- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
18 Kasım 2011: 15:11 #799879
Anonim
Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler
Yüce ALLAH?ın (C.C) dininde olmayan şeyleri yapmaya çalışma. Elinde
iki şahit olsun; biri KUTSAL KİTABIMIZ, diğeri SÜNNET-İ RESULALLAH.
Bunlar seni RABBİNE ulaştırır. Ama sen bu şahitleri bırakıp nefsinin
peşinden gitmeye devam ediyorsun. Elinde iki şahidin var; biri zayıf
aklın, diğeri de şahsi arzun. Şüphesiz bunlar seni ateşe iter.
Firavun gibilerin arasına katar.
18 Kasım 2011: 15:26 #799893Anonim
Hacı Bayram-ı Velî´ den Nasîhatler
İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda sık sık bulunmayınız.
Hiddet ve kin, hakîkatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.Allah´a isyân yolunda, hiçbir kimseye yardım etmeyiniz.
Küçük çocukları seviniz, başlarını okşayınız. Onları sevindiriniz ki, Peygamber efendimizin emrini yerine getirmiş olasınız.
Çarşıda ve câmi avlusunda bir şey yemeyiniz. Yol ortasında durmayınız. Ticâret erbâbının dükkânlarında uzun müddet oturmayınız.
Hiçbir günâhı küçümsemeyin, çok çalışın. Boş gezenler, zengin bile olsa, arkadaşları şeytan, kalbleri şeytanın konağı olur.
18 Kasım 2011: 15:27 #799894Anonim
Helâlinden kazanıp, ondan fakırlere cömertçe veriniz. Ölümü çok hatırlayınız. Ölüm gelmeden hesâbınızı yapınız. Tövbe ediniz ki, affa kavuşasınız. Dünyâ gamından, nefsin sıkıştırmasından hafifleyip kurtulmak istiyorsanız, kabristanları sık sık ziyâret ediniz.
Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, komşularınızın, sırlarını ifşâ etmeyiniz. Çünkü gördüğünüz bu sırlar, size emânettir. Emânete hiyânet ise, çirkin bir harekettir.
Âlim ve velîlerin kabirlerini ziyâret ediniz. Zîrâ o büyükler, kendilerini ziyâret edenlere şefâat ederler.Hacı Bayram-ı Velî hazretleri, Yûnus Emre ile aynı asırda yaşamıştır. Tasavvuf yolunda nefsi tanımanın ve itâat altına almanın şart olduğunu bildiren Hacı Bayram-ı Velî hazretleri bu hususta şu şiiri söylemiştir:
18 Kasım 2011: 15:28 #799895Anonim
Bilmek istersen seni,
Cân içinde ara cânı.
Geç cânından bul ânı,
Sen seni bil, sen seni.Kim bildi ef´âlini,
Ol bildi sıfâtını,
Anda gördü zâtını,
Sen seni bil, sen seni.Görünen sıfâtındır,
O´nu gören zâtındır,
Gayri ne hâcetindir,
Sen seni bil, sen seni.Kim ki hayrete vardı,
Nûra müstagrak oldu,
Tevhîd-i zâtı buldu,
Sen seni bil, sen seni.Bayram özünü bildi,
Bileni anda buldu,
Bulan ol kendi oldu,
Sen seni bil, sen seni.
Hacı Bayram-ı Velî´18 Kasım 2011: 15:29 #799896Anonim
Yalancı dünyâya aldanma yâ hû,
Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez.
İki kapılı bir virânedir bu,
Bunda konan göçer, konuk eğlenmez.Bakma bunun karasına ağına,
Gönül verme bostanına bağına,
Benzer hemân çocuk oyuncağına,
Burda aklı olan insan eğlenmez.Vârını îsâr et Mevlâ yoluna,
Bunda ne eylersen anda buluna,
Bir gün sefer düşer berzah iline,
Otağı kalkacak Sultan eğlenmez.Sen ey gâfil ne sandın rûzigârı,
Durur mu anladın leyl-ü-nehârı,
Yükün yeynildigör evvelden bârı,
Yoksa yolcu gider kervan eğlenmez.Doğrusuna gidegör bu yolların
Geçegör sarpını yüce bellerin,
Dünyâ zindânıdır mümin kulların,
Zindanda olan kul kolay eğlenmez.Ömür tamam olup defter dürülür,
Sırat köprüsü ve mîzân kurulur,
Hakkın dergâhında elbet durulur,
Buyruğu tutulur fermân eğlenmez.Hüdâyî n´oldu bu kadar peygamber,
Ebû Bekr u Ömer, Osman u Haydar,
Hani Habîbullah Sıddîk-ı Ekber,
Bunda gelen gider bir cân eğlenmez.
