- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
18 Temmuz 2012: 07:31 #805847
Anonim
.
“Tuzakları süsler altında gizlenmiş olan şu gaflet dünyâsından sakın.Ona dalma! Bitmeyen arzularla gönüller çeken sözlerle süslenmiş, nicelerini aldatıp, kendine meftun etmiştir.
Süslenmiş gelin gibidir. Gözler ona bakmakta, kalbler ona hayran, nefsler ona âşık, o ise âşıklarını helâk ediyor.”
Hasen-i Basrî “rahmetullahi teâlâ aleyh”
18 Temmuz 2012: 07:36 #805848Anonim
.
Âzâları içinde yalnız dili ile şükreden kimsenin şükrü az olur.Çünkü gözün şükrü, bir hayır gördüğü zaman onu almak, eğer şer görürse onu örtmektir.
Kulağın şükrü, bir hayır işittiği zaman onu ezberlemek, şer işitirse onu unutmaktır.
Ellerin şükrü, onlarla hak olandan başkasını tutmamaktır.
Mîdenin şükrü, ilim ve hilm ile dolu olmak;
Ayakların şükrü de, iyilikten başkasına gitmemektir.
Kim böyle yaparsa hakîkaten şükredenlerden olur.”
Bişr-i Hâfî Hazretleri
18 Temmuz 2012: 07:37 #805849Anonim
.
Bir düşmanı olan ondan kaçıp uzaklaşınca kurtulur.Ama benim halim bir değişik: Zira kaçan da benim kovalayan da.
Ben kendi kendime hasm olmuş, kendi yolumu kesmişim.
Bir yanım iyiliğe koşmakta diğer yanım ona çelme takmakta.
Ne denizlerin dibine dalmak, ne göklere çıkmak beni paklar.
İnsan kendi kendisinden nasıl kaçar, gölgesinden nasıl kurtulur.
O halde kendimi ıslah etmediğim takdirde
Bu kaçıp kovalamadan ta kıyamete kadar bana kurtuluş yok.
.
Hz. Mevlana
18 Temmuz 2012: 07:39 #805850Anonim
.
“Bir mümin kardeşine ait sevmediğin bir iş duyarsan,
birden yetmişe kadar özür kapısı araştır.
Bulamazsan, belki benim anlayamadığım bir özrü vardır, de ve kapa!’’
İmam Cafer-i Sadık
18 Temmuz 2012: 07:41 #805851Anonim
.
“Allah’ı seviyorum sanırdım!Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş.
Allah bir kulu severse, onun kalbini Kendisi ile meşgul edermiş”
.
Beyazid-i Bestami
18 Temmuz 2012: 07:54 #805852Anonim
@ABDULLAH 355565 wrote:
.
“Allah’ı seviyorum sanırdım!Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş.
Allah bir kulu severse, onun kalbini Kendisi ile meşgul edermiş”
.
Beyazid-i Bestami
🙂 🙂 🙂 Ne büyük mutluluk..
18 Temmuz 2012: 08:14 #805854Anonim
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in âzatlısı Ubeyd şöyle anlatır:İki kadın oruç tutuyorlardı. Öğle üzeri bir kimse gelerek dedi ki:
“–Yâ Rasûlallah! Şurada iki kadın var, oruç tutuyorlar. Neredeyse susuzluktan ölecekler. (Müsâade buyurursanız oruçlarını bozsunlar.)” dedi.
