- Bu konu 60 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Aralık 2009: 15:37 #761754
Anonim
NAFİLE, VİTİR, GECE…
245. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah teâlâ buyurmuştur:
“Kulum bana, kendisine farz kıldıklarımı yerine getirmekten daha iyi bir şeyle yaklaşamaz.
Ondan sonra, kulum bana nâfile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, nihâyet ben onu severim. Ben onu bir de sevdim mi, artık işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum.
Bir şey isterse, hemen veririm, bir şeyden de bana sığınırsa, onu muhakkak korurum.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
246. Ben, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile, öğleden önce iki rekat, öğleden sonra iki rekat, Cumâdan sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat, yatsıdan sonra iki rekat nâfile namaz kıldım, ablam Hafsa, “sabahtan önce de iki rekat var,” dedi.
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
247. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kim oniki rekat nafile kılmaya devam ederse, Allah onun için cennette bir köşk yapar: Öğleden önce dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşam namazından sonra iki rekat, yatsıdan sonra iki rekat, sabah namazından önce iki rekat.”
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.
248. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Akşam hariç, iki ezan arasında bir namaz vardır, dileyen kılar.”
Büreyde radıyallahu anh. Bezzâr.
249. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle birlikte namaz kıldım. Yolculuk sırasında nâfile namaz kıldığını hiç görmedim.
İbn Ömer radıyallahu. Buhârî.
250. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi belki yirmi kere izledim. Hepsinde de, akşamdan sonraki iki rekat namazla sabah namazından önceki iki rekat namazda “Kul ya eyyühel kâfirûn” sûresiyle “Kul huvallahu ehad” sûresini okuduğunu gördüm.
İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.251. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Gece kıldığınız namazın sonu tek olsun!”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
252. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Vitir, gecenin sonunda tek rekattır. Gece namazı ikişer ikişerdir. Bitirmek istersen sonunda bir rekat kılar, böylece sonunu teklemiş olursun.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.253. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim gecenin sonunda kalkamamaktan korkarsa, gecenin başında vitrini kılsın, sonra uyusun.”
Câbir radıyallahu anh. Müslim.254. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Akşam namazı, gündüz namazlarının vitridir.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Mâlik.255. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Gece namazı kılmalısınız. Çünkü bu, sizden önceki iyi insanların âdetidir. Zira, gece namazı kişiyi Allaha yaklaştırır, günahlardan alıkoyar, kötülüklere karşılıktır, bedenden hastalıkları giderir.”
Bilâl radıyallahu anh. Tirmizî.256. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ramazanda, ne de öbür aylarda, geceleri onbir rekattan fazla nafile namaz kılmazdı.
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
257. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Nekadar da ısrarcısınız! Neredeyse bu teravih namazının size farz kılınacağını sandım. Namazı evlerinizde kılmalısınız! Farz namazından başka, kişinin en hayırlı namazı, evinde kıldığı namazdır.”
Zeyd radıyallahu anh. Buhârî.258. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yatsıdan önce uyumayı, yatsıdan sonra konuşup sohbet etmeyi yasaklardı.
Ebû Berze radıyallahu anh. Buhârî.259. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanları ilgilendiren bir iş hakkında Ebû Bekir ile gece sabaha kadar konuşurlardı, ben de onlarla beraber olurdum.
Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.260. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Farz namazı dışında, kişinin evinde namaz kılması, benim bu mescidimde namaz kılmasından daha üstündür.”
Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.261. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde, amelinden yana, kulun ilk önce sorguya çekileceği şey, namazıdır. Eğer bunun hesabını verirse, kurtulur. Veremezse, eli boş dönüp, büyük bir zararla karşılaşır.
Farz namazından bir eksik çıkarsa, Rab Teâlâ der ki:
“Gel, bak bakalım kulumun nâfile namazı var mı?”
Bakılır, varsa getirilir ve onunla farz namaz tamamlanır.
Sonra diğer amelleri de bunun gibi olur.”
Hureys radıyallahu anh. Tirmizî.
14 Aralık 2009: 15:46 #761755Anonim
HASTALIK, TEDAVİ, BELA, ZİYARET…
262. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müslümanın başına gelen bir ağrı, yorgunluk, dert, hastalık, üzüntü, hatta ufak bir kaygının karşılığında, Allah, onun günahlarından bir kısmını mutlaka örter, bağışlar.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.263. Dedim ki:
“Ey Allahın Resûlü! insanların içinde en çetin belaya uğrayan kimdir?”
Şöyle buyurdu:
“Peygamberler, sonra sırasıyla derecelerine göre insanlar, sonra sırasına göre insanlar. Sonra kişi dinine göre sınanır. Eğer dininde sıkı ise, Allah onu çetin bir bela ile sınar. Eğer dininde gevşekse, Allah onu dini oranında sınar.
Bela, kuldan hiç ayrılmaz, onun yakasını bıraktığı zaman, kişi günahlarından arınmış olur.”
Musâb radıyallahu anh. Tirmizî.264. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Rab Sübhanehu ve Teâlâ buyuruyor ki: “izzetim ve Celâlim hakkı için, affetmek istediğim kulumun, gerek bedeninde bir hastalık, gerekse rızkında bir eksiklik vererek tüm hatalarını bağışlamadan dünyadan çıkartmam.”
Enes radıyallahu anh. Rezîn.265. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sabır, felaketle ilk karşılaşma anında olur.”
Enes radıyallahu anh. Buhârî.266. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Herhangi bir müslümanın başına bir musibet geldiğinde, “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn,” derse, Allah ona daha hayırlısını verir.”
Ümmü Seleme radıyallahu anha. Müslim.267. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim musibet anında, “innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn,” derse, Allah onun bu musibetini giderip, sonunu iyi kılar.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.268. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kul hastalandığı zaman, Allah ona iki melek gönderir:
“Bakın bakalım, ziyaretine gelenlere ne diyor?” der.
Eğer gelen ziyaretçilerine karşı, Allaha hamd ederse, durumu hemen Allaha bildirirler.Allah da şöyle der:
“Bu kulumun ruhunu alırsam, mutlaka onu cennetime koyacağım. Şifa verip iyileştirirsem, ona etinden daha iyi bir et, kanından daha iyi bir kan vereceğim. Üstelik tüm günahlarını da örtüp, bağışlayacağım.”
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.269. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kime, gerek malına, gerek canına bir musibet gelir de, sabreder, kimseye açıp şikâyet etmezse, artık Allahın onu bağışlaması bir hak olur.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.270. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanların arasına karışıp eziyetlerine sabreden müslüman, insanların arasına karışmayıp, onların eziyetlerine sabretmeyen müslümandan daha hayırlıdır.”
Yahya radıyallahu anh. Tirmizî.271. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim bir hastayı, ya da bir müslüman kardeşini Allah için ziyaret ederse, bir seslenici ona şöyle seslenir:
“Hoş yaşayasın! Gidişin de hoş oldu! Cennette de kendine güzel bir konak hazırladın!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.272. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Birinizin, elini hastanın alnına, ya da eline koyup, onun nasıl olduğunu sorması, hasta ziyaretinin tamamındandır.
Aranızdaki selâmlaşmanın tamamı ise, tokalaşmaktır.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.273. Hasta ziyaretinde, hastanın yanında gürültü etmemek ve az oturmak sünnettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hasta olup da, yanında sesli konuşup tartıştıklarında, “Haydi, yanımdan kalkıp gidin!” emrini vermiştir.
İbn Abbas radıyallahu anh. Rezîn.274. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir hastanın yanına varırsanız, size dua etmesini söyleyin, çünkü onun duası meleklerin duası gibidir.”
Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.275. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hastalarınızı yemeğe, içmeğe zorlamayın! Şüphesiz, Allah onlara hem yedirir, hem de içirir.”
Ukbe radıyallahu anh. Tirmizî.276. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Tedavi olun! ihtiyarlık dışında, Allah ilaçsız hiçbir hastalık yaratmamıştır.”
Üsâme radıyallahu anh. Ebû Dâvud.277. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Tedaviler arasında, kan aldırmak en faydalı olanıdır!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.278. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, boynunun iki tarafındaki ve omuzunun arasındaki damarlardan kan aldırırdı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.279. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kan aldırmak için en uygun günler, Onyedinci, ondokuzuncu ve yirmibirinci günlerdir.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.280. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Karın ağrısından ölen şehîddir. Karın ağrısının devası baldır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.281. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Çörekotunda, ölüm hariç her türlü hastalık için şifa vardır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.282. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Mantar, bir kudret helvasıdır, suyu göze şifadır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.283. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, zehir ve benzeri habis şeylerden ilaç yapılmasını yasakladı.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.284. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sağ elini ağrıyan yere sürer, şu duayı okurdu:
“Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider, şifa ver! Şifa veren sensin. Senden başka şifa veren yoktur. Hastanın, tüm hastalıklarını gideren bir şifa ver!”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.285. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Elini, vücudunun ağrıyan yerine koy ve üç kere, “Bismillah,” de. Yedi kere de: “Eûzü billahi ve kudretihi min şerri mâ ecidû ve uhazirû,” de!”