Aziz Mahmud Hüdayi18 Kasım 2011: 15:31 #799897Anonim
Şeyh İbrahim Düsuki´den Çok İbretli Öğütler
Her kim şeriatle amel eden, hakîkat ehli, temiz, nâmuslu ve şerefli bir müslüman olmazsa, sulbümden gelen oğlum bile olsa, evlâtlarımdan değildir. Müridlerimden her kim de şeriate, hakîkate, tarîkate, diyânete, kendini maddî-manevi günahlardan korumaya, zühde, veraya ve aza kanaate sımsıkı sarılırsa, en uzak memlekette bile olsa, evlâtlarımdandır.
Bir defasında kendisine “Ne istersin?” diye soruldu,
“Allah Teâlâ ne isterse ben de onu isterim” diye cevap verdi.
Allah´a kulluk eden herkes, gereği gibi bu kulluğun tadını alamaz. Her hizmet eden de gereği gibi âdâbıyla hizmet edemez. Bundan dolayı çoğu mürid, gayret etmesine rağmen, bu yolda mesâfe alamadı.Ey evlatlarım! Size daima Allah´tan korkmanızı tavsiye ederim. Zira siz, kurbanlık koç gibi bu dünyayı terketmek zorundasınız.
Ey alev alev ateşin derilerini yakacağı insanlar!
Ey kendileri için bıçağın bilendiği kimseler!
Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyunuz.
Bütün insanlara karşı şefkat ve merhamet
Bir kimse bütün insanları sevmedikçe, onlara karşı şefkatli davranmadıkça ve onların ayıplarını örtmedikçe kâmil bir insan olamaz. Bunlara dikkat etmeyen ve kâmil olduğunu iddia eden kimse yalancıdır.
18 Kasım 2011: 15:32 #799898Anonim
Hiçbir kimseyi hareketlerinden, elbisesinden, yemesinden ve içmesinden dolayı kınamayın. Çünkü, şeriatın açıkça nehyettiği yasakları çiğneyenin dışında, kimse kınanamaz, ayıplanamaz. Zira bu kınama yalnızlığa, yalnızlık da kulun, Rabb´inin lütfundan uzak kalmasına sebep olur.
İnsanlar kısımlara ayrılırlar:
1) Yola yeni girmiş olanlar (mübtedî),
2) Seçkin (hâss) kullar,
3) Seçilmişlerin seçilmişi olan (havâssulhâs) kullar
4) Allah´a vâsıl olanlar.Yüce Allah bazı insanlara, bazıları sebebi ile rahmet eder.
Bu yolda kuvvetli ile zayıf yarışamaz.
Allah´ın veli kulları bazen yağmur gibidir, bu onların merhametli olduklarını gösterir; bazen de kılıç gibidir, bu da onların gazap taraflarının olabileceğine işaret eder. Bundan dolayı bir Allah dostu yüzünüze güldüğü zaman ona karşı saygıyı terkedip şımarmayın, ciddiyet ve edebinizi muhafaza edin.
Şeyh İbrahim Düsuki18 Kasım 2011: 15:37 #799899Anonim
Şeriat-Hakîkat
Şeriat kök, hakîkat ise onun dalıdır. Şeriat meşru olan bütün ilimleri içerisinde toplar. Hakîkat ise gizli ilimleri câmidir. Bütünmakamlar şeriat ve hakikatte gizlidir.
Mürid farz, vâcip ve sünneti edâ edecek kadar ilim öğrenmelidir. Bütün işi fesâhat ve belâgatla uğraşmak olmamalıdır. Zira bunlar asıl maksada ulaşmaya mani olabilirler. Buna mukabil mürid, sâlihlerin yollarını araştırmalı, onlara uymalı ve zikre devam etmelidir.
Erkeklerden tam erkekler bulunduğu gibi, yarım ve dörtte bir olan erkekler de vardır. Yine onlar arasında kemâle ermiş ve Allah´a ulaşmış olanlar da vardır.