Allah Rasûlü ondan yüz çevirdi, cevap vermedi. Gelen kimse sözünü tekrar etti:
“–Yâ Nebiyyallâh! Vallâhi neredeyse ölecekler.” dedi. Fahr-i Kâinât Efendimiz:
“–Çağır onları!” buyurdu. Kadınlar geldiler. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- bir kap istedi. Kadınlardan birine vererek:
“–İçindekileri çıkar!” dedi. Kadın, kabın yarısını dolduracak şekilde kan, cerâhat ve et kustu. Diğerine de aynı şekilde emir buyurunca, o da kabı dolduruncaya kadar kan ve taze et çıkardı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Bunlar, Allâh’ın helâl kıldığı şeylerden kendilerini tuttular, onlara karşı oruçlu oldular, haram kıldığı şeylerle de oruçlarını açtılar. Birbirinin yanına oturup, insanların etlerini yemeye (gıybet etmeye) başladılar.” buyurdu. (Ahmed, V, 431; Heysemî, III, 171)
Yâni oruçlu iken ağza bir şey girmemesine dikkat edilmesi gerektiği gibi, ağızdan çıkan her söze de dikkat edilmelidir. Dilimiz kalblere saplanan bir diken değil, rahmet lisânı olmalıdır. Gerçek ve feyizli bir Ramazan hayatı yaşayabilmek için Kur’ân hikmetleriyle yoğrulmuş hassas bir gönle ve İslâm’ın güleryüzünü yansıtan mütebessim bir çehreye sahip olmak gerekir.18 Temmuz 2012: 08:42 #805855Anonim
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri buyurur:«Kārî» kimdir, «sûfî» kimdir; bu sözden maksat nedir, denilecek olursa:«Kārî» (okuyucu), sadece «isim»le meşgul olan; «sûfî» ise «müsemmâ» ile (ismin sahibiyle) meşgul olandır…”Yani “okuyucu”, dâimâ işin zarfında, kabuğunda ve sathında kalan; “sûfî” ise mazrûfa, öze ve hakîkate intikal edebilendir.20 Temmuz 2012: 20:52 #805924Anonim
Behlül Dânâ Hazretleri, yol üzerindeki bir vîrânenin yıkılmak üzere olan eğilmiş duvarına bakıp sık sık âkıbetini tefekkür ederdi. Yine bir gün derin bir tefekkürle orayı seyrederken duvar âniden çöküverdi. Bu hâdise Behlül Dânâ Hazretleri’nde gözle görülür derecede büyük bir sürûra vesîle oldu. Onun bu büyük sevincine mânâ veremeyen insanlar, merakla ondaki bu değişikliğin sebebini sordular. Behlül Dânâ Hazretleri, onlara şu cevabı verdi:’− Duvar meyilli olduğu tarafa yıkıldı! ’Hazretin az evvelki sevincine bir türlü akıl erdiremeyen insanlar, Behlül Dânâ’nın bu sözleriyle iyice şaşkınlaştılar. Bu ifadelerle onun neyi kastettiğini anlayamadıklarından bu defa:’− Peki, bunda şaşılacak ne var? ! ’ diye sordular.
O ise insanlara, derin tefekkürünün bir neticesi olan şu hikmetli cevabı verdi:
’− Mâdemki dünyadaki her şey nihâyetinde meylettiği tarafa yıkılıyor, benim de meylim Hakk’a doğrudur, o hâlde ben de ölünce -inşâallah- Hakk’a varırım. Ey ahâlî, rükû ve secdelerimizle Hakk’a meylimizi her an artırmaya gayret edelim ki, başka yönlere yıkılmayalım! ’İşte Peygamber Efendimiz (sav) ’in fem-i muhsinlerinden sâdır olan:’Kişi, yaşadığı hâl üzere ölür.’ (Müslim, Cennet, 83) hadîs-i şerîfinin şerh ve îzâhı mâhiyetinde müşahhas bir misâl..
.
Bu hakikat dolayısıyla bir mü’min, meylini her an Hakk’a yönelterek istikâmet üzere olmaya gayret etmelidir. Bunun için de sabırsızlığı sabırla; unutkanlığı zikirle; nankörlüğü şükürle; isyanı tâatla; cimriliği cömertlikle; şüpheyi yakîn ile; riyâyı ihlâs ile; günâhı tevbeyle; yalanı doğrulukla; gafleti tefekkürle bertaraf ederek Allâh’a güzel bir kul olmaya çalışmalıdır.20 Temmuz 2012: 22:05 #805928Anonim
.
Dünya gemisi üzerinde her an seyahat eden insanın, ben âhirete gitmem, demesi ne kadar ahmakânedir
Bu gemi âhirete gitmektedir
Gitmemeye kudreti yeten var ise, buyursun aşağı insin!Mehmet Kırkıncı
20 Temmuz 2012: 22:06 #805929Anonim
.
“Secde et, yaklaş!”
(Alak sûresi, 19)
“Ubudiyetten özge kurb-i Hakk’a bir sebeb yoktur”
Alvarlı Muhammed Lütfi Efe (k.s)20 Temmuz 2012: 22:08 #805930Anonim
–
“Sakın incitme bir cânı
Yıkarsın arş-ı Rahman’ı”
Alvarlı Muhammed Lutfî Efe k.s
20 Temmuz 2012: 22:11 #805931Anonim
Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine;
Ya Mevlasını özlemiştir ya da Mevlası onu.
Mevlayı özleyen gönül ya hüznü bekler ya da hüzündedir…
Bela, gam ve keder Mevlanın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır.
Vurdukça kendine çeker.İmam-ı Rabbani (k.s)
21 Temmuz 2012: 23:52 #805978Anonim
.
”İman, insanın cüz’î iradesini kullanması suretiyle,
Allah’ın insanın içinde yaktığı bir şem’adır .”
Sadüddin Teftâzânî
21 Temmuz 2012: 23:52 #805979Anonim
.
Bir mümin kardeşini, sabahtan akşama kadar incitmeyen kimse, o gün akşama kadar Peygamber efendimizle yaşamış olur.
Ebûl-Hasan Harkânî “Rahmetullahi Aleyh”
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.