• Bu konu 295 yanıt içerir, 57 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 256 ile 270 arası (toplam 297)
  • Yazar
    Yazılar
  • #799703
    Anonim

      Bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal libaslar ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip hizmetkâr ederek onların latif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit en tatlı, en musanna meyveleri bize takdim etmek; hem zehirli bir sineğin eliyle şifalı en tatlı balı bize yedirmek; hem en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek; hem rahmetin büyük bir hazinesini küçük bir çekirdek içinde bizim için saklamak; ne kadar cemil bir kerem, ne kadar latif bir rahmet eseri olduğu bedaheten anlaşılır.

      (Bediüzzaman Said Nursi – 10. Söz’den)

      Lügatler
      Bedahet :açıklık, aşikarlık, belli olmak
      Cemil :çok güzel
      Hizmetkâr :hizmet eden
      Huri :cennet kızları
      Kerem :izzet, şeref, ihsan, yardım, inayet, ikram edicilik
      Latif :mülayim, yumuşak, güzel, nazik
      Libas :giyilecek şey, elbise
      Murassaat :cevher ve incilerle süslenmiş olanlar, süslü ve kıymetli şeyler
      Musanna: sanatlı
      Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek
      Sündüs-misal :sündüs kumaşından yapılmış gibi
      Takdim :arzetmek, sunmak
      Tarz :usul, şekil, metod, yol

      #799822
      Anonim

        İKİNCİ İKAZ Ey şikemperver nefsim! Acaba, hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu?Madem vermiyor; çünkü ihtiyaç tekerrür ettiğinden usanç değil, belki telezzüz ediyorsun. Öyle ise, hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve lâtife-i Rabbâniyemin havâ-yı nesîmini cezb ve celb eden namaz dahi seni usandırmamak gerektir.Evet, nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve müptelâ ve nihayetsiz telezzüzâta ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti, herşeye kadîr bir Rahîm-i Kerîmin kapısını niyaz ile çalmakla elde edilebilir.Evet, şu fâni dünyada kemâl-i sür’atle vâveylâ-yı firakı koparan giden, ekser mevcudatla alâkadar bir ruhun âb-ı hayatı ise, herşeye bedel bir Mâbûd-u Bâkînin, bir Mahbûb-u Sermedînin çeşme-i rahmetine namaz ile teveccüh etmekle içilebilir.Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ezelî ve ebedî bir Zâtın âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letâfetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir lâtife-i Rabbâniye, şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir. (21.söz)

        #799918
        Anonim

          Ey insan! Nimetin zevalinden elem çekme; çünkü rahmet hazinesi tükenmez. Ve lezzetin zevalini düşünüp, o elemden feryat etme; çünkü, o nimet meyvesi, bir rahmet-i binihayenin semeresidir; ağacı baki ise, meyve gitse de yerine gelen var. Nimetin lezzeti içinde, o lezzetten yüz derece daha ziyade lezzetli bir iltifat-ı rahmeti hamd ile düşünüp; lezzeti, birden yüz derece yapabilirsin.

          20. MEKTUP – 1. MAKAM

          #800062
          Anonim

            Bu dünya, bir misafirhanedir. Ebedî hayatı isteyenler, misafirhanedeki vazifelerine dikkat gösterdikleri nispette memnun edilirler.Asa-yı Musa

            #800152
            Anonim

              Kezalik Allah’a iman; Allah’ın vücuduna iman, ahirete iman, Ahiretin gelmesine iman demektir…(İşarat-ül İ’caz)

              #800214
              Anonim

                İbadetin ruhu ihlasdır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. <İşarat-ül İ'caz>

                #800234
                Anonim

                  Ölüm, Saadet-i Ebediyeye Mukaddemedir; Bu itibarla Ni’met Sayılabilir. Çünkü Ni’metin Mukaddemesi de Ni’mettir. Nitekim Vacibin Mukaddemesi, Vacib; haramın mukaddemesi, Haramdır… <İşarat-ül İ'caz>

                  #800363
                  Anonim

                    Cenab-ı Hakk’ı Bulan neyi kaybeder? Ve O’nu kaybeden, Neyi kazanır?