Havâssın tevbesiHavâssın yani Allah´ın en seçkin kullarının tevbesi, mâsivâyı gönülden çıkarmaktır. Havâss olanlar, tevbe ederek terk ettikleri bir davranış ve söze dönüp bakmazlar. Çünkü onlar, tevbe etmekle içlerine benlik duygusu girmesinden korkarlar. Yine onlar “ben, ben” demekten son derece sakınırlar.
Hülâsa onlar bütün hareketlerini kontrol altında bulundururlar.Ey müridim! Himmetini cem et, dikkatini topla. Tarîkatı ancak bu yolla tanıyabilirsin. Hangi makamda bulunursan bulun, önüne bir perde gerilebilir, ancak sen bütün bu perdeleri yırtmalısın. Zira Allah´tan başka her şey boştur.
Sen bir kimseden yüz çevirirsen o da senden yüz çevirir. Eğer Allah´tan yüz çevirirsen, Allah da senden yüz çevirir.
Ey oğulcuğum! Beni boş şeylerle meşgul etme. Kalıbından kalbine geç. Ona göre hareket et.
Şeyh İbrahim Düsuki
18 Kasım 2011: 15:38 #799900Anonim
Azîmet-Ruhsat
Ey oğlum! Şeytanın ruhsatlarla ilgili verdiği fetvâlardan ve azîmetle amel ederken seni ruhsatla amel etmeye sevketmesinden sakın. Çünkü o, ruhsatın meşrû olduğunu fısıldayarak, azgınlığa ve isyana sevkeder. Özellikle şeytan seni mahzurlu şeyelere soktuktan sonra şöyle der: “Bu iş senin için mukadderdir, sen kim oluyorsun ki, her şey Allah´ın elindedir?”. Bu sözlerle Allah´ın yolundan saptırmak ister. Eğer onun dediklerini yaparsan külliyyen helâk olursun.
Ey oğulcuğum! Bil ki: Yüce Allah sana ancak Nebî (s.a.v.)´e tâbi olmanı emretti, dünya ve âhirette zarar verecek her şeyi yasakladı. Bütün bunlara rağmen neden hâlâ O´na muhalefet ediyorsun?İcâzet hakkında
Ey oğulcuğum! Eğer bir kâğıt parçasından ibâret olan olan icâzet ile iktifâ ediyorsan, şunu bil ki, senin icâzetin ancak güzel hâlin ve ihlâsındır. İcâzet almış bir kimse, insanların günahlardan en çok uzak duranı, en çok namaz kılanı, en oruç tutanı ve Allah´ı en çok zikredeni olmalıdır. Kul hizmete devam ettiği müddetçe, Rabb´i onu diğer kullarına tercih eder. İşte hakiki icâzet budur. Eğer şeyhlik iddia eder ve Rabb´ine isyan edersen, Rabb´in sana şöyle der: “Yazıklar olsun sana, haya etmiyor musun, nerde kaldı senin bize yakınlık sözün, bizimle birlikte olabilmek için neden kirli elbiselerini yıkamadın (neden tevbe etmedin)? Ne kadar da mideni haramla doldurmuş, günah işlemek için adımlar atmışsın, beni sevenler saf halinde geceleri geçirirken, ne kadar da uyumuşsun, sen ancak bir iddiacı ve bir yalancısın”.
Yolumuzda nefsini meşhur eden, yolumuzun hakkını yerine getirmeyen ve bizimle alay eden herkesin Allah hasmıdır.
Kim bu yolda hâinlik ederse helâk olur. Kim de sözlerimizden ibret almazsa, kervanımızda yürüyemez, bizi hakkıyle bilemez. Biz, evlâtlarımızdan ancak kâmil Hakk yolcusu ve iyi huylu olanları severiz. Böyle olan evlâdımıza sır da veririz.