Osman radıyallahu anh. Müslim.286. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Nazar haktır, eğer kaderi bir şey geçseydi, nazar onu geçerdi.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Müslim.287. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Akşam olup karanlık basınca, çocuklarınızın dışarı çıkmalarına engel olun! Çünkü, o saatlerde şeytanlar faaliyete geçerler. Kapların üstünü örtün, tulumların başını bağlayın, kapıyı kapatın, kandilleri söndürün, besmele çekin.”
Câbir radıyallahu anh. Buhârî.288. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hakkında birçok insanın aldandığı iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.14 Aralık 2009: 15:59 #761756Anonim
ÖLÜM, CENAZE, KABİR, TAZİYE, VASİYET…
289. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insan, yanıbaşında doksan dokuz ölüm olduğu hâlde tasvir edilmiştir. Bu ölüm tehlikelerini atlatırsa, ihtiyar olur ve sonunda ölür.”
Mutarrif radıyallahu anh. Tirmizî.290. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hiçbiriniz, başına gelen bir zarardan dolayı, sakın ölümü dilemesin. Mutlaka böyle bir şey yapması gerekiyorsa, şöyle dua etsin:
“Allahım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölmek benim için daha iyi ise, canımı al!”
Enes radıyallahu anh. Buhârî.
291. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:“Ölülerinize, “Lâ ilâhe illallah”ı telkin edin!”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.292. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ölülerinize Yâsin sûresini okuyun!”
Mâlik radıyallahu anh. Ebû Dâvud.293. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insan iki şeyden nefret eder: Ölüm, oysa ölüm mümin için, fitneden, kargaşadan daha iyidir. Az mal, oysa az malın hesabı da az ve kolay olur.”
Mahmud radıyallahu anh. Ahmed.294. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin oğlu ibrahim can çekişiyordu. Onu o hâlde görünce, gözleri yaşardı.
“Ey Allahın Resûlü! Sende mi?” diye soran sahabîye şöyle buyurdu:
“Bu, bir merhamet eseridir. Göz yaşarır, kalb hüzünlenir, fakat biz yine de
Rabbimizin hoşnut olacağı şeyi söyleriz,” diye cevap verdi.
Sonra da: “Ey ibrahim! Biz senin ayrılışından dolayı çok üzgünüz,” dedi.
Enes radıyallahu anh. Buhârî.295. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Dünyada ve âhirette lânetli iki ses vardır: Nimet anında çalgı sesi ve musibet anındaki ağlama sesi.”
Enes radıyallahu anh. Bezzâr.296. Bir kadına denildi ki:
“Kardeşin öldürüldü.”
“Allah ona rahmet etsin! innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn,” diyerek cevapladı.
“Kocan da öldürüldü,” dediler.
“Eyvah!” dedi.Bunun üzerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kadının kalbinde, kocasının, hiçbir şeyle karşılanamayacak bir yeri vardır.”
Hamne radıyallahu anha. İbn Mâce.297. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cenazeleri acele götürünüz! Eğer iyi ise, bir an önce yerine ulaştırmış olursunuz, kötü ise, bir an önce sırtınızdan atıp, rahatlarsınız.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.298. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cenaze gördüğünüz zaman kalkınız, sizi geride bırakıncaya kadar ayakta bekleyiniz.”
Amir radıyallahu anh. Buhârî.299. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim bir mezar kazarsa, Allah ona cennette bir köşk bina eder.
Kim bir cenaze yıkarsa, annesinden doğduğu günki gibi tüm günahlarından sıyrılır.
Kim bir ölüyü kefenlerse, Allah ona cennet giysilerinden bir giysi giydirir.
Kim, yaslı bir kimseye taziyette bulunursa, Allah ona takva elbisesi giydirir, ruhlar içinde onun ruhuna da merhamet edilir.
Kim, başına bir musibet gelen kişiyi teselli ederse, Allah ona cennet giysilerinden, dünyada pahası biçilmez iki elbise giydirir.
Kim cenazenin ardından gidip de gömülünceye kadar beklerse, Allah ona üç kırat sevap verir. O üç kırattan sadece bir tanesi Uhud dağından büyüktür.
Kim bir yetimi, ya da bir dulu koruyup gözetirse, Allah onu gölgesinde gölgelendirir ve cennetine girdirir.”
Câbir radıyallahu anh. Taberânî.300. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir ölüyü gömdükten sonra şöyle dua etti:
“Allahım! Sen onun Rabbisin, onu sen yarattın. Onu islâma sen hidâyet ettin. Ruhunu alan da sensin. Gizli ve açık hâllerini en iyi bilen sensin. Onu affetmen için aracılık etmeye geldik, ne olur onu bağışla!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.301. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ben size kabir ziyaretini yasaklamıştım, artık ziyaret edebilirsiniz. Çünkü onlar size âhireti hatırlatır.”
Büreyde radıyallahu anh. Müslim.302. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ölülerimize sövmeyin, söverseniz dirilerimizi üzersiniz.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Nesêî.303. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Vasiyet edecek bir malı bulunan müslümanın, vasiyeti yanında olmaksızın üst üste iki gece geçirmeye hakkı yoktur.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.304. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kişinin, yaşarken bir para sadaka vermesi, ölürken yüz para sadaka vermesinden daha hayırlıdır.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.305. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ben hastayken ziyaretime geldi.
“Vasiyet ettin mi?” diye sordu.
“Evet,” dedim.
“Ne kadar vasiyet ettin?”
“Allah yolunda malımın tümünü…”
“Çocuklarına ne bıraktın?”
“Onlar iyidirler, ihtiyaçları yoktur.”
“Onda birini vasiyet et!” buyurdu.
Bunu ben pek az buldum, artırmaya çalışıyordum. Nihâyet “üçte bir,” dedim.
“Üçte bir olur, hatta üçte bir bile çoktur,” buyurdu.
Saad radıyallahu anh. Buhârî.306. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne bir dinar, ne bir dirhem, ne bir köle, ne bir câriye bırakmadı. Ondan kalan, bir binek, bir silah ve Allah için verdiği bir tarladan ibarettir.
Amr radıyallahu anh. Buhârî.307. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Kurândan başka bir şey bırakmamıştır.
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.308. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Mümin can çekişirken, rahmet melekleri beyaz bir ipekle gelip,
“Haydi, sen Allahtan, Allah da senden razı olarak, doğru Allahın rahmetine ve cennetine, sana kızgın olmayan Rabbe doğru çıkıp gidiver,” derler.
Bunun üzerine, misk gibi güzel bir koku saçarak çıkar, melekler onu birbirlerine verirler. Gök kapılarına el üstünde getirirler ve derler ki, “Yerden size gelen bu koku ne kadar da ferahlatıcı!”
Sonra onu, mümin ruhların yanına götürürler. Onlar, sizden birinizin gurbette olan yakınına kavuştuğu zaman duyduğu sevinci duyarlar.
Yanına gelip sorarlar: “Fülan ne yaptı, fülan ne âlemde?”
Cevap verirler: “Bırakın onu, o dünya zevkine dalmıştı.”
Gelen ruh: “O öldü, size hâlâ gelmedi mi?” der.
“Öyleyse o, Haviye cehennemine götürüldü” derler.
Kâfir can çekişirken, azap melekleri, ellerinde bir kamçı ile gelirler ve derler ki:
“Haydi, sen Rabbine karşı kızgın ve Rabbin de sana karşı kızgın olarak, Allahın azabına doğru çıkıver.”
O da, leş kokusundan daha kötü bir koku içinde, Allahın azabına doğru çıkar. Sonunda arzın kapısına iletirler.
“Ne kötü bir koku!” diyerek, onu kâfirlerin ruhlarının bulunduğu yere götürürler.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.309. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kabir, âhiret konaklarının ilkidir. Kim orada kurtulursa, artık gerisi kolaydır.
Kim de orada kurtulamazsa, gerisi ondan daha zordur.
Hangi manzara ile karşılaştımsa, kabri ondan daha korkunç buldum.”
Hani radıyallahu anh. Tirmizî.310. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Eğer siz, lezzetleri yok eden ölümü ansaydınız, bu kadar çok konuşmazdınız. O lezzetleri yıkanı çokça anın!
Kabir her gün şöyle konuşur:
“Ben, gurbet eviyim. Ben, içinde yalnız yaşanan bir evim. Ben, içinde kurtlar ve zararlı böceklerin bulunduğu evim.”
inanmış bir kul gömülünce, kabir ona şöyle der:
“Merhaba, hoş geldin safa geldin! Sen üzerimde yürüyenlerin en sevimlisiydin. işte şimdi bana kavuştun. Sana yapacağım iyiliği kendi gözünle göreceksin.”
Sonra o kabir genişler, genişler ve ona cennete bakan bir kapı açılır.
Azgın ve kâfir kula gelince, kabir ona şöyle seslenir: “Sana ne merhaba, ne hoş geldin, ne safa geldin! Çünkü sen, üzerimde yürüyen en nefret ettiğim kişiydin. Şimdi bana geldin, sana yapacaklarımı göreceksin.”
Ondan sonra üzerine abanacak, sıkacak, sıkacak kaburgaları birbirine girecek. Ona doksandokuz tane büyük yılan sataşacak. Onlardan birisi yere üfürse, yerde hiçbir şey bitmez ve dünyada hayat da kalmaz. Hesap vermek için dirilinceye kadar, onun etinden koparacak, onu sokacaklar.
Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Rezîn.14 Aralık 2009: 16:18 #761757Anonim
ZEKAT, SADAKA, FAKİR, ZENGİN…
311. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sen, Ehlikitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları davet edeceğin ilk şey, Allaha ibadettir.
Onu bilip anladıklarında, Allahın günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir.
Bunu kabul edip uygulamaya başladıklarında, Allahın, onlara, mallarından, zenginlerden alınıp, fakirlere verilecek olan zekâtı farz kıldığını bildir.
Zekât alırken, halkın gözünde kıymetli olan mallarından uzak dur.
Zulme uğrayanın bedduasından da kaçın. Çünkü, onun bedduası ile Allah arasında hiçbir perde yoktur.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.312. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde, fakirlerden dolayı zenginlerin vay hâline! Çünkü onlar şöyle diyecekler:
“Ey Rabbimiz! Bu zenginler bize haksızlık ettiler. Senin, bizim için onlara farz kıldığın hakkımızı vermediler.”
Allah teâlâ da şöyle diyecektir:
“izzetim ve Celâlim hakkı için, sizi yaklaştıracağım, onları uzaklaştıracağım.”
Enes radıyallahu anh. Taberânî.313. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Gerçek fakir, bir veya iki lokma, ya da bir veya iki hurma ile baştan savulan değildir, asıl fakir, ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan, kendisine sadaka verilmesinin zarureti bilinmeyen ve kalkıp insanlardan da dilenmeyen kimsedir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.314. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bize fitre sadakasını zekât âyeti inmeden önce emretmiştir. Zekât emri geldikten sonra, onu vermemizi bize ne emretti, ne de yasakladı. Ama biz gene de veriyorduk.
Kays radıyallahu anh. Nesêî.315. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sadaka, Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölüme engel olur.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.316. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kulların sabaha kavuştuğu hiçbir gün yoktur ki, iki melek inip, biri:
“Allahım! Allah için veren kimsenin verdiği malın yerine daha iyisini ver!”
Öbürü: “Allahım! Vermeyip, elinde tutanın malına telef ver!” demesinler.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.317. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir müslüman, sevabını Allahtan umarak çoluk çocuğuna bir harcama yaparsa, bu onun için bir sadaka olur.”
Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.318. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Bunu da bulamazsanız, gönül alıcı güzel sözler söyleyin.”
Adiy radıyallahu anh. Buhârî.319. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah için vermekle mal eksilmez.
Allah, affeden kulunun şerefini daha da artırır.
Allah için tevazu göstereni, Allah daha da yükseltir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.320. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır. Bakmaya yükümlü olandan başla. En hayırlı yardım, ihtiyaç dışındakinden verilendir.
Kim iffetli davranmak isterse, Allah onu iffetli kılar.
Kim insanlardan bir şey beklemezse, Allah onu kimseye muhtaç etmez.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.321. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Veren el, en yüksek eldir. Bakmakla yükümlü olduklarından başla: Annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin, sonra sırasıyla öbür yakınların.”
Târık radıyallahu anh. Nesêî.322. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her “Allahuekber” bir sadaka, her “elhamdülillah” bir sadaka, her “lâ ilâhe illallah” bir sadakadır. iyiyi önermek bir sadaka, kötüden alıkoymak bir sadakadır. Birinizin, hanımıyla münasebet kurmasında bile bir sadaka vardır.”
Dediler ki:
“Ey Allahın Resûlü! Birimiz hanımı ile cinsel ilişkide bulununca sevap alır mı?”
“O, şehvetini haram yollardan giderdiği zaman günah almaz mı? işte bunun gibi, şehvetini helâl yollardan tatmin ederse, bu onun için bir sevap olur!”
Ebû Zer radıyallahu anh. Müslim.323. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Birinizin elinde bir hurma fidanı varsa, kıyamet de kopmaya başlasa, onu hemen diksin.”
Enes radıyallahu anh. Bezzâr.324. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Herhangi bir müslüman, bir ağaç diker, ya da bir ekin eker de, ondan kuş, ya da insan, veya hayvan yerse, mutlaka karşılığında bir sadaka sevabı alır.”
Enes radıyallahu anh. Buhârî.325. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanın, her bir organı için, her gün verilmesi gereken bir sadakası vardır.
iki kişi arasında adâletli davranman bir sadakadır.
Binitine binerken birine yardım etmen, onu üzerine bindirmen veya yükünü onun üzerine yüklerken yardım etmen, bir sadakadır.
Güzel bir söz de bir sadakadır.
Namaza gitmek üzere attığın her adım bir sadakadır.
Yoldan insanları rahatsız edici bir şeyi kaldırman da bir sadakadır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.326. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yedi sınıf insan vardır ki, Allah, Kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı zamanda, onları kendi gölgesinde gölgelendirecektir:
Adaletli davranan yönetici.
Allaha ibadet ederek büyüyüp yetişen genç.
Çıkıp dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kişi.
Buluştuklarında da, ayrıldıklarında da Allah sevgisinde birleşip, birbirini seven iki kişi.
Alımlı bir kadın kendisini sevişmeye davet edince, “Ben âlemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım,” diyen namuslu kişi.
Sağ elinin verdiğini sol eli bilemiyecek derecede yardımını gizli yapan insan.
Issız yerde Allahı anıp da gözleri dolu dolu olan kişi.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.327. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müslüman olup, kendisine yetecek kadar rızık verilip, Allahın verdiklerine kanaat eden, gerçekten kurtuluşa ermiştir.”
İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.
328. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:“Biriniz mal ve huy bakımından kendinden üstün birini gördüğü zaman, kendinden aşağı olana baksın.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Buhârî.14 Aralık 2009: 16:28 #761758Anonim
ORUÇ, HAC, SEFER, KURBAN…
329. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanın her amelinin sevabı yediyüze kadar katlanır.
Allah buyurdu ki: “Oruç bunun dışında. Çünkü o, benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim. Çünkü o, şehvetini ve yemesini sırf benim için terk ediyor.”
Oruçlunun iki sevinci vardır: iftar edince ve Rabbine kavuşunca.
Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.330. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kim, inanarak ve karşılığını yalnız Allahtan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.331. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yemek yeyip şükreden, oruç tutup sabreden gibi sevap alır.”
Sinan radıyallahu anh. İbn Mâce.332. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme, bir adam, oruçluyken hanımıyla sevişmesinin hükmünü sordu, ona izin verdi. Başka birisi geldi ve aynı soruyu sordu, fakat ona bunu yasakladı.
Bir de baktık ki, izin verdiği kişi ihtiyar, yasakladığı kişi ise genç değil mi!
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.333. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kocası yanında olan kadın, onun izni olmadan nâfile oruç tutamaz.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.334. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlar, iftarı acele yaptıkça, hayır üzerinde bulunurlar.”
Sehl radıyallahu anh. Buhârî.335. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, hurma bulursa iftarını hurma ile açsın, bulamayan su ile açsın. Çünkü su temizdir.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.336. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin, oruçlunun sevabı gibi sevap alır.”
Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.337. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, iftar ederken şöyle derdi:
“Allahım, senin için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açtım.”
Muaz radıyallahu anh. Ebû Dâvud.338. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, “yolculuk sırasında orucun” hükmünü soran bir sahabiye şöyle buyurdu:
“istersen tut, istersen tutma.”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.339. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bu ay gelip çattı. Onun içinde bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Kim onun hayrından yoksun olursa, bütün hayırlardan yoksun olmuş olur. Onun hayrından yoksun olan, ancak saadetten payı olmayan kimsedir.”
Enes radıyallahu anh. İbn Mâce.340. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hac ile umreyi birbiri ardına yapın! Bu ikisi, günahları, körüğün demir, altın ve gümüşün pasını giderdiği gibi giderirler. Kabul edilmiş haccın karşılığı, cennettir. Herhangi bir mümin, ihramlı olarak kaldığı zaman, batan güneş onun günahlarını da alıp götürür.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.341. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Umre, diğer umreyle arasında geçen günahlara keffarettir. Kabul olunan haccın karşılığı, cennettir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.342. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Üç kişi birlikte yolculuk yaparlarsa, aralarından birini kendilerine lider yapsınlar.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.343. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizleri yemekten, içmekten ve uyumaktan alıkoyar. Seyahatte işi biten, hemen ailesine dönsün.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.344. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz, yolculuk yapmak istediği zaman, müslüman kardeşlerine selâm versin. Çünkü onlar, dualarına dua katarlar.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.345. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Nerede olursanız olun, sizin selâmınız bana ulaşır.”
Ali radıyallahu anh. Ebû Yâlâ.346. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kişi, Allah katında, Kurban bayramında kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlememiştir. Zira, o kurban, Kıyamet gününde, boynuzları, kılları, tırnakları ile gelecektir. Kurbandan akan kanın damlası yere düşmeden, Allah katındaki bir mekana düşer. Gönülleriniz, kurban kesmeniz sebebiyle hoş olsun.”
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.347. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Koyuna gelince, keserken ona acırsan Allah da seni esirger.”
Kurre radıyallahu anh. Ahmed.348. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her çocuk akîka kurbanına karşı rehindir, yedinci gün onun için o kurban kesilir ve başı tıraş edilip, ismi konur.”
Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.349. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bebek için yedi şeyi yapmak sünnettir:
Yedinci günü adı konur, sünnet edilir ondan bunun sıkıntısı giderilir, kulağı delinir, namına kurban kesilir, başına kurbanının kanı sürülür, saçının ağırlığınca altın ya da gümüş sadaka verilir.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.350. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kim, yemin etmek yoluyla müslüman kişinin hakkını alırsa, Allah ona cenneti haram, ateşi de vâcip kılar.”
İyas radıyallahu anh. Müslim.351. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin kuvvetli yemini şu idi:
“Hayır, Ebûl Kasımın canı elinde olana yemin ederim!”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.352. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim Allahın adından başkasıyla yemin ederse, küfür ve şirke girmiş olur.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.353. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz bir şeye yemin eder de, sonra başkasını ondan daha iyi bulursa, yemininden dönme bedeli versin, sonra iyi olan işi yapsın.”
Abdurrahman radıyallahu anh. Nesêî.354. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Adak adamayın, çünkü adak, kaderden olan hiçbir şeyi engellemez. Ancak, adamak sebebiyle cimriden mal çıkartılır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.355. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Adını koymadan bir adak adayanın, keffareti yemin keffareti gibi olur. Gücü yetmediği bir adakta bulunursa, keffareti yemin keffareti gibi olur. Kim de gücü yettiği bir şey adarsa, yerine getirsin!”
İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.14 Aralık 2009: 16:37 #761759Anonim
KAZANÇ, TİCARET, ORTAKLIK, FİYAT…
356. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Haramla beslenmiş vücut cennete giremez.”
Ebû Bekr radıyallahu anh. Taberânî.357. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Helâl bellidir, haram da bellidir, aralarında ise, insanların çoğunun bilmediği şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, hem dinini, hem de ırzını temize çıkarmış olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur.
Tıpkı sürüsünü yasak bölgenin etrafında otlatan çoban gibi ki, hayvanları her an oraya girebilir.
Dikkat edin, her melîkin bir yasak bölgesi vardır. Dikkat edin, Allahın yasak bölgesi de haramlarıdır.
Dikkat edin, cesette bir et parçası vardır, o iyi olursa cesedin hepsi iyi olur. O bozuk olursa cesedin tümü bozuk olur. Dikkat edin, o da “kalb”dir.”
Nûman radıyallahu anh. Buhârî.358. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Helâl, Allahın, kitabında helâl kıldıklarıdır. Haram ise, Allahın, kitabında haram ettikleridir.
Söz söylemedikleri ise, görmezden geldikleridir, sakın bunlar hakkında soru sorma külfetine girmeyin!”
Selman radıyallahu anh. Rezîn.359. “Ey Allahın Resûlü! Hangi kazanç daha hayırlı ve hoştur?” diye soruldu.
“Bir, el ile elde edilen kazanç, bir de, hilesiz alışverişten elde edilen kazanç,” buyurdu.
Râfi radıyallahu anh. Ahmed.360. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Rızık, kulu, ecelinin aradığından daha çok arar.”
Ebû Derda radıyallahu anh. Bezzâr.361. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, birinize bir yönden rızık verdiği zaman, durumu bozuluncaya, ya da işi iyi gitmeyinceye kadar onu bırakmasın.”
Nâfi radıyallahu anh. İbn Mâce.362. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“işini iyi yapan kişiye Allah merhamet etsin! Sen bu işi bırakma, çok iyi beceriyorsun!”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Rezîn.363. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Güvenilir, dürüst tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehîdlerle beraber olacaktır.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.364. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Satarken, alırken ve borcunu öderken iyi ve cömert davranan kişiyi Allah esirgesin!”
Câbir radıyallahu anh. Buhârî.365. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Satarken tartarak ver, alırken de tartarak al!”
Osman radıyallahu anh. Buhârî.366. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, bir topluma, bir şeyin yemesini haram kılarsa, onun parasını da haram kılmıştır.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.367. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Muganniyeleri satmayın, almayın. Onlara müzik öğretmeyin. Onları alıp satmakla yapılan ticarette hayır yoktur, ödenen paralar da haramdır.
Bu tür kimseler hakkında şu âyet inmiştir: “insanlar arasında, saptırmak için, gerçeği boş şeylerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. işte alçaltıcı azap bunlar içindir.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.368. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Bir müslümanın, diğer müslümana, malındaki ayıbını açıklamadan mal satması helâl olmaz.”
Ukbe radıyallahu anh. İbn Mâce.369. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Onu alta değil de üste koysaydın da insanlar görseydi olmaz mıydı? Bizi aldatan, bizden değildir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.370. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bazınız bazınızın satışı üzerine gitmesin, almaya niyetiniz yokken karşılıklı olarak fiyat artırımı yapmayın.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.371. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kayle, böyle yapma! Birşey satın almak istediğinde, içinden ne kadar vermek istiyorsan onu ver, sonra satıcıyı serbest bırak, isterse senin dediğin fiyata verir, isterse vermez ve malını satmaz.
Bir şey satmak istediğin zaman da, canının çektiği fiyatı iste, isterse alıcı sana istediğin fiyatı verip alır, isterse vermeyip almaz.”
Kayle radıyallahu anha. İbn Mâce.372. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Alışveriş yapan iki kişi, birbirlerinden ayrılmadıkça veya ayrılıncaya kadar satış anlaşmasını bozmakta serbesttirler. Eğer dürüst alışveriş yapıp da, her şeyi olduğu gibi açıklarlarsa, alışverişleri bereketli olur. Bazı gerçekleri gizleyip, yalan söylerlerse, alışverişlerinin bereketi olmaz.”
Hakîm radıyallahu anh. Buhârî.373. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ev komşusu, komşusunun evini, arazi komşusu da, arazi komşusunun arazisini satın almaya daha lâyık ve hak sahibidir.”
Semûre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.374. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah teâlâ buyuruyor:
“iki ortağın biri, arkadaşına hainlik etmedikçe, ben o iki ortağın üçüncüsüyüm. Ona hainlik ederse, ben aralarından çıkarım.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.375. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme geldim, oradakiler beni övmeye başladılar.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Ben onu sizden daha iyi tanırım.”
Dedim ki:
“Doğru söyledin, babam ve anam sana feda olsun! Sen benim ortağımdın. Hem de çok güzel bir ortak! Ne karşı koyardın, ne de tartışırdın.”
Sâib radıyallahu anh. Ebû Dâvud.376. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Malı kıymetlensin diye saklayan kul ne kötüdür, Allah fiyatları ucuzlatırsa üzülür, pahalılaştırırsa sevinir.”
Muaz radıyallahu anh. Rezîn.377. Bir adam gelip şöyle dedi:
“Ey Allahın Resûlü! Fiyatı sen belirle!”
Şöyle buyurdu:
“Fiyatları yükselten ve indiren Allahtır. Ben, kimsenin hakkı üzerimde olmadan Allaha kavuşmayı umarım.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.378. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi, elde ettiği helâlden midir, haramdan mıdır, aldırmayacak. işte o zaman, onların duaları kabul olunmayacaktır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.379. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemedik hiç kimse kalmayacak. Doğrudan yemeyen kişiye ise, dumanı isabet edecek.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.14 Aralık 2009: 16:47 #761760Anonim
AHLAK, HAYA, MERHAMET, SEVGİ…
389. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Mâlik.390. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır.”
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.391. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah teâlâ, çirkin konuşan ve ne konuştuğunu bilmeyenlerden nefret eder.”
Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.392. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.
En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir.”
Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.393. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Haya îmandandır, îman ise cennettedir. Utanmazlık cefadandır, cefa ise cehennemdedir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.394. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Haya ve gerekeni konuşmak îmanın, açık saçık ve lüzumsuz konuşmak ise münafıklığın kısımlarındandır.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.395. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Geçmiş peygamberlerin, sonraki insanlara ulaşan sözlerinden birisi de şudur:
“Utanmadıktan sonra ne istersen yap!”
Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.396. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtüsü içindeki bakire kızdan daha fazla haya sahibiydi.
Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman, biz onu yüzünden anlardık.
Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.397. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin.”
İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.398. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, torunu Hasanı öptü.
O sırada bir adam:
“Benim on çocuğum var, daha bugüne kadar hiçbirini öpmedim,” dedi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona baktı ve sonra şöyle buyurdu:“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.399. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip dedi ki:
“Siz çocuklarınızı öpüyorsunuz, biz öpmeyiz.”Şöyle buyurdu:
“Allah sizin kalbinizden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim ki?”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.400. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, mahlukatı yaratınca, Arş üstünde bulunan kitabına şunu yazdı:
“Merhametim öfkemi geçmiştir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.401. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allahın yüz merhameti vardır. Bir tanesini yeryüzüne indirmiştir ki, cinler, insanlar, hayvanlar ve zararlı sürüngenler aralarında onun sayesinde birbirlerine acıyıp merhamet ederler. Yabanî hayvanlar, onunla yavrularına şefkat gösterirler.
