• Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 436 ile 450 arası (toplam 2,179)
  • Yazar
    Yazılar
  • #801099
    Anonim

      Evliyanın büyüklerinden Ferideddin-i Attar hazretlerine, bir gün, bir grup
      genç gelip, her biri birer nasihat istediler. O da her birinin ihtiyacına
      göre birer cümlelik nasihatlerde bulundu.

      Birincisine;
      – Herkesten duâ almaya bak, buyurdu. İnsan, duâ alarak Allaha yakın olur.

      İkincisi nasihat istediğinde;
      – Şehit olarak ölmek için duâ et, buyurdu. Zira şehitlere ahirette hesap
      yoktur.

      Üçüncüsü nasihat istedi. Ona da;
      – Edepli ol, buyurdu. Edeb, kendini kusurlu bilmektir.

      Dördüncüsüne buyurdu ki:
      – Çok ibâdet yapsan da tövbe et evladım. İnsan, ancak tövbe etmekle
      kurtulabilir.
      Her günü, Son gün bil

      Beşincisine;
      – Her gününü, son günün bil oğlum. Çünkü ecelin ne zaman geleceği belli
      olmaz, buyurdu.

      Altıncısına buyurdu ki:
      – Herkese iyilik et evladım. Boşa gitmez. Sen de başkalarından iyilik
      görürsün.

      Yedincisi nasihat istedi. Ona da;
      – Müminlerin yüzüne sevgiyle bak, buyurdu. Böyle yapmak ibâdettir.

      Sekizincisine;
      – Güler yüzlü ol. Zira güleryüz, imân alâmetidir, buyurdu.

      Dokuzuncu gence buyurdu ki:
      – Beş vakit namazını mutlaka kıl evladım. Sakın aksatma. Zira Müslüman
      demek, Namaz demektir.
      Hesaba çekileceksin

      Onuncuya buyurdu ki:
      – Ahirette hesaba çekileceksin oğlum. Öyle yaşa ki, orada hiç mahcup
      olmayasın.

      Onbirinci gence;
      – Günah işleme, buyurdu. Zira her sıkıntıya sebep, günah işlemektir.

      Onikinciye;
      – Allahın kullarını sev, buyurdu. Sen kulları seversen, Allah da seni sever.

      Onüçüncü gence de;
      – Kibirden sakın, mütevazı ol, buyurdu. Zira cenab-ı Hak, kibredeni
      alçaltır, tevazu edeni ise yükseltir.
      En sonuncusuna da buyurdu ki:
      – Küfre girmekten kork ve titre evladım. Zira imânsız ölmekten
      korkmayan, maazallah imânsız ölür.

      #801120
      Anonim

        Mevlânâ Hazretleri, Hak dostlarının yüzlerindeki nûrun hikmetini ne güzel îzah buyurur:

        “Ben kendi yüzümü görmem de senin yüzünü görürüm. Sen de kendi yüzünü görmez, benim yüzümü görürsün. Kendi yüzünü görebilen kişinin nûru, halkın nûrundan fazladır.”

        Yâni yüzdeki nûrun bir sebebi de, kişinin kendi hâline dikkatle bakabilmesi, başkalarının kusurlarından önce kendi noksanlıklarını görebilmesidir. “Nefsini bilen, Rabbini de bilir.” hikmetine eren âriflerin yüzlerindeki nûrun menbaı da budur. Bunun içindir ki; “Kişi noksânını bilmek gibi irfân olmaz!” buyrulmuştur.

        #801141
        Anonim

          Ahmet Mekkî Efendi sevdiklerine bir sohbetinde;

          “Hak teâlâ hepimiz yaptığı, iyi kötü her işi görüyor, değil mi?
          Elbette efendim, dediler.
          Pekii, bir insan günah işleyeceği zaman, bir başkasının göreceğini anlasa, o işi yapabilirmi?
          Yapamaz tabii efendim, utanır ondan.
          Büyük veli;
          Bu nasıl müslümanlıktır ki, bir kul dan utanırda, Allah’tan utanmaz, buyurdu.

          #801211
          Anonim

            Hüccet’ül İslam İmamı Gazali buyurdu ki:

            Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin dünyaya yayılan nasihatlerinden biri şudur:

            ”Allahü tealanın, bir kuluna rahmet etmeyeceğine, ona gazab ve azab edeceğine alamet, dünyaya ve ahirete faydası olmayan şeylerle meşgul olması, zamanlarını lüzumsuz şeylerle öldürmesidir.