Ey evlâtlarım! Allah´ınızı severseniz yolumuzu kötülemeyin, bu hakîkatlerle oynamayın, hilekârlık yapmayın, hakk ile bâtılı karıştırmayın, ihlâslı olun ki, kurtulabilesininz. Sizi sevdikçe ve diğer insanlardan sizi seçtikçe siz de bizi üzmeyin, yolumuza kötü söz atmayın. Terbiye ve nasîhat konusunda nasıl size hakkınızı ödüyorsak, siz de dinleyerek ve öğüt alarak bizim hakkımızı yerine getirin. Ben size ancak Rabb´inizin emrettiklerini emrediyorum. Bunlar benim değil, Allah´ın emirleridir. Eğer ahdinizi bozarsanız bilin ki, bu bozduğunuz ahd Allah´ın ahdidir. Bizden sadece icâzet belgesi alma niyetinde iseniz, bizim size ihtiyacımız yoktur. İstediğiniz yere gidebilirsiniz
Şeyh İbrahim Düsuki18 Kasım 2011: 15:39 #799901Anonim
Karşılıksız irşat
Ey evlâtlarım! Mallarınıza dokunmama, mîrâsınızı almama, ellerinizde bulunan dünyalık ile elbisemi kirletmeme konusunda Allah´a bey´at ettim. Dinleyiniz ve itaat ediniz. Mallarınız konusunda benden ve cemaatim içerisinde ihlâslı olanlardan emin olabilirsiniz. Allah´tan, diğer evlâtlarımın da ihlâslı olmasını istiyorum. Onlar da böyle ihlâslı olurlarsa kardeşlerine şefkatte ve nasîhatte bulunurlar, mallarına da dokunmazlarHer kim ölümünün itaat üzere olmayacağını ümit ederse helâk olmuştur. Zira bütün taatlarımız Allah´ın ihsanı cümlesindendir. Bizim ortada hiçbir katkımız yoktur.
Ey oğulcuğum! İnsanların ve cinlerin ameli kadar amelin olsa bile “ben” demekten sakın, zira Allah ben iddiasında bulunanları acz içerisinde bırakır. Benlik davasında isen maddî-manevî derecen düşer, bunu unutma.
Halvet
Bir yolunu bulsaydık, insanların gözünden kaybolmak için, halvete girerdik. Zira zamanımızda kalpler hasta, ciğerler parça parçadır. Dedi-kodunun çoğaldığı bu zamanda sığınılacak ve kaçacak yer lâzımdır. Fakat bu zamanın insanları ile bizi imtihan eden Allah işlerimizi düzenliyor, sonsuz güç ve kudretiyle yardımını eksik etmiyor.
Her kim nefsini hesaba çekmekten gâfil olursa telef olur, eğer nefsini hesaba çekmekte acele etmezse hezimete uğrar.
Allah Teâlâ bir velî kulunu belâ ile imtihan ederse, onu mânâ erleri derecesine yükseltmek ister. Eğer Allah dostu sabreder, kızmaz, yumuşak huylu, cömert ve affedici olursa Allah onu daha yüksek derecelere yükseltir. Bunlara riâyet etmezse onu bulunduğu yerde bırakır, derecesini yükseltmez.
Şeyh İbrahim Düsuki
18 Kasım 2011: 15:40 #799902Anonim
Kerâmet
Allah´a âsî olmayan bir insan kerâmet eseri olarak vahşî hayvanların sırtında gezmeye başlasa, onun bu hareketi Allah´ın rızasına uygun degildir. Bundan dolayı bu hayvanlar, o insanı sımsıkı yakalayıp eziyet etmek için, Allah´ın kendilerine kuvvet vermesini isterler. Bu insan kuşlara ve vahşî hayvanlara uğrasa bu hayvanlar onu görmekten Allah´a sığınırlar, suya uğrasa su da bu insanın kendisinden içmesini istemez, hülâsa her şey ondan kaçar, Allah´a iltica eder.
Ümmet-i Muhammede kılıç çeker ve harbelerinizi onların kanı ile kirletirseniz, Allah´ın sizin için ekin bitirmesini ve mememlerin süt vermesini nasıl talep edebilirsiniz?
Bir Allah dostu Allah´a yönelişinde sadâkat üzere devam ederse, artık ona buğz eden sevmeye, onunla ilişkide bulunmayan kendisini ziyaret etmeye ve ondan hoşlanmayan övmeye başlar. Ama mücrim ve münâfik hâlâ onu sevmemeye devam eder.
Günlük dersi terketmekBir mürid bir gün virdini bırakırsa Allah da o gün ona yardımını keser.
