- Bu konu 60 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Aralık 2009: 18:06 #761784
Anonim
SORUMLULUK, TEBLİĞ, REHBERLİK…
894. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kimin vasıtasıyla bir adam müslüman olursa, ona cennet vâcip olur.”
Ukbe radıyallahu anh. Taberânî.895. Ebû Talib ölünce, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, halkını islâma davet etmek üzere Taife gitti. Ancak, onu dinlemediler, teklifini de reddettiler.
Oradan ayrıldı, bir ağacın gölgesine gelip, iki rekat namaz kıldı.
Sonra şöyle dua etti:
“Allahım! Kuvvetimin yetersizliğini ve insanlara karşı olan güçsüzlüğümü sana şikâyet ederim.
Ya Erhamürrahimin! Beni kime bırakıyorsun, hayatımı cehenneme çevirecek düşmanıma mı, yoksa işimin sahibi kıldığın akrabalarıma mı!
Eğer bana kızgın değilsen, aldırmam! Senin bana ihsan ettiğin afiyet, benim için daha önemli ve yararlıdır.”
İbn Câfer radıyallahu anh. Taberânî.896. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müminin sezgisinden sakının. Çünkü o, Allahın nuruyla bakar.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.897. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allahın öyle kulları vardır ki, onlar insanları yüzlerinden tanırlar.”
Enes radıyallahu anh. Taberânî.
898. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim bir iman yoluna çağırırsa, kendisine uyanların sevabı kadar, onların sevabından hiçbir şey eksilmeksizin sevap alır.
Kim de bir sapkınlık yoluna davet ederse, sapanların günahı gibi, onların günahları eksilmeksizin günah alır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
899. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kim islâmda güzel bir çığır açarsa, hem yaptığının sevabını ve hem de onunla amel edenlerin sevabını, amel edenlerinki eksilmeksizin alır.
Kim de, islâmda kötü bir çığır açarsa, hem yaptığının günahını, hem de onu yapanların günahını, yapanların günahından hiçbir şey eksilmeksizin yüklenir.”
Cerîr radıyallahu anh. Müslim.900. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“içinizden her kim kötü bir şey görürse, onu eliyle gidersin, buna gücü yetmezse diliyle önlesin, buna da gücü yetmezse kalbiyle ondan nefret etsin ki, bu îmanın en zayıf noktasıdır.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.901. Haccacın hutbesini dinlerken, hoşlanmadığım bir sözünü işittim. Hemen ona itiraz edip, değiştirmek istedim, fakat Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin şu sözünden ötürü bundan vazgeçtim:
“Bir müminin kendini alçaltması yakışık almaz.”Dedim ki: “Ey Allahın Resûlü! Kendi nefsini alçaltmak nasıl olur?”
Şöyle buyurdu: “Kendisini, altından kalkamayacağı bela ile karşı karşıya getirmekle.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Bezzâr.902. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“içlerinde günahlar işleyen adam bulunup da, onu önleyebilecekken önlemezlerse, Allah onlara, ölümlerinden önce, onun yüzünden mutlaka bir ceza verir.”
Cerîr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.903. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yeryüzünde suç işlenir onu gören de bundan hoşlanmazsa, onu görmeyen gibi olur. Onu görmeyen kimse hoşnut olursa, oradaymış gibi olur.”
Arîs radıyallahu anh. Ebû Dâvud.904. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Zâlim devlet yöneticisinin yanında doğru konuşmak, en büyük cihaddır.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.905. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Mîraç gecesi, dudakları ateş makaslarıyla doğranan bazı insanların yanından geçtim.
“Ey Cebrail! Bunlar kimdir?” diye sordum.
Şöyle dedi:
“Bunlar, ümmetinin, söylediklerini yapmayan konuşmacılarıdır.”
Üsâme radıyallahu anh. Buhârî.
906. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kendiniz tam yapmasanız da iyiyi önerin, kendiniz tamamen uzak durmazsanız bile kötüden sakındırın!”
Enes radıyallahu anh. Taberâ14 Aralık 2009: 18:08 #761785Anonim
HÜKÜM, ADALET, ŞAHİT, CEZA…
907. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hâkimler üçtür: Bunların biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, doğruyu bilip, doğru ile hüküm verendir. Doğruyu bilip, zulümle hüküm veren ve bilmeden insanlar arasında hüküm veren, cehennemliktir.”