Geride kalan doksandokuz merhametini kıyamet gününe ertelemiştir ki, âhirette kullarına onunla davranacaktır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.402. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme esirler getirildi. Aralarında memeleri sütle dolmuş bir de kadın vardı, esirler arasında bulduğu bir çocuğu kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya emzirmeye başladı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Ne dersiniz, bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı?”
“Hayır, vallahi atmaz!” dediler.
“Allahın kullarına olan şefkati, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çoktur.”
Ömer radıyallahu anh. Buhârî.403. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Günahkâr bir kadın, sıcak bir günde, dilini dışarı çıkarmış susuzluktan soluyan bir köpek gördü. Hemen ayakkabısını çıkararak kuyudan su çekti, ona içirdi.
Bu sebeple Allah onu bağışladı.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.404. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir kadın, kedi yüzünden cehenneme girdi. Kediyi eve hapsetmiş, yiyecek bir şey vermemiş, üstelik gidip yiyecek araması için onu serbest de bırakmamıştı.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.405. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müminler, birbirlerini sevmekte, merhamet etmekte, şefkat göstermekte tek vücut gibidirler. O vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da acı çekip uykusuz kalır.”
Nûman radıyallahu anh. Buhârî.406. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kişi, müslüman kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine bildirsin.”
Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud.407. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o, bir gün nefret ettiğin kişi olabilir.
Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et! Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.408. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yumuşaklık, bulunduğu şeyi süsler, bulunmadığı şeyi ise çirkinleştirir.”
Aişe radıyallahu anha. Müslim.409. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Beni, Allahın bana verdiği mevkiden daha yukarı çıkartmanızı istemiyorum.
Ben, Abdullahın oğlu Muhammedim. Allahın kulu ve elçisiyim.”
Enes radıyallahu anh. Rezîn.410. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde Allah teâlâ şöyle buyuracak:
“Celâlim hakkı için, birbirlerini sevenler nerede? Bugün onları, gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu anda, gölgemde gölgelendireceğim.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.411. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah teâlâ buyurdu:
“Benim rızam için birbirlerini sevenlere, birbirlerini ziyaret edenlere ve birbirlerine ikram edenlere muhabbetim vacip olmuştur.”
Ebû idris radıyallahu anh. Mâlik.412. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Amellerin en üstünü, Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir.”
Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.413. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allahın kullarından birtakım insanlar vardır ki, ne peygamberdirler ve ne de şehîddirler. Lâkin Allah katındaki mevkilerinden dolayı, onlara, hem peygamberler, hem de şehîdler gıpta edeceklerdir.
Onlar, akraba olmadıkları ve maddi yönden hiçbir çıkarları da bulunmadığı hâlde, birbirlerini yalnız Allah için sevenlerdir.
Vallahi, onların yüzleri nurdur, şüphesiz onlar nur üzere olacaklardır. insanlar korktukları zaman onlar korkmayacak, üzüldükleri zaman onlar üzülmeyeceklerdir.”
Sonra şu âyeti okudu: “Haberiniz olsun. Allahın velîleri var ya, onlar için ne korku vardır ve ne de mahzun olacaklardır.”
Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.14 Aralık 2009: 16:55 #761761Anonim
ÖFKE, KİBİR, HASET, KORKAKLIK, ZAN…
414. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateşi söndüren de sudur. Onun için, biriniz öfkelenince hemen abdest alsın!”
Ebû Vail radıyallahu anh. Ebû Dâvud.415. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz ayaktayken öfkelenirse, hemen otursun. Öfkesi giderse iyi, gitmezse hemen yatsın.”
Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.416. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, öfkesinin gereğini yerine getirmeye gücü yettiği hâlde, kendini firenlerse, Allah onu, kıyamet gününde, yaratıkların huzurunda çağırır ve hurilerden dilediğini almakta serbest bırakır.”
Sehl radıyallahu anh. Tirmizî.417. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
“Siz kime pehlivan dersiniz?”
“Yenilmeyen kişiye.”
“Hayır, asıl pehlivan, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimsedir,” buyurdu.
İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.418. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
“içinizde kimi müflis sayarsınız?”“Malı kalmayan kimseyi.”
“Hayır, asıl müflis, kıyamet gününde, ona sövmüş, buna zulmetmiş, berikinin malını almış olarak gelen kimsedir. Orada ne dinar vardır, ne de dirhem.
Sevapları alınıp o kimselere verilir. Yetmez, bu defa onların günahları sırtına yüklenir. işte müflis odur.
İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.
419. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Öğretin, kolaylaştırın ve güçleştirmeyin! Biriniz kızdığı zaman, sussun!”
İbn Abbas radıyallahu anh. Ahmed.
420. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
421. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlarda bulunan huyların en kötüsü, tutkulu bir cimrilik ve şiddetli bir korkaklıktır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.422. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Size, sizden önceki milletlerin hastalığı olan haset ve kin bulaşmış. Bunlar kazıyıcıdır. Ancak, ben saç kazımayı kastetmiyorum. Onlar din kazıyıcısıdır.
Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, îman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam îman etmiş sayılmazsınız.
Birbirinizi sevmenizi sağlayacak bir şeyi size göstereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın!”
Zübeyr radıyallahu anh. Tirmizî.423. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Zandan uzak durun! Çünkü zan, sözün en yalanıdır.
Başkalarının gizli konuştuklarını yaymayın!
Birbirlerinizin ayıplarını araştırmayın!
Gereksiz yere rekabete girmeyin!
Birbirinizi kıskanmayın!
Birbirinize kin tutmayın!
Birbirinize sırt çevirmeyin!
Ey Allahın kulları, Allahın size emrettiği gibi kardeş olun!
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder, ne de onu yüzüstü bırakır. Ona hakaret de etmez.”
Sonra kalbini gösterdi:
“Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır!
Kişinin, müslüman kardeşini hor görmesi, kötülük bakımından kendisine yeter de artar bile.
Müslümanın herşeyi müslümana haramdır: kanı, şerefi, malı…
Allah, sizin ne bedenlerinize, ne biçimlerinize ve ne de amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.424. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah buyuruyor:
izzet ve büyüklük benim elbisemdir. Bu ikisinde her kim benimle çarpışırsa, ona azap edirim.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.425. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem:
“Kalbinde zerre kadar kibir, büyüklenme bulunan kimse cennete giremez!” buyurdu.
Bir adam, “Fakat kişi, elbisesinin ve ayakkabılarının güzel olmasını ister.”
Şöyle buyurdu:“Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir, Hakkı inkâr edip, insanlara üstten bakmaktır.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.426. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlar, ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş atalarıyla övünmekten vazgeçerler, ya da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan böcekten daha âdi bir dereceye düşerler.
Allah teâlâ sizlerden kötü dönem kibrini temizledi. Artık kişi, ya günahtan sakınan bir mümindir, ya da azgın bir günahkâr.
insanların tümü Ademin çocuklarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.427. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah bana, “alçakgönüllü olmanız, birbirinize karşı büyüklenmemeniz, böylece kimsenin kimseye tecavüz etmemesi,” hususlarını bildirdi.”
Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
14 Aralık 2009: 16:59 #761762Anonim
HARCAMA, CİMRİ, CÖMERT, SERVET…
428. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cömert kişi, Allaha yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır.
Cimri olan ise, Allahtan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır.
Allah katında, cömert bir bilgisiz câhil, cimri bir ibadet edici âbidden daha sevimlidir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.429. Medineye geldim. ileri gelenlerin bulunduğu bir toplulukta otururken bir adam geldi. Cüsseli bir adamdı ve kaba elbiseler giymişti. Sert çehreliydi. insanların başlarında durup şöyle dedi:
“Altın ve gümüş biriktirip de Allahın yolunda harcamayanlara şunu müjdele!
O altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılıp vücutları şöyle dağlanacaktır:
Memelerinin arasından sokulup omuzlarının arasından, omuzlarının arasından sokulup memelerinin üstünden çıkartılacaktır. Kendisi ayakta duramayıp sarsılacaktır.”
Onu dinleyen o topluluk başlarını eğdiler ve adama hiç cevap vermediler.
Adam gitti, ben de ardından gittim, adam oturdu, ben de yanına oturdum.
Sonra dedim ki:
“Oradakiler senin sözlerinden hiç hoşlanmadılar. Çünkü sana hiçbir şey söylemediler.”
“Onların akılları hiçbir şeye ermez. Dostum Ebûl Kasım sallallahu aleyhi ve sellem birgün beni çağırdı. Yanına vardım. Bana dedi ki:
“Uhudu görüyor musun?”
Üstümdeki güneşe baktım, sandım ki beni bir iş için gönderecek.
“Görüyorum,” dedim.
Şöyle buyurdu: “işte benim Uhud dağı kadar altınım olsa, hepsini Allah yolunda harcarım, kendime sadece üç dinar bırakırım.”
Şimdi bunlara bakıyorum da hiçbir şey anlamıyorlar, habire dünyalık toplayıp duruyorlar, başka bir şey düşünmüyorlar.”
Ben Ahnef dedim ki: “Neden Kureyş kardeşlerine gidip onlardan dünyalık istemiyorsun?”
Şu cevabı verdi: “Rabbime yemin ederim ki, hayır! Onlardan ne dünyalık isterim ve ne de din hakkında onlardan bir fetva sorarım. Allah ve Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme kavuşuncaya kadar böyle yaşar giderim!”
