- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
25 Temmuz 2013: 15:01 #815028
Anonim
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
Mübahları gelişi güzel kullanan, şüpheli şeyleri yapmağa başlar. Şüphelileri yapmak da harama yol açar.Büyükleri sevmek, saâdetin sermâyesidir. Muhabbete müdâhane, gevşeklik sığmaz.
Nefs bir kötülük deposudur. Kendini iyi sanarak Cehl-i mürekkeb olmuştur.
Nefse, günahlardan kaçmak, ibâdet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevaptır.
Razzâk olan Hak teâlâ, rızıklara kefil olmuş, kullarını bu sıkıntıdan kurtarmıştır.
Seâdet, ömrü uzun ve ibâdeti çok olanındır.
25 Temmuz 2013: 15:03 #815029Anonim
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
Seâdet-i ebediyyeye kavuşmak, peygamberlere uymağa bağlıdır.
Sohbeti ganîmet bilmelidir. Sohbetin üstünlüğü, bütün üstünlüklerin ve kemâllerin üstüdür.
Sünnet ile bid’at birbirinin zıddıdır. Birini yapınca öteki yok olur.
Zâhid, dünyâya gönül bağlamadığı için, insanların en akıllısıdır.
Zekât niyeti ile bir kuruş vermek, dağlar kadar altını sadaka olarak vermekten kat kat daha sevapdır.
Sâlih ameller İslâmın beş şartıdır. Sâlih amelleri yapmadan kalb selâmette olmaz.
Cennet ile Cehennem’den başka ebedî bir yer yoktur. Cennet’e girmek için îmân ve dînin emirlerine uymak lâzımdır.
25 Temmuz 2013: 15:04 #815030Anonim
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
Dünyâyı maksad edinmemeli. Dünyâ, nefsin arzularına yardımcıdır. Dünyâ ve âhiret bir arada olmaz. Dünyâya düşkün olmak, günahların başıdır. Dünyâya düşkün olanlar âhirette zarar görür. Dünyâya düşkün olmamanın ilâcı, İslâmiyete uymaktır.Bu zamanda dünyâyı terk etmek çok zordur. Dünyâyı terk lâzımdır. Hakîkaten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, âhirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nîmettir. Bu da, yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dînin hudûdundan dışarıya taşmamakla olur.
Dünyâyı terk etmek iki türlüdür; birincisi, mübahların, zarûret mikdârından fazlasını terktir. Bu çok iyidir. İkincisi, haramları ve şüphelileri terkedip yalnız mübahları kullanmaktır. Bu zamanda bu da iyidir.
Tesbih okumak (sübhânellah demek), tövbenin anahtarı ve hattâ özüdür.
Vakit çok kıymetlidir. Kıymetli şeyler için kullanmak lâzımdır. İşlerin en kıymetlisi sâhibine hizmet etmektir. Yâni Allahü teâlâya ibâdet ve tâat etmektir.
Gençlik zamânında dînin emirlerine uymak, dünyâ ve âhiret nîmetlerinin en üstünüdür.
25 Temmuz 2013: 15:42 #815034Anonim
Beyzâde Hacı Mehmed Nûri Efendi, bir gün talebelerinden birine şöyle buyurdu:“Allahü teâlâyı an. Allahü teâlâyı anmaktan gâfil olan ölü ve âmâdır, kördür.
Allahü teâlâyı anmak kalbin cilâsıdır. Günahları temizler. Günahlarından tövbe et.
İlmihâl bilgilerini ihlâs ile öğren. Din büyüklerinin yolunda ol.
Kalbini dalâletten, yanlış ve bozuk inanışlardan temizle. Ehl-i sünnet vel-cemâat îtikâdına yapış.
Her zaman abdestli bulun. Farzları ve vâcipleri yerine getir.
Resûlullah efendimizin sünnetlerine yapışmakta çok gayretli ol.
Dinde azîmetlere yapış, ruhsatlardan, zarûret sebebiyle izin verilen şeylerle amel etmekten uzak dur.
Bid’atleri, dinde olmayıp, dîne sonradan ibâdet ve îtikâd olarak giren hurâfeleri terk et.
Bozuk kimselerin yanına gitme. Kötü huylarını at. İyi, beğenilen huylarla bezen.
Yumuşak ve cömert ol. Câhillerle mücâdeleden yüz çevir.
İnsanların faydası için yeryüzü gibi ol.
İnsanlardan gelen eziyet ve sıkıntılara sabret.27 Temmuz 2013: 09:05 #815044Anonim
.
“Biz kimi insanlar gördük ki onlar, yaptıkları ameller ile riya yapıyorlardı, şimdi ise öyle insanlar var ki yapmadıkları ameller ile riyakârlık yapıyorlar.
Fudayl b. İyâz rh.a.
5 Ağustos 2013: 15:46 #815124Anonim
.
Boşa harcanan zaman, telâfîsi mümkün olmayan acı bir kayıptır. Zira geçmişe âit bütün dosyalar kapanmıştır.