                    O’nu bulan herşeyi bulur, O’nu bulamayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına bela bulur.. ( Tarihçe-i Hayat)

                    #800364
                    Anonim

                      Bugün değil bir kaç hafta önce okunmuştu bu kısım ama olsun… Haftada bir-iki defa benimle görüşen bir Hâfız,imam olmuş.Sarık sarmak için iki ay beni terketti.Hattâ bayramda yanıma gelmedi.Hilâf-ı me’mûl olarak,maksadının aksıyle yedi-sekiz ay imamlık ettiği halde hilâf-ı adet bir surette ona sarık bağlatılmadı. İşte bu gibi vukuatlar çok var.Fakat bazılarının hatırlarını kırmamak için zikretmıyorum.Bunlar ne kadar zaıf bırer emare ise de,fakat içtımaında bir kuvvet hissedilir.Mektûbat

                      #800558
                      Anonim


                        ”Evet, gördüğüm hakikattır, hayal değil. Nasıl ki bu yaz ve güzün âhiri kıştır; öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır. Geçmiş zamanın elli sene evvelki hadisatı sinema ile hal-i hazırda gösterildiği gibi, gelecek zamanın elli sene sonraki istikbal hadisatını gösteren bir sinema bulunsa, ehl-i dalâlet ve sefahetin elli altmış sene sonraki vaziyetleri onlara gösterilseydi, şimdiki güldüklerine ve gayr-ı meşru keyiflerine nefretle ve teellümlerle ağlayacaklardı.”

                        Asa-yı Musa | Birinci Kısım Üçüncü Mesele

                        #800649
                        Anonim

                          Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!
                          Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Bilmüşahede, göre göre, gayet süratle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.
                          O kabir, bu dâr-i fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünya da, katî bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.

                          On Yedinci Lem’a onikinci nota

                          #800715
                          Anonim

                            “Bu acîb işler birbiriyle alâkadardır. Hem, bir emir ile hareket ederler gibi görünüyor. Öyle ise, bu işlerde bir tılsım vardır. Evet, bunlar bir gizli hâkimin emriyle dönerler. Öyle ise, ben yalnız değilim. O gizli hâkim bana bakıyor, beni tecrübe ediyor, bir maksad için beni bir yere sevk edip dâvet ediyor.”

                            Sekizinci Söz

                            #796871
                            Anonim

                              İslamiyete irtica, Mü’minlere mürteci diyenlere Yazıklar Olsun!!! (​Tarihçe-i Hayat)

                              #800723
                              Anonim

                                Birinci Pencere
                                Bilmüşâhede görüyoruz ki, bütün eşya, hususan zîhayat olanların pekçok muhtelif hâcâtı ve pekçok mütenevvi’ metâlibi vardır. O matlabları, o hâcetleri ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden münâsip ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor. Halbuki, o hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.
                                Sen kendine bak: Zâhirî ve bâtınî hasselerin ve onların levâzımâtı gibi, elin yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın. Bütün zîhayatları kendine kıyas et. İşte bütün onlar, birer birer Vücûb-u Vâcibe şehâdet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, heyet-i mecmûasıyla, güneşin ziyâsı güneşi gösterdiği gibi, o hal ve bu keyfiyet, perde-i gayb arkasında bir Vâcibü’l-Vücudu, bir Vâhid-i Ehadi, hem gayet Kerîm, Rahîm, Mürebbî, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.
                                Şimdi ey münkir-i cahil ve ey fâsık-ı gâfil! Bu faaliyet-i hakîmâneyi, basîrâneyi, rahîmâneyi ne ile izah edebilirsin? Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, âciz, câmid esbâbla mı izah edebilirsin?

                                Otuz Üçüncü Söz

                                #800728
                                Anonim
                                  Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acip zamanda anarşilik kurtulmak için beş eses lazım ve zaruridir. “ Hürmet, Merhamet, Haramdan çekinmek, Emniyet, Serseriliği bırakıp itaat etmektir (Tarihçe-i Hayat)
                                15 yazı görüntüleniyor - 256 ile 270 arası (toplam 297)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.