            Bir kimsenin ömründen bir saati, Allahü tealanın beğenmediği bir şeyde geçerse, ne kadar çok pişman olsa, üzülse yeridir.

            Bir kimse kırk yaşını geçtiği halde onun hayırlı işleri yani sevabları, kötü işlerinden, yani günahlarından ziyade olmadı ise, Cehenneme hazırlansın.*

            Bu hadisi şerifin manasını iyi anlayanlara, bu nasihat yetişir.

            #801212
            Anonim

              Peygamberimiz (s.a.s.) Hz. Ali’ye buyurdu:

              ” Ya Ali, altıyüzbin koyun mu istersin, yahut altıyüzbin altın mı veya altıyüzbin nasihat mı istersin ? ”

              Hz. Ali dedi:

              “Altıyüzbin nasihat isterim.”

              Peygamberimiz buyurdu:

              “Şu altı nasihate uyarsan altıyüzbin nasihata uymuş olursun:

              1. Herkes nafilelerle meşgul olurken sen farzları ifa et. Yani farzlardaki rükünleri, vacipleri sünnetleri, müstehapları ifa et.

              2. Herkes dünya ile meşgul olurken sen Allah’u Teâlâ’yı hatırla. İslâm’a uygun yaşa; İslâm’a uygun kazan; İslâm’a uygun harca.

              3. Herkes birbirinin ayıbını araştırırken sen kendi ayıplarını ara. Kendi ayıplarınla meşgul ol.

              4. Herkes dünyayı imar ederken sen dinini imar et, zinetlendir.

              5. Herkes halka yaklaşmak için vasıta ararken, halkın rızasını gözetirken sen Hakk’ın rızasını gözet; hakka yaklaştırıcı sebep ve vasıtaları ara.

              #801288
              Anonim

                Her gün şahlarınızdan biri yolcu olmakta; buna şahitsiniz. Bu hâl size öğüt vermiyor mu? Babanızın ölümü de mi göz önünüze di­kilmiyor? Her gün size dualar okuyan ve ardınızdan gözyaşları akı­tan ananızın ölümü de mi sizi uyandırmıyor? Her an beraber yaşadı­ğınız çocuklarınız ve hanımınızın ölümü de mi size ders vermiyor?

                Bunlardan öğüt alınız. Ve nefsinizi biraz terbiyeye çalışınız.

                Kalbinizi yoracak kadar dünyaya bağlanmayınız. Orada daimi kalan olmadı; devamlı kalmaya heveslenmeyiniz.

                Kalbinizi temizleyebilirsiniz. Onu kötü hâlinden çekip almak si­zin elinizde. Halkı kalbinize sokmayabilirsiniz. Siz hâlinizi iyiye çe­virmek isterseniz, Hak Teâlâ da size yardım eder. Hak Teâlâ şöyle buyurur: “Allah Teâlâ hiç bir kavmin halini değiştirmez. Ta, onlar kendilerinde bir değişiklik yapıncaya kadar.” (er-Ra’d, 13/11)

                Söylediğiniz hiç bir işi yapmadınız. Birçok işler yaptınız; fakat ihlâs sahibi olmadınız. Akıllı olunuz. Hak Teâlâ’nın azameti önünde edepli durunuz. Hâlinizi kuvvetlendiriniz. Hakikat âlemine eriniz. Hak Teâlâ’ya dönünüz. Ve tefekkür sahibi olunuz. Bugün içinde bu­lunduğunuz hâl öbür âlemde sizi kurtaramaz.

                Siz nefislerinize karşı cimri davranmaktasınız. Eğer öyle olma­saydı, ona yarayan şeyi temine çalışırdınız; âhirette onu kurtarmaya yarayacak şeyleri şimdiden verirdiniz. Hâlbuki siz, daima geçici şey­lerle meşgul oldunuz. Bu yüzden devamlı kalacak şeyler elinizden çıktı.

                Gavsulazam Abdulkadir Geylani (k.s.)

