Cimayı tamamen terk edenlerin beden sağlıkları harab olur. Nasıl yani? Cimayı tamamen terk edenlerin bedenleri soğur, hareketleri zorlaşır, üzerlerine sebepsiz yere bir bıkkınlık çöker, arzuları söner, yediklerini hazmedemez olurlar.
İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye Kufe Valisi tarafından en yüksek yargı makamı teklif edildi, imam reddetti. Kendisine hayli ricada bulunuldu dostları tarafından bu teklifi reddetmesi halinde can güvenliği bulunmadığı hatırlatıldı. Büyük İmam bu ısrarlara şu cevabı verdi.“ Bu dünyada cezalandırılmak, ahirette cezalandırılmaktan evladır. Bir yöneticinin beni öldürmeye gücü yeter fakat tekliflerini kabul ettirmeye asla.”
Raşit halifelerin beşincisi Ömer bin Abdülaziz r.a. bir arefe gecesi Arafat tepesinden Mina’ya doğru akan insan seline bakıyor. Hemen herkesin öne geçme derdiyle adeta birbirleriyle yarış derecesinde koşuşturduğunu görüyor. Şöyle mırıldanıyor kendi kendine:“Bugün öne geçenler, bineği önde olanlar değil, günahları bağışlananlardır.”
Osmanlı sultanlarından I. Abdülhamit Han, Özi kalesi elden çıkıp masum ahalisi kılıçtan geçirildiğinde:“-Eyvah! Asker evlatlarım ve masum ahalim parçalandı!” diyerek teessüründen felç olmuş ve bu acıya dayanamayıp vefat etmiştir. Bu hâl, ne derin bir mesuliyet hissinin tezahürüdür! Koca bir cihan sultanına, hayatına mâl olacak derecede “âhh!” çektiren ve kalbini elemle eriten îman hassasiyeti ne muhteşemdir.