- Bu konu 61 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
31 Aralık 2010: 09:17 #783460
Anonim
“Cenâb-ı Hakk’ın kendi sanatının harikalarını ve antikalarını sergilemesine karşı, Maşallah diyerek takdir etmek, ne güzel yapılmış deyip istihsan ederek, Barekallah diyerek müşahade etmek, sonra amenna deyip şehadet etmek,..” izahı?
Bu âlem sarayını ve onda sergilenen İlâhî sanat eserlerini temaşa etme konusunda burada şöyle bir sıralama nazara veriliyor:
“Takdir (beğenmek, kıymetini bilmek)”,
“İstihsan (güzel bulmak)”,
“Müşahede”,
“İnanıp şahadet getirmek”,
“Başkalarını da şahit tutmak, (onlara da göstermek ve anlatmak)” ,
“İnkıyat ve mukabele”.
İlâhî eserleri takdir etmek ve beğenmekle başlayan yolculuk O’nun emirlerine inkıyat ve mukabele ile, yani ibadet ve taat ile son buluyor. Burada kişiyi ibadete götüren kademeler sıralanmış oluyor. Böylece, kâinatı bu manada seyretmeyenlerin ruhlarında ibadet arzu ve iştiyakının uyanmayacağı da ders verilmiş oluyor.
“Takdir (beğenmek, kıymetini bilmek)”, “istihsan (güzel bulmak)” ve “müşahede etmek (görmek, seyretmek)” bütün insanlarda bulunan ortak özelliklerdir. Ancak, bu mahlukatı Allah’ın eserleri olarak seyretmek gerekir. Aksi halde sadece eserlere hayran olmakla kalınır, bu ise ruha bir kemal vermez. Onun için, Üstad hazretleri; “maşallah diyerek takdir etmeyi”, “ne güzel yapılmış deyip istihsan etmeyi” ve “barekallah diyerek müşaade etmeyi” önemle nazara veriyor.
Ancak böylece “amenna deyip şehadet etme” makamına çıkılır.
Bu kemale eden ve bu zevki tadan kimse, başkalarını da bundan faydalandırmak üzere onları da ‘hayyealelfelah’ diyerek aynı yola, aynı çizgiyi çağırır.
Ezanda önce salata (namaza), sonra felaha (kurtuluşa) çağırmakta şöyle bir mana da vardır ki, kurtuluşa ancak namazla, ibadetle kavuşulur. Ancak böylece, insan bu kâinattaki harika eserleri, Allah’ın bir kulu ve en mükemmel eseri olarak hayretle seyreder.
“Rububiyetin saltanatı” üzerinde daha önce durulmuştu. Bütün alemleri Allah’ın terbiye etmiş olması bir rububiyet saltanatıdır. Bu saltanat vahdaniyeti gösterir. Yani Allah birdir ve bütün bu alemler Onun terbiyesinden geçmişlerdir. Bunu düşünen müminlere düşen vazife, “semi’nâ ve eta’na (işittik ve itaat ettik)” diyerek inkiyad ve mukabele etmektir. Yani, senin terbiye etmiş olduğun her âlem ve onların bütün fertleri senin bütün emirlerini harfiyen yerine getirdikleri gibi, biz de Kur’an-ı Keriminde inzal olunan ve Resul-ü Ekrem’in tebliğ ettiği bütün hükümlere iman ediyor ve hepsine uymaya söz veriyoruz.
31 Aralık 2010: 09:18 #783461Anonim
11.sözde
31 Aralık 2010: 09:19 #783462Anonim
11.sözde de bu kadar paylaşımım vardır.
inşaallah tamamen konu anlaşılmıştır…
okuyalım..
istifade edelim..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.