- Bu konu 43 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
16 Ocak 2009: 22:24 #726900
Anonim
Denizin Kentini Yaktım
Vızıldayıp duran kafamın ortasında
Denizin kentini yaktım
Hurma şırıltılarıyla
Denizin kentini yaktım
Beni çocukluğumdan koparan
Denizin kentini yaktım
Bir kent kadın kabuklarından
Denizin kentini yaktım
Miras kalmış bir alevle
Denizin kentini yaktım
Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle
Tanrıyı anarak kalbi atan
Cami sütunları boğdu
Sararmış gözyaşlarıyla
Kararmış denizin kentini
İstanbul ey sevgili şehir
Dön dön karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında
Denizden getirilen biçimine
Sezai Karakoç16 Ocak 2009: 22:25 #726901Anonim
İstanbul Kadar Yakın
İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
Serin serin esen poyrazlarımla
saçlarında büyülü bir gezintiye çıkmak
Âniden bastıran sağnak yağmurlarımla
aşktan sırılsıklam yapmak seni
İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
Boğazın üzerinde âvâre âvâre dolaşan
martılarımla çığlık çığlığa sevdâ şarkıları söylemek
Sahillerime vuran uğultulu dalgalarımla
günün yaşanan her anında ayaklarına
kapanmak hiç usanmamacasına
İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
Her yanını sarmak yer yer kırılıp dökülmüş
Bizanstan kalma yorgun surlarımla
Boğaziçi’nde salınan asma köprülerimle
iki kıtayı birbirine değil, seni bana bağlamak
sonsuza dek hiç çözülmeyecek bir bağla
İstanbul kadar yakın olmak isterim sana
Hattâ sana İstanbul’dan dahi yakın olmak
Hiç ayrılmamacasına
Bir an bile olsun hiç kopmamacasına16 Ocak 2009: 22:26 #726902Anonim
GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Yavuz Bülent Bakiler16 Ocak 2009: 22:27 #726904Anonim

İstanbul‘da
Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazıkGittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
İstanbul‘da sular akmıyor
Mutlu musun oralarda? Bilinmez güzelim
Bana buralarda kimse bakmıyor
Uçaklar rötar yapmış
Trafik sıkışık
Çöpler yine birikti arka bahçeye
Yağmurun elleri, gitarın telleri yok
Sen de yoksun yanımda
Özlemişim çoookBu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazıkGittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim
Buralar aynı, o günden beri
Yediğin, içtiğin, gördüğün senin olsun
Anlatma sebil sevildiğini
Gittiğin günden beri
Ne günlerim oldu
Bazen sevinçliydim, bazen gözlerim doldu
Sen orada ben burada, el ne karışır
Çok acele gelmen lazım
Bize İstanbul yakışırBu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbuldan
Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazıkHele bir de sen yoksun ya!
Çok yazık!Grup Vitamin
16 Ocak 2009: 22:28 #726905Anonim

İstanbul Olmak
Değişen belki Boğaz’ın suları,
Bu İstanbul sabahında seni buluyorum.
Nasıl söylemeli bilmemki -aşağı yukarı-
Ben İstanbul‘a geldim mi, İstanbul oluyorum..Bebek’te ellerin, Kücüksu’da yüzün,
Sırtında deniz mavisi bluzun;
Kavak ağaçlarınca ince uzun
Bir İstanbul sabahında seni buluyorum.Düştü pencerelere bir günaydın,
Evlerin, yolların uyanması yakın,
Tek çizgide şimdi dün,bu gün ve yarın
Bir İstabul sabahında seni buluyorum.Beni Eyüp’e götürür bulutlar,
Belki onlarında bir bildigi var.
Şarabım beyoğlu, ekmegim Üsküdar,
Ben İstanbul‘a geldim mi,İstanbul oluyorum..Çok uzaklardan gelmişim,ıslanmışım,
Şiir yazmak değil sevmek işim;
Ne olur,bozulmasın düşüm,
Bu İstanbul sabahında seni buluyorumBen İstanbul‘a geldim mi,İstanbul oluyorum
Mustafa Necati Karaer
16 Ocak 2009: 22:29 #726906Anonim

Sesini Kaybeden Kişi
Acı şey sesini kaybetmesi insanın
İsterim söyleyemem şarkımı:
Beni şadettin,şadolasın
Sen tatlı rüzgar “Boğaz”dan süzülen.Şimdi bir gemide olmak geçer içimden
Yağmurda yıkanan “Üsküdar”a karşı.