Ahnef radıyallahu anh. Buhârî.430. Dedim ki:
“Ey Allahın Resulü! Akrabalarla ilgilenmek, köle azad etmek, sadaka vermek gibi müslüman olmadan önce yapmış olduğum şeylerde acaba benim için bir sevap var mıdır?”
Şöyle buyurdu:
“iyiliklerin boşa gitmeyecek, onlarla birlikte müslüman oldun.”
Dedim ki: “Vallahi câhiliyede ne gibi iyilikler yaptımsa islâmda da, aynısını yaparım.”
Hakîm radıyallahu anh. Buharî.
431. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, zâlim zenginden, câhil ihtiyardan ve büyüklük taslayan fakirden nefret eder.”
Ali radıyallahu anh. Bezzâr.432. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kâbenin gölgesinde otururken yanına vardım. Beni görünce şöyle dedi:
“Kâbenin Rabbi hakkı için, onlar zarardadırlar!”
Gelip yanına oturdum, çok geçmeden ayağa kalktım ve dedim ki:
“Anam babam sana feda olsun, onlar kimdir, ey Allahın Resûlü?”
“Onlar, malları çok olan zenginlerdir. Ancak bunların şöyle şöyle verenleri başka. Ama onlar da ne kadar azdır!” buyurdu.
Ebû Zer radıyallahu anh. Buhârî.433. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hileci, cimri ve ettiği iyiliği başa kakan kimseler kesinlikle cennete giremezler.”
Ebû Bekr radıyallahu anh. Tirmizî.434. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Şeytanın develeri de olur, evleri de. Birinizin güzel develeri olur, hiçbirisine binmeye kıyamaz. Devesi olmayan yorgun bir kardeşine rastlar da, onlardan birine bindirmez, işte bu, şeytan devesidir.
Şeytanın evlerine gelince, ipek ve benzeri kumaşlarla örtülüp süslenen şu kafeslerdir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.435. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kul, “Malım, malım!” der, oysa malının ancak şu üç kısmı kendisinindir: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve verip öbür dünyası için biriktirdiği. Bunun dışındakiler ise, kendisi ölür ve malını insanlara bırakır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.436. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlara teşekkür etmeyen, Allaha şükretmiş olmaz.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.14 Aralık 2009: 17:02 #761763Anonim
BORÇ, HEDİYE, EMANET, BULUNTU…
437. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir adam hiç hayır işlemezdi, sadece borç para dağıtırdı. Geri alma zamanı gelince, adamına:
“imkânı olanlardan al, durumu uygun olmayıp sıkıntıda olanlardan alma, belki Allah da bizim günahlarımızı bağışlar,” derdi.
Nihâyet adam öldü. Allah ona sordu:
“Herhangi bir iyi amelin var mı?”
“Hayır, sadece halka borç para dağıtırdım, geri alma zamanı gelince, hizmetçimi şöyle diyerek gönderirdim: Durumu uygun olanlardan al, olmayanlardan alma. Allah da belki bu sebeple bizi bağışlar.”
Allah ona şöyle buyurdu:
“Ben de seni affedip, günahlarından geçiverdim.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.438. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim güç durumda olan kişiye, borcunu ödemesi için süre verir, ya da alacağını hiç almazsa, Allah onu, kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı günde, gölgesi altında gölgelendirecektir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Timizi.439. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Duasının kabul edilmesini ve sıkıntısının giderilmesini isteyen, sıkıntıda olan borçluya yardım etsin.”
İbn Ömer radıyallahu. Ahmed.440. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir adam cennete girdi, kapısında şöyle bir yazı gördü:
“Verilen sadakanın karşılığı on sevap, verilen ödünç paranın karşılığı ise onsekiz sevaptır.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.441. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Herhangi bir kimsenin, ödemek niyetiyle aldığı borcu Allah bilir ve daha dünyada iken, borcunu ödemesinde mutlaka ona bir kolaylık verir.”
İmran radıyallahu anh. Nesêî.
442. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Zenginin, ödeyecek durumu olduğu hâlde borcunu ödemeyi uzatması, zulümdür.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.443. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allahın yasakladığı büyük günahlardan sonra, kulun karşılaşacağı en büyük günah, kişinin, borçlu olarak ve borcunu ödeyecek kimse bırakmayarak ölmesidir.”
Ebû Mûsa radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
444. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Borçlu olan borcunu ödeyinceye kadar, alacaklının, onun üzerinde etkin bir konumu vardır.”
İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.
445. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Karşısındaki versin veya vermesin, hakkını isteyen kimse, edebiyle istesin.”
İbn Ömer radıyallahu. İbn Mâce.446. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ruhunuz güven içindeyken onu korkutmayın!”
“Bu nasıl olur?” diye sorduklar.
“Borçla olur,” buyurdu.
Ukbe radıyallahu anh. Ahmed.447. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Alacaklı, borcun süresi içinde bir kat sadaka sevabı alır, ama alma günü geldikten sonra sonra onu ertelerse, o zaman her gün için iki katı sadaka sevabı kazanır.”
Büreyde radıyallahu anh. Ahmed.448. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yahudiden belirli bir zamana kadar yiyecek satın aldı ve demir zırhını ona rehin bıraktı.
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
449. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Emanet olarak alınan mal, sahibine ödenir. Kefil, borçlu sayılır. Borç, ödenmelidir.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.
450. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Emaneti güvendiğin kimseye ver! Sana hainlik yapana sen hıyanet etme!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.451. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Eğer buluntu, işlek yolda ve insanların çokça bulunduğu beldede bulunmuş ise, bir sene sahibini araştır. Sahibi gelirse verirsin, gelmezse o senin olur.”
Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.452. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim bir yitik bulursa, bir ya da birkaç âdil şahit tutsun, onu gizlemesin, yitirmesin. Eğer sahibini bulursa ona verir, bulamazsa, o Allahın dilediğine verdiği bir malıdır.”
Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.453. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hediye kabul ederdi ve karşılığını da verirdi.
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.454. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bana bir koyun paçası dahi hediye edilse kabul ederim, o paçanın yemeğine çağırılırsam, icabet edip giderim.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.455. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Devlet yöneticisine verilen hediyeler, hiledir.”
Câbir radıyallahu anh. Taberânî.
14 Aralık 2009: 17:06 #761764Anonim
EVLİLİK, KADIN, DÜĞÜN, MAHREM…
456. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz, evlensin. Çünkü bu, gözü haramdan daha iyi korur, edep yerini de.
Gücü yetmeyen ise, oruç tutmalıdır. Çünkü orucun, şehveti kırma özelliği vardır.”
Alkame radıyallahu anh. Buhârî.457. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Dünya bir metadır. Onun en iyi metaı ise, saliha bir kadındır.”
İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.458. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allahtan korksun!”
Enes radıyallahu anh. Taberânî.459. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Karısı olmayan adam yoksuldur, yoksul.”
“Çok malı olsa da mı?”
“Çok malı olsa da.”
“Kocası olmayan kadın yoksuldur, yoksul!”
“Çok malı olsa da mı?”
“Çok malı olsa da.”
İbn Ebî Necih radıyallahu anh. Buhârî.460. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası, sen dindarını al!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.461. Evlenmiştim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
“Kiminle evlendin?”
“Dul bir kadınla…”
“Neden dul kadınla evlendin. Onun seninle, senin de onunla cilveleşeceğiniz bakire yok muydu?” buyurdu.
Câbir radıyallahu anh. Buhârî.462. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz bir kadınla evlenmek isterse, evlilik kararı vermede önemli olacak yerlerine baksın!”
Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.463. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz ailesiyle cinsel ilişki kurarken, “Bismillah! Allahım! Şeytanı bizden uzaklaştır, bize lütfedeceğin çocuktan da onu uzaklaştır,” diye dua edip, sonra aralarındaki bu ilişkiden çocuk yaratılırsa, ona şeytan asla zarar veremez.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.464. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selleme, kadının gebe kalmaması için döl suyunu dışarıya akıtma meselesini sorduk.
“Yapmanızda hiçbir sakınca yoktur. Eğer kıyamete kadar canlı bir varlık yaratılıp meydana getirilecekse, mutlaka yaratılır, meydana gelir. Olacak olur,” buyurdu.
Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.465. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Evlenme işi için, iki kişi arasında aracılık yapmak, en üstün aracılıklardandır.”
Ebû Ruhm radıyallahu anh. İbn Mâce.466. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Dul, kendisini evlendirme hususunda velîsinden daha yetkilidir. Kızdan izin istenir, susması izin sayılır.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Müslim.467. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Dininden ve ahlâkından hoşnut olduğunuz biri sizden kız istemeye gelirse, verin! Vermezseniz, yeryüzünde kargaşa ve büyük bozgunculuk olur.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.468. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Rabbiniz bir, babanız bir. Arabın arap olmayana, kırmızının karaya üstünlüğü yoktur! Üstünlük, günahlardan sakınıp iyi kulluk etmekledir.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Taberânî.469. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kadınlarınızın hayırlısı ile evlenmeye bakın. Denginiz olanlarla evlenin! Birbirlerine denk olanları evlendirin.”
