• Bu konu 43 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 45)
  • Yazar
    Yazılar
  • #726900
    Anonim

      Denizin Kentini Yaktım

      istanbuldeniz1ih9.jpg

      Vızıldayıp duran kafamın ortasında
      Denizin kentini yaktım
      Hurma şırıltılarıyla
      Denizin kentini yaktım
      Beni çocukluğumdan koparan
      Denizin kentini yaktım
      Bir kent kadın kabuklarından
      Denizin kentini yaktım
      Miras kalmış bir alevle
      Denizin kentini yaktım
      Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle
      Tanrıyı anarak kalbi atan
      Cami sütunları boğdu
      Sararmış gözyaşlarıyla
      Kararmış denizin kentini

      İstanbul ey sevgili şehir
      Dön dön karadan gelen sesime
      Son veren zaman yatırında
      Denizden getirilen biçimine

      Sezai Karakoç

      #726901
      Anonim

        2744258827_3c621806dd.jpg

        İstanbul Kadar Yakın

        İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
        Serin serin esen poyrazlarımla
        saçlarında büyülü bir gezintiye çıkmak
        Âniden bastıran sağnak yağmurlarımla
        aşktan sırılsıklam yapmak seni
        İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
        Boğazın üzerinde âvâre âvâre dolaşan
        martılarımla çığlık çığlığa sevdâ şarkıları söylemek
        Sahillerime vuran uğultulu dalgalarımla
        günün yaşanan her anında ayaklarına
        kapanmak hiç usanmamacasına
        İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
        Her yanını sarmak yer yer kırılıp dökülmüş
        Bizanstan kalma yorgun surlarımla
        Boğaziçi’nde salınan asma köprülerimle
        iki kıtayı birbirine değil, seni bana bağlamak
        sonsuza dek hiç çözülmeyecek bir bağla
        İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
        Hattâ sana İstanbul’dan dahi yakın olmak
        Hiç ayrılmamacasına
        Bir an bile olsun hiç kopmamacasına

        #726902
        Anonim

          GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN

          muhsanatx3kz3.jpg

          Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

          Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

          Martılar konuyor omuzlarıma,

          Gözlerin İstanbul oluyor birden.

          Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım

          Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen

          Durgun sular gibi azalacağım

          Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

          Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince

          Yalnız gözlerime bak diyeceksin.

          Ellerim usulca ellerine değince

          Kaybolup gideceksin

          Bir elim seni çizecek bütün pencerelere

          Bir elim seni silecek.

          Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere

          Senin için yeni baştan can kesilecek.

          Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde

          Sonra seni kaybetmek hemen her yerde

          Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak

          Yapayalnız kalmak iskelelerde.

          Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

          Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

          Martılar konuyor omuzlarıma,

          Gözlerin İstanbul oluyor birden.


          Yavuz Bülent Bakiler

          #726904
          Anonim

            istanbul.jpg

            İstanbul‘da

            Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
            Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık

            Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
            İstanbul‘da sular akmıyor
            Mutlu musun oralarda? Bilinmez güzelim
            Bana buralarda kimse bakmıyor
            Uçaklar rötar yapmış
            Trafik sıkışık
            Çöpler yine birikti arka bahçeye
            Yağmurun elleri, gitarın telleri yok
            Sen de yoksun yanımda
            Özlemişim çoook

            Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
            Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık

            Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
            Buralar aynı, o günden beri
            Yediğin, içtiğin, gördüğün senin olsun
            Anlatma sebil sevildiğini
            Gittiğin günden beri
            Ne günlerim oldu
            Bazen sevinçliydim, bazen gözlerim doldu
            Sen orada ben burada, el ne karışır
            Çok acele gelmen lazım
            Bize İstanbul yakışır

            Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
            Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık

            Hele bir de sen yoksun ya!
            Çok yazık!

            Grup Vitamin

            #726905
            Anonim

              is23.jpg

              İstanbul Olmak

              Değişen belki Boğaz’ın suları,
              Bu İstanbul sabahında seni buluyorum.
              Nasıl söylemeli bilmemki -aşağı yukarı-
              Ben İstanbul‘a geldim mi, İstanbul oluyorum..

              Bebek’te ellerin, Kücüksu’da yüzün,
              Sırtında deniz mavisi bluzun;
              Kavak ağaçlarınca ince uzun
              Bir İstanbul sabahında seni buluyorum.

