- Bu konu 34 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Kasım 2010: 07:55 #666110
Anonim
Evet, mevt,(ölüm)
tebdil-i mekândır,( Mekân değişikliği, yer değiştirme.)
ıtlak-ı ruhtur, (Ruhun serbest bırakılması.)
vazifeden terhistir;(İzin ve ruhsat verme, serbest bırakma, salma, kurtarma.)
idam(Yok etme, yok olma.)
ve adem( Yokluk, hiçlik.)
ve fenâ( Yokluk, yok olma.)
değildir.
Bunu TEFEKKÜR EDELİM..sonra risale-i nurdan konuyla ilgili yerlerde hakikata ulaşalım..
ne dersiniz..
fikri olan var mı?
30 Kasım 2010: 07:55 #781772Anonim
Tebdili mekan derken ne anlamalıyız?yani yer değişmeden..
ölüm yer değiştirmedir..bundan ne çıkarabiliriz?
30 Kasım 2010: 07:55 #781773Anonim
Evin bir odasından yer değiştirerek diğer odaya geçmektir..manası vardır.
Dikkat edelim..ilk odadaki aynen ikinciyi odaya geçiyor.
ilk odanın şartlarında madde vardı.ikinci odanın şartlarında madde olmadığına göre.
yer değiştiren kim?
Elbette insan derken akla gelen Ruhdur.
30 Kasım 2010: 07:56 #781774Anonim
Bunu destekleyen ifade ıtlakı ruhdur.yani ruhun serbest bırakılmasıdır.
Buna göre bir yokluk,hiçlik ve yok olma yaşanmıyor.
değil mi?
30 Kasım 2010: 07:56 #781775Anonim
Bedenindede ölümün hakikatı yaşanıyor.Çoçukluktan gençliğe ordan ihtiyarlığa kadar yaklaşık 60 beden değiştirdiği halde hiç yokluk yaşamadı..niye çünkü onu ayakta tutan ruh ebed olarak yaratılmışda ondan..
30 Kasım 2010: 07:57 #781776Anonim
sonra diyor ki vazifeden serbest bırakmak..
hangi vazife..imtihan için gönderilen insan vazifesini yaptıktan sonra.bu vazifeden salınıyor.işte buna ölümün hakikatı deniyor..yoksa idam ve adem ve fena değildir..
30 Kasım 2010: 07:57 #781777Anonim
ev ..kainata işaret..
oda ise kainat içindeki ayrı ayrı alemlere işaret..
dünya bir alem buranın şartlarında yeme,içme ve yatma vardır.Bu şartlar için ruha cesed giydirilmiş.
Ama kabir başka bir alem.o alemde yeme ,içme ve yatma yoktur.
Derecesine göre berzahda seyahat ve kabirde azab vardır.Kabir azabında kurtulan kabir hayatı dediğimiz berzahda yaşar.
Kurtulmayan ise azabıyla meşgul.azabda yaptıklarına göredir.
burdanda haşre,mahşere,sırata ta son durağı olan cennet ve cehennem alemlerine kadar mevte mazhar oluyor insan..
30 Kasım 2010: 07:59 #781778Anonim
mevt, ehl-i dalalet için: (Doğru ve hak yoldan sapanlar, îmân ve İslâmdan çıkmış olanlar.)İÇİN..
bütün mahbubâtından(SEVDİKLERİNDEN) elîm(ACI VEREN) bir firâk-ı ebedîdir. (EBEDİ AYRILIKTIR)
Hem, kendi cennet-i kâzibe-i dünyeviyesinden(HEM KENDİ YALANCI DÜNYA CENNETİNDEN) ihraç (ÇIKARMAK)
ve vahşet ve yalnızlık içinde, zindan-ı mezara idhal ve hapis olduğu halde..
30 Kasım 2010: 07:59 #781779Anonim
Mevt; ehl-i hidâyet ve ehl-i Kur’ân için,
öteki âleme gitmiş eski dost ve ahbablarına kavuşmaya vesîledir.
Hem, hakiki vatanlarına ve ebedî makam-ı saadetlerine girmeye vâsıtadır.
Hem, zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna(CENNET BAHÇELERİNE) bir dâvettir.
Hem, Rahmân-ı Rahîmin fazlından, kendi hizmetine mukabil,(KARŞILIK) ahz-ı ücret(ÜCRET ALMAYA)- etmeye bir nöbettir.
Hem, vazife-i hayat külfetinden(AĞIRLIĞINDAN) bir terhistir.
