ALLAH dostlarindan inciler..Hikmet esintileri..

pendüender

Well-known member
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in âzatlısı Ubeyd şöyle anlatır:

İki kadın oruç tutuyorlardı. Öğle üzeri bir kimse gelerek dedi ki:

“–Yâ Rasûlallah! Şurada iki kadın var, oruç tutuyorlar. Neredeyse susuzluktan ölecekler. (Müsâade buyurursanız oruçlarını bozsunlar.)” dedi.

Allah Rasûlü ondan yüz çevirdi, cevap vermedi. Gelen kimse sözünü tekrar etti:

“–Yâ Nebiyyallâh! Vallâhi neredeyse ölecekler.” dedi. Fahr-i Kâinât Efendimiz:

“–Çağır onları!” buyurdu. Kadınlar geldiler. Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- bir kap istedi. Kadınlardan birine vererek:

“–İçindekileri çıkar!” dedi. Kadın, kabın yarısını dolduracak şekilde kan, cerâhat ve et kustu. Diğerine de aynı şekilde emir buyurunca, o da kabı dolduruncaya kadar kan ve taze et çıkardı. Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Bunlar, Allâh’ın helâl kıldığı şeylerden kendilerini tuttular, onlara karşı oruçlu oldular, haram kıldığı şeylerle de oruçlarını açtılar. Birbirinin yanına oturup, insanların etlerini yemeye (gıybet etmeye) başladılar.” buyurdu. (Ahmed, V, 431; Heysemî, III, 171)​

Yâni oruçlu iken ağza bir şey girmemesine dikkat edilmesi gerektiği gibi, ağızdan çıkan her söze de dikkat edilmelidir. Dilimiz kalblere saplanan bir diken değil, rahmet lisânı olmalıdır. Gerçek ve feyizli bir Ramazan hayatı yaşayabilmek için Kur’ân hikmetleriyle yoğrulmuş hassas bir gönle ve İslâm’ın güleryüzünü yansıtan mütebessim bir çehreye sahip olmak gerekir.​
 

pendüender

Well-known member
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri buyurur:​

«Kārî» kimdir, «sûfî» kimdir; bu sözden maksat nedir, denilecek olursa:​

«Kārî» (okuyucu), sadece «isim»le meşgul olan; «sûfî» ise «müsemmâ» ile (ismin sahibiyle) meşgul olandır...”​

Yani “okuyucu”, dâimâ işin zarfında, kabuğunda ve sathında kalan; “sûfî” ise mazrûfa, öze ve hakîkate intikal edebilendir.​
 

pendüender

Well-known member
Behlül Dânâ Hazretleri, yol üzerindeki bir vîrânenin yıkılmak üzere olan eğilmiş duvarına bakıp sık sık âkıbetini tefekkür ederdi. Yine bir gün derin bir tefekkürle orayı seyrederken duvar âniden çöküverdi. Bu hâdise Behlül Dânâ Hazretleri’nde gözle görülür derecede büyük bir sürûra vesîle oldu. Onun bu büyük sevincine mânâ veremeyen insanlar, merakla ondaki bu değişikliğin sebebini sordular. Behlül Dânâ Hazretleri, onlara şu cevabı verdi:​


’− Duvar meyilli olduğu tarafa yıkıldı! ’​

Hazretin az evvelki sevincine bir türlü akıl erdiremeyen insanlar, Behlül Dânâ’nın bu sözleriyle iyice şaşkınlaştılar. Bu ifadelerle onun neyi kastettiğini anlayamadıklarından bu defa:

’− Peki, bunda şaşılacak ne var? ! ’ diye sordular.

O ise insanlara, derin tefekkürünün bir neticesi olan şu hikmetli cevabı verdi:​

’− Mâdemki dünyadaki her şey nihâyetinde meylettiği tarafa yıkılıyor, benim de meylim Hakk’a doğrudur, o hâlde ben de ölünce -inşâallah- Hakk’a varırım. Ey ahâlî, rükû ve secdelerimizle Hakk’a meylimizi her an artırmaya gayret edelim ki, başka yönlere yıkılmayalım! ’​

İşte Peygamber Efendimiz (sav) ’in fem-i muhsinlerinden sâdır olan:

’Kişi, yaşadığı hâl üzere ölür.’ (Müslim, Cennet, 83) hadîs-i şerîfinin şerh ve îzâhı mâhiyetinde müşahhas bir misâl..​
.​

Bu hakikat dolayısıyla bir mü’min, meylini her an Hakk’a yönelterek istikâmet üzere olmaya gayret etmelidir. Bunun için de sabırsızlığı sabırla; unutkanlığı zikirle; nankörlüğü şükürle; isyanı tâatla; cimriliği cömertlikle; şüpheyi yakîn ile; riyâyı ihlâs ile; günâhı tevbeyle; yalanı doğrulukla; gafleti tefekkürle bertaraf ederek Allâh’a güzel bir kul olmaya çalışmalıdır.​
 
Son düzenleme:

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



Dünya gemisi üzerinde her an seyahat eden insanın, ben âhirete gitmem, demesi ne kadar ahmakânedir
Bu gemi âhirete gitmektedir

Gitmemeye kudreti yeten var ise, buyursun aşağı insin!

Mehmet Kırkıncı
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
3813569844_b53e890497.jpg




zün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine;
Ya Mevlasını özlemiştir ya da Mevlası onu.

Mevlayı özleyen gönül ya hüznü bekler ya da hüzündedir…
Bela, gam ve keder Mevlanın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır.
Vurdukça kendine çeker.


İmam-ı Rabbani (k.s)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



”İman, insanın cüz’î iradesini kullanması suretiyle,
Allah’ın insanın içinde yaktığı bir şem’adır .”



Sadüddin Teftâzânî
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



Bir mümin kardeşini, sabahtan akşama kadar incitmeyen kimse, o gün akşama kadar Peygamber efendimizle yaşamış olur.



Ebûl-Hasan Harkânî "Rahmetullahi Aleyh"
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



"Gönüllerin aydınlığı hakka meyilli olmakla, Amellerin güzelliği gösterişten uzak olmakladır."


Hz. Ebu’l-Hasen-i Harakânî (ks.)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.




…HERKESLE DOST OLUNMAZ…Cahil ile dost olma
İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün
Saygısızla dost olma
Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün
Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün

Görgüsüzle
dost olma

Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün
Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün.
Ukalayla dost olma
Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün.
Namertle dost olma
Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün.

ŞEYH EDEBALİ
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.





Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,

sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.


Aziz Mahmud Hüdai
 

Denis

Well-known member
.




…HERKESLE DOST OLUNMAZ…
Cahil
ile dost olma

İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün
Saygısızla dost olma
Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün
Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün

Görgüsüzle
dost olma

Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün
Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün.
Ukalayla dost olma
Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün.
Namertle dost olma
Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün.

ŞEYH EDEBALİ

Ne kadar doğru söylemiş atalarımız Cenab-ı Allah (c.c.) razı olsun...
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
.



Sözü süz de söyle..

Mânâyı inci gibi diz de söyle..


Yüze söyle, gıybet olmasın..

Ukdeyi içinden çöz de söyle, yapmasın yara..

Öyle bir söyle ki hoş gelsin yâre…


.

Şems-i Tebrîzî
 
Üst