Anadolu’nun kaderine tükenen aşkıma
Bir gemide olmak can verebilir sanki.Kahr etmek üzülmek bakıp aynalara.
Dünya hala bir gemide olmağa değer;
Hoşça kal,dersin İstanbul şehri
Bu yağmurlu Temmuz gününde ıslana ıslana …Rıza Apak
16 Ocak 2009: 22:29 #726907Anonim
[IMG]http://www.yucedevlet.com/resimler/suleymaniye11.JPG[/IMG]
Aziz İstanbul
Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görünür dünyâda,
Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yâda
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.
Yahya Kemal Beyatlı
16 Ocak 2009: 22:30 #726908Anonim

Bir kapalı çarşı büyür gider
Ben gönlümden başka yerde olamamPiyano üstüne birkaç söz yani
Aşksız ve müziksiz her şey anlamsızŞefkatten terlikler sergilenmeli
Bir çocuk yanağı ayaklarındaVarla yok arası yürüyen ilgi
Tereddüt heykeli bir sinemadırSuskunluğu bölen kızgın bir sitem
Unutulmuş vitrinde pol ve virjiniHuzur limanına uğrar mı bilmem
Sonsuza yönelen vapurlarımızAnı galerisi kutlu İstanbul
Fatih’ten asılar sürdürmektedirSokaklar insanlar hep bize küstü
Deniz kenarında bir öğle üstü…Mehmet Akif İnan
16 Ocak 2009: 22:31 #726909Anonim
Türkülerle Başbaşayım İstanbul‘um
Sevda dediğin aşikare yakar insanı
Benzemez düşüncelerin hiç birine gariplik.
Taşını,toprağını çıldırasıya sevdiğim şehir
Kemiklerimdesin ilik ilik.Gönlümle anlaşamadım bir türlü
Boş yere değil böyle avare gezişim
Senden ayrılmanın ilk silsilesini
Köprü iskelesinde yemişimBalıkpazarı’nda kaldı bir yakam
Kızkulesi önlerinde suya düştü kasketim.
Boğaz’dan döndüğüm günden beri iştahsızım
Suyuna,ekmeğine hasretim.Gün olur bir hasret türküsüdür söylerim
Türkülerinde garipliğimi eğlerim:
“Adalardan bir yar gelir bizlere
Aman Allah gözlere bak gözlere.”
“Yandım çavuş yandım senin elinden”
Tez getirin bu hasreti bizlere.Azmi Güleç
16 Ocak 2009: 22:31 #726910Anonim
kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kayarken
şangur şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen eğer yine İstanbulsan
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
pançak pançak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine İstanbulsan
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
Sirkeci Garında tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
intihar dumanları içindeki Haydarpaşadan
Anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlıyan
sen eğer yine İstanbulsan
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ****ler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildiğin Attila İlhanı
zehirleyebilirim
sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversiteden
Tophane İskelesinde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor
ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki İstanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaranlarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin
eğer sen yine İstanbulsan
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbulsan
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiçbir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine İstanbulsan
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 Eylülünde birader mırç ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptıkAttila İlhan
16 Ocak 2009: 22:32 #726911Anonim
[IMG]http://bp2.blogger.com/_SUdPmASkO20/SD_hePWBHEI/AAAAAAAAAJk/rz_VfkOqf7k/s400/P1040535.JPG[/IMG]
İSTANBUL’A VEDA
(İstanbul’a)
Son günlerini yaşarken İstanbul’un
Cigaramın her nefesinde
Sevdalar rüzgârı esti başımda
Delice bir sevda ansızın durdu yanımdaDoyamadım düşlerine İstanbul’un
Martıların çığlıklarını dinlemeye
Kıyıda tekneyle gezmeye
Doyamadım İstanbul’un güzelliklerineKorkular kol geziyor sokaklarında İstanbul’un
Hoyrat sokakları barışı bilmezcesine
Bıkmış insanları kavgadan dargınlıktan
Sanki bu şehre küsmüşçesineBir buse aldım dudaklarından İstanbul’un
Yanaklarına bir öpücük kondurdum hissetmeden
Okşadım saçlarını tek tek o bilmeden
Ve duygulandı İstanbul hep ağladı gizlidenEmine Sevinç Öksüzoğlu
16 Ocak 2009: 22:33 #726914Anonim

Elveda istanbul
Elveda İstanbul