Ey evlâtlarım! Biliniz ki: Yolumuz hakîkate erme, tasdîk, doğru sözlülük, çalışma, amel, maddî-manevî temizlik, gözleri haramdan sakınma, eli, edep yerini ve dili koruma yoludur. Her kim bunlara riâyet etmezse, istese de istemese de yolumuz onu reddeder.
Şeyh İbrahim Düsuki18 Kasım 2011: 15:41 #799903Anonim
Kur´an´ı ezberlemek ve hükmü ile amel etmek
Ey Kur´an´ı ezberlemiş olan Kur´an hâmili! Onunla amel etmiyorsan sırf ezberlemekle sevinme. Zira Allah (c.c.) “Tevrat´ı ezberleyip içindekilerle amel etmeyenlerin durumu, kitapları yüklenmiş merkeplerin durumu gibidir” (Cuma, 62/5) buyurmaktadır. Sen, Kur´an´da bulunan bütün hükümlerle amel etmedikçe merkep olmaktan kurtulamazsın ve onda bulunan bütün harfler aleyhinde şâhitlik eder.
Ey evlâtlarım! Bu kadar aldanma, aldatma, oyun, eğlence, cehâlet, hevâ, iftirâ, cimrilik, sözünde durmama, yanılgı, unutma, gaflet, hata, günah, yalan, bıkkınlık nedendir? Nice nasîhatlar dinlersiniz, ibret alıp düzelmezsiniz. Sanki ölüler gibi olmuşsunuz.
Eğer Hakk Teâlâ hazretleri kalplerinizdeki kilidi açsaydı, Kur´an´daki hayret uyandıran hususları, hikmetleri, manaları ve ilimleri anlar, onun dışındakilerden müstağnî olurdunuz. Çünkü mevcûdatla ilgili bütün hususlar onda yazılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurur: ” Biz bu Kitap´ta hiç bir şeyi eksik bırakmadık” (En´âm, 6/38). Allah her kime bu Kitap hakında bir anlayış verirse her harfin manasını, sebebini, sıfatını da kendisine öğretir. Bu kimse bu harflerle ulvî ve süflî âlemlere ait bilgilerin yanında Arş, Kürsü, semâ, su, yıldızlar, hava ve yeryüzü ile ilgili ilimleri de öğrenir.
Şeriata ve Kitab´a tâbi olan kimse eğer emir ve yasaklara vâkıf ise anlayışı da hakîki olur. O bu hakîki anlayışı ile bütün müşkülleri çözer, bütün rumuzları halleder ve bütün kapalılıkları açar. Ama onun anlayışı sadece söz ezberlemek ve bazı zâtların makamını öğrenmekten ibaret ise, bu hakîki anlayış sayılmaz; aksine hakîki anlayışa ve hakîki ilimleri öğrenmeye perde olur. Bütün işi sadece laf üretmekten ibaret olan kimse anlayan, amel eden ve irfan lisânı ile konuşan kimse gibi değildir. Müşâhede makamına ulaşan bir çok insan vardır ki, kendisinden o makamın anlatılması istendiğinde anlatamaz, o ancak yaşanır.
Bütün bunlardan kastım tüm evlâtlarımın laf üreten değil, tadan ve hakîkatı yaşayan kimseler olmaları; ilimleri sadırlardan ve satırlardan değil, rabbânî kaynaktan almalarıdır. Çünkü Allah dostları ancak tattıkları şeyleri söylerler. Onların kalpleri Allah´ın lütfu ve ihsanı ile doludur. O kalplerden âb-ı hayat damlaları akar. İşte, Allah dostlarının ilimleri bütün ilimlerin kaynağı olan ilâhî kaynaktan gelir.
Laf üretene gelince o sadece başkasından hikâye eder, Allah dostlarının yaşadığı zevkten bir nokta veya bir zerre istifâde edemez. Ona şöyle nidâ idilir: “Bu o kimsedir ki, bu aldanma dünyasında kabukla (kışırla) yetindi, halbuki biz öyle insanlar gördük ki, testere ile biçilseler bile ulaşamadıkları makamları aslâ anlatmazlardı”.
Şeyh İbrahim Düsuki18 Kasım 2011: 15:43 #799904Anonim
Muhammed b. Abdullah el-Hânî ve Adab Risalesinden Kardeşlik Hukuku
Bir müridin diğer mümin kardeşlerine karşı edepleri şunlardır:
1. Müslüman cemaatleri hiçbir şekilde eleştirmemeli, onların kusurlarını araştırarak ifşa yoluna gitmemelidir. Bu şekilde hareket etmeyip onların gıybetlerini yapan ve kusurlarını araştıranlara mani olmalı ve İslam kardeşliğini esas almalıdır.