Büreyde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.908. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey Ali! Allah, senin kalbine hidâyet ve diline sebat verecektir. Önüne iki hasım oturduğu zaman, birincisini dinledikten sonra, ikincisini de tam dinlemeden sakın hüküm verme! Güzel hüküm vermen için en doğru yöntem budur.”
Ali radıyallahu anh. Tirmizî.909. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir kimse, öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermesin!”
Ebû Bekre radıyallahu anh. Buhârî.
910. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Muazı Yemene göndermek istediği zaman şöyle buyurdu:
“Bir dava ile karşılaşırsan ne ile hüküm verirsin?”
“Allahın Kitabıyla…”
“Allahın Kitabında bulamazsan..?”
“Allah Resûlünün sünnetiyle…”
“Allahın Kitabında ve Allah Resûlünün sünnetinde de bulamazsan…?”
“Kendi görüşümle hüküm veririm.”
Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun göğsüne vurup, şöyle dedi:
“Allah Resûlünün elçisini, hoşnut olacağı bir şeye muvaffak eden Allaha hamd ederim.”
Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.
911. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ben bir insanım. Bana davalar getirilir, kiminizin konuşması kiminizden daha etkin olur. Ben de onun doğru olduğunu zannederim ve lehine hüküm veririm. Kimin için böyle bir hüküm verip, bir müslümanın hakkını ona geçirmişsem, bilsin ki, o bir ateş parçasıdır, isterse onu taşısın, isterse bıraksın.”
Ümmü Seleme radıyallahu anha. Buhârî.
912. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kanıt göstermek davacıya, yemin etmek ise davalıya aittir.”
İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.913. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, tek şahit ve yeminle hüküm verdi.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.914. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Size en hayırlı şahitleri bildireyim mi? Kendisinden istenmeden gelip tanıklık eden kimsedir.”
Zeyd radıyallahu anh. Müslim.
915. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi şu idi: Seçkin biri suç işledimi ona dokunmazlardı, güçsüzleri suç işledimi hemen cezalandırırlardı.”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
916. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey insanlar! Allahın yasaklarından kaçınma zamanınız geldi değil mi? Her kim bu kirli işlerden birine bulaşırsa, Allahın örtmesiyle örtsün, çünkü, kim yaptığını açıklarsa, biz ona Allahın Kitabını uygularız.”
Zeyd radıyallahu anh. Mâlik.917. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Gücünüz yettiğince müslümanlardan hukukî cezaları önleyin. Eğer uygun bir çıkış yolu varsa, serbest bırakın. Çünkü, yetkilinin, affetmekte yanılması, cezalandırmada yanılmasından daha iyidir.”
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.
918. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi:
“Biri malımı almak isterse ne yapayım?”
“Ona Allahı hatırlat.”
“Peki Allahı hatırlamazsa..?”
“Ona karşı, çevrendeki müslümanlardan yardım iste!”
“Eğer çevremdeki müslümanlardan kimse yok ise..?”
“Ona karşı yetkiliden yardım iste!”
“Eğer yetkili benden uzaksa..?”
“O zaman, malın için onunla savaş, öldürülürsen âhiret şehîdlerinden olursun, öldürülmezsen malını savunup kurtarmış olursun.”
Muhârık radıyallahu anh. Nesêî.919. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kimin bir yakını öldürülür, ya da el ve ayağı kesilerek zarar verilirse, o kimse üç şeyden birini seçebilir: Ya kısas ister, ya affeder, ya da diyet alır. Dördüncü bir şey isterse engel olun.”
Ebû Şurayh radıyallahu anh. Ebû Dâvud.920. Bir yahudi kadın, durmadan Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme sövüyor ve aleyhinde edepsizce sözler söylüyordu. Bu nedenle bir adam onu öldürdü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun kanını heder etti.
Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
14 Aralık 2009: 18:10 #761786Anonim
YÖNETİM, ZULÜM, İTAAT, İSYAN…
921. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Peygamberlik hilafeti otuz senedir, ondan sonra Allah mülkü istediğine verir.”
Sefine radıyallahu anh. Buhârî.922. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hepiniz gözeticisiniz, gözettiklerinizden sorumlusunuz. Lider bir gözeticidir, yönettiklerinden sorumludur. Adam ailesinin gözeticisidir, onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinde gözeticidir, görevli olduğu işten sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının gözeticisidir, ondan sorumludur…”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.923. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Adil davrananlar, Allah katında, Rahmanın sağındaki nurdan minberler üstündedirler. Onlar, hükümlerinde ve ailelerinde, başta bulundukları sürece âdil davrananlardır.”
İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.924. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey Ebû Zer! Sen zayıfsın, görev ise bir emanettir. O, sorumlu olduğu görevi tam anlamıyla yapıp, hakkını verenlerden başkası için utanma ve pişmanlıktır.”
Ebû Zer radıyallahu anh. Müslim.925. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ey Abdurrahman! Baş olmayı isteme, eğer isteğin üzerine o görev sana verilirse, onunla başbaşa bırakılırsın. Şâyet sen istemeden sana verilirse, o işde yardım görürsün.”
Abdurrahman radıyallahu anh. Buhârî.926. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Siz, baş olmak isteyeceksiniz, hem de büyük bir istekle. Ancak bu, sizin için kıyamette bir pişmanlık olacaktır. O yüksek makam ne güzel sütannedir! Ondan ayrılmak da memeden ayrılmaktan zordur!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
927. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, bir yönetici için iyilik isterse, ona iyi bir yardımcı ihsan eder ki, unuttuğu zaman hatırlatır, hatırladığı zaman da ona yardım eder.
Hayrını istemezse, ona kötü bir yardımcı verir ki, unutunca hatırlatmaz, hatırlayınca da yardım etmez.”
Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.928. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, ihtiyacını ulaştıramayan bir kimsenin ihtiyacını yetkiliye ulaştırırsa, ayakların kaydığı günde, Allah onun ayaklarını kaydırmaz.”
Ebû Derda radıyallahu anh. Bezzâr.929. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yöneticiye öğüt verecek biri, herkesin yanında konuşmasın, başbaşa kalabilecekleri bir yere götürüp, orada konuşsun. Kabul ederse iyi, etmezse o kendi görevini yapmış olur.”
Iyad radıyallahu anh. Ahmed.930. Ebû Bekir, halife seçildikten üç gün sonra kürsüye çıktı ve insanlara şöyle hitap etti:
“Ey insanlar! Benim seçilmem, sizi yönetmeye aşırı istekli olmamdan değildi, bozgunculuktan ve ihtilaflardan korkmuştum. Şimdi işi size bırakıyorum, istediğinizi başınıza getirebilirsiniz!”
insanlar hep bir ağızdan şöyle cevap verdiler:
“Biz seni kabul ettik, bırakmayız!”
Enes radıyallahu anh. Rezîn.931. Bir adamın, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme şunu sorduğunu duydum:
“Başımıza hakkımızı vermeyip, haklarını bizden isteyen başkanlar geçerse, nasıl davranalım?”
“Onları dinleyin, itaat edin! Onların işledikleri kendilerine, sizin işledikleriniz sizedir.”
Vâil radıyallahu anh. Müslim.932. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müslümanın dinleyip itaat etmesi gerekir, hoşuna gitsin veya gitmesin.
Ancak, günah emredilince ne dinlenir, ne de itaat edilir.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.
933. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim başkanında hoşlanmadığı bir durum görürse, sabretsin. Çünkü, kim topluluktan ayrılırsa, câhiliye ölümü ile ölmüş olur.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.934. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi olmaları, sizin iyi olmanız demektir.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.
935. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Benim ümmetim sapıklık üzerine bir araya gelmez. Onun için topluluktan ayrılmayın! Allahın kudret eli topluluk üzerindedir.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.936. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Şunu iyi dinleyip kulak verin: Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim onların yanlarına girip de, yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler, cennetteki havuzumun başında yanıma gelemezler.
Kim de onların yanına girip, zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca, bu kimseler, havuzumun başında yanıma da gelecektir.”
İbn Ucre radıyallahu anh. Tirmizî.937. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, beni mescidde gördü:
“Bir gün seni o mescidden çıkardıklarında hâlin nice olur?” buyurdu.
“Ben de Şama giderim.”
“Oradan da çıkartırlarsa hâlin nice olur?”
“Alırım kılıcımı, ölünceye kadar savaşırım.”
“Sana bundan daha iyisini göstereyim mi… Seni sürdükleri yere git! Seni gönderdikleri yere var! Bana kavuşuncaya kadar öylece kal!” buyurdu.