                #801340
                Anonim

                  Ey oğul!
                  Bütün ilimlerin içinde din ilminden büyük ilim yoktur. Din, kökü birlik olan bir ağaçtır, dalları şeriattır ve bunları birbirinden ayıran dünya menfaatidir.
                  Gücün yettiği kadar din ilmine çalış, din ilmini bilenlerin etrafında dolaş, tâ ki hem dünyayı elde edesin, hem de âhireti ele geçiresin. Allah nasip ederse önce din ilmine yapış, çünkü o gövdedir, kalanı daldır. Gövdesiz dal istemek sapıklık nişanıdır.
                  Eğer bu dediğim işlerden ilmi istersen kanaatkar ol, yani helâli ve haramı seçici ol, açgözlü olma. Gönlünde ilim sevgisini sağlamlaştır, dünya sevgisini gider. Şöyle ki: İlme dost olmalısın, dünyaya düşman. Cefaya ve zahmete dayanıklı ol. Gece uyumayı ve erken uyanmayı huy edin.

                  Kabusname

                  #797129
                  Anonim

                    Ey oğul!

                    Bu ölümlü dünyayı ölümsüz dünya ile değiştirmeye gayret et. Bu dünyada iyi kişiler aslan gibidir, kötü kişiler ise ite benzer. Çünkü it ne avlarsa, avını avladığı yerde yer; arslan ise avını kendi inine götürür, sonra yer. Bunun anlamı şudur: İt nefsinin esiridir, ne avlarsa burada yer, arslan akıl sahibidir, burada ne avlarsa o âleme tutar, götürür.
                    Gayret et ki, avın iyilik olsun, öbür âlemde lâzım olur. İyilikten murat, ibadettir. Kul için ibadetten daha iyi av yoktur. Çünkü ibadet yoluna girenler ateşe benzer. Ateşi ne kadar alçak yerde yaksalar, alevi o derece yükselir. İbadet yoluna varmayanlar da suya benzer, suyu ne kadar yukarı akıtlırlarsa akıtsınlar, aşağı düşer. İbadeti boynunun borcu bil, tâ ki alevin daima yükselsin.

                    Kabusname

                    #801358
                    Anonim

                      Ey oğul!

                      Allah’ın emri gereğince şükredersen, az olan şükrün çok yerine geçer.
                      Nitekim Allah din içinde beş türlü ibadet buyurdu. Eğer gece gündüz çalışsan, acizlikten başka bir şey elde edemezdin, ama o ölçüyle beş türlü ibadet buyurdu. Onun ikisini zenginlere, kalanını da bütün halka verdi.


                      Bunlardan biri Allah’ın birliğini ve Muhammed Mustafa’nın (a.s.m.) peygamberliğini dil ile söylemektir ve gönülle inanmaktır. Diğeri beş vakitte namazdır, öbürü de yılda bir ay oruç tutmaktadır.

                      Şehadet sözü, batıl şeylerden Allah’a sığınmaktır. Namaz o kabullenişin hakikatini kulluğunda kaim olmaktır. Oruç tutmak da, o kabullenişin ve kulluğun hakikatini Allah’a bildirmektir. Madem ki Allah’a “Kulunum” dedin, öyleyse o kullukta sağlam durmak gerek.

                      Namaz ve oruç Allah’ın has nimetidir, onları has kullarına nasip kılmıştır. İkisini de yerine getirmekte kusur etme. Eğer bu ikisinde kusur edersen avamdan olursun, seçkinlerden olmazsın.

                      Kabusname

                      #801362
                      Anonim

                        @ABDULLAH 290536 wrote:

                        Her gün şahlarınızdan biri yolcu olmakta; buna şahitsiniz. Bu hâl size öğüt vermiyor mu? Babanızın ölümü de mi göz önünüze di­kilmiyor? Her gün size dualar okuyan ve ardınızdan gözyaşları akı­tan ananızın ölümü de mi sizi uyandırmıyor? Her an beraber yaşadı­ğınız çocuklarınız ve hanımınızın ölümü de mi size ders vermiyor?

                        Bunlardan öğüt alınız. Ve nefsinizi biraz terbiyeye çalışınız.

                        Kalbinizi yoracak kadar dünyaya bağlanmayınız. Orada daimi kalan olmadı; devamlı kalmaya heveslenmeyiniz.

