• Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1,846 ile 1,860 arası (toplam 2,179)
  • Yazar
    Yazılar
  • #813594
    Anonim

      Dünya tabir ediLmesi gereken bir Rüya..
      GeçiLmesi gereken bir köprüdür…
      Muhyiddin Arabî k.s

      #813596
      Anonim

        .

        Allahü teâlâya tevekkül ettim diyen kimsenin; cenâb-ı hakk’ın, kendisi hakkındaki muâmelesine, yâni takdîr ettiği şeylere, başına gelen sıkıntı ve musîbetlere de râzı olması lâzımdır. Aksi takdirde, yalan söylemiş olur.

        (Bişr-i Hafî)

        #813632
        Anonim

          .


          Hak yolunda hakikate varmak sözle olmaz,
          inandığın gibi yaşamakla olur.

          (Mevlana)

          #813638
          Anonim

            Hakikatın ilk makamı,
            Toprak olacağımızın bilinmesidir.
            Hacı Bektâş-ı Velî.

            #813652
            Anonim

              Yaptıklarınızı ” ALLAH ” için yapmıyorsanız;
              Boşuna Yorulmayın.
              Hz.Abdulkadir Geylani ( k.s )

              #813663
              Anonim

                .

                Bu nasıl tevekküldür

                Şakik-i Belhi hazretleri, bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin neşeden oynadığını gördü. Ona sordu:
                – Herkes kıtlıktan, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?

                Köle cevap verdi:

                – Benim efendimin 7 tane köyü var, her ihtiyacımızı efendimiz bol bol sağlıyor.

                Şakik-i Belhi hazretleri, kıtlıktan muzdarip talebelerine buyurdu ki:

                – Kendimize gelelim! Bir köle efendisinin yedi köyüne güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Biz dünyadaki bütün köylerin, şehirlerin sahibi ve her canlının rızkına kefil olan Allahü teâlâya bu nasıl tevekkül ki hâlâ rızk endişesi içindeyiz?

                #813689
                Anonim

                  İmam-i Rabbani Hazretlerinden Gençlere Ögütler


                  Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir hâldesin Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın Se’âdet-i Ebediyyeye kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işler yapmayı, niçin yarına bırakıyorsun?
                  İnsan ömrünün en iyi zamanı olan, gençlik günlerinde, işlerin en iyisi ve faydalısı olan, sahibin, yaradanın emirlerini yapmaya, Ona ibâdet etmeye çalışmalı, islâmiyetin yasak ettiği haramlardan, şüphelilerden sakınmalıdır Beş vakit namazı cemaat ile kılmayı elden kaçırmamalıdır Nisap miktârı ticâret malı olan müslümanların, bir sene sonra zekât vermeleri emrolunmuştur. Bunların, zekât vermesi, muhakkak lâzımdır O hâlde, zekâtı seve seve ve hattâ fakirlere yalvara yalvara vermelidir

                  Allahu teâlâ, çok merhametli olduğu, kullarına çok acıdığı için, yirmidört saat içinde ibâdete, yalnız beş vakit ayırmış, ticâret eşyasından ve çayırda otlayan dört ayaklı hayvanlardan, tâm veya yaklaşık olarak ancak, kırkta birini fakirlere vermeyi emir buyurmuştur. Birkaç şeyi haram edip, çok şeyi mubâh etmiş, izin vermiştir…
                  O hâlde, yirmidört saatte bir saat tutmayan bir zamanı, Allahu teâlânın emrini yapmak için ayırmamak ve zengin olup da, malın kırkta birini müslümanların fakirlerine vermemek ve sayılamıyacak kadar çok olan, mubâhları bırakıp da, haram ve şüpheli olana uzanmak, ne büyük inat, ne derece insâfsızlık olur.

                  Gençlik çağı, nefsin kaynadığı, şehvetlerin oynadığı, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır Böyle bir çağda yapılan az bir amele pekçok sevap verilir İhtiyârlıkta dünya zevkleri azalıp, güç kuvvet gidip, arzulara kavuşmak imkânı ve Ümitleri kalmadığı zamanda, pişmanlıktan, âh etmekten başka birşey olmaz Çok kimselere bu pişmanlık zamanı da, nasip olmaz Bu pişmanlık da, tevbe demektir ve yine büyük bir nîmettir Çokları bu günlere kavuşamaz.

                  Peygamberimizin haber verdiği sonsuz azâblar, çeşidli acılar, elbette olacak, herkes cezâsını bulacaktır İnsan ve cin şeytanları, bugün, Allahu teâlânın affını, merhametini ileri sürerek aldatmakta, ibâdetleri yaptırmayıp, günahlara sürüklemektedir Hâlbuki, iyi bilmeli ki, bu dünya, imtihan yeridir Bunun için, burada dostlarla düşmanları karıştırmışlar, hepsine merhamet etmişlerdir.

                  Nitekim A’râf sûresi, yüzellibeşinci âyetinde meâlen, (Merhametim herşeyi içine almıştır) buyuruldu Hâlbuki, kıyâmette, düşmanları, dostlardan ayıracaklardır Nitekim, Yasîn sûresinde, (Ey kâfirler, bugün, dostlarımdan ayrılınız!) meâlindeki âyet-i kerime, bunu haber vermektedir O gün, yalnız dostlara merhamet olunacak, düşmanlara hiç acınmıyacak, onlar muhakkak mel’ûn olacaktır Nitekim, A’râf sûresinde, (O gün, merhametim, yalnız benden korkarak kâfir olmaktan ve günah işlemekten kaçınanlara, zekâtını verenlere, Kur’an-ı kerime ve Peygamberime inananlara mahsûstur) meâlindeki âyet-i kerime, böyle olduğunu göstermektedir.