              Düştü pencerelere bir günaydın,
              Evlerin, yolların uyanması yakın,
              Tek çizgide şimdi dün,bu gün ve yarın
              Bir İstabul sabahında seni buluyorum.

              Beni Eyüp’e götürür bulutlar,
              Belki onlarında bir bildigi var.
              Şarabım beyoğlu, ekmegim Üsküdar,
              Ben İstanbul‘a geldim mi,İstanbul oluyorum..

              Çok uzaklardan gelmişim,ıslanmışım,
              Şiir yazmak değil sevmek işim;
              Ne olur,bozulmasın düşüm,
              Bu İstanbul sabahında seni buluyorum

              Ben İstanbul‘a geldim mi,İstanbul oluyorum

              Mustafa Necati Karaer

              #726906
              Anonim

                000021.jpg

                Sesini Kaybeden Kişi

                Acı şey sesini kaybetmesi insanın
                İsterim söyleyemem şarkımı:
                Beni şadettin,şadolasın
                Sen tatlı rüzgar “Boğaz”dan süzülen.

                Şimdi bir gemide olmak geçer içimden
                Yağmurda yıkanan “Üsküdar”a karşı.
                Anadolu’nun kaderine tükenen aşkıma
                Bir gemide olmak can verebilir sanki.

                Kahr etmek üzülmek bakıp aynalara.
                Dünya hala bir gemide olmağa değer;
                Hoşça kal,dersin İstanbul şehri
                Bu yağmurlu Temmuz gününde ıslana ıslana …

                Rıza Apak

                #726907
                Anonim

                  [IMG]http://www.yucedevlet.com/resimler/suleymaniye11.JPG[/IMG]

                  Aziz İstanbul

                  Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul!

                  Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

                  Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

                  Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

                  Nice revnaklı şehirler görünür dünyâda,

                  Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.

                  Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yâda

                  Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

                  Yahya Kemal Beyatlı

                  #726908
                  Anonim

                    istanbulnx4.jpg

                    Bir kapalı çarşı büyür gider
                    Ben gönlümden başka yerde olamam

                    Piyano üstüne birkaç söz yani
                    Aşksız ve müziksiz her şey anlamsız

                    Şefkatten terlikler sergilenmeli
                    Bir çocuk yanağı ayaklarında

                    Varla yok arası yürüyen ilgi
                    Tereddüt heykeli bir sinemadır

                    Suskunluğu bölen kızgın bir sitem
                    Unutulmuş vitrinde pol ve virjini

                    Huzur limanına uğrar mı bilmem
                    Sonsuza yönelen vapurlarımız

                    Anı galerisi kutlu İstanbul
                    Fatih’ten asılar sürdürmektedir

                    Sokaklar insanlar hep bize küstü
                    Deniz kenarında bir öğle üstü…

                    Mehmet Akif İnan

                    #726909
                    Anonim

                      Türkülerle Başbaşayım İstanbul‘um

                      Sevda dediğin aşikare yakar insanı
                      Benzemez düşüncelerin hiç birine gariplik.
                      Taşını,toprağını çıldırasıya sevdiğim şehir
                      Kemiklerimdesin ilik ilik.

                      Gönlümle anlaşamadım bir türlü
                      Boş yere değil böyle avare gezişim
                      Senden ayrılmanın ilk silsilesini
                      Köprü iskelesinde yemişim

                      Balıkpazarı’nda kaldı bir yakam
                      Kızkulesi önlerinde suya düştü kasketim.
                      Boğaz’dan döndüğüm günden beri iştahsızım
                      Suyuna,ekmeğine hasretim.

                      Gün olur bir hasret türküsüdür söylerim
                      Türkülerinde garipliğimi eğlerim:
                      “Adalardan bir yar gelir bizlere
                      Aman Allah gözlere bak gözlere.”
                      “Yandım çavuş yandım senin elinden”
                      Tez getirin bu hasreti bizlere.