Ebû Zer radıyallahu anh. Ahmed.938. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Başınızda bazı önderler olacak, bir kısım sünnetleri terk edecekler. Siz de onları terk ettiğiniz zaman, bu defa bir kısmını daha terk edecekler. Siz de terk ettiğinizde, işte o zaman en büyük belayı başınıza getireceklerdir!”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.939. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Benden sonra başınıza, sizin iyi gördüklerinizi kötü, kötü gördüklerinizi iyi kabul edecek bazı insanlar geçecektir. Şunu iyi bilin ki, Allaha başkaldırana itaat yoktur.”
Ubâde radıyallahu anh. Ahmed.940. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Size, Allahtan korkmanızı, dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Habeşî bir köle bile olsa, ona itaat edin. Benden sonra yaşayanlar, birçok karışıklıklar göreceklerdir.
Onun için benim sünnetime, hidâyete ermiş doğru yolda olan râşid halifelerin sünnetine sarılın. Ona sımsıkı sarılın, azı dişlerle ısırıp bırakmayın.
Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulmuş her şey bidattır. Her bidat da sapkınlıktır.”
Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.
14 Aralık 2009: 18:13 #761787Anonim
İSTİKBAL, DECCAL, MEHDİ, İSA…
941. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sen öyle bir zamandasın ki, burada kişi emredilenin onda birini bırakırsa helâk olur.
Sonra öyle bir zaman gelecek ki, emredilenin onda birini yapan kurtulacaktır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.942. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, parmaklarını birbirine geçirip:
“Ey Abdullah bin Amr! Sözleri ve emanetleri birbirine karışmış hâle gelen, işe yaramaz, değersiz insanların arasında bulunduğun zaman sen nasıl hareket edeceksin?”
“Ey Allahın Resûlü! O zaman ben nasıl davranayım?”
Şöyle buyurdu:
“Tanıdığınla ilişkilerini devam ettirir, tanımadığından uzak durursun. Seçtiğin iyi kimseleri kabul eder, kötü ve sıradan kimseleri terkedersin.”
İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.943. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Fitneler, kargaşalar olacaktır. O gün, oturan ayakta olandan, ayakta olan yürüyenden, yürüyen koşandan daha hayırlı olacaktır. Kim kargaşaya yönelirse, o da ona yönelir. Kim bir sığınak, ya da barınak bulursa, ona sığınsın!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.944. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Siz, sizden önceki insanların yollarına mutlaka karış karış, adım adım uyacaksınız, hatta onlar kertenkele deliğine girseler bile, siz de onlara uyup, o deliğe gireceksiniz.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.945. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, kör bir bayrak altında bir asabiyete çağırırken, ya da asabiyete yardım ederken öldürülürse, onun ölümü câhiliye ölümü üzeredir.”
Cündeb radıyallahu anh. Müslim.
946. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kişinin fitnesi ailesi, malı, kendisi, çocukları ve komşusunda olacaktır. Oruç, namaz, zekât, iyiliği önermek, kötülükten sakındırmak bu türden fitnelere karşılık olacaktır.”
Huzeyfe radıyallahu anh. Buhârî.947. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yün elbiseler giyinen bir kavim, batıdan gelerek, Arap yarımadasına saldıracak ve orayı alacak.
Sonra, Farisîlerle savaşacaklar ve Allah onlara oranın da fethini nasip edecek.
Sonra, Rumlarla savaşacaklar, Allah Rum ülkesinin de fethini nasip edecek.
Sonra, din düşmanı deccal ile savaşacaklar. Allahın takdiriyle onu da yenecekler.”
Nâfi radıyallahu anh. Müslim.948. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ahirzamanda, din yoluyla dünyalık elde etmek isteyen bir takım adamlar ortaya çıkacak. insanlara şirin görünmek için koyun postuna bürünecekler. Dilleri baldan tatlı, fakat kalbleri kurt kalbi olacaktır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.949. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yüzseksen sene geçtikten sonra, ümmetimde bekârlık ve dağ başlarında yalnız yaşamak helâl kılınıp, yaygınlaşacak.”
Yahya radıyallahu anh. Rezîn.
950. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Deccal doğudan, Horasan denilen yerden çıkacak. Ona, yüzleri deri kalkanlarını andıran bir halk tâbi olacak.”
Ebû Bekr radıyallahu anh. Tirmizî.951. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Deccalı duyan ondan kaçsın. Vallahi, kişi ona gelir de, saçtığı şüpheli şeylerden dolayı onu mümin zanneder ve ona tâbi olur.”