                        Kalbinizi temizleyebilirsiniz. Onu kötü hâlinden çekip almak si­zin elinizde. Halkı kalbinize sokmayabilirsiniz. Siz hâlinizi iyiye çe­virmek isterseniz, Hak Teâlâ da size yardım eder. Hak Teâlâ şöyle buyurur: “Allah Teâlâ hiç bir kavmin halini değiştirmez. Ta, onlar kendilerinde bir değişiklik yapıncaya kadar.” (er-Ra’d, 13/11)

                        Söylediğiniz hiç bir işi yapmadınız. Birçok işler yaptınız; fakat ihlâs sahibi olmadınız. Akıllı olunuz. Hak Teâlâ’nın azameti önünde edepli durunuz. Hâlinizi kuvvetlendiriniz. Hakikat âlemine eriniz. Hak Teâlâ’ya dönünüz. Ve tefekkür sahibi olunuz. Bugün içinde bu­lunduğunuz hâl öbür âlemde sizi kurtaramaz.

                        Siz nefislerinize karşı cimri davranmaktasınız. Eğer öyle olma­saydı, ona yarayan şeyi temine çalışırdınız; âhirette onu kurtarmaya yarayacak şeyleri şimdiden verirdiniz. Hâlbuki siz, daima geçici şey­lerle meşgul oldunuz. Bu yüzden devamlı kalacak şeyler elinizden çıktı.

                        Gavsulazam Abdulkadir Geylani (k.s.)

                        Allah rzı olsun hocam hakkınızı helal edin ne güzel nasihatlar bunlar hele bu uygun kelimeyi bilmiyorum ama dehşet …

                        bide hocam kabusname ne aklıma kabus görmek geliyorda:)

                        #801366
                        Anonim

                          @memluk 291229 wrote:

                          Allah rzı olsun hocam hakkınızı helal edin ne güzel nasihatlar bunlar hele bu uygun kelimeyi bilmiyorum ama dehşet …

                          bide hocam kabusname ne aklıma kabus görmek geliyorda:)

                          memluk hocam Kabusnâme, 1082 yılında Kûhistan sultanı Keykavus bin İskender tarafından Farsça olarak kaleme alınan eser.
                          Görmekte oldugumuz kabuslarin bir daha görünmeme icin yapilan nasihatlerden ibarettir insallah okuyup istifade edenlerden oluruz..

                          #801387
                          Anonim

                            .


                            Ö
                            lü olsu diri olsun kimseyi küçük görme;sonra helak olursun.Çünkü bilemezsin,belki o senden daha hayırlı birisidir.

                            Kötülediğin kimse şimdilik fasık olabilir,ancak sonuç önemlidir.Kim bilir,belki sen onun şimdiki hali üzere ölürsün,o ise güzel bir halde gidebilir.

                            imami gazali ks..

                            #801409
                            Anonim

                              Ey aziz!
                              Konuşursan doğru konuş. Doğruluk keramettir. Yalan aşağılıktır. Kurtuluş doğruluktadır. Yalancı ve hileci şeytandır. Lâkin görünüşte insandır. Yalan söyleyen kimseden hayır umulmaz.

                              Boş laflar ve şakalar zarara yol açar; ömrü boşa geçirmektir. Gıybet ve koğuculuktan sakın ki, bunlar insanı halktan ve Haktan uzak ederler.

                              İbrahim Hakkı Hazretleri

                              #801416
                              Anonim
                                Sırf zengin olduğu için kimseyi gözünde büyütme.

                                Çünkü bütün dünya ve içindekiler Allah katında küçüktür.

                                Dünya ehlini gözünde büyüttüğün an,dünya büyümüş,ancak

                                sen Allah katında küçülmüş olursun.

                                imami gazali ks..

                                #801422
                                Anonim

                                  İ’lem eyyühe’1-azîz!

                                  Bu dünya ebedi kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak Cenab-ı Hakkın ebedî ve sermedi olan dârüsselâm menziline davetlisi olan mahlukatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur.

                                  Ey arkadaş! İnsan başıboş, serseri, sahipsiz bir hayvan değildir. Ancak onun da bütün harekât ve efali yazılıyor, tespit ediliyor. Ve amalinin neticeleri hıfzediliyor ki, muhasebe-i kübrada ona göre derece alsın. Hülâsa, her güz mevsiminde yapılan tahribat, gelecek bahar mevsimlerinde gelen yeni misafirler için yer tedarik etmek ve bir nevi terhis ve izindir.

                                  Bediüzzaman Said Nursî

                                15 yazı görüntüleniyor - 436 ile 450 arası (toplam 2,179)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.