Aişe radıyallahu anha. İbn Mâce.470. Ebû Talha, Ümmü Süleym ile evlenmek istedi. Onun cevabı şu oldu:
“Ey Ebû Talha! Vallahi, senin gibisi geri çevrilmez, fakat sen kâfir bir adamsın, bense müslüman bir kadınım. Seninle evlenmem helâl olmaz.
Müslüman olursan, bunu mehir yerine kabul ederim. Bundan başka da senden hiçbir şey istemem.”
Hemen müslüman oldu ve müslüman oluşu onun, evlenmede erkeklerin kadınlara vermekle yükümlü oldukları para ya da mal yerine geçti.
Enes radıyallahu anh. Nesêî.471. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bu evlenmeyi duyurun! Evlenme işlerini mescidlerde yapın! Üzerine de defler çalın! Çünkü, helâl ile haramı ayıran şey, onu duyurmaktır.”
Aişe radıyallahu anha. Rezîn.472. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, kızı Fatımayı, bir yatak, bir su kabı ve bir de içi ot dolu bir yastıkla gelin gönderdi.
Atâ radıyallahu anh. Nesêî.473. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Düğün yemeği birinci gün haktır, ikinci gün sünnettir, üçüncü gün ise gösteriştir. Her kim gösteriş yaparsa, Allah onu herkese açıklar.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.474. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“En kötü yemek, zenginlerin çağırılıp, fakirlerin çağırılmadığı düğün yemeğidir. Kim davete gelmezse, Allah ve Resûlüne âsi olur.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.475. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“iki kişi yemeğe çağırırsa, kapı bakımından hangisi yakınsa onunkini kabul et, çünkü kapıca yakın olan, komşu olarak da yakındır. Eğer birisi önce çağırmış ise, onun davetini kabul et.”
Humeyd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.476. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Haram, helâl olanı haram kılmaz!”
İbn Ömer radıyallahu. İbn Mâce.477. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, soydan haram kıldığını sütten de haram kılmıştır.”
Ali radıyallahu anh. Tirmizî.478. Gaylan bin Seleme müslüman oldu. Câhiliye döneminde on tane karısı vardı, onlar da onunla birlikte müslüman oldular.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ona dört tanesini alıkoyup gerisini boşamasını emretti.
İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.479. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey insanlar! Ben size, kadınlarla “mutâ” nikâhı yapmak hususunda izin vermiştim. Allah, şimdi süresi sınırlı olan bu tür nikâhı Kıyamete kadar haram kılmıştır. Kimin de yanında bu çeşit kadınlardan biri varsa, ondan hemen kurtulsun, verdiklerinden hiçbir şeyi de geri almasın.”
Sebre radıyallahu anh. Müslim.480. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Karı koca birbirlerine bir sır söylerler de, sonra onlardan birisi ötekinin sırrını yayar. Kıyamet gününde, mertebe bakımından o Allah indinde en kötü insandır.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.481. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, kadının, kocasına secde etmesini emrederdim.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.482. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnutken ölürse, cennete girer.”
Ümmü Seleme radıyallahu anh. Tirmizî.483. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kadın, kocasının yatağını terkederek gecelerse, yatağa dönünceye kadar melekler ona lânet eder.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.484. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“En hayırlı kadın, kocası kendisine bakınca onun gönlüne huzur veren, emrettiği zaman itaat eden, nefsinde ve malında kocasının hoşlanmadığı bir şey yapmayan kadındır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.485. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir kadın, beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, namusunu korursa, kocasına itaat ederse, ona, “Cennetin kapılarından hangisini istersen oradan gir,” denilir.”
Abdurrahman radıyallahu anh. Ahmed.486. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allahın dişi kulları olan kadınlarınızı dövmeyin! Muhammed ailesine birçok kadınlar geliyor, kocalarının kendilerini dövmelerinden yakınıyorlar.
Onları dövenler en hayırlılarınız değildir!”
İyas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.487. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cehennemliklerden olup da, henüz görmediğim iki sınıf insan:
Ellerinde sığır kuyrukları gibi kamçılar, durmadan insanları dövüyorlar.
Giyinik, çıplak, başları deve hörgücü gibi, eğilim duyan ve kendine eğilim duyuran kadınlar sınıfı.
İşte onlar cennete giremeyecekler ve kokusunu da bulamayacaklar.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.488. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Benden sonra, erkeklere, kadınlardan daha zararlı bir sınanma nedeni bırakmadım.”
Üsame radıyallahu anh. Buhârî.489. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kocası evde olmayan kadınların yanına sakın girmeyin. Çünkü şeytan, kanınızın dolaştığı yerde dolaşır.”
Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.490. Kadının, kocasının erkek akrabalarıyla ıssız yerde beraber bulunmaları soruldu.
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem: “Onlarla yalnız kalması, ölümdür!” buyurdu.
Ukbe radıyallahu anh. Buhârî.491. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yanında uygun bir yakını olmaksızın, hiçbiriniz bir kadınla sakın başbaşa kalmasın.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.492. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey Ali! Bakışına bakış ekleme! Zira, ilk bakış sanadır, ama ikinci bakış zararınadır.”
Büreyde radıyallahu anh. Tirmizî.493. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Birbirini sevenler için nikâh kadar güzel bir şey görülmemiştir!”
İbn Abbas radıyallahu anh. İbn Mâce.14 Aralık 2009: 17:08 #761765Anonim
SOFRA, YEME, İÇME, GIDA…
494. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz yemek yerken “Bismillah” desin. Başta söylemeyi unutursa, hatırlayınca, “Başında da sonunda da Bismillah!” desin.”
Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.495. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yemeğin bereketi, hem yemekten önce, hem de yemekten sonra el ve ağzı yıkamaktadır.”
Selman radıyallahu anh. Tirmizî.496. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin koruması altında bir çocuktum. Elim yemek kabının her tarafında dolaşır dururdu. Bunun üzerine:
“Evladım! Besmele çek, sağ elinle ye ve sana yakın olan taraftan ye!” buyurdu.
İbn Ebû Seleme radıyallahu anh. Buhârî.
497. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yaslanarak yemek yemezdi. iki adamın onun ardından gittiği de olmamıştır. Üç kişi olduklarında aralarında yürürdü. Toplu oldukları zaman, birini öne geçirirdi.
İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.498. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, içki içilen sofrada oturmayı yasak etti. Kişinin, karnına dayanarak yemesini ve içmesini de yasakladı. Dane ve benzerini oturarak, ya da yaslanarak yemeğe izin verdi.
İbn Ömer radıyallahu. Rezîn.499. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sofra üzerinde yemek yerdi.
Enes radıyallahu anh. Buhârî.500. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, bir tabakta yemek yeyip de, sonra o tabağı sıyırırsa, o tabak onun için Allahtan af diler.”
Nubeyşe radıyallahu anh. Tirmizî.501. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“iki kişilik yemek üç kişiye yeter. Üç kişilik yemek ise, dört kişiye yeter.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.502. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insan, karnından daha kötü bir kabı doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir, mutlaka bundan fazla yemesi gerekirse, midesini üçe bölsün: Üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefesi için.”
Mikdam radıyallahu anh. Tirmizî.503. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yemeğe kusur bulmazdı, canı çekerse yerdi, çekmezse bırakırdı.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.504. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sofra kurulduğu zaman, kaldırılıncaya kadar kimse kalkmasın. Kişi doysa bile, elini, herkes bitirinceye kadar sofradan çekmesin. Çünkü, aralarında utanan kimse bulunur da, doymadankalkar.”
İbn Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.505. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ayakta yemek yemeyi ve su içmeyi yasakladı.
Enes radıyallahu anh. Bezzâr.506. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanıma girip:
“Yanınızda yiyecek bir şey var mı?” diye sordu.
“Biraz ekmek, biraz da sirke var,” dedim.
“Onu getirin, içinde sirke bulunan ev fakir sayılmaz!” buyurdu.
Ümmü Hani radıyallahu anha. Tirmizî.
507. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, Tebükte, hıristiyanlarca üretilen peynir getirildi, onu bıçakla kesti ve besmele çekerek yedi.
İbn Ömer radıyallahu anh. Rezîn.
508. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Rahmana ibadet edin! Yemek yedirin! Bol selâm verin ki, esenlikle cennete giresiniz!”
İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.509. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz, müslüman kardeşinin yanına girip de, o kendisine yemek ikram ettiği zaman, yesin. Onun hakkında bir şey sormasın. ikram ettiği suyu da içsin, hakkında bir şey sormasın.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.
510. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Deve içişi gibi tek bir içişle su içmeyin, ikişer üçer için. içmeye bismillah diyerek başlayın, bitirince elhamdülillah deyin.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.511. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz su içtiği zaman bardağın içinde nefes almasın.”
Ebû Katâde radıyallahu anh. Buhârî.512. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sarhoşluk veren her içecek haramdır.”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.513. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır.”
Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.
514. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, her sarhoş eden ve dalgınlık veren şeyi yasak etmiştir.
Ümmü Seleme radıyallahu anha. Ebû Dâvud.
515. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, şarapla ilgili on kişiye lânet etti: Üzümünü sıkana, sıktırana, içene, içirene, taşıyana, taşıttırana, satana, satın alana, bağışlayana ve parasını yiyene.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.
516. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ümmetimden bir takım insanlar, şarap içecekler ve ona başka başka isimler verecekler.”
Sahabeden biri radıyallahu anh. Nesêî.
14 Aralık 2009: 17:12 #761766Anonim
GİYİM, EŞYA, TAKI, BOYA, KOKU…
517. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“ipek ve atlas elbise giymeyin! Altın ve gümüş kaplarda su içmeyin. Çünkü bunlar dünyada onlarındır, âhirette ise sizindir.
İbn Ebî Leylâ radıyallahu anh. Buhârî.518. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yolculuktan döndü. Kapımın üstüne kanatlı atların resimleri bulunan bir perde asmıştım. Bana emretti, ben de onu çıkardım.
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.519. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bana Cebrail gelip dedi ki: “Dün sana geldim, beni içeriye girmekten şunlar alıkoydu: Evde üzerinde resimler olan perdeler vardı. Evde köpekler vardı.
Kapıda adam resimleri vardı. Emret, timsallerin başı kesilsin, ağaç hâline gelsin. Emret, perde ikiye bölünsün, yastık yapılsın. Emret, köpek dışarı çıkartılsın.”
Köpek bir enikti. Hasan ile Hüseyin o enikle oynuyorlardı. Sedirin altındaydı, emretti çıkartıldı.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.520. Üzerimde sıradan elbiseler varken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin yanına vardım.
“Malın var mı?” dedi.
“Evet.”
“Hangi tür maldan?”
“Allahın ihsanı olan her türlü maldan…”
“Allah sana mal vermişse, bu nimet, üzerinde görünsün!”
Ebûl Ahvas radıyallahu anh. Nesêî.521. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Şüphesiz Allah, verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister.”
Amr bin Şuayb radıyallahu anh. Tirmizî.522. Yemen giysilerinden en güzel bir elbise giydim.
Bana “Ey İbn Abbas! Merhaba! Bu güzel elbise de ne?”
Şöyle cevap verdim:
“Beni kınamayın! Ben, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellemin üzerinde bundan daha güzel elbiseler gördüm.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.523. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Giyinirken, ya da abdest alırken, sağınızdan başlayın.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.524. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
Kim yeni bir elbise giyip de, “Gösterilmemesi gereken yerlerimi örten ve beni güzelleştiren elbiseyi bana giydiren Allaha hamdolsun!” deyip, eskiyen, ya da kullanılmayıp duran elbiseyi fakirlere verirse, Allah onu, diriyken de, ölüyken de yardımı, koruması ve örtüsü altına alır.
Ömer radıyallahu anh. İbn Mâce.525. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin en çok sevdiği elbise, gömlekti.
Ümmü Seleme radıyallahu anha. Tirmizî.526. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kendi ailesinden başkası için süslenen gururlu kadın, kıyamet gününde karanlık gibi nursuz kalacaktır.”
Meymûne Saad radıyallahu anha. Tirmizî.527. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Giyinmelerinde kadınlara yardımcı olunuz.”
Enes radıyallahu anh. Taberânî.528. Allah, ilk muhacirlerin hanımlarına merhamet etsin! “Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar!” âyeti indiği zaman, elbiselerinin uygun yerlerini kesip başörtüsü yaptılar ve onu başlarına iyice örttüler.
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
529. Ebû Bekirin kızı Esma, üzerinde ince bir elbiseyle Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin yanına girdi. Ondan yüzünü çevirerek şöyle buyurdu:
“Ey Esma! Kadın erginlik çağına girdiği zaman, elleri ve yüzünden başka hiçbir organının görünmesi uygun olmaz.”
Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.530. Bir kadın, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle konuştu. Sonra şöyle dedi:
“Ey Allahın Resûlü! Altın takmamı uygun bulmadın, ama bir kadın kocasına karşı süslenmezse, onun yanında değeri kalmaz.”
“Biriniz iki gümüş küpe takamaz mı? Bunları sarartamaz mı?” buyurdu.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Nesêî.531. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“ipekle altını giymek, ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helâl kılındı.”
Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.532. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, kendini erkeklere benzeten kadınlara lânet etmiştir.
Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.533. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lânet etmiştir.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
534. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme, ellerini ve ayaklarını kına ile boyamış bir muhannes geldi.
“Nedir bu?” dedi.
“Bu, kendisini kadınlara benzetmek istiyor,” dediler.
Bunun üzerine, onu Nâki isimli bir yere sürgün etti.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
535. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yarı çıplak giyinmek arabın giysisidir, iyice giyinip kapanmak ise îmanın örtüsüdür.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.536. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Evet, hazerde, yolculukta, gece ve gündüz ben şalvar giyerim.
Çünkü ben, örtünmekle emrolundum, bundan daha iyi örten bir şey bulamıyorum.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.537. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemi mehtaplı bir gecede gördüm. Üzerinde kırmızımsı bir elbise vardı, bir ona baktım, bir de aya baktım. Bence o, aydan daha güzeldi!
Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.
538. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bir koku kutusu vardı, ondan kokulanırdı.
Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.539. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her göz zina eder. Eğer kadın koku sürünüp de, koklamaları için bir topluluğun yanından geçerse, duygu zinası yapmış sayılır.”
Ebû Mûsa radıyallahu anh. Tirmizî.
540. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Dikkat edin! Erkeklerin güzel kokusu renksiz kokudur. Kadınlarınki ise, rengi olan fakat kokusu bulunmayan maddelerdir.”
İmran radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
541. Aişeye, kına ile boyanmayı sordular. “Sakıncası yok, fakat ben hoşlanmam, çünkü sevgilim Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem de onun kokusundan hoşlanmazdı” dedi.
Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.
542. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kadını boyasız, süssüz görmekten hoşlanmam!”
Aişe radıyallahu anha. Rezîn.
543. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gümüş yüzük edindi. Yazıları onunla mühürlerdi, ancak onu devamlı takmazdı.
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
14 Aralık 2009: 17:15 #761767Anonim
BEDEN, SAÇ, BIYIK, TIRAŞ, BAKIM…
544. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme dedim ki:
“Benim, omuzlarıma kadar uzanan saçım var, tarayabilir miyim?”
“Evet, ona iyi bak!” buyurdu.
Ebû Katade, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin bu sözünden dolayı, çok defa saçlarına günde iki kez bakım yapardı.
Ebû Katade radıyallahu anh. Mâlik.
545. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“ibrahim, ilk misafir kabul eden, ilk sünnet olan ve ilk bıyıklarını kısaltan kişiydi.
Saçına düşen akı gördüğü zaman Allaha şöyle söyleyen ilk kişiydi:
“Rabbim, bu nedir?”
“Vakardır, ey ibrahim!” buyurdu.“Rabbim, öyleyse vakarımı artır!” diye dua etti.”
İbn Müseyyeb radıyallahu anh. Mâlik.
546. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mesciddeyken, saçı sakalı birbirine karışmış bir adam girdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, saçını sakalını düzeltmesi için ona işaret etti. Adam söyleneni yaptı.
Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:
“Birinizin, şeytanı andıracak biçimde gelmesindense bu hâli daha iyi değil mi?” buyurdu.
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.547. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadının başını iyice tıraş ettirmesini yasakladı.
Ali radıyallahu anh. Nesêî.548. Kitap ehli olan hıristiyanlar ve yahudiler, saçlarını alınlarının üzerine sarkıtırlardı. Müşrikler ise, saçlarını ikiye ayırırlardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Allahın emir göndermediği hususlarda Ehlikitaba uygun davranırdı. Bu nedenle, saçlarını alnı üzerine saldı. Daha sonra ayırdı.
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.549. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah yolunda kimin saç ve bıyıklarına ak düşerse, kıyamet gününde bu, onun için bir nur olur.”
İbn Abese radıyallahu anh. Tirmizî.550. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Gençlerinizin en iyileri kendini ihtiyarlara benzetenlerdir, ihtiyarlarınızın en kötüleri ise kendilerini gençlere benzetenlerdir.”
Enes radıyallahu anh. Taberânî.551. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müşriklere aykırı davranın, sakalınızı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin!”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
552. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yahudiler ve hıristiyanlar saçlarını boyamazlar. Siz onlara aykırı davranın!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
553. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin başındaki ak kılları saymak istesem sayabilirdim. O, ne saçını, ne de sakalını boyamıştır.
Enes radıyallahu anh. Buhârî.554. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Beş şey yaradılışa uygundur: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
555. Bıyığı kırkarak kısaltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak, etek tıraşı olmak hususlarında bize kırk gece süre verdi.
Enes radıyallahu anh. Müslim.556. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Saçına ilave eden, ettiren, yüzündeki tüyleri alan, aldıran, dövme yapan ve yaptıran kadınlar lânetlenmiştir. Hastalık nedeniyle olursa o başka.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
557. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin tarağı, misvağı, mescidde bile yanında olurdu. Taranırken aynaya bakardı.
Aişe radıyallahu anha. Taberânî.
14 Aralık 2009: 17:16 #761768Anonim
SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI…
558. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Selâm, konuşmaktan önce gelir.”
Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî.
561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi.
Esma radıyallahu anha. Tirmizî.563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir.”
Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım.”
Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın.”
Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın.”
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi.
İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî.
572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın.”
Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.