- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Haziran 2014: 20:17 #817251
Anonim
.
İnsanların çoğu insanların takdirini kazanmaya çalışırlar İnsanların rızası onlar için en kıymetli şeydir Siz Rabbinizin rızasını kazanmaya çalışınız!Hanım evliyalardan Râbia-i Adviyye hazretleri bir münâcatında şöyle der:
“Allahım seninle aram iyi olsa bu bana kafidir Varsın bütün insanlarla aram açık olsun! Senin sevgini elde edebilirsem, başka bir şey istemem Çünkü toprağın üstünde bulunan her şey toprak olmaya mahkumdur”
Bütün kâinatı yoktan var eden, dilediği anda da yok etmeye muktedir olan Rabbimizin rızasını elde edebilirsek en büyük nimete kavuşmuş oluruz Bundan da büyük bahtiyarlık olmaz!
İbrahim bin Edhem
23 Haziran 2014: 20:19 #817252Anonim
.
İnsanlar, dünya işleri ile meşgul olurlarken, siz ahiret işleri ile meşgul olunuz! Gayeniz dünya olmasın!Gayesi dünya olanların ibadetleri çok olsa da sevabı azdır Veya hiç yoktur “Kalbinde dünya sevgisi olanın ibadetleri ihlaslı olmaz!”
İçindeki riya, kibir, ucub ve hased gibi kötü şeylerden uzaklaşamaz Bunlar da ibadetlerini geçersiz kılar
Kalbinde dünya sevgisi olmayanın ibadetleri ise; Allahü teâla için olduğundan, az da olsa kıymetlidir İnsanların beğenmeleri ve takdir etmeleri için yapılmadığından ecri de büyük olur
İbrahim bin Edhem
23 Haziran 2014: 20:20 #817253Anonim
.
İnsanlar, dış taraflarını güzelleştirmek için çaba harcarlarken, siz içinizle uğraşınız!Önemli olan kalbin temizliğidir Böyle temiz kalblere Rabbimizin sevgisi dolar
Bir kap boşaltılınca içine hemen hava dolduğu gibi
Bu kalpler nazargâhi ilâhi olur ve şeytanlar ona yaklaşamazlar!
İbrahim bin Edhem
25 Haziran 2014: 13:35 #817266Anonim
.
“Veliler her gördüklerini Cenab-ı Hakk’ın kendilerine ikram ettiği feraset nuru ile görürler. Öyle ki bu nur ile baktıklarında uzak ile yakının bir farkı olmaz.”
Şah-ı Nakşibend (k.s)
30 Haziran 2014: 18:26 #817280Anonim
.
Dünyalığı artınca sevinenler, hergün eksilmekte olan ömrüne üzülmeyenler arasında aklı noksan olmayan yoktur. (Ebû’d-Derda)30 Haziran 2014: 18:27 #817281Anonim
.
Şirkten sonra en büyük günah, insanlarla eğlenip alay etmektir.(Vehb ibni Münebbih)
30 Haziran 2014: 18:29 #817282Anonim
.
Her türlü iyilik bir evde toplanmış ve onun anahtarı tevâzu olmuştur. Her türlü kötülük bir evde toplanmış ve onun anahtarı kibir olmuştur.
(Yusun bin Hüseyin)
30 Haziran 2014: 18:33 #817283Anonim
.
Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceleri ibadetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem, fakat gönlümde Allah’a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı bir nefret duymasam, bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem.
(Abdullah bin Ömer)]
1 Temmuz 2014: 15:15 #817288Anonim
.
Dört şey yapan kişi orucu gayet rahat tutar: İftarı su ile açması, sahuru terk etmemesi, öğle istirahatını terk etmemesi, güzel koku kullanması.(Râmûzul-Ehâdîs, Hadis no: 957)
27 Temmuz 2014: 12:42 #817383Anonim
EBÛ CAFER SUMÂNÎ (K.S.)
Buyurdu:
– Hakîkî dostun , seni günahlardan men eden. Hakîkî arkadaşın , ayıplarını sana gösteren. Hakîkî kardeşin de seninle Hak Teâlâ tarafına yürüyendir.
27 Temmuz 2014: 12:49 #817384Anonim
CÂFER-İ HULDÎ (K.S.)
Buyurdu:
– İhtiyaç vaktinde, dua ederken, kişinin yüzünü göğe tutması, Hak’dan uzak olanların işidir. (İhtiyaç zamanında kulluğa devamla elleri duânın kıblesi olan semâya kaldırır, lâkin boynu bükük, kalben niyazla yalvarmak lâzık…)
27 Temmuz 2014: 12:56 #817385Anonim
SEYYİD EBÜ’L KASIM CÜNEYD (K.S.)
Ah! Tasavvuf sahipleri âlemden nihân oldu.
Din esâsı bozulup bir başka zaman oldu.Zühd, verâ, ahlâk ve teslim idi, dinin esası,
Şimdi kuru bir kavga, feryâd ü figân oldu.Yol kesenler şeyh olup, mürşidlik taslıyorlar.
Takvâ gitti, zühd-irfan, boş söz-hezayân oldu.28 Temmuz 2014: 02:47 #817386Anonim
Gönül O’nu ister,
Her şey bahane..
Hz Mevlana28 Temmuz 2014: 02:53 #817387Anonim
İbrâhim Düssûki -kuddise sirruh- şöyle buyurur: “Ey
kardeşim! Sakın kendine has bir işi yapabildiğin iddiasına
kapılmayasın. Sonra, kendi gayretinle bir hak sahibi
olduğunu iddia etmeye de yeltenmeyesin.
İyi bilmelisin ki eğer bir oruç tutuyor isen o orucu sana
tutturan Hak teâlâdır.
Namaz mı kılıyorsun? Ayakta mı duruyorsun? Seni ayakta
durduran gene O.
Keza yapdığın bütün ameller böyle. Bir amelin varsa, O,
çalışmanı istediği için çalışıyorsun.
Hasılı öyle olacaksın ki, herşeyi O’ndan göreceksin… Bir
şeyi gördüğün zaman gördürenin O’nun olduğunu
bileceksin. Bu hâle devam edip mânevî bir şerbet içtiğin
zaman, yine ondan bileceksin. O içirdi, diyeceksin… başka
değil.
Bir şeyden mi sakınıyorsun, ittikân mı var? Sana bu ittikâ
hâlini nasip eden kim. Yine O. Böylece bileceksin.
Yüksek bir makama mı çıktın? Derecen mi yükseldi; senin
dereceni artıran, seni yükselten gene O’dur.
Maddî veya mânevî her hangi bir hâl nâiliyetine erdiğin
zaman, yine bu nâiliyeti O’ndan bileceksin.
Ortada, senin için bir şey yok… Sana düşen ancak îtiraftır.
Ki bir âsî olduğunu bilesin… Kendine mâl edebileceğin tek
iyiliğin yoktur.
Bu hüküm yerindedir. Sana iyilik eden ve elinle iyilik ettiren
O’dur. Sonra senin için hüküm veren O’dur. Yaptıklarının iyi
veya kötülüğünü O bilir.
Dilerse kabul eder, isterse kabul etmez.29 Temmuz 2014: 13:06 #817393Anonim
.
“Ey kardeş! Bu dünyâ kimseye kalmaz. Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü teâlâya bağla. Sana bu kâfidir. Dünyâ mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünyâda senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. Diyelim ki en sonunda ölüm vardır ve bu can ölüm yolunu tutacaktır. O hâlde ister taht üzerinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder?”
Şeyh Sa’dî-i Şirâzî (rahmetullahi teâlâ aleyh) -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.