- Bu konu 274 yanıt içerir, 46 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Ekim 2012: 11:03 #809534
Anonim
Bu kainatta görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyorki,bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kainat,bütün mevcudatiyle ayinedarlık dilleriyle,o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder.
Şualar Dördüncü Şua
31 Ekim 2012: 19:44 #809568Anonim
Ehl-i zahiri hayse-beyse vartalarına atanlardan birisi, belki en birincisi, imkânâtı, vukuâta karıştırmak ve iltibas etmektir. Meselâ diyorlar: “Böyle olsa, kudret-i ilâhiyede mümkündür. hem ukûlümüzce azametine daha ziyade delâlet eder. Öyleyse bu vaki olmak gerektir.”
Heyhat! Ey miskinler! Nerede aklınız kâinata mühendis olmaya liyakat göstermiştir? Bu cüz’î aklınızla hüsn-ü küllîyi ihata edemezsiniz. Evet, bir zira’ kadar bir burun altından olsa, yalnız ona dikkat edilse, güzel gören bulunur!
Sorularla Risale | Risale-i Nur Külliyatı | SEKİZİNCİ MESELE
5 Kasım 2012: 00:04 #809724Anonim
Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akıl ile onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz? Yok, yok! Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvasında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır.
5 Kasım 2012: 22:57 #769975Anonim
Hülâsa: Bir hüceyrenin vücuda gelmesi kendisine isnat edilirse, kâinata muhit olan sıfatlar kendisinde lâzımdır. Esbaba isnat edilirse, âlemdeki bütün esbabın o hüceyrede içtimâları lâzım gelir. Halbuki, sineğin iki eli sığmayan bir hüceyre, iki ilâhın tasarrufuna mahal olabilir mi? Hâşâ!
Mesnevi-i Nuriye
6 Kasım 2012: 23:54 #809771Anonim
Ey kardeşlerim, dikkat ediniz. Vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir kıymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmasın.Mektubat
26 Kasım 2012: 11:53 #810341Anonim
Hırs hasaret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidirr…
Lem alar27 Kasım 2012: 22:45 #810414Anonim
Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikati tanımayan, hayalâta sapar. Sırat-ı müstakîmi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır, aldatır.
Zahirperestleri aldatan bir sebep, kıssanın hisse ile münasebeti ve mukaddemenin maksut ile zihinde mukareneti, vücud-u haricîde olan mukarenetle iltibas olunmasıdır. Bu noktaya dikkat et, sonra muhtaç olacaksın.Muhakemat
10 Aralık 2012: 19:34 #810739Anonim
İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir vüs’attedir ki, ihatası mümkün değildir. Ve o kadar dardır ki, iğneye mahal olamaz. Evet, bazan zerre içinde dönüyor, katre içerisinde yüzüyor, bir noktada hapsoluyor. Bazan da âlemi bir karpuz gibi eline alır ve kâinatı misafireten getirir, akıl odasında misafir eder. Bazan da o kadar haddini tecavüz eder, yükseğe çıkar ki, Vâcibü’l-Vücudu görmeye çalışır. Bazan da küçülür, zerreye benzer. Bazan da semâvat kadar büyür. Bazan da bir katreye girer. Bazan da fıtrat ve hilkati içine alır.
Mesnevi-i Nuriye
12 Aralık 2012: 19:50 #810798Anonim
Şu hadsiz kâinatı şenlendiren,
Bilmüşahede rahmettir.
Ve bu karanlıklı mevcudatı ışıklandıran,
Bilbedahe yine rahmettir.
Ve bu hadsiz ihtiyacat içinde yuvarlanan
Mahlukatı terbiye eden,
Bilbedahe yine rahmettir.| Risale-i Nur Külliyatı,Sözler *
27 Aralık 2012: 16:49 #811111Anonim
Ey İnsan,aklını başına al!Hiç mümkün müdür ki , bütün enva-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hacetlerine “lebbeyk!” dedirten zat-ı zülcelal seni bilmesin , tanımasın , görmesin ?
Sözler
27 Aralık 2012: 18:16 #811113Anonim
Onuncu sözü okurken saatler geçmiş. Çocuklar, merakından, anlayamadıkları zaman hemen bendenize soruyorlardı. ben de bu Elmas, Cevher, Nuru onların anlayabileceği şekilde izah ederken, çocukların renkleri, renk renk oluyordu ve güzelleşiyordu. Bendeniz de çocukların yüzlerine baktıkça, hepsinde ayrı ayrı nurlu Said görüyordum.
sualllerinde ‘nur hangisi, Cevher hangisi ve Elmas hangisi?’ diye sorduklarında, ‘Evet, Nur bunu okumaktır. Bak sizde bir güzellik meydana geldi.’ onlarda birbirinin yüzüne bakıp tasdik ettiler.
‘ Ya Elmas nedir?’
‘ Bu ;Sözleri yazmaktir. O zaman, yani yazdığınız zaman sizin yazılarınız elmas gibi kıymetli olur.’ Tasdik ettiler.
‘Ya Cevher nedir?’
‘ İşte o da bu kitaptan aldığınız imandır.’ Hepsi birden şehadet getirdiler.
Yirmi Sekizinci Lem’a – Yirmi Beşinci Nükte
28 Aralık 2012: 03:17 #811117Anonim
Öncelikle böyle güzel bir uygulamayı düşünenden ve faaliyete geçirenden Allah razı olsun. Ama başlığı okuyunca bütün Risale-i Nuru yazacağımızı zannedip yüreğim ağzıma geldi. 🙂 İstemediğimden değil, şahsen buna vakit ayıramayacağımı düşündüğümden.. Neyse boş konuşmayı bırakayım da bir vecize de ben yazayım;
İnsandaki en tehlikeli damar enaniyet damarıdır. Ve en zaif damarı da odur. Onu okşamakla çok fena şeyleri yaptırabilirler. ~ Mektubât
10 Ocak 2013: 14:15 #811295Anonim
dünyanin lezaizi zehirli bala benzer lezzeti nisbetinde elemi vardir…mesnevi-i nuriye
10 Ocak 2013: 17:23 #811296Anonim
Eger gunahlari dusunmuyorsan yahut ahireti bilmiyorsan veya Allah’i tanimiyorsan,sende oyle bir dehsetli hastalik varki; milyon defa sendeki bu kucuk hastaliktan daha buyuktur.Ondan feryat et..Lemalar
10 Ocak 2013: 23:07 #811304Anonim
Acaba mümkün müdür ki, bu derece nihayetsiz bir kudret ve muhit bir hikmetle rububiyet eden ve zerrattan tâ seyyârâta kadar bütün mevcudatı kabza-i tasarrufunda tutmuş ve intizam ve mizan dairesinde döndüren Sâni-i Zülcelâl, neş’e-i uhrâyı yapmasın veya yapamasın?
Yirmi Dokuzuncu Söz/İkinci Maksat
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.