İmran radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
952. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Oruç tutup, namaz kılarak müslüman olduğunu da söylese, münafığın alâmeti üçtür:
Kendisine bir emanet bırakılırsa hıyanet eder, konuşursa yalan söyler, anlaşma yaparsa sözünden döner.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.
953. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Münafıkların kendilerini ele verecek bellikleri vardır:
Selâmları lânettir. Yemekleri kapma ve yağmalamadır. Hile ve aldatma ile mal kazanırlar. Mescidlere ancak öğlende gelirler. Namazı ancak üşene üşene kılarlar.
Büyüklük taslarlar, ne severler, ne de sevilirler. Gece odun gibi sessiz, gündüz gürültücüdürler.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.954. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, bu ümmete, her yüzyılın başında, dinini yenileyecek birini gönderecektir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
955. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ümmetimden bir topluluk hak üzere galip olarak, ta kıyamete kadar devamlı savaşacaklardır.
İsa inecek. Başkanları ona, “Haydi gel, bize namaz kıldır!” diyecek.
Buna mukabil o, “Kiminiz kiminizin emîridir. Bu, Allahın bu ümmete bir lütfu keremidir,” diyecek.”
Câbir radıyallahu anh. Müslim.
956. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki, Meryemoğlu isanın adalet sahibi olarak inmesi yakındır. O inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak, mal da o kadar çoğalacak ki, kendisine verilmek istenen kimse onu kabul etmeyecek.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.957. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ömrüm uzarsa isa ile buluşmak isterim. Şâyet ömrüm yetmezse, içinizden kim onunla buluşursa, benden selâm söylesin.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ahmed.958. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ganimet insanlar arasında dolaşan mal olduğu, emanet kelepir, zekât altından kalkılmayacakmış gibi bir borç olduğu..
Dinden başka gaye için ilim öğrenildiği, erkek karısına itaat ettiği ve annesine âsi olduğu, arkadaşını kendisine yaklaştırdığı babasını uzaklaştırdığı…
Mescidlerde sesler yükseldiği, kabileye fasıkların başkanlık yaptığı, kavmin liderinin en rezilleri olduğu, şerrinden korkulan kişiye ikram edildiği…
Şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri zuhur ettiği, içkiler içildiği, bu ümmetinin sonunun evvelkileri lânetlediği zaman…Kızıl rüzgârı, zelzeleyi, yere batmayı, insanların maymun ve domuza çevirilişini ve taşlamayı ve eskimiş ipi kopan bir kolyenin taneleri gibi birbiri ardına gelen alâmetleri beklesinler.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.959. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Lâ ilâhe illallah diyen kimsenin üstüne asla kıyamet kopmaz.”
Enes radıyallahu anh. Müslim.
960. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sene ay gibi, ay hafta gibi, hafta gün gibi, gün saat gibi, saat ateş kıvılcımı gibi olup da, zaman birbirine yaklaşmadıkça Kıyamet kopmaz.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.961. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Aden içlerinden, insanların durdukları yerde duracak, harekete geçtiklerinde de onlarla harekete geçerek onları sürükleyecek bir ateş çıkacak.”
Huzeyfe radıyallahu anh. Müslim.
962. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ümmetimden bir cemaat, kendilerine Allahın emri gelip, kıyamet kopuncaya kadar, birbirine yardım etmekte devam edecek ve bunlar daima galip olacaklardır.”
Mugîre radıyallahu anh. Buhârî.963. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Batılılar, kıyamet kopuncaya kadar hak üzere galip olmayacaktır.”
Saad radıyallahu anh. Müslim.964. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ümmetim yağmur gibidir, sonu mu, yoksa başlangıcı mı hayırlıdır, bilinmez. Evveli ben, ortası Mehdi ve sonu Mesih olan bir ümmet, asla helâk olmaz.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.
14 Aralık 2009: 18:16 #761788Anonim
BARIŞ, CİHAD, ŞEHİD, GAZA…
965. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Düşmanla karşılaşmayı dilemeyin! Şâyet karşılaşırsanız, sabredip dayanın.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.966. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Olur ki, siz bir toplumla savaşırsınız. Canlarını ve çocuklarını kurtarmak için, sizinle malları ile barışa kalkışırlar. Bunun üzerine onlara ilişmez ve barış yaparsınız. işte bundan sonra onlara saldırmanız, sözleşmede yazılanlar dışında bir şey almanız da doğru olmaz.”
