- Bu konu 295 yanıt içerir, 57 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Ağustos 2012: 20:00 #807094
Anonim
Hemşirelerim;mahremce bu sözümü size söylüyorum; maişet derdi için; serseri, ahlaksız, frenkmeşrep bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisad ve kanaatla, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev’inden kendinizi idareye çalışınız, satmağa çalışmayınız.Şayet size münasip olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz.İnşaallah rızanız ve kanaatinizle o da ıslah olur. Yoksa şimdiki işittiğim gibi mahkamelere boşanmak için müracaat edeceksiniz.Bu da, haysiyet-i İslamiye ve şeref-i milliyemize yakışmaz!..-Yirmidördüncü Lem’a-
11 Ocak 2013: 11:54 #811317Anonim
Mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden
müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, birKadîr-i Rahîmin mülküdür. Mülkü sahibine teslim et.
Ona bırak; cefâsını değil, safâsını çek. O hem Hakîmdir, hem Rahîmdir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir.
Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi
“Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler” de,
pencerelerden seyret, içlerine girme.
-Mektubat-
3 Şubat 2013: 19:04 #811807Anonim
Şükrün mikyası; kanaattır ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir…
Şükürsüzlüğün mizanı; hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram helal demeyip rastgeleni yemektir.
Mektubat5 Şubat 2013: 11:14 #811871Anonim
Hem, yüzer tecrübenle, ey sabırsız nefsim! Kat’i kanaatın gelmiş ki; zahiri musibetler altında ve neticesinde, inayet-i İlahiyenin çok tatlı neticeleri var. Sizin için hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.
Çok kat’i bir hakikatı ders veriyor.O dersi daima hatıra getir.
Hem feleğin çarkını çeviren kanun-u İlahi, senin hatırın için o pek geniş kanun-u kaderi değiştirlmez.
Kadere iman eden kederden emin olur . Kudsi düsturunu kendine rehber et!Tarihçe-i Hayat
23 Nisan 2013: 15:24 #812773Anonim
Ey kardeşlerim!
Kur’ân-ı Hakîmin hizmetindeki mesleğimiz hakikat ve uhuvvet olduğu ve uhuvvetin sırrı, şahsiyetini kardeşler içinde fâni edip HAŞİYE-1 onların nefislerini kendi nefsine tercih etmek olduğundan, mâbeynimizde bu nevi hubb‑u cahtan gelen rekabet tesir etmemek gerektir. Çünkü mesleğimize bütün bütün münâfidir. Madem kardeşlerin şerefi umumiyetle her ferde ait olabilir; o büyük şeref-i mânevîyi şahsî, hodfuruşâne, rekabetkârâne, cüz’î bir şerefe ve şöhrete feda etmek, Risale-i Nur şakirtlerinden yüz derece uzak olduğu ümidindeyim.
Haşiye-1
Evet, bahtiyar odur ki, kevser-i Kur’ânîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev’indeki şahsiyetini ve enâniyetini o havuz içine atıp eritendir.Lem’alar
24 Nisan 2013: 19:29 #813481Anonim
Şu kâinatın mevcudatına nazar-ı dikkatle bakılsa görünür ki: Cüz’iyat gibi külliyatın dahi birer şahs-ı manevîsi vardır ki, birer vazife-i külliyesi görünüyor. Onda bir hizmet-i külliye görünüyor. Meselâ: Bir çiçek, kendince bir nakş-ı san’atı gösterip, lisan-ı haliyle esma-i Fâtır’ı zikrettiği gibi; küre-i arz bahçesi dahi, bir çiçek hükmündedir. Gayet muntazam küllî vazife-i tesbihiyesi vardır. Nasılki bir meyve, bir intizam içinde bir ilânatı, tesbihatı ifade ediyor. Öyle de: Koca bir ağacın heyet-i umumiyesiyle gayet muntazam bir vazife-i fıtriyesi ve ubudiyeti vardır. Nasıl bir ağaç yaprak, meyve ve çiçeklerinin kelimatı ile bir tesbihatı var. Öyle de: Koca semavat denizi dahi, kelimatı hükmünde olan güneşler, yıldızlar ve ayları ile Fâtır-ı Zülcelal’ine tesbihat yapar ve Sâni’-i Zülcelal’ine hamd eder ve hâkeza… Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. Elbette nasıl melaikeler bunların âlem-i melekûtta mümessilidirler, tesbihatlarını ifade ederler; bunlar dahi âlem-i mülk ve âlem-i şehadette o melaikelerin timsalleri, haneleri, mescidleri hükmündedirler
Sözler – 51226 Nisan 2013: 21:21 #813507Anonim
Mâlik-ül Mülk-ü Zülcelal; şu dünyayı, bahusus rûy-i zemin tarlasını bir mülk suretinde yaratmıştır. Yani neşvünemaya, taze taze mahsulât vermeğe kabil bir surette müheyya etmiştir. Tâ ki, nihayetsiz mu’cizat-ı kudretini orada ekip biçsin. İşte şu zemin yüzündeki tarlasında, zerratı hikmetle tahrik ederek, intizam dairesinde tavzif edip, her asırda, her fasılda, her ayda, belki her günde belki her saatte mu’cizat-ı kudretinden yeni yeni birer kâinat gösterir, yeryüzü avlusuna başka başka mahsulât verdirir. Nihayetsiz hazine-i rahmetinin hedayasını, nihayetsiz kudretinin mu’cizatının nümunelerini harekât-ı zerrat ile izhar eder
Sözler – 55128 Nisan 2013: 15:31 #813541Anonim
Deme ki: Havaî bir “Elhamdülillah” kelimem, nasıl mücessem bir meyve-i Cennet olur? Çünki sen gündüz uyanık iken güzel bir söz söylersin; bazan rü’yada güzel bir elma şeklinde yersin. Gündüz çirkin bir sözün, gecede acı bir şey suretinde yutarsın. Bir gıybet etsen, murdar bir et suretinde sana yedirirler. Öyle ise, şu dünya uykusunda söylediğin güzel sözlerin ve çirkin sözlerin; meyveler suretinde uyanık âlemi olan âlem-i âhirette yersin ve yemesini istib’ad etmemelisin.