Hem, ubûdiyet ve imtihanın tâlim ve tâlimâtından bir paydostur.
30 Kasım 2010: 08:00 #781780Anonim
Her kim hayat-ı fâniyeyi (DÜNYA HAYATINI) esas maksad yapsa,
zâhiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir.
Ve her kim, hayat-ı bâkiyeye (EBEDİ HAYATA YANİ AHİRET HAYATINA)ciddî müteveccih (YÖNELMİŞ VE ÇALIŞMASINI YAPIYORSA) ise,
saadet-i dâreyne(DÜNYA VE AHİRET SAADETİNE ) mazhardır.
Dünyası ne kadar fenâ ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar(BEKLEME) salonu hükmünde gördüğü için, hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
30 Kasım 2010: 08:01 #781781Anonim
devamı var..kendim yapmış olduğum çalışmadır.
3 Aralık 2010: 12:09 #781883Anonim
Allahım, bizi saadet, selâmet, Kur’ân ve İmân ehlinden eyle. âmin.
Allahım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve ashâbına, indiği günden itibâren tâ kıyâmete kadar, onu okuyan her okuyucunun her kelimesini okuması esnâsında Allah’ın izniyle hava dalgalarının aynasına yansıyan bütün Kur’ân kelimelerinin bütün harfleri adedince salât ve selâm eyle. Bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün müminlere bu salavâtlar adedince merhamet et. Bunu rahmetinle yap, ey merhametlilerin en merhametlisi! Duâmızı kabul buyur. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.3 Aralık 2010: 12:09 #781884Anonim
İnsan-ı mü’mine nur-u İmân ile gösterir ki,
mevt idâm değil, tebdil-i mekândır;
kabir ise, zulümâtlı bir kuyu ağzı değil, nurâniyetli âlemlerin kapısıdır.
Dünya ise, bütün şâşaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir.
Elbette, zindân-ı dünyadan bostân-ı cinâna çıkmak
ve müz’ic(SIKINTILI) dağdağa-i hayat-ı cismâniyeden(CİSMANİ HAYAT OLAN DÜNYANIN KORKULARINDAN) âlem-i rahata ve meydan-ı tayerân-ı ervâha(RUHLARIN GEZDİĞİ MEYDANA) geçmek
ve mahlûkatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzûr-u Rahmân’a gitmek, bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir.
3 Aralık 2010: 12:09 #781885Anonim
Mevte, ecele dost bakarım, sen gibi korkmam.
Kabre gülerekten girerim, sen gibi ürkmem.Ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı-sen gibi görmem.
Ahbaba kavuşturur beni, kabirden darılmam, sen gibi kızmam.Rahmet kapısı, nur kapısı, hak kapısı; ondan sıkılmam, geri çekilmem.
“Bismillâh” diyerek çalıyorum; Haşiye 1 arkama bakmam, dehşet de almam.“Elhamdülillâh” diyerek rahat bulup yatacağım; zahmeti çekmem, vahşette kalmam.
“Allahü ekber” diyerek ezan-ı haşri işitip kalkacağım; Haşiye 2 mahşer-i ekberden çekinmem, mescid-i âzamdan çekilmem.Lûtf-u Yezdân, nur-u Kur’ân, feyz-i İmân sâyesinde hiç üzülmem.
Durmayıp koşacağım, Arş-ı Rahmân zılline uçacağım, sen gibi şaşmam inşaallah.Haşiye 1: Eyvah diyerek kaçmıyorum.
Haşiye 2: İsrâfil’in ezanını fecr-i haşirde işitip “Allahü ekber” diyerek kalkacağım. Salât-ı Kübrâdan çekilmem. Mecmâ-ı Ekberden çekinmem.3 Aralık 2010: 12:10 #781886Anonim
Meselâ,

-1 İmân eden ve güzel işler yapanlar için ise, altından ırmaklar akan Cennetler vardır. Bu ise pek büyük bir kurtuluştur.” (Bürûc Sûresi: 85:11.)-âyetinin gösterdiği müjde-i saadet-i ebediye hakikati, bîçare beşere her dakika kendini gösteren
hakikat-i mevtin,
“Hem insanı, hem dünyasını, hem bütün ahbabını idam-ı ebedîsinden(EBEDİ HİÇLİKTEN) kurtarıp ebedî bir saltanatı kazandırır” dediğinden milyarlar defa tekrar edilse ve kâinat kadar ehemmiyet verilse, yine israf olmaz, kıymetten düşmez.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.