Biliyosun vakit yaklaşmakta
Parmaklarım kalan günleri saymakta
Rüyalarım hep o anı anmakta
Bu söz benim de yüreğimi yakmakta
Elveda İstanbulTut göz yaşlarını tut, İstanbul
Sen ağlarsan boğaz kıpırdanır
Rüzgar sert eser, Çamlıca sallanır
Gece uyunmaz tüm şehirde sabahlanır
Belki güneş doğmaz, hep gece yaşanır
Tut göz yaşlarını, tut İstanbulBana gitme deme İstanbul
Bir zamanlar sanada gelmişlerdi hani
Bizans prangalarından kurtaran seni
Olmasamda onlar gibi bil beni
Nice şehir var bekliyor Fatih’ini
Bana gitme deme İstanbulYaşatmaya gidiyorum İstanbul
Yaşamayı çoktan zihnimden sildim
Dünya’yı adı için yaşama bildim
Bu uğurda seni bile bırakabildim
Sakın zannetme terkedildim
Yaşatmaya gidiyorum İstanbulİstanbul İstanbul
Ne kelimelere sığarsın ne şiirlere
Senle olmak değişilmez başka şehirlere
Bir olmuşuz biz mesafeler yoktur birlere
En güzel hediyedir o esirlere
İstanbul İstanbulNecati Yasin Göksal
16 Ocak 2009: 22:33 #726915Anonim
Sultan Şehir
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem,
Bilir misin dostum İstanbul olur benim, benim şehzadem,
Ya İstanbul beni alır, ya da ben İstanbul‘u alırım be diyen,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.Söylesene, İstanbul değil miydi, böyle asırlarca özlenen,
Söylesene, İstanbul değil miydi böyle asırlarca beklenen,
İstanbul Galata Kulesi’dir, Hezarfen Ahmet Çelebi diyen,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.İstanbul laleler kokar, İstanbul laledir bilir misin sen sen,
İstanbul Topkapı Sarayı’dır, kutsal emânetlere âmâdem,
Ben, ben İstanbul’u bilirim derim, başka bir yeri bilmem,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.İstanbul’um sadece yedi tepe midir, İstanbul kâlplerdedir,
İstanbul bir rüyaların şehridir, İstanbul’um asırlarca özlenir,
İstanbul‘un fethinde, aşklar ne kadar, ne kadar da yücedir,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.İstanbul alınır, karanlık çağlar kapanır, yeni bir çağ açılır,
Asırlardır masum duran İstanbul, peygamberine kavuşur,
Bütün dünya İstanbul der, buradan, aleme ziyalar saçılır,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.Bütün dünya, İstanbul İstanbul der, İstanbul bir Lalezâr,
Bir başka İstanbul yok yok, İstanbul ebediyyen Gülizâr,
İstanbul, asırlardır bir ticaret merkezi, sanki ortak pazar,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.İstanbul‘um Fatih demek, gemilerim karadan yürüyecek,
İstanbul alemin dürri incisidir, İstanbul hep yâd edilecek,
İstanbul Boğaziçi’dir, Avrupa Haliç’i Altın Boynuz bilecek,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.Fahri Kainat, İstanbul mutlaka fetholunacaktır, diyordu,
O ne güzel bir ordudur, ne güzel kumandandır, diyordu,
İstanbul’un manevi kumandanı, Eyyûb Sultan biliyordu,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.İstanbul önce Konstantiniyye, sonrası İslambol, İstanbul,
Beldet-üt-Tayyibe’dir, Derseâdet, Asitane, Aziz İstanbul,
Baktığın esrarengiz Kız Kulesi’ni, Üsküdar önlerinde bul,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.Fatih Topkapı’dan İstanbul’a girdi, Ayasofya’ya yürüdü,
Hocası Akşemsettin ise Ebû Eyyûb El Ensari’yi görürdü,
Bilir misin, Fatih bir dahi idi, döktürdüğü topları, Şahi idi,
İstanbul gözlerimde nem, İstanbul o peygambere kadem.Bir de bakacaksın ki, Ayasofya’da bir sabah vakti, mutlu,
Mahsun Ayasofya, senden ne kadar, ne kadar da umutlu,
Ayasofya, Sultan Ahmet Cami kardeş gibi, ikisi de kutlu,
İstanbul gözlerimde nem İstanbul o peygambere kadem.Çamlıca Tepesinden seyredecek, İstanbul’u göreceksin,
Vallahi, ben İstanbul için ölürüm be, ölürüm! Diyeceksin,
Fethi Mübin aklına gelecek, isteseler cânını vereceksin,
İstanbul gözlerimde nem İstanbul o peygambere kadem.Denizler mürekkep olsa, ağaçların elimde, hepsi kalem,
Seni nasıl överim gücüm yetmez Sultan Şehir Asitanem,
İstanbul’da olsam bile İstanbul’u özlüyorum, O bir tanem,
İstanbul gözlerimde nem,İstanbu o peygambere kadem…
Yusuf Önder Bahçeci
16 Ocak 2009: 22:34 #726916Anonim
Gel ki Adın Eksilmesin Dilimden

Özlemin alev alev yandığı saatler bunlar.