Sözler –
10 Mayıs 2013: 16:34 #813808Anonim
Bu parça altun ve elmas ile yazılsa liyakatı var
Evet sâbıkan bahsi geçmiş: Avucunda küçük taşların zikir ve tesbih etmesi;
ﻭَﻣَﺎ ﺭَﻣَﻴْﺖَ ﺍِﺫْ ﺭَﻣَﻴْﺖَ
sırrıyla aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevketmesi;
ﻭَ ﺍﻧْﺸَﻖَّ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ
nassı ile aynı avucunun parmağıyla Kamer’i iki parça etmesi; ve aynı el, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi; ve aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması, elbette o mübarek el, ne kadar hârika bir mu’cize-i kudret-i İlahiye olduğunu gösterir. Güya ahbab içinde o elin avucu küçük bir zikirhane-i Sübhanîdir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve a’daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahane-i Rahmanîdir ki, hangi derde temas etse derman olur. Ve celal ile kalktığı vakit, Kamer’i parçalayıp Kab-ı Kavseyn şeklini verir; ve cemal ile döndüğü vakit, âb-ı kevser akıtan on musluklu bir çeşme-i rahmet hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın bir tek eli, böyle acib mu’cizata mazhar ve medar olsa; o zâtın Hâlık-ı Kâinat yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sadık bulunduğu ve o el ile biat edenler, ne kadar bahtiyar olacakları, bedahet derecesinde anlaşılmaz mı?..
Mektubat – 1398 Ağustos 2013: 16:52 #815135Anonim
Anne sütünün 24. aya kadar devamının önemi ve Kur'andaki mükemmel ayetler – ya Allah | ya Allah
ilk kalp atışı ne zaman duyulur? – ya Allah | ya Allah
Bal'ın faydaları – ya Allah | ya Allah
obezite kalbi öldürür – ya Allah | ya Allah
Virüsler üzerine tefekkür – ya Allah | ya Allahbunları öğrendim Risale ve Kur’an’dan.
8 Ağustos 2013: 17:00 #815136Anonim
Kanunlar ve Materyalizmin kesin olarak yanlışlığı – ya Allah | ya Allah
İşaratül İcaz ve ahiretin kanıtı-tefekkür – ya Allah | ya Allah
Mesih,Mehdi ve deccal – ya Allah | ya Allah
Din,dil,ırk – ya Allah | ya Allah
tenasüh saçmalığı burada,gel vatandaş gel,hayvan olmak istemiyorum,aklım nerde ? – ya Allah | ya Allah
Kısa yoldan Allah'ı bulmak – ya Allah | ya Allah
Uhuvvet (kardeşlik) üzerine – ya Allah | ya Allah
tesadüf ne kadar mümkündür? – ya Allah | ya Allah
Hz. Yunus ve balığın karnı – ya Allah | ya Allah
Kanunlar -haşa- evreni yaratabilir mi? İşte cevabı – ya Allah | ya Allah
Irkçılık üzerine – ya Allah | ya Allah
Gökteki ve Yerdeki Peygamberler kimdir?Hz. İsa gibi gökte bulunan Peygamber kimdir? – ya Allah | ya Allah
tenasüh inancı üzerine – ya Allah | ya Allah
bulaşıcı hastalıklar – ya Allah | ya Allah
3.söz – ya Allah | ya Allah
c,h,o,n ve insan – ya Allah | ya Allahbunları öğrendim önce Nur 2.0 dan risale dinliyorum,sonra Kur’an meali ,sonra da bilimsel araştırma yapıyorum bazen ve 3 ‘ü kombine olunca tefekkür tamamlanıyor.
2 Kasım 2015: 16:18 #818831Anonim
Risale-i Nuriye, esrar-ı kitabullah, alemi ziyalandırdı ve inşaallah daimi ziyalandıracaktır. Ve öyle bir şaheserdir ki, selef-i salihinin eserlerinin sonunda gelmekle hepsinden ileridedir. Öyle mebzul bir feyz var ki, en zulmetli kalbleri dahi nur-u iman ile nurlandırır. Ve öyle bir marifet-i İlahiyeyi serd ü beyan eyler ki, körlere bile gösterdi.
O benim gözümün nuru,
kalbimin süruru,
gönlümün bülbülü,
ruhumun gıdası,
letaifimin incilası,
canımın canı…Ben onun herbir hakikatına bin can versem, inşaallah bir cana mukabil bakide bin can alacağım.
O benim kabirde enisim, berzahta refikim ve mizanda a’malim, Sırat’ta Burak’ım, Cennet’te yoldaşım…Sikke-i Tasdik-i Gaybi – 183
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.