2. Kafir ve münafıkların zulüm ve küfürlerini araştırmalı ve onları Müslüman kardeşlerine anlatarak uyarmalıdır.
3. Gücü nispetinde mü´min kardeşlerine maddi ve manevi olarak yardımcı olmaya çalışmalıdır. Allah Teâlâ kendisine neyi vermişse ondan kardeşlerine de ikram etmeli, hediyeleşmelidir. İsterse bu basit, ucuz bir şey olsun
4. Vefat eden kardeşlerinin cenazesinde bulunmaya çalışmalı ve onun geride bıraktığı ailesi ile ilgisini kesmemelidir. Mü´min kardeşlerini sadece hayırla anmalıdır.
5. Kardeşlerinin kusurlarını araştırmamalı, meydana çıkmış bir ayıbına bakmamalı, onların kusurlarından bahsetmemeli, geçmiş bir hatasını söz konusu etmemelidir. Eğer bir mürid kardeşlerinin hatalarını örtmez, üstelik eski hatalarını karıştırırsa aynı vartalara kendisi düşebilir.
6. Kardeşlerinin üzüntülü zamanlarında üzüntülerini, sevinçli zamanlarında ise sevinçlerini paylaşmalıdır.
7. Kardeşlerinin uygun olmayan hareketlerini gördüğü zaman onlara küsmemeli, ümmeti Muhammed´e hayır duada bulunmalıdır.
8. Kardeşlerinden veya diğer insanlardan herhangi bir borç aldığında borcunu vadettiği zamanda ödemeli eğer herhangi bir sebeple ödeyemeyecekse bu durumu karşısındakine güzelce anlatıp belli bir zaman tayin etmeli, borç veren de borçluya bütün kolaylıkları göstermeli, gerekirse borcundan vazgeçmelidir.
9. Kibirli ve gururlu zenginlerin yanına gitmemelidir. Gayesi dünya ve makam olan alimlerle de sohbet etmeyerek onlar ile görüşmemelidir.
10. Hiçbir yerde imamlık etmeğe, baş olmaya kafi surette özenmemeli, ileri atılmamalıdır.
11. Eğer herhangi bir müslümana karşı kalbinde bir kini, bir buğzu varsa onu izale etmeye çalışmalı ve kardeşinin haklı olduğuna kendini ikna etmelidir.
12. Kardeşinde bir hata gördüğü zaman onu latife ile karışık uygun bir uslûbla nasihat ederek düzeltmelidir. Topluluk içinde mahcub edecek şekilde hareket etmemelidir. İmam Şafiî radıyallahu anh şöyle demiştir: “Eğer kardeşine gizlice ve güzellikle nasihat edersen vazifeni yapmış olursun. Eğer herkesin içinde onu ikaz ederek mahcub edersen onu yıkmış olursun ve arsız edersin.”
18 Kasım 2011: 15:44 #799905Anonim
Muhammed b. Abdullah el-Hânî ve Adab Risalesinden Kardeşlik Hukuku
Bir müridin ihvanıyla beraber olduğunda riâyet etmesi gereken âdabı şunlardır:
1- Bütün kardeşlerini kendinden daha faziletli bilmelidir. Kendisi hangi derecede olursa olsun kendinden kıdemli olanlara karşı hürmet ve hizmette kusur etmemelidir.
2- İhvanını hayırlı vakitlerde, seherlerde, toplantı gecelerinde uyarmalıdır. Gece uyanmalı, ihvanından fazla ibadet etse bile kendi ibadetini görmemeli, kardeşlerinin uykusunu kendi ibadetinden efdal bilmelidir. Çünkü uyuyana kalem işlemez.
3- Kat´i surette ihvanına kötü örnek olmamalıdır. İster şeyhle beraber bulunsun, isterse ayrı bulunsun. Bunu yapan kimse şeyhini terkedip dünya işlerine dalıp giden, yeme giyme yolunda ömrünü tüketen, ihvanının ve şeyhinin hakkına riayet etmeyen bir müriddir ki sonu iyi olmaz.