Cüheyneli bir adam. Ebû Dâvud.967. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah yolunda yola koyulmak, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
Sehl radıyallahu anh. Müslim.968. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, devenin sütü memelerine gelecek kadar sürede, Allah yolunda savaşırsa, ona cennet vâcip olur.
Kim, Allah yolunda öldürülmeyi gönülden isteyip savaşır da, sonra ölür, ya da öldürülürse, şehîd sevabı alır.
Kim Allah yolunda yaralanırsa, ya da tökezlerse, kıyamet gününde zaferan renginden daha baskın bir renk, miskten daha hoş kokan bir koku ile gelir.
Allah yolunda, kimin üzerinde bir yara çıkarsa, ona şehîdlik damgası vurulur.”
Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.
969. Bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek şöyle dedi:
“insanların hangisi üstündür?”
“Allah yolunda canıyla malıyla savaşan mümin.”
“Ondan sonra hangisidir?”
“insanların kötülüklerinden korunmak için, Allahtan korkarak bir köşeye çekilen kişi.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.970. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah korkusundan ağlayan kişi, süt memeye dönünceye dek cehenneme girmez.
Allah yolunda tozlanan kulun tozu ile cehennem dumanı kesinlikle bir araya gelmez.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.
971. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim Allah yolunda bir harcama yaparsa, karşılığında yediyüz kat alır.”
Huzeym radıyallahu anh. Tirmizî.972. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, Allah yolunda bir savaşçıyı donatırsa, kendisi savaşa katılmış gibi sevap alır. Kim, geride kalıp, savaşçının çoluk çocuğuna bakarsa, o da savaşmış gibi olur.”
İbn Hâlid radıyallahu anh. Buhârî.973. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Ümmetimden iki cemaati Allah ateşten kurtaracaktır: Biri Hind ile savaşacak olan cemaat, ötekisi isa bin Meryem ile birlikte düşmana karşı savaşacak olan cemaat.”
Sevban radıyallahu anh. Taberânî.
974. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“iyi olsun, kötü olsun, her kumandanla birlikte savaşmanız sizin üzerinize vâciptir. iyi olsun, günahkâr olsun, imamlık yapmayı bilen her müslümanın arkasında namaz kılmak da size vâciptir. Hatta büyük günahlar işlemiş olsa bile.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.975. Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelerek şöyle dedi:
“Hem ünlü olmak, hem de sevap almak için savaşan adam hakkında ne buyurursun?”
“Onun için hiçbir şey yoktur!” buyurdu ve ekledi:
“Allah, sadece kendi rızası için olmayan hiçbir ameli kabul etmez.”
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Nesêî.976. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir ordu gönderirken şöyle derdi:
“Haydi, Allahın adıyla yürüyün! ihtiyarları, çocukları, kadınları öldürmeyin!
Aşırı hareketlerden kaçının ve elde edeceğiniz malları bir araya toplayın.
Düzeltici olunuz, iyi davranınız. Çünkü Allah, iyi davrananları sever.”
Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
977. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz sedirine yaslanıp da, Allahın bu Kurândakilerin dışında hiçbir şey yasak etmediğini mi sanır?
Dikkat edin! Vallahi, ben duyurdum, birçok emirler verdim, birçok yasaklar koydum. Bütün bunlar Kurânın âyetleri kadar, hatta belki de daha çoktur.
Allah, hanımlarınızı dövmenize izin vermemiştir.
Allah, Ehlikitâbı dövmenize müsaade etmemiştir. Üzerlerindeki vergiyi verdikleri sürece bunları yapamazsınız, hatta meyvelerini bile yiyemezsiniz!”
İrbâd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.978. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennete giren hiç kimse, dünyaya geri dönmek istemez. Yeryüzünde bulunan her şey orada da vardır. Ancak şehîd, şehîdlik mertebesinin yüksekliğini gördüğü için, dünyaya on kere dönüp, her seferinde öldürülüp şehîd düşmeyi isteyecektir.”
Enes radıyallahu anh. Buhârî.979. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Şehîd, aile ve akrabasından yetmiş kişiye şefaat edecektir.”
Ebû Derda radıyallahu anh. Ebû Dâvud.980. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Malı uğrunda öldürülen şehîddir. Canı uğrunda öldürülen şehîddir. Dini uğrunda öldürülen şehîddir. Namusu uğrunda öldürülen şehîddir.”
Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.981. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bir kimsenin, bir toplumla arasında bir antlaşma olursa, süre bitinceye dek, ya da karşı taraf antlaşmayı bozuncaya kadar, antlaşma düğümünü ne sıksın, ne de çözsün.”
Süleym radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
982. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde, verdiği sözde durmayan ve ahdini bozan her kişinin vefasızlık ve döneklik derecesi kadar yükseltilecek olan bir bayrağı vardır.
Haberiniz olsun ki, sözünde durmayan genel yönetici kadar dönek olan hiç kimse yoktur.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.
983. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:“Allah tek bir ok sebebiyle tam üç kişiyi cennete koyar: Sevap umarak onu yapanı, onu kullanıp atanı ve atana yardım edeni.
Atın ve ata binin! Bence atış yapmanız, ata binmenizden daha sevimli ve iyidir. Her eğlence boştur. Övgüye lâyık olan oyunlar ise üç tanedir:
Kişinin atını eğitmesi, hanımıyla oynaşması, yay çekip ok atması, sonra atılan okları toplaması. Çünkü bunlar, Haktandır. Kim öğrendikten sonra atışı bırakırsa, bir nimeti terketmiş olur.”
Ukbe radıyallahu anh. Tirmizî.
14 Aralık 2009: 18:18 #761789Anonim
KIYAMET, DİRİLİŞ, HESAP, EBED…
984. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve
sellem buyurdu:
“Müminin ruhu, cennet ağacına konup beslenecek olan bir kuştur. Allah o kulunu diriltinceye kadar ruhu orada bekler.”
Kâb radıyallahu anh. Mâlik.985. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kul öldüğü hâl üzere dirilecektir.”
Câbir radıyallahu anh. Müslim.986. Kıyamet gününde tanıdık olmayan bir adam, kulun yakasına yapışacak.
Kul, “Benden ne istiyorsun?” diyecek.
O şöyle diyecek:
“Dünyada beni hatalı ve çirkin işler yaparken görürdün, ama alıkoymazdın.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.
987. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde, kulun ayakları, Rabbinin huzurundan şu beş şey soruluncaya kadar bir yere kıpırdamaz:
Ömrünü nasıl harcadığından, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve bildiklerini uygulayıp uygulamadığından sorulacaktır.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.988. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemden, kıyamet gününde bana şefaat etmesini rica ettim.
“Yaparım inşaallah!” buyurdu.
“Peki seni nerede arayayım?”
“Beni ilk arayacağın yer Sırattır.”
“Seni orada bulamazsam?”
“Beni Mizanın yanında ara!”
“Seni Mizanın yanında da bulamazsam?”
“Beni Havzın yanında ara! Bu üç yerden şaşmam” buyurdu.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.
989. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Sırat köprüsünde müminlerin parolası “Rabbim, selâmet ver, selâmet ver!” olacaktır.”
Mugîre radıyallahu anh. Tirmizî.990. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cehennemin etrafı şehvetlerle donatıldı, cennetinki ise zorluklarla kuşatıldı.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.991. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennet, birinize ayakkabısının bağından daha yakındır. Cehennem de öyle.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.992. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennettekilere yeme, içme ve cinsel ilişki bakımından tam yüz kişinin gücü verilecektir.”
Zeyd radıyallahu anh. Dârimî.993. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennette, her bir derecenin arası gökle yer arası kadar olan, tam yüz derece vardır. Firdevs bunların en üst derecesidir ki, dört nehir oradan fışkırıp akar. Arş ise onun üstündedir.
Allahtan istekte bulunduğunuz zaman, Firdevs cennetini dileyin!”
Ubâde radıyallahu anh. Tirmizî.
994. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennetlikler bir tek adamın, Ademin biçiminde olacaklardır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.995. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennet ehli, cennette, otuz, ya da otuzüç yaşında, sakalsız, kılsız ve gözleri sürmeli olarak girecektir.”
Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.996. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennete, kalbleri kuş kalbi gibi olan birtakım insanlar girecektir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.
997. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Uyku ölümün kardeşidir. Cennetlikler uyumazlar.”