                      Azmi Güleç

                      #726910
                      Anonim

                        istanbul1bc9.jpg
                        wol_error.gifThis image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1024×20.w1024.png

                        kanatları parça parça bu ağustos geceleri
                        yıldızlar kayarken
                        şangur şungur ayaklarımın dibine dökülen
                        sen eğer yine İstanbulsan
                        yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
                        pançak pançak şiirler tüküreceğim
                        demek yine ben
                        limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
                        kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
                        Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları
                        mavi asfaltlara çökmüş
                        diz bağlıyor
                        eğer sen yine İstanbulsan
                        kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
                        Sirkeci Garında tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
                        intihar dumanları içindeki Haydarpaşadan
                        Anadolu üstlerine bakıp bakıp
                        ağlıyan
                        sen eğer yine İstanbulsan
                        aldanmıyorsam
                        yakaları karanfilli ****ler eğer beni aldatmıyorsa
                        kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
                        yine senin emrindeyim
                        utanmasam
                        gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
                        kendimi yani şu bildiğin Attila İlhanı
                        zehirleyebilirim
                        sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
                        Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
                        imtihan çığlıkları yükseliyor üniversiteden
                        Tophane İskelesinde diesel kamyonları sarhoş
                        direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
                        uykusuz dalgalanıyor
                        ulan İstanbul sen misin
                        senin ellerin mi bu eller
                        ulan bu gemiler senin gemilerin mi
                        minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
                        liman liman götüren
                        ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
                        akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
                        neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
                        antenlerinden
                        neden
                        peki İstanbul ya ben
                        ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
                        gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas
                        ya benim kahrım
                        ya senin ağrın
                        ağır kabaranlarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
                        burgu burgu içime boşalttığın
                        o senin ağrın
                        o senin
                        eğer sen yine İstanbulsan
                        yanılmıyorsam
                        koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
                        Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
                        satır satır okumak istediğim
                        sen
                        eğer yine İstanbulsan
                        eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
                        ulan yine sen kazandın İstanbul
                        sen kazandın ben yenildim
                        kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
                        yine emrindeyim
                        ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
                        parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
                        hiçbir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
                        yanılmıyorsam
                        sen eğer yine İstanbulsan
                        senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
                        gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
                        bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
                        ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
                        kaç kere yazdım kimbilir
                        kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
                        1949 Eylülünde birader mırç ve ben
                        sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
                        sana taptık ulan
                        unuttun mu
                        sana taptık

                        Attila İlhan

                        #726911
                        Anonim

                          [IMG]http://bp2.blogger.com/_SUdPmASkO20/SD_hePWBHEI/AAAAAAAAAJk/rz_VfkOqf7k/s400/P1040535.JPG[/IMG]

                          İSTANBUL’A VEDA

                          (İstanbul’a)

                          Son günlerini yaşarken İstanbul’un
                          Cigaramın her nefesinde
                          Sevdalar rüzgârı esti başımda
                          Delice bir sevda ansızın durdu yanımda

                          Doyamadım düşlerine İstanbul’un
                          Martıların çığlıklarını dinlemeye
                          Kıyıda tekneyle gezmeye
                          Doyamadım İstanbul’un güzelliklerine

                          Korkular kol geziyor sokaklarında İstanbul’un
                          Hoyrat sokakları barışı bilmezcesine
                          Bıkmış insanları kavgadan dargınlıktan
                          Sanki bu şehre küsmüşçesine

                          Bir buse aldım dudaklarından İstanbul’un
                          Yanaklarına bir öpücük kondurdum hissetmeden
                          Okşadım saçlarını tek tek o bilmeden
                          Ve duygulandı İstanbul hep ağladı gizliden

                          Emine Sevinç Öksüzoğlu

                          #726914
                          Anonim

                            istanbul_super.jpg

                            Elveda istanbul

                            Elveda İstanbul
                            Biliyosun vakit yaklaşmakta
                            Parmaklarım kalan günleri saymakta
                            Rüyalarım hep o anı anmakta
                            Bu söz benim de yüreğimi yakmakta
                            Elveda İstanbul

                            Tut göz yaşlarını tut, İstanbul
                            Sen ağlarsan boğaz kıpırdanır
                            Rüzgar sert eser, Çamlıca sallanır
                            Gece uyunmaz tüm şehirde sabahlanır
                            Belki güneş doğmaz, hep gece yaşanır
                            Tut göz yaşlarını, tut İstanbul

                            Bana gitme deme İstanbul
                            Bir zamanlar sanada gelmişlerdi hani
                            Bizans prangalarından kurtaran seni
                            Olmasamda onlar gibi bil beni
                            Nice şehir var bekliyor Fatih’ini
                            Bana gitme deme İstanbul

                            Yaşatmaya gidiyorum İstanbul
                            Yaşamayı çoktan zihnimden sildim
                            Dünya’yı adı için yaşama bildim
                            Bu uğurda seni bile bırakabildim
                            Sakın zannetme terkedildim
                            Yaşatmaya gidiyorum İstanbul

                            İstanbul İstanbul
                            Ne kelimelere sığarsın ne şiirlere
                            Senle olmak değişilmez başka şehirlere
                            Bir olmuşuz biz mesafeler yoktur birlere
                            En güzel hediyedir o esirlere
                            İstanbul İstanbul

                            Necati Yasin Göksal

                            #726915
                            Anonim

                              Sultan Şehir

                              istanbulte7.jpg

                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem,
                              Bilir misin dostum İstanbul olur benim, benim şehzadem,
                              Ya İstanbul beni alır, ya da ben İstanbul‘u alırım be diyen,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              Söylesene, İstanbul değil miydi, böyle asırlarca özlenen,
                              Söylesene,
                              İstanbul değil miydi böyle asırlarca beklenen,
                              İstanbul Galata Kulesi’dir, Hezarfen Ahmet Çelebi diyen,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              İstanbul laleler kokar, İstanbul laledir bilir misin sen sen,
                              İstanbul Topkapı Sarayı’dır, kutsal emânetlere âmâdem,
                              Ben, ben
                              İstanbul’u bilirim derim, başka bir yeri bilmem,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              İstanbul’um sadece yedi tepe midir, İstanbul kâlplerdedir,
                              İstanbul bir rüyaların şehridir, İstanbul’um asırlarca özlenir,
                              İstanbul‘un fethinde, aşklar ne kadar, ne kadar da yücedir,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              İstanbul alınır, karanlık çağlar kapanır, yeni bir çağ açılır,
                              Asırlardır masum duran
                              İstanbul, peygamberine kavuşur,
                              Bütün dünya
                              İstanbul der, buradan, aleme ziyalar saçılır,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              Bütün dünya, İstanbul İstanbul der, İstanbul bir Lalezâr,
                              Bir başka
                              İstanbul yok yok, İstanbul ebediyyen Gülizâr,
                              İstanbul, asırlardır bir ticaret merkezi, sanki ortak pazar,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              İstanbul‘um Fatih demek, gemilerim karadan yürüyecek,
                              İstanbul alemin dürri incisidir, İstanbul hep yâd edilecek,
                              İstanbul Boğaziçi’dir, Avrupa Haliç’i Altın Boynuz bilecek,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              Fahri Kainat, İstanbul mutlaka fetholunacaktır, diyordu,
                              O ne güzel bir ordudur, ne güzel kumandandır, diyordu,

                              İstanbul’un manevi kumandanı, Eyyûb Sultan biliyordu,
                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              İstanbul önce Konstantiniyye, sonrası İslambol, İstanbul,
                              Beldet-üt-Tayyibe’dir, Derseâdet, Asitane, Aziz
                              İstanbul,
                              Baktığın esrarengiz Kız Kulesi’ni, Üsküdar önlerinde bul,

                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              Fatih Topkapı’dan İstanbul’a girdi, Ayasofya’ya yürüdü,
                              Hocası Akşemsettin ise Ebû Eyyûb El Ensari’yi görürdü,
                              Bilir misin, Fatih bir dahi idi, döktürdüğü topları, Şahi idi,

                              İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.

                              Bir de bakacaksın ki, Ayasofya’da bir sabah vakti, mutlu,
                              Mahsun Ayasofya, senden ne kadar, ne kadar da umutlu,
                              Ayasofya, Sultan Ahmet Cami kardeş gibi, ikisi de kutlu,
                              İstanbul gözlerimde nem İstanbul o peygambere kadem.

                              Çamlıca Tepesinden seyredecek, İstanbul’u göreceksin,
                              Vallahi, ben
                              İstanbul için ölürüm be, ölürüm! Diyeceksin,
                              Fethi Mübin aklına gelecek, isteseler cânını vereceksin,

                              İstanbul gözlerimde nem İstanbul o peygambere kadem.

