- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
19 Mayıs 2013: 12:10 #813946
Anonim
.
Ebu Hüreyre r.a. da şöyle buyurmuştur:
“Herhangi bir evde Kur’an okunursa, şüphesiz o ev aile efradı için genişler, hayrı çoğalır, oraya melekler dolar ve şeytanlar kaçar. Kur’an okunmayan ev, aile efradı üzerine daralır, hayrı azalır, melekler oradan çıkıp şeytanlar dolar.”
21 Mayıs 2013: 19:05 #814000Anonim
.
Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen Allah’a sığınır. Allah’a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstehak olur.
Bediüzzaman Said Nursi’
22 Mayıs 2013: 02:45 #814008Anonim
Zikirle çalışmaya başlayan kalp tıpkı saat gibidir.
Sahibi başka işlerle meşgul olsa da o zikir halindedir….
Gavs-ı Sani (kuddise sırruhu)27 Mayıs 2013: 23:11 #814115Anonim
.
Lokman Hekim’in yüzük taşında şöyle yazılı idi:Gördüğünü gizlemek, şüphe ettiğini açıklamaktan daha güzeldir.
28 Mayıs 2013: 00:19 #814118Anonim
Saadetin şaşmaz kaidesi; aklı vahye tabi kılmak, kalbi güzel ahlak ile tezyin etmek ve bu sayede hayatın sürprizlerine karşı rıza göstermektir…
(Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi)31 Mayıs 2013: 00:41 #814180Anonim
İnsan, muhabbetle bağlandığı kimsenin iyiliğinden de pay alır, kötülüğünden de… Bundan dolayıdır ki,boğazımızdan geçen gıdânın helâl, muhabbet ettiğimiz kimselerin de sâlih veya sâliha insanlardan olmasına dikkat etmek zarûrîdir.
Osman Nuri Topbaş3 Haziran 2013: 02:50 #814233Anonim
.
Cüneyd (Bağdadî) şöyle demiş:
“Tevhid, kalbin sözü ve görüşü, tevekkül ise kalbin amelidir.”
4 Haziran 2013: 01:07 #814271Anonim
,
“Hiç kimse, Allah’ın yardımı olmadan Allah Tealâ’ya ve rızasına ulaşamaz. Allah’ın rızasına kavuşmanın yolu, Muhammed Mustafa s.a.v. Efendimiz’e tabi olmaktır.” — Cüneyd-i Bağdâdî k.s.
4 Haziran 2013: 01:18 #814272Anonim
.
Dünyayı maksad edinmemeli. Dünya, nefsin arzularına yardımcıdır. Dünya ve ahiret bir arada olmaz. Dünyaya düşkün olmak, günahların başıdır. Dünyaya düşkün olanlar ahirette zarar görür. Dünyaya düşkün olmamanın ilacı, İslamiyete uymaktır.
imamı rabbani
5 Haziran 2013: 00:10 #814287Anonim
.
“Dünya deniz, ahiret ise sahildir. Sahile ulaşmak için binilmesi gereken gemi de takvadır. İnsanlar ise yolcudur.” —
Nehrecûrî k.s.
8 Haziran 2013: 04:37 #814323Anonim
,
Ahmed el-Havari (r.a.) der ki;
-“Resülullah (a.s.v.) sünnetine uymaksizin yapılan her amel BATILDIR.”
17 Haziran 2013: 23:37 #814584Anonim
“Ahiret gününde bütün sırlar meydana çıkacak,
gizlide, aşikar da, evin içinde, duvar arkasında,
yorganın altında, ağacın altında her ne yerde
yapmış isen ortaya çıkacak. Bunların içinde çok
sevmediğin şeyler var, onları hiç duyurmak
istemezdin, hep onlar meydana çıkacak. Şimdi
onları hep istiğfar ile eritmek lazım, bir daha da
yapmamak lazım.”
Mahmut Efendi Hz27 Haziran 2013: 22:53 #814735Anonim
Nitekim bir Hak dostu, ne güzel buyurmuştur:
“Dünyadan ebedîlik isteme! Kendinde yok ki, sana
da versin!”
Ölümü bilen, fânî dünya lezzetlerine, bu hayatta
yolcu olduğunu bilen de misafirhanedeki
oyuncaklara aldanmaz! Çünkü eşya, ondan
ayrılmayacak bir sûrette dünya misafirhanesine
âittir. Bütün fânî nîmetler, bir kişide toplansa ve
o, huzur ve saâdet içinde bin yıl yaşasa ne
fayda!.. Sonunda gireceği yer, bu kara toprağın
bir çukuru değil midir?!.
Osman Nuri Topbaş29 Haziran 2013: 16:45 #814777Anonim
.Bu zamanda dünyayı terk etmek çok zordur. Dünyayı terk lazımdır. Hakikaten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, ahirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nimettir. Bu da, yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dinin hududundan dışarıya taşmamakla olur.
imami rabbani ks.
9 Temmuz 2013: 22:48 #814906Anonim
.
Fudayl bin Iyâz Hazretleri de şöyle buyurmuştur
“Şayet bir amel ihlâsla yapılır da doğru olmazsa kabul edilmez. Doğru olur ancak ihlâslı olmazsa, yine kabul edilmez. Tâ ki, hem ihlâslı ve hem de doğru olana kadar. İhlâs, onun Allah için yapılması; doğru olması da Sünnet üzere olmasıdır.”
Dolayısıyla amellerimizin Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına uygun olmasını istiyorsak, hem kalbimizdeki niyetin hâlis olmasına, hem de o ameli Sünnet’teki tarifine uygun şekilde îfâ etmeye gayret göstermeliyiz.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.