır ki, “Musibet zamanı çok uzundur; safâ zamanı pek kısa oluyor.”
Yirmibeşinci Lem’a – Birinci Devâ.
12 Aralık 2010: 13:13 #782410Anonim
Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı müteesirim, ey Muhammed (a.s.m.)! Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap, senin değildir; o Lâhutîdir. Bu kitabın Lahutî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin butlanını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzur-u mehabetinde kemal-i hürmetle eğilirim.
Prens Bismarckİşaratü’l-İ’caz -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.