Ancak isrâf edilen zamanların nedâmetiyle; duâ, tevbe ve istiğfâra yönelerek her an Hakk’a ilticâ hâlinde bulunmak sûretiyle o kayıpların, hiç olmazsa mânen telâfîsi için gayret göstermeliyiz.Osman Nuri Topbaş
5 Ağustos 2013: 15:51 #815125Anonim
.
Seni incitenlerin özürlerini kabul et. Halkı inciteni Allah sevmez. Böyle bir huy dindar birine yakışmaz. Zulümle bir kalbi yaralayan, o yarayı kendi vücûdunda açmış olur. Kendi ayıbını görebilenlerin ruhlarında bir kuvvet belirir.
Ahmaklığın alâmeti şunlardır:
Kendi ayıbını görmeyip de başkalarının kusurunu aramak. Gönlüne cimrilik tohumu saçtığı hâlde cömertlik ummak.
Ahlâkı ile halkı hoşnud etmeyen kimsenin Allah katında hiçbir değeri yoktur.
Hastaları ziyaret et, çünkü bu Peygamber sünnetidir. Elinden gelirse susuzları suya kandır. Meclislerde insanlara hizmet et. Yetimlerin hâl ve hatırlarını sor ki, Allah seni azîz eylesin. Çünkü yetimin bir anlık ağlaması bile, arş-ı âlâyı titretmeye yeter. Bir yetimi ağlatan zâlim, cehennem ateşine odun olur. Hasta bir yetimi sevindiren, kendisi için cennet kapısını açmış olur.
Allah yolunda ne verirsen, öz malın odur. Geri kalanın hesabı vardır.Feridüddîn Attar -kuddise sirruh- (d. 1119, v. 1220)
10 Ağustos 2013: 19:32 #815148Anonim
.
“Kötü amellerinizi gizlediğiniz gibi salih amellerinizi de gizleyin.”
Zübeyr b. Avvam r.a.
12 Ağustos 2013: 14:22 #815169Anonim
.
Şakik bin İbrahim (Rahmetullahi aleyh) dedi ki:
İnsanlar şeyde dediklerinin aksini yaptılar:
1- “Biz Allah’ın kullarıyız” dediler fakat bir kul gibi değil, hürler gibi haraket ettiler, emrine uymadılar.
2- “Allah’u Teala bizim rızkımıza kefildir” dediler fakat kalpleri ancak dünya ile tatmin oldu.
3- “Ahiret dünyadan hayırlıdır” dediler fakat dünya için mal toplamakla meşgul oldular, ahiret için amel hazırlamadılar.
4- “Biz elbette öleceğiz” dediler fakat hiç ölmeyeceğini zanneden kimseler gibi amel ettiler, dünya için çalıştılar.13 Ağustos 2013: 15:51 #815186Anonim
Abdurrahman bin Kasım’dan:
-“İmam Malik Hazretlerinin tam 20 sene hizmetinde bulundum. Bu müddetin 18 senesini edeb, 2 senesini de ilim öğrenmekle geçirdim. Keşke hepsini edeb öğrenmekle geçirseydim.”
13 Ağustos 2013: 22:24 #815190Anonim
Her nefs, dünyâdan susuz olarak gidecektir. Ancak Allahü teâlâyı zikreden kullar bundan müstesnâdır.
Dâvûd-i Tâî Hazretleri14 Ağustos 2013: 16:18 #815200Anonim
.
“ Allah’ı seviyormuyuz diye sorarlarsa sus, konuşma. Evet dersen, tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki! O zaman da münafıklara, sahtekârlara benzersin!”
Fudayl bin Iyaz
15 Ağustos 2013: 15:11 #815205Anonim
Abdullah bin Menâzil hazretleri buyurdu ki:
“İnsanlar edebe, ilimden çok daha fazla muhtaçtır.”
“Devamlı utanmaktan ve sıkılmaktan bahseden, fakat Allahü teâlâdan sıkılmayan kimseye ne kadar şaşılır.”
“İhtiyâcı olmayan bir şeye muhtâc gözüken, muhtâc olduğu bir şeyi kaybeder.”
16 Ağustos 2013: 15:30 #815207Anonim
.
“Sâlih kimselerden olmadığım hâlde, sâlihleri severim. Kötü kimselerden daha aşağı olduğum halde, kötüleri sevmem.”
“Eğer gıybet etseydim, anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevâblarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur.”“Müstehabları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da mârifete, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz.”
ABDULLAH BİN MUBAREK16 Ağustos 2013: 15:33 #815208Anonim
.
İnsandaki en üstün haslet hangisidir?” diye sorulunca; “Kâmil akıl.” buyurdu. “Eğer o yoksa?” dediler. “Güzel edebdir.” buyurdu. “O da yoksa?” dediler. “Kendisiyle istişâre edilecek şefkatli bir kardeş.” buyurdu. “O da yoksa?”“Devamlı sükût.” buyurdu. “O da bulunmazsa?” dediklerinde; “Ölmek.” buyurdu.
Abdullah bin Mubarek. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.