- Bu konu 502 yanıt içerir, 15 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Ekim 2011: 15:01 #798995
Anonim
Ey aşık,hani özlem çekiyorsun ya sevgiliye! Bil ki sevgilidendir özlemin özü. Odur asıl sana özlem duyan. Çünkü o tutuşturmayınca alevi, kimsede olmaz ateş. Ve aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer…
26 Ekim 2011: 15:03 #798996Anonim
Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri,
Bir nefeste anlatamazsın.
Önce içine atarsın, Sonra mı?
-Sonra susarsın.. [HR][/HR]
Üç Noktadır AŞK
Her Noktada Gizli bir Ahtır.Seviyorum diyip haykıramamaktır.Boğazda düğümlenen iki çift sözdür.
Dilin lal gönlün melal olduğu andır…. … Gözlerden süzülemeyen iki damla gözyaşıdır.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı andır
Üç Nokta
Bitmeyendir… Bitemeyendir26 Ekim 2011: 15:10 #798997Anonim
Gerekirse ebedi Sükuta gömerim diLimi.. ‘de
bir Kelam etmem.. !!Korkarim..bu Sükut bozulur’da.. Siddetli gecer’de..Gönülleri yIkaR diye..YâR.
26 Ekim 2011: 15:11 #798998Anonim
Her gün yağsan bıkmam,
Sen benim yağmurumsun,
Yağmur ise,
benim toprak üstündeki okyanusum!
Sen,
…okyanusla yaşarsın,
Ben,
yağmurla,
İşte aramızdaki en büyük fark bu!27 Ekim 2011: 07:41 #799040Anonim
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
“Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi. Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
“Ümmetimden iki kişi Allâh’ın huzuruna gelirler. Birisi,
-Yâ Rab, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al, bana ver, der. Allah Teâlâ da ötekine,
-Hakkını ver, buyurur. Adam,
-Yâ Rab, bende sevap nâmına bir şey kalmadı, der. Cenâb-ı Hakk,
-Baksana, bu adamın sevabı kalmadı, ne dersin? buyurur. Adamcağız,
– O halde benim günahlarımdan alsın, der. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz bunu anlatırken gözleri yaşardı ve, “O gün büyük bir gündür. İnsan; günâhının alınmasını ister” dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ hak sahibine,
-Başını kaldır ve cennete bak, buyurur. Adamcağız,
– Yâ Rab, inci ile işlenmiş, gümüşten apartmanlar ve altından köşkler görüyorum. Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehitler içindir? der. Allah Teâlâ,
-Bunlar, bana ücretini verenler içindir, buyurur. Adamcağız,
-Bunların hakkını kim ödeyebilir? der. Hz. Allah,
-Sen istersen bunlara sahip olabilirsin, buyurur. Adam,
-Nasıl olur, yâ Rab? deyince, Cenâb-ı Hakk,
-Hakkını bu adama bağışlamakla, buyurur. Adam,
-O halde ben bunu affettim, der. Allahü zû’l-Celâl hazretleri de,
-Arkadaşını al, beraberce cennete girin, buyurur.
Sonra Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz,
‘Allah’tan korkun, Allah’tan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin. Bakınız, bizzat Hazret-i Allah mü’minlerin arasını buluyor’ buyurmuşlardır.27 Ekim 2011: 09:33 #799043Anonim
Bizim ders gördüğümüz yer, aşktır. Bize manen ders veren de Celal sahibi Allah’tır. Bizler öğrenciyiz. O’nun aşkı da, tekrarlayıp durduğumuz bilgidir.
27 Ekim 2011: 15:23 #799057Anonim
Yanımdaki kim oLursa oLsun.. KALBİMDEKI SENSİN BENİM..!!
Nereye qidersem qideyim.. YOLUMDAKİ SENSİN BENİM ..!!
KimseLere bakmam.. GÖZÜMDE Kİ SENSİN BENİM..!!
Başkasına canım demem.. ÇÛNKÜ CANIM SENSİN BENİM..!!
OLmasanda hiç yanımda.. İÇİMDEKİ SENSİN BENİM..!!!27 Ekim 2011: 15:25 #799058Anonim
Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür.
[FONT=Segoe Script, sans-serif]Yani bu kararsız çember ışık varsa küçülür ışık yoksa büyür.[/FONT]
[FONT=Segoe Script, sans-serif]Yakına bakarken de küçüldüğüne göre yakın olan aydınlıktır aydınlıktadır.[/FONT]
[FONT=Segoe Script, sans-serif]Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.[/FONT]
[FONT=Segoe Script, sans-serif]Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır.[/FONT]
[FONT=Segoe Script, sans-serif]Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için maşuka ‘gözbebeğim!’ diye hitap edilir.”[/FONT]27 Ekim 2011: 15:27 #799060Anonim
Beklemektir sevmek.. Süresini bilmeden..
Fedakarlıktır sevmek.. Sende olanı karşılıksız vermek.. Yalnızlıktır sevmek.. Yolda tek başına yürümek.. Affetmektir sevmek.. Şevkati yüreğinde hissederek.. Ağlamaktır sevmek.. Göz yaşını gizleyerek.. Yorulmaktır sevmek.. Onun peşinden koşarak ömrünü vermek..
Anlayana aslında çok şeydir sadece SENİ SEVİYORUM demek..!!
28 Ekim 2011: 19:55 #799152Anonim
4 Kapi…
Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş;
“-Efendim, bu
4 kapı meselesini ben pek…
anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?”
“-Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana’nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş.
Öğrenci Mevlana’ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana; “-İşte sana istediğin örnekler….
Birinci, şeriat kapısını geçmiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. “Sana kötülük yapana bile iyilik yap”. Onun için döndü, oturdu.
Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile…”29 Ekim 2011: 09:36 #799165Anonim
İnsan ne karmaşık bir varlıktır ki doğduğunu da unutur büyük sanar hep kendini zamanla yarışır.
Zaman bölmeye başlayınca unuttuklarını ölüm yaklaşır, insan yine unutur.
Kaybolur sonra zamanın içinde ve geride kalan insanlar onu unutur..
29 Ekim 2011: 19:25 #799179Anonim
Hayatın Anlamı
[TABLE]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″][/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Hayatın Anlamına Birde Bu Açıdan Bakın !
Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğunu kendi kendine sormaya başlamış.Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş… Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş.. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş… Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zaman da durmuyor tabi ki.
Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona
– “Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir. ” demişler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye “Hayatın anlamının ne olduğunu” sormuş …
Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş…
Adam kabul etmiş… Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel… Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin..
Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış evet demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı(!)
Adam şaşkın… Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki… Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş Bilge… Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü… Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş… Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış..
Bilge gülümsemiş, ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş
-Hayat senin bakışınla anlam kazanır ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın…Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır…
“Hayatının anlamı senin bakışlarında gizli”
29 Ekim 2011: 19:28 #799180Anonim
Yaşamla Ölüm Arasında Sıkışıp Kalmışım…Yollara Düşmek Geliyor İçimden Bir Gece Vakti.
Karanlığın Arasında Kaybolmak…Kimselere Fark Etirmeden…Kimselere Gözükmeden…
Belki de En Güzeli Silinmek Bütün Fotoğraflardan…Ve Hatta Tüm Hatıralardan Bile Silinmek..
Gitmek Belki de Kaçıştır Tüm Acılardan…Çaresizliklerden…Belki de Güzele Dair Ne Varsa Kaybetmekten Korktuğun İçindir Belki de Kaçış..
Kimse Görmez Elinin Yandığını…Kimse Fark Etmez İçindeki Koru…Kimse Görmez…Elinde Tuttuğun Bir Güldür ve Kanatır Elini…Dikenlerinin Eline Battığını Gizlersin Çoğu Zaman…Fark Etmez Kimse Elinin ve Yüreğinin Kanadığını…
Her Yolun Bir Hayale Kavuşturacağını Ümit Edersin ve Kendini Yollara Vurursun….Vuslat Değildir Güzel Olan…Vuslat Uğruna Çekilen Sıkıntılardır Güzel ve Değerli Olan…
Yola Düşen İçin Önemli Olan Yoldur Nereye Gittiği Değil..
Bazen İnsanların Sesi Karışır Yüreğindeki Seslere…Tüm Seslere Tüm Sıkıntılara Rağmen Yol Seni İçine Alır ve Unutturur Tüm Acılarını…
Uğradığın Durakta İnen ve Binenleri Göz Ucuyla İzlersin…Aslında İzlediğin Kendindir ve Hangi Durakta İneceğini Düşünürsün…Ve Ne Zaman İneceğini…İnmek Hem Korkutur Hem de Heyecanlandırır…
Yorulmuşsundur Artık Bu Hayat Yolundan….Yormuştur Seni Şehirler ve İnsanlar….Her Şey Yormuştur Gönlünü ve Bu Yorgunluklardan Kurtulmaktır Belki de Son Durağa Varmak.
Bilinmezlikte Korkutur İnsanı…Hangi Durakta nNeyle Karşılaşacağını…Hangi Durağın Son Durak Olduğunu Bilemezsin…
Hep Gerilerde Bırakırsın Sevinçleri ve Acıları…Her Durakta İnen Yolcular Gidişleri İle Birlikte İçinden Bir Şeylerin Koptuğunu Hissettirir…
Her İnsan Bir Şeyler Katarken Hayatına Bir Yandan da Alıp Götürürler En Güzel Duygularını…
Ve Engelleyemezsin Gidişleri…Ayrılıkları…Engelleyemezsin Gözyaşlarını…Gizleyemezsin Tebessümlerini..
Yine Yollara Düşme Vakti Yüreğimmm…Yine Yollara Düşme Vakti…YOolunda Bahtında Açık Olsun
29 Ekim 2011: 20:23 #799181Anonim
alıntı mı?
30 Ekim 2011: 11:35 #799199Anonim
[HR][/HR]
Aklımızla hayat arasında arabuluculuk eden ”uyum perisi”nin bir gün dalgınlığı tutar ve göğüs kafesimizin tehlikeli kapısı aralanıverir. Orada şimdiye kadar hiç rahatsız edilmeden kendi çarpıntısını dinleyen kalp, ansızın uyuşukluğuna dalan başka bir kalbin atışlarını duymaya başlar…
Hiç hesapta olmayan bir buluşmadır bu. Bütün zırhları birden bire delinir ve vücut evi isyankar kabin eline geçer. Artık aklın ölçülü rotasından çıkılmış, insicamsız bir seyir başlamıştır. Şimdi kalp nereye istiyorsa oraya gidilecek, hangi yamaca vuruyorsa oraya tırmanılacak,düştüğü dipsiz kuyuda can çekinilecek,yalnızca onun iniltisine eşlik edilecektir. Çünkü aşk gelmiş,vücut çözülmüş,her bir aza,kalp yangını dediğimiz o dehşet ızdıraptan payına düşeni çeker olmuştur. Muzdarip aklın tek yaptığı,tek yapacağı,tıpkı bir zindanın tavanından mahkumun kafasına damlayan sinir bozucu su damlaları gibi şu soruyu tekrar etmektir : ”Kalbim,seni alıp nereye gideyim?”
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.