                  O hâlde, o gün, Allahu teâlânın rahmeti, (Ebrâr)a, yâni müslümanlardan iyi huylu ve yarar işli olanlara mahsûstur Evet, müslümanların zerre kadar îmanı olanların hepsi sonunda hattâ, çok zaman Cehennemde kaldıktan sonra bile, merhamete kavuşacaktır Fakat rahmete kavuşabilmek için, ölürken îman ile gitmek şarttır Hâlbuki, günahları işlemekle kalb kararınca ve Allahu teâlânın emirlerine ve haramlarına önem verilmeyince, son nefeste îman nûru, sönmeden nasıl geçebilir?

                  Din büyükleri buyuruyor ki, (Küçük günaha devam, büyük günaha sebep olur Büyük günaha devam da insanı kâfir olmaya sürükler) Böyle olmaktan Allahu teâlâya sığınırız! Fârisî beyt tercümesi:
                  Az söyledim, dikkat ettim kalbini kırmamaya,bilirim üzülürsün; yoksa sözüm çoktur sana..

                  #813717
                  Anonim

                    .

                    Cafer-İ Sâdık’ın (R.A.) Vasiyetleri

                    “Ey oğul! Sana yapacağım şu nasîhatimi tut ve sözümü unutma! Eğer bu nasihatleri tutarsan mutlu yaşar, hamdederek vefat edersin.
                    Ey oğul! Başkasının gizli hallerini ifşa edenin kendi evindeki ayıpları açığa çıkar. İsyân kılıcını çeken, onunla öldürülür. Kardeşi için kuyu kazan, kendisi o çukura düşer. Kötü ahlâklı kimselerle içli dışlı olan, hakir olur. Alimlerle bulunan ise akıllı ve vakarlı olur.

                    Fenalıkların işlendiği yerlere giren, o fenalıkla itham olunur.

                    Ey oğul! İnsanları hor görme, yoksa seni de hor görürler. Seni alakadar etmeyen şeylere karışma, yoksa zelîl olursun.

                    Ey oğul! Lehine de aleyhine de olsa doğruyu söyle ki ahbabların arasında güvenilir olursun.

                    Ey oğul! Allâh’ın Kitabı’nı oku, selâmı yay, iyiliği emret, kötülükten sakındır. Senden bağını kesene sen yakınlaş. Seninle konuşmayanla önce sen konuş. Senden isteyene ver.

                    Sakın laf taşıyıcılık etme. Zira o, insanların kalplerine kin bağlatır. İnsanların ayıplarını ifşâ etmeye çalışma. İnsanların ayıbını araştıran sonunda kendisi hedef olur.

                    Ey oğul! Hangi iyiliği ararsan onun madenlerini ara. Zira her iyiliğin madenleri, madenlerin kökleri, köklerin dalları, dalların da meyveleri vardır. Kök olmadan meyve olmadığı gibi, güzel maden olmazsa kök de sâbit olmaz.

                    Ey oğul! Eğer birisini ziyaret edeceksen hayırlı insanları ziyaret et! Fenalıkla bilinen kimseleri ziyaret etme! Çünkü onlar, suyunu akıtmayan sert kaya gibidirler. Yapraksız ve meyvesiz ağaca, yeşillik bitirmeyen çorak toprağa benzerler.”

                    #813751
                    Anonim

                      .

                      Abdullah bin Dînar hazretleri, ahlâkça Tâbiînin en ileri gelenlerinden idi. Ebû Hamza bir gün kendisine; “Allahü teâlâya yaklaşmak nasıl olur?” diyerek nasîhat isteyince;

                      “İnsanlardan uzak ve yalnız olduğunda kısaca her zaman Allah’tan kork. Beş vakit namazını cemâatle kıl. Yönünü harama çevirme, böylece, Allahü teâlâya yaklaşanlardan ol.” buyurmuştur.

                      #813758
                      Anonim

                        Abdullah bin Deylemî, sünnete aşk ile bağlılığın
                        ehemmiyetini şöyle ifâde eder:
                        “Bana ulaştığına göre dînin (yok olup)
                        gitmesinin başlangıcı, sünnetin terk edilmesiyle
                        olacaktır. İpin tel tel çözülüp nihayetinde
                        kopması gibi, din de sünnetlerin bir bir terk
                        edilmesiyle elden gider.”

                        #813789
                        Anonim

                          Gayretin ne kadar mühim ve değerli olduğunu
                          bilseydiniz bir anınızı bile boş geçirmezdiniz…
                          Bediüzzaman r.a

                          #813867
                          Anonim

                            Nefes aldığına şükret.
                            Verdiğine de şükret.
                            Şükür ettiğine de şükret.
                            Aziz Mahmut Hüdai Hz.
                            #813879
                            Anonim

                              .

                              Üç aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman Said-i Nursî k.s, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, müminlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret etmiştir: “Her bir hasenenin (iyiliğin ve ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, receb-i şerifte yüzden geçer, şaban-ı muazzamada üç yüzden ziyade ve ramazan-ı mübarekte bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve leyle-i kadirde (kadir gecesinde) otuz bine çıkar.” (Şualar, 114. Şua)

                              #813880
                              Anonim

                                .

                                “Allah korkusu sebebiyle bir damla gözyaşı akıtmam, benim için bin dinar sadaka vermemden daha iyidir.”

                                Abdullah b. Amr b. Âs r.a.

                                #813941
                                Anonim

                                  İlim zihne depo edilip dilde kalırsa kalbe tesir etmeyip davranışlara yansımazsa faydasız hamallıktan ibaret kalır..
                                  (Osman Nuri Topbaş Hocaefendi)

                                15 yazı görüntüleniyor - 1,846 ile 1,860 arası (toplam 2,179)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.