• Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 811 ile 825 arası (toplam 2,179)
  • Yazar
    Yazılar
  • #805229
    Anonim

      .

      “Allah yolunda nefsi ile yürümek isteyen, daha ilk adımında hatâ etmiş demektir. Nefsini terkedip de ihlâs ile her şeyde Allahü teâlânın rızâsını düşünerek yola çıkarsa, Allahü teâlâ ona, kendisine kavuşturacak rehberi tanıtır.”

      Ali Müzeyyen (rahmetullahi teâlâ aleyh)

      #805230
      Anonim

        .

        “Ana babaya itâat, büyük günâhlara keffârettir. Bir kimse âilesi içinde yaşlılar bulunduğu müddetçe, Allahü teâlânın rızâsını kazanma imkânına sâhiptir.”

        Mekhûl eş-Şâmî (rahmetullahi teâlâ aleyh)

        #805231
        Anonim

          .

          “Bâzı insanlar Allahü teâlâdan korktukları için O’na ibâdet ederler. Bâzı insanlar da Allahü teâlânın rahmetini ve Cennet’ini istedikleri için O’na ibâdet ederler. Bu ibâdet, tüccar ibâdetidir. İnsanların diğer bir kısmı ise Allahü teâlânın gazâbından korkarak sâdece Cenâb-ı Hak ibâdete lâyık olduğu için, şükrünü îfâ etmek için ibâdet ederler. İşte bu tam mânâda müttekî olanların ibâdetidir.”

          Zeynelâbidîn (rahmetullahi teâlâ aleyh)

          #805232
          Anonim

            .

            “Kendi zan ve kafasına göre davranarak, başkalarını düzeltmeye çalışmak, çoğu zaman fayda yerine zarar hâsıl edebilir. Bunun için çok dikkatli ve uyanık olmalı, bir kimsenin saâdetine vesîle olayım derken, o kimsenin hattâ kendinin bile felâketine sebep olmamalıdır.”

            Ahmed Nâmıkî Câmî (rahmetullahi teâlâ aleyh)

            #805200
            Anonim

              “Günahın küçüğüne bakma!
              Kendisine karşı günah işlediğin zatın (Cenab-ı Hakk’ın) büyüklüğüne bak.
              Eğer günahı küçük görürsen Allah Tealâ’nın azametini küçük görmüş olursun.”

              — Veysel Karanî rh.a.

              #805311
              Anonim

                .

                Tasavvuf güzel ahlâktır. Bu da üç kısımdır:

                Birincisi, Hakk ile beraber olmak yâni Allahü teâlânın emirleine uymak ve bu hususta gösterişten uzak durmaktır.

                İkincisi halk ile beraber olmak. Bu da büyüklere karşı saygı ve edeb, küçüklere karşı şefkat, emsallere ise insaflı ve âdil davranmakla olur.

                Üçüncüsü nefse sâhib olmak. Bu ise nefsin boş isteklerine, hevâ, hevese ve şeytana uymamakla olur. Kim bu üç husûsu nefsinde doğru bir şekilde tatbik ederse güzel huylulardan olur.”

                Abdullah bin Muhammed Mürteiş (rahmetullahi teâlâ aleyh)

                #805312
                Anonim

                  .

                  “Sünnet-i seniyyeye uymadan amel edenin ameli bâtıl olur.”

                  Ahmed bin Ebü’l-Havârî (rahmetullahi teâlâ aleyh)

                  #805313
                  Anonim

                    .


                    “Sâdık o kimsedir ki; Allahü teâlânın hükmünden râzı olduktan sonra Allahü teâlânın emirlerini yerine getirip Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uyan, başkasından bir şey istemeyip verilirse şükreden, verilmezse sabreden kimsedir.”

                    Ahmed-i Bedevî (rahmetullahi teâlâ aleyh)

                    #805390
                    Anonim

                      Ebu Talib el-Mekkî k.s. hazretleri şöyle buyurur:

                      “Müminin yaşadığı sürece korku içinde bulunması, ölüm gelip çatınca ümit halinde olması daha faziletlidir.”

                      #805391
                      Anonim

                        Fudayl b. İyaz k.s. demiştir ki:

                        “İnsan sıhhatli olduğu zaman korku ümitten daha faziletlidir. Fakat kendisine ölüm geldiği zaman ise ümit korkudan daha faziletlidir.”

                        #805392
                        Anonim

                          İmam Rabbanî k.s ise şöyle demiştir:

                          “Korku, