- Bu konu 397 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Ekim 2012: 22:12 #808740
Anonim
[NOT]
Hem gördüm ki, küre-i arz, şu hareketle, sinema levhalarını gösteren bir makine vaziyetini aldı, bütün semâvâtı harekete getirdi, bütün yıldızları muhteşem bir ordu gibi sevke başladı. Öyle şirin ve yüksek manzaraları gösterdi ki, ehl-i fikri mest ve hayran eder. Fesübhânallah dedim, ne kadar az bir masrafla ne kadar çok ve büyük ve garip ve acip, âli ve gali işler görülüyor![/NOT]
Bir filmin kareleri birleştikten sonra bütün olarak izlenmeye başlanır.Ustad ise; bu perdeleri ayrı ayrı müşahede ederek levha tabiriyle yani her kareyi adeta mikroskobik inceleyerek tefekkür ediyor.Cüziden Külliye doğru imani bir tefekkür bakış..Birden ayrı ayrı okuduğu ayetler yani tefekkür ettiği tüm o yıldızlar,güneş,ay koskoca bir ordu vaziyetiyle film gibi yansımaya başlıyor.
Allah’ın büyüklüğü ve kibriyası karşısında Fesubhanallah diyor.Çok üstün ve ağır işlerin ne kadar az masrafla O’nun dairesinde yapıldığını ifade ediyor.
12 Ekim 2012: 22:15 #808741Anonim
Denis Can bugünlük burada bitirelim.Yarın devam ederiz inşaAllah kardeşim 🙂 Subhaneke la ilmelena illa ma allemtena, inneke entel alimül hakim,ve ahiri davaühüm enil hamdü lillahi rabbil alemin
el-fatiha maaselavat
12 Ekim 2012: 22:21 #808742Anonim
@ASHAB-I BEDR 372314 wrote:
Denis Can bugünlük burada bitirelim.Yarın devam ederiz inşaAllah kardeşim 🙂 Subhaneke la ilmelena illa ma allemtena, inneke entel alimül hakim,ve ahiri davaühüm enil hamdü lillahi rabbil alemin
el-fatiha maaselavat
Ellerine emeğine sağlık kardeşim, Allah (c.c.) Razı Olsun ..İnşaAllah bir mani olmazsa yarın devam ederiz kardeşim.. 🙂
13 Ekim 2012: 16:16 #808750Anonim
Bismillahirrahmanirrahim..[NOT]
Bu noktadan, iki nükte-i imaniye hatıra geldi.Birincisi: Birkaç gün evvel bir misafirim bana sual etti. O şüpheli sualin esası şudur:
“Cennet ve Cehennem pek çok uzaktırlar. Haydi, ehl-i Cennet, lütf-u İlâhî ile, berk ve burak gibi uçarak haşirden geçerler, Cennete giderler. Fakat ehl-i Cehennem, sakil cisimleri ve büyük ve ağır günahların yükleri altında nasıl gidecekler? Hangi vasıta ile?”
[/NOT]
[TAVSIYE]“İşte hatıra gelen şudur: Nasıl ki, meselâ Amerika’da, bütün milletler umumî bir kongreye davet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider. Öyle de, bahr-i muhît-i kâinatta, bir senede yirmi beş bin senelik uzun bir seyahate alışan küre-i arz, ahalisini alır, gider, mahşer meydanına boşaltır.”
“Hem, her otuz üç metrede bir derece-i hararet tezayüd ettiği delâletiyle, merkez-i arzda bulunan Cehennem ateşinin hadisçe beyan olunan derece-i hararetine muvafık iki yüz bin derece-i harareti taşıyan ve hadisin rivâyâtına göre dünyada ve berzahta Büyük Cehennemin bazı vazifelerini gören ateşini Cehenneme döker; sonra emr-i İlâhî ile daha güzel ve bâki bir surete tebeddül eder, âhiret âleminden bir menzil olur.”
Üçüncü Mektup
[/TAVSIYE]
Cehennemlikleri cehenneme götüren gemi ve binek, şu içinde yaşadığımız Dünyadır. Evet nasıl gemiler denizlerin içinde yüzüyor ise dünya da mahşer okyanusunun etrafını gemi gibi yüzerek dolaşıyor.Dünyanın kendi ve güneş etrafında hızla dönmesi ve bir hedefe doğru ilerleyerek gitmesini, Üstad Hazretleri mahşer meydanının etrafını çizmek şeklinde tarif ediyor. Yani dünya ilk yaratılışından bu yana büyük ve geniş mahşer meydanını çizerek ilerliyor. Elbette bir gün gelecek sekeneleri olan insanları son durak olan cennet ya da cehenneme boşaltacaktır.
Tabiri yerinde ise dünya öyle bir yolcu gemisi ki, cennet ehlini de cehennem ehlini de gideceği yere götürür demektir. Ancak Üstad’ımızın ifadesinde cennet ve cehenneme boşaltır demiyor. Mahşer meydanına boşaltır diyor. Buradan şunu anlıyoruz. Cehennem mahşer meydanın altı olduğu için, cehenneme gidecekler, mahşer meydanından, tabir yerinde ise sakil cisimleri ile düşerek gidecekler. Cennet ehli ise uçarak cennete gideceklerdir.
Diğer yandan, Dünya sadece sekeneleri olan insanları değil, merkezinde magma denilen ve küçük cehennem olarak tasvir edilen ateş kütlesini de cehenneme boşaltacaktır. Bir nevi yük gemisi gibi hareket ederek, içinde yaşadığımız şu dünya, her yükü adresine eninde sonunda teslim edecektir.
Sorularla Risale..13 Ekim 2012: 16:46 #808751Anonim
[NOT]
Hatıra gelen ikinci nükte: Sâni’-i Kadîr, Fâtır-ı Hakîm, Vâhid-i Ehad kemal-i kudretini ve cemal-i hikmetini ve delil-i vahdetini göstermek için, pek az birşeyle çok işleri görmek; pek küçük birşeyle, pek büyük vazifeleri gördürmeyi âdet etmiştir. Bazı Sözlerde demiştim ki:Eğer bütün eşya bir tek zâta isnad edilse, vücub derecesinde bir sühulet, bir kolaylık peyda eder. Eğer eşya müteaddid sâni’lere, esbablara isnad edilse; imtina’ derecesinde bir suubet, bir müşkilât ortaya düşer.
Çünki bir zabit gibi veya usta gibi bir tek zât, kesretli efrada ve kesretli taşlara bir fiil ile, bir hareket ile ve sühuletle bir vaziyet verip bir netice hasıl eder ki; eğer o vaziyeti alması ve o neticeyi istihsal etmesi, o ordudaki efrada ve o direksiz kubbedeki taşlara havale edilse pek çok fiillerle, pek çok müşkilâtla, pek çok karışıklıklarla ancak yapılabilir.
[/NOT]
Nihayetsiz Kudret Sahibi olan Allah (c.c),Hikmetle gökleri yaratan ve mevcudatın hakikatına vakıf olan Allah (c.c) ve Varlığında hakikatı cami yani toplayan Allah (c.c)..Benzeri olmayan güzelliğinden birer misal olarak isim ve sıfatları ile donattığı şu kainatın yaratılışındaki ilahi gayeyi göstermek için çok az birşeyle çok büyük ağırlıktaki vazifeleri gördürmeyi adet edinmiştir.Eğer bütün eşya tek bir Zata dayandırılırsa sabitlenmiş ve istikrarlı bir mutluluk ortaya çıkar.Allah’ın iradesinde olan ve gördürülen tüm bu vazifeler aynen de istikrarlı,nizamlı,gayet sanatlı bir şekilde devam ettiriliyor.Bu da suhulet yani mutluluk verici hale ve görüntüye sebebiyet verir.
Çiçeklerin baharda yeniden yeniden açması ve ardına kışın gelişi,güneşin batışı ve doğuşu,bunlar hep süregelen ve devam ettirilen olayladır.Bu düzeni sağlayan Cenab-ı Hak birliğinde asla ortaklığa ihtiyaç duymaz.
Ve aksi de olamaz..Buradaki örnek Tevhide dair kolaylığı işaret ediyor.Mevcut olan mahlukatın tek bir Mürid tarafından idare edilebileceğinin çok güzel bir örneğidir.
Aksi halde esbaba yani sebeplere ve mahlukata dayandırılırsa büyük bir zorlukla karşı karşıya kalınır.Bu durum şirk ehlinin tutumudur.Gafilliklerinden esbaba ve tabiata vs.nedenlere dayandırarak Allah’ın varlığını inkar yoluna giderler.