                              Denizler mürekkep olsa, ağaçların elimde, hepsi kalem,
                              Seni nasıl överim gücüm yetmez Sultan Şehir Asitanem,

                              İstanbul’da olsam bile İstanbul’u özlüyorum, O bir tanem,
                              İstanbul gözlerimde nem,İstanbu o peygambere kadem…

                              1178007553teafortwojc6.jpg
                              Yusuf Önder Bahçeci

                              #726916
                              Anonim

                                Gel ki Adın Eksilmesin Dilimden

                                dsc03288ah9.jpg

                                Özlemin alev alev yandığı saatler bunlar.
                                Gün çekiliyor,ay parlıyor.
                                Haydi,geleceksen şimdi gel.
                                Umudunla,yüreğinle,sevdanla gel,yık karanlığımı.
                                Hayata dair kötü olan ne varsa yık onları,beni yeni umutlara sürükle.
                                Aşkın en koyusuna,en tutkulusuna götür beni.
                                Bin yıldır bekliyor gibiyim seni.
                                Bin yıldır karanlık bir odada tek başıma oturuyorum sanki.
                                Kim girip çıkmışsa hayatıma,kim talan etmişse yüreğimi hepsini silmek için gel.
                                Bir tek sen kal içimde.Seni bileyim bundan sonra.
                                Sevdan yetsin bana.
                                Senin aşkınla yaşamak istiyorum artık,öyleyse gel,bekleme gel…
                                Seninle olmak,seni duymak,seni görmek,seni anlamak,seni yaşamak tarifsiz sevinçler yaratacak içimde biliyorum.
                                Bu yüzden sesleniyorum sana.
                                Dallarımdaki kurumuş yaprakları tek tek temizlemek istiyorum artık.
                                Gelişinle yeniden yeşermek,yeni yapraklar açmak istiyorum.
                                İster haber ver,ister verme;ama gel bekliyorum…
                                İstanbul’u sokak sokak geçip gel.
                                Her sokakta kendi izini göreceksin,şaşırma.
                                Nereye gittiysem seni de götürdüm yoktun;ama,yanımdaydın.
                                Hep yüreğimde hep aklımdaydın.

                                Seni İstanbulsuz,İstanbul’u sensiz düşünemedim.
                                Gel,bu kentin tarihine en ölümsüz sevdayı yazalım.
                                Nice aşka mezar olmuş İstanbul,bu kez kabul etsin yenilgiyi.
                                Haydi gel,biz İstanbul olalım…
                                Korkma gel,başkalarında gördüğün ihanetler,ikiyüzlülükler,bitmek bilmeyen acılar yok bende.
                                İlk kez bırak kendini kaygısızca.
                                Yarını düşünmeden,’ya sonra’demeden gel.
                                Kurtul seni saran tutsaklıklardan,sana yazdığım,seni yazdığım şiirleri okumak için gel…
                                Bak,günler anlamsızca geçip gidiyor.
                                Oysa ömür dediğin şey üç günlük.
                                Birlikte ve severek tüketmek varken günleri,böyle koyu karanlıkta kalmak niye?
                                Gel haydi,sensiz geçen günlere bir yenisini daha eklemek istemiyorum.
                                Özlem yanıyor alev alev.
                                Özlemin ateşini söndürüp aşkın ateşini yakmaya gel.
                                Bekleme artık,geleceksen şimdi gel…
                                Gel Ki…Adın Eksilmesin Dilimden…!
                                Herkes Gülüsümü Görüyor…
                                Kimse savasimi görmüyor…
                                Herkes sesimi duyuyor…
                                Düsündügümü kimse bilmiyor…
                                Herkes yazdiklarimi okuyor…
                                Gözyaslarimi kimse görmüyor…

                                Herkes beni tanıdığını sanıyor…
                                Ama kimse benim kim oldugumu bilmiyor!

                                alıntı…

                                #726918
                                Anonim

                                  Gecesinde dilek tuttuğum yıldızları gibi
                                  Ben yıldızlara bakmalıyım
                                  Senin istanbulda düşlere daldığın kadar
                                  Bizans’ın bıraktığı gibi İstanbul’u

                                  İstanbul seni bana bırakmalı,

                                  Bir İstanbul sabahı
                                  Bilirim ki
                                  İstanbul susar…
                                  İstanbul ağlar…

                                  İşte aşkım “İstanbul” kadar zor olmalı

                                  İstanbul sana susamalı
                                  Benim sana susadığım kadar
                                  Bu hasret İstanbul’a da koymalı bana koyduğu kadar…gul1zj5.gif

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 45)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.