4- Birbirine giren, birbiriyle bozuşan ihvanının aralarını bulup haddi aşanı ikaz eder, mazluma da sabretmeyi ve affetmeyi tavsiye eder.
5- Tembellikten, uyuşukluktan kurtulup nerede olursa olsun ihvanının hizmetlerine koşmalıdır.
6- Her meşakkatli işde en önde gelmeğe çalışmalıdır. Kimsesi bulunmayan, bakıcısı olmayan hasta ihvanının hizmetlerini görmekde azamî gayretini göstermelidir.
7- Vefat etmek üzere olan ihvanından habersiz olmayıp sabaha kadar onun başında beklemelidir. Hizmetinde bulunmalıdır. Üzerindeki hakları belki böyle eda edebilir.
8- Her gece kalktığında, secdelerinde kardeşleri için duayı unutmamalı, her zaman onların hayrına dua etmelidir.
9- Kardeşleri hakkında iyi konuşmalı, iyiliklerini konuşmalıdır. Bilhassa bir kardeşine öfkelendiği zaman onun hakkında rastgele konuşmaktan çekinmeli ve kalbini düzeltmelidir. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem “Öfkelendiğin zaman sus!” buyurmuşlardır.
10- Bir kardeşinin ihtiyacını giderip hizmetini görmeyi nafile ibadetlerden efdal bilip önce ihvanının hizmetini görmelidir.
11- Derviş insan, kardeşlerinin oturduğu yerlerdeki pislikleri, eza verici şeyleri temizlemeğe özen göstermelidir. Bilhassa şeyhi emretmişse daha fazla dikkat etmelidir.
12- Yanında her zaman bıçak, makas, iğne, iplik gibi şeyleri bulundurmalı, her ne zaman ihtiyaç vaki olursa kardeşlerinin açığını kapatmalı, söküğünü dikmeli, ayıbını örtmelidir.
13- Eğer şeyhi hakkında ihvanına veya herhangi bir kimseye su-i edebde bulunmuşsa içi yanarak pişman olup bu kusurundan dolayı istiğfar etmelidir.
14- Bütün kardeşlerini edebli olmağa teşvik etmelidir.15. Dergahlarda ve evlerde sohbet, ilim ve takvası üstün olanlara yaptırılmalı sohbet anında anlaşılamayan veya yanlış anlaşılan bir bilgi sunulmuşsa sohbet kesilmeden müsait yer ve zamanda doğrusu bulunmalı. Çekişmeye yol açarak ihlas ve samimiyet bağlarının kopup zayıflamasına ve sohbetin manevi halinin bozulmasına sebep olmamalıdır.
16- Kardeşini bir günah işlerken veya bir ma´sıyet yerinde görürse onu terk etmemeli ve içine düştüğü ma´sıyetten onu kurtarmak için elinden gelen gayreti göstermelidir. Çünkü o kardeşi, o günahtan kurtarılmağa muhtaçdır.
18 Kasım 2011: 15:46 #799906Anonim
1- İbadet esnasında yahut günah işlemek arzusu anlarında kalbini vesveseden koru,
Müdaafasına kalkışma, hislerini hayra yönelt.2- Yemek, içmekte boğazına zarar verecek şeylerden koru.
3- Başkalarının evlerinde olduğun zaman gözlerini evlerindeki eşyalardan kapat,
Kapı pencereden sakın. Çünkü bu, kötü hisleri hane halkında veya sende uyarır, önüne
geçemezsin.4- Bir cemaatta bulunduğun zaman dilini faydasız söz söylemekten sakındır. Çünkü
dil insanı ipe götürür.5- Zikir ve duadan bir an olsun bile gafil kalma. Aksi takdirde etrafımızda dolaşan
habis ruhlara mahkum olursun.6- Ölümü hiçbir an unutma. Ve ondan korkma. Hayırlılar için ölüm üstün mükafattır.
Öyle ise ölüme hazırlan.7- Arkadaşlarına yapmış olduğun iyilikleri unut. Onlardan teşekkür bekleme.
Mükafatı Allah?tan bekle. Emellerini O?nun ihsanına bağla.8- Başkalarının sana yaptıkları fenalıkları unut. Amma senin onlara yaptığın fenalıkları
asla unutma. Onu tekrar iyilik yapmakla bertaraf etmeye çalış.Lokman hekim
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.