Câbir radıyallahu anh. Taberânî.998. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cennete giren mutlu olacak, hiç üzülmeyecek, ne elbisesi eskiyecek ve ne de gençliği tükenecek.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.999. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Cehennemde görülecek azabın en hafifi, kişiye, ateşten iki ayakkabı giydirilip, onların sıcağından beyninin kaynaması şeklinde olacaktır.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim.1000. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah, altmış sene ömür verdiği kişiden her türlü özür ve bahaneyi kaldırmıştır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buharî.
Allahümme salli âlâ seyyidinâ Muhammedin ve âlâ âli seyyidinâ Muhammed.
Rabbenâ âtina fiddünya haseneten ve filâhireti haseneten ve kınâ azâbennâr.
Amin.
26 Aralık 2009: 11:19 #762948Anonim
76. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
Allah önce aklı yarattı ve ona dedi ki: “Öne dön!” Döndü. “Arkaya dön!” buyurdu, döndü. Sonra şöyle buyurdu:
“Senden daha çok sevdiğim bir eser yaratmadım. Yaratıklarım içinde seni en çok sevdiğime vereceğim.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn.
ALLAHU EKBER ! bu ne büyük lütuf ne büyük ikram ! ne kadar bunun farkındayız acaba ?
Bizleri bağışla EY YÜCE RABB’İMİZ(C.C.).26 Aralık 2009: 11:26 #762950Anonim
56. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Şüphesiz Allah, ilmi insanların ellerinden çekerek almaz, ilmi, âlimleri almakla alır. Alimlerden kimse kalmayınca, insanlar câhil başkanlar edinirler, onlara sorarlar, onlar da fetva verirler, hem kendileri saparlar, hem de onları saptırırlar.”
İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.
!26 Aralık 2009: 11:37 #762952Anonim
96. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kurânda otuz âyetlik bir sûre vardır ki, okuyanına, bağışlanıncaya dek affı için aracılık eder: Tebârekellezi sûresi.”
Her bir Sure ayrı bir teryak şüphesiz ! :037:27 Aralık 2009: 10:35 #762993Anonim
987. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde, kulun ayakları, Rabbinin huzurundan şu beş şey soruluncaya kadar bir yere kıpırdamaz:
Ömrünü nasıl harcadığından, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve bildiklerini uygulayıp uygulamadığından sorulacaktır.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.
.
27 Aralık 2009: 11:12 #762994Anonim
Allah razı olsun…
27 Aralık 2009: 11:13 #762995Anonim
@zerrat 173401 wrote:
987. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kıyamet gününde, kulun ayakları, Rabbinin huzurundan şu beş şey soruluncaya kadar bir yere kıpırdamaz:
Ömrünü nasıl harcadığından, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve bildiklerini uygulayıp uygulamadığından sorulacaktır.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.
.
Allah razı olsun…
27 Aralık 2009: 18:06 #763123Anonim
Allah razı olsun kardeş bu paylaşım gerçekten çok yararlı.
27 Aralık 2009: 20:08 #763156Anonim
@anarkh 173591 wrote:
Allah razı olsun kardeş bu paylaşım gerçekten çok yararlı.
Cümlemizden İnşAllah…
10 Ocak 2010: 23:13 #764120Anonim
77. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu duydum:
“ileride kargaşa olacaktır.”
“Peki ondan kurtuluş nasıl olur, ey Allahın Resûlü?” diye sordum.
Şöyle buyurdu:
“Allahın Kitabına sarılmakla. Çünkü sizden öncekilerin haberi ile sizden sonrakilerin haberi onun içindedir. Aranızda vereceğiniz hükümler de onun içindedir. O, önemli bilgileri içerir, içinde gereksiz söz yoktur.
Kim onu, akılsızlığından dolayı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim iman yolunu ondan başkasında ararsa, Allah onu saptırır. O, Allahın sapasağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur.
O, kendisiyle arzuların sapmadığı, dillerin yalan şeyler söylemediği, âlimlerin doymadığı, çok okunmakla eskimeyen, olağanüstülüğü tükenmeyen bir kitaptır.
O, cinlerin işitip de şöyle dediği kitaptır: “Gerçekten biz, doğru yola ileten görülmedik oranda güzel bir Kurân dinledik de ona îman ettik.”
Kim ondan bir haber getirirse, doğru söylemiş olur. Kim onu uygularsa, sevap alır. Kim onunla hükmederse, âdil olur. Kim insanları ona dâvet ederse, doğruya iletmiş olur. Ey Aver, dinle, kulağına küpe olsun!”
Hâris radıyallahu anh. Tirmizî.
! -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.