Gün çekiliyor,ay parlıyor.
Haydi,geleceksen şimdi gel.
Umudunla,yüreğinle,sevdanla gel,yık karanlığımı.
Hayata dair kötü olan ne varsa yık onları,beni yeni umutlara sürükle.
Aşkın en koyusuna,en tutkulusuna götür beni.
Bin yıldır bekliyor gibiyim seni.
Bin yıldır karanlık bir odada tek başıma oturuyorum sanki.
Kim girip çıkmışsa hayatıma,kim talan etmişse yüreğimi hepsini silmek için gel.
Bir tek sen kal içimde.Seni bileyim bundan sonra.
Sevdan yetsin bana.
Senin aşkınla yaşamak istiyorum artık,öyleyse gel,bekleme gel…
Seninle olmak,seni duymak,seni görmek,seni anlamak,seni yaşamak tarifsiz sevinçler yaratacak içimde biliyorum.
Bu yüzden sesleniyorum sana.
Dallarımdaki kurumuş yaprakları tek tek temizlemek istiyorum artık.
Gelişinle yeniden yeşermek,yeni yapraklar açmak istiyorum.
İster haber ver,ister verme;ama gel bekliyorum…
İstanbul’u sokak sokak geçip gel.
Her sokakta kendi izini göreceksin,şaşırma.
Nereye gittiysem seni de götürdüm yoktun;ama,yanımdaydın.
Hep yüreğimde hep aklımdaydın.
Seni İstanbulsuz,İstanbul’u sensiz düşünemedim.
Gel,bu kentin tarihine en ölümsüz sevdayı yazalım.
Nice aşka mezar olmuş İstanbul,bu kez kabul etsin yenilgiyi.
Haydi gel,biz İstanbul olalım…
Korkma gel,başkalarında gördüğün ihanetler,ikiyüzlülükler,bitmek bilmeyen acılar yok bende.
İlk kez bırak kendini kaygısızca.
Yarını düşünmeden,’ya sonra’demeden gel.
Kurtul seni saran tutsaklıklardan,sana yazdığım,seni yazdığım şiirleri okumak için gel…
Bak,günler anlamsızca geçip gidiyor.
Oysa ömür dediğin şey üç günlük.
Birlikte ve severek tüketmek varken günleri,böyle koyu karanlıkta kalmak niye?
Gel haydi,sensiz geçen günlere bir yenisini daha eklemek istemiyorum.
Özlem yanıyor alev alev.
Özlemin ateşini söndürüp aşkın ateşini yakmaya gel.
Bekleme artık,geleceksen şimdi gel…
Gel Ki…Adın Eksilmesin Dilimden…!
Herkes Gülüsümü Görüyor…
Kimse savasimi görmüyor…
Herkes sesimi duyuyor…
Düsündügümü kimse bilmiyor…
Herkes yazdiklarimi okuyor…
Gözyaslarimi kimse görmüyor…
Herkes beni tanıdığını sanıyor…
Ama kimse benim kim oldugumu bilmiyor!alıntı…
16 Ocak 2009: 22:35 #726918Anonim
Gecesinde dilek tuttuğum yıldızları gibi
Ben yıldızlara bakmalıyım
Senin istanbulda düşlere daldığın kadar
Bizans’ın bıraktığı gibi İstanbul’uİstanbul seni bana bırakmalı,
Bir İstanbul sabahı
Bilirim ki
İstanbul susar…
İstanbul ağlar…İşte aşkım “İstanbul” kadar zor olmalı
İstanbul sana susamalı
Benim sana susadığım kadar
Bu hasret İstanbul’a da koymalı bana koyduğu kadar…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