Ve misal olarak yine çok güzel bir örnek veriyor.Allah ondan ebeden razı olsun.Diyor ki; Anladığım kadarıyla inşaAllah..
Büyük bir orduya ve askerlerine ve o büyük ağır yüklü taşlara belli vazifeler verilerek bir netice vermesi isteniyor da hasıl oluyorsa yani ortaya çıkıyorsa bunda Tek bir Zat’ın varlığı kati olarak keskinlikle bellidir.Aksi halde askerlere,o büyük taşlara yani gök cisimlerine ve sonuçlar da bunlara dayandırılırsa o zaman çok büyük karışıklıklar çıkar ve akıl almaz bir boyuta gelerek güçlükler yaşanır.
Bu durumda şirkin zararı ve tevhid yolunun ise suhuleti ortaya çıkıyor.
13 Ekim 2012: 16:55 #808752Anonim
[NOT]
İşte, şu kâinattaki raks ve deveran, seyir ve cevelân ve temâşâ-i tesbihfeşan ve fusul-ü erbaa ve gece-gündüzdeki seyeran gibi ef’al, eğer vahdete verilse, birtek Zat, birtek emirle, birtek küreyi tahrik ile, mevsimlerin değişmesindeki acaib-i san’atı ve gece-gündüzün deveranındaki garaib-i hikmeti ve yıldızların ve şems ve kamerin sûrî hareketlerinde şirin temâşâ levhalarını göstermek gibi, o âli vaziyetleri ve gali neticeleri istihsal eder.Çünkü umum mevcudat ordusu Onundur. İstese, arz gibi bir neferi umum yıldızlara kumandan tayin eder.
Koca güneşi, ahalisine ısıtıcı ve ışık verici bir lâmba; ve elvâh-ı nukuş-u kudret olan fusul-ü erbaayı da bir mekik; ve sahaif-i kitabet-i hikmet olan gece-gündüzü de bir yay yapar. Herbir gününe, ayrı bir şekilde bir kameri göstererek, evkatın hesabı için takvimcilik yaptırır.
Ve yıldızların kendilerine, raksa gelen ve cezbeden raks eden melâikenin ellerinde, süslü ve şirin, parlak, nâzenin misbahlar suretini vermek gibi, arza ait çok hikmetlerini gösterir.
Eğer bu vaziyetler, umum mevcudata hükmü ve nizamı ve kanunu ve tedbiri müteveccih olan bir Zattan istenilmezse, o vakit umum güneşler, yıldızlar, hakikî hareketle ve hadsiz bir süratle hadsiz bir mesafeyi her gün kat etmeleri lâzım gelir.
[TABLE=”width: 100%, align: center”]
[TR]
[TD]İşte, vahdette nihayetsiz suhulet ve kesrette nihayetsiz suubet bulunduğundandır ki, ehl-i san’at ve ticaret, kesrete bir vahdet verir, tâ suhulet ve kolaylık olsun. Yani, şirketler teşkil ederler.Elhasıl, dalâlet yolunda nihayetsiz müşkülât var; hidayet ve vahdet yolunda nihayetsiz suhulet var.

Said Nursî
[/TD]
[/TR]
[TR]
[TD][/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[/NOT]Burada çok açıkça belirtildiğinden direk aktarıyorum.Allah (c.c) cümlemizi inşaAllah yaratılıştaki ilahi gayeyi anlayanlardan ve yaşayanlardan eyler.
Amin..
Subhaneke la ilmelena illa ma allemtena, inneke entel alimül hakim,ve ahiri davaühüm enil hamdü lillahi rabbil alemin
el-fatiha maaselavat
13 Ekim 2012: 17:02 #808753Anonim
Allah (c.c.) razı olsun kardeşim..
Yukarda olsa bu ders birebir daha güzel olurdu..
Hiç değilse ders için gel..
13 Ekim 2012: 18:45 #808754Anonim
Ecmain olsun..Buradan devam etmemizin daha faydalı olacağı kanaatindeyim.
14 Temmuz 2013: 02:40 #814939Anonim
Ey Bu Gecenin Ve Biraz Sonra Olacak
Sahurun
Rabbi Olan Allah’ımız..
Bizi İftara Ulaştırırken
Günahlarımızdan Arınmış Olarak Orucumuzu Açmayı
Nasip Eyle..HAYIRLI SAHURLAR…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.