- Bu konu 43 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
16 Ocak 2009: 22:35 #726919
Anonim

Terketme İstanbul`u
Açılan mesafe benden taraf insaf eyle
Anlattım, istersen göstereyim aman eyle
Bu mevsim bittimi sonrası her daim karlı
Karlı havalar yanlız dönüşüme zararlı…Uçamayan dargınlıkların kolu kanadı,
Sustuğumuz vakitlerin bilinmeyen adı,
Dalıyorum, bezmişsin, yüzün solgun bir ara
Yüzüme yansımışsın, sensin acıyan yara…Sınırlarına seni sığdırdığım şehrimi,
Geri dönmek üzere ayrıldığım yerimi,
Boş bırakma, ben olmayınca ordasın dimi?
Yıllari kovaladık, durma vakti şimdi mi?Seni uyanmışken göremediğimden beri,
Uyanık kalmak eziyet oldu geceleri,
Ne libam var giymeye nede çayım içmeye
Seninle muhabbeti değişmem hiçbir seyeBir dönem yetti, bari yenisinde üzülme
İlle üzülmek gerekirse sadece gülme
Aramaya değmez her kelimemde binbir ima
Uzakta şimdi görmek istemediğin sima…Belirsizlik son bulunca, buralara süstün,
Üzdüler orda seni yaşayanlara küstün
Gittiğin diyara, seni sevince yaklaş
Mesafeler tükenir bir yanda yavaş yavaşBu kadar uğraş niye ben seni biliyorum,
Şahsına ne söylense hepsini siliyorum,
Arkandan devam eden değişikliği durdur
Boş kalabalık, sensiz istanbul ancak budurGönderdiğim haberci binbir ayaklı
Beyaz kaleminin ucunda merakım saklı
Saklananlar yazılmamış mektupların pulu
Mektuplar yol bilmez, terketme istanbul‘u…alıntı..
16 Ocak 2009: 22:35 #726920Anonim

Bahar Sarhoşluğu
İlk sevgilinin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allah’a ısmarladık kaldırımlar.
Giyenler düşünsün dar elbiseyi,
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erik ağacı gelin olduğu gün.
Hayranım bu şehrin bacalarına
İrili ufaklı hep bir ağızdan.
Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Dumanın daim olsun güzel baca!
Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara emanet serçe,
Derken camiler üstünde güvercin
Minareler katından geçiyorum
Gökyüzü mahallesi İstanbul‘un
Süt beyaz bir martıyım açıklarda
Gemilere ben yol gösteriyorum,
Buğday ve ilaç yüklü gemilere
Bir kanat vuruşta bulutlardayım;
Bir süzülüşte vatanım dalgalar!
Cahit Sıtkı Tarancı
16 Ocak 2009: 22:36 #726921Anonim
Bana kalk gidelim deme bu şehirden
Ben sevgimi yüreğine kazımışım bu şehrin
Ayrılık bana komaz
Hani duymasam
Martı çığlığını ezan sesini
Hani görmesem
Kız kulesini çırpınan denizini
Belki terk etmek kolay olurdu bu şehri
Bana kalk gidelim deme bu şehirden
Kolay mıdır yardan ayrılmak…Bu şehir minarelerini dikmiş yüreğime
Kolay mı sanırsın yıkmak
Gel vazgeç koparma gülü dalından
Koma beni yurtsuzlar yurdunaBana kalk gidelim deme bu şehirden
Bir yaz daha göreyim ölmeden
Bir çay daha içeyim Büyükada da
İlk baharında aşık olayım
Son baharında yalnız kalayım
Bir şiir daha yazayım n’olur
Bana kalk gidelim deme bu şehirden
Bırak da kara topragının tadına varayım…KAHRAMAN TAZEOĞLU16 Ocak 2009: 22:36 #726922Anonim

İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı.İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul‘u dinliyorum, gözlerim kapalı..
.
.
.Orhan Veli Kanık
16 Ocak 2009: 22:37 #726923Anonim

Dün hiç yapmadığım bir şey yaptım
yine efkarlıydım
çıktım galata köprüsüne balık tuttum
Kız kulesinde tavla oynadım tek başıma
Çamlıcada mest oldum
Beykozda kendimden geçtim
gittim Üsküdar iskelesine
deniz motorunun arkasına teneke bağladım
sahil boyu sek sek oynadım
saatlerce taş sektirdim boğazda
Taksim meydanının tam ortasında
avazım çıktığı kadar bi nara attım
İstanbul yine seni yaşadım
seninle geçen her günüm için
bir çentik attım galata kulesineDün hiç yapmadığım bir şey yaptım
sıyrıldım bütün duygularımdan
kırdım zincirlerini ruhumun
dolaştım bütün İstanbul’u baştan başa
doyasıya kana kana dolaştım
seninle geçen her günüm için
bir çentik attım galata kulesineEminonü’ndeki güvercinleri
bütün martıları tuttum
kanadına İstanbul yazdım
kement yaptım köprüleri
İstanbul’u yakaladım
balık ekmek yedim feribotta
uçurtma uçurttum trafiğin tam ortasında
sensiz geçen her güne inat
bir çentik attım galata kulesineİstanbul’ca konuşmak
İstanbul’ca yaşamak
İstanbul’u yaşamak
varmı başka İstanbul
söyleyin varmı
İstanbul’u yaşamak gibisi varmıCiğerlerime çektim İstanbul’u
tüm dünyaya üfürdüm
bir İstanbul kokusu sardı
bir İstanbul buğusu
bir İstanbul tadı
özledim seni be İstanbul
vallahide özledim billahide özledim
seninleyken bile seni özledim İstanbul
seni özledim.16 Ocak 2009: 22:37 #726924Anonim

Nereye bakarsam karşımda hep o
Dağlarda İstanbul,yolda İstanbul;
İlmek,ilmek nakış,nakış işlenmiş
Kovanda istanbul,balda istanbulEllerimi açsam dualarımda
Gözümü kapasam rüyalarımda,
Her sabah her akşam hülyalarımda,
Tavırda İstanbul,halda İstanbulBir kıta’dan diğerine geçilir
Çamlıca’dan çam kokusu saçılır
Her baharda çiçek çiçek açılır
Lale de İstanbul,gülde İstanbulYağmurunda sevdalılar ıslanır
Rüzgarında fırtınalar beslenir
Anlattıkça kelimeler hislenir
Ağızda İstanbul dilde İstanbulYedi tepeleri güneş aralar
Boğaz sularında yunuslar oynar
Ay ışığı vurur yakamoz parlar
Denizde İstanbul salda İstanbulDualar yükselir ta arşa kadar
Gökyüzünü ezan sesleri yarar
Bu toprak uğruna sel olur akar
Damarda İstanbul kanda İstanbulİyide güzelde doğruda hoşta
Yağmurda çamurda toprakta taşta
Yürekte gönülde gövdede başta
Bedende İstanbul canda İstanbulSalih Çelik
16 Ocak 2009: 22:57 #726934Anonim
SeYeLaN;93973 wrote:bunun konya versiyonu yokmu? güzel şiir ama….onuda sen eklesen olmazmı 🙂
16 Ocak 2009: 22:58 #726936Anonim
mevt;93981 wrote:yakışmıyor gözlerine kara bulutlar..
sen ağlarsan viran olur biter umutlar..
sen üzülme senin için bu gönlüm ağlar..
sevdalısımsın İSTANBUL mahşere kadar(eşref ziya);)
hepside çok hoş şiirler teşekkürler..buda güzel şiir helede dinlemesi…
17 Ocak 2009: 15:27 #727066Anonim
Zordur İstanbul’u özlemek. kâğıt kesiği gibi sızlar. Bazen ‘ulan küçücük bir yara işte nedir ki’ deseniz de, varlığını hep hissettirir. İlacı yoktur, zehri kanınıza işlemiştir.Hakketen böyle 🙂 resimler çok güzeldi teşekkürler özlediğimi hatırladım tekrardan..
17 Ocak 2009: 15:40 #727068Anonim
paylaşımlar çooooook güzel. burnumun direği sızladı! özlemişim çok.. az kaldı ama..yakındır gitmem 🙂
17 Ocak 2009: 17:07 #727077Anonim
Zordur İstanbul’u özlemek. kâğıt kesiği gibi sızlar. Bazen ‘ulan küçücük bir yara işte nedir ki’ deseniz de, varlığını hep hissettirir. İlacı yoktur, zehri kanınıza işlemiştir.Hakketen böyle 🙂 resimler çok güzeldi teşekkürler özlediğimi hatırladım tekrardan..
ben teşekkür ederim lalezar beğenmene sevindim 🙂
paylaşımlar çooooook güzel. burnumun direği sızladı! özlemişim çok.. az kaldı ama..yakındır gitmem 🙂
beğenmene sevindim nurunalanur. Allah kavuştursun 🙂
18 Ocak 2009: 12:02 #727176Anonim
İstanbul dedim de seni hatırladım
İşte İstanbul
yorgun şehir
işte canından bezmiş boğaz vapurları
kederli tramvaylar
ve Galata Köprüsü’nden
telaşlı insanlar geçmektedir
bir gizli sevinç mahzun gözbebeklerimde
eriyen bir sükun kaldırımlarda adım adım
işte İstanbul
İstanbul dedim de seni hatırladım.Ümit Yaşar Oğuzcan
22 Ocak 2009: 21:10 #727738Anonim

İSTANBULSUZ
Parke taş döşeli bir ıssız sokağında,
Bana yağmur yağan bir İstanbul verin…
Ortancası ben olayım;
Duvar diplerinde,
Unutulmuş…
Acı bir kahvenin özlemiyle,
aşkında kıvamını bulmuş!
Hatırası bir ömür…
Bana bir İstanbul verin;
Susuz çeşmelerine güneş vurmuş…
Yıksın surlarımı birbirine karışan ezanlar,
Fatihim olsun!
Bana yağmur yağan bir İstanbul verin;
Gökkubbesi şadırvan,
Kalbimi sevdaya kurmuş.
Ben! Yitik bir İstanbul’un aşıkı…
Gönlümün sağ yanı; güvercinler;
Yenicami merdivenlerinde kıyama durmuş!
Öbür yanı üç-beş erguvan;
Yağmurunu arayan…
Ben! İstanbul’un yitik bir aşıkı…
Bulduğu, bulunduğu, kaybolduğu yerde…
Kendini arayan…
Bana bir İstanbul verin!
Murat Başaran22 Ocak 2009: 21:39 #727745Anonim
15 Haziran 2009: 19:01 #747076Anonim
Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere,paslı demirler parlak gümüşlere,yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden;lale ile uğruna can verilecek bir sevgili yaşar içimde.Lale, bağıma taç ve ben ona muhtaç.Kapa gözlerini ve dinle saki,bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?!..İstanbul’a çıkmayan bir lale yolu,Laleye çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır, yitiktir.Rüzgarlan toplayan hüzünler, aşklar yoksa İstanbul bahçelerinde;yas tutar gibi laleler ağlar seher vakitlerinde.Uyan sakî, lale devrindeyiz!..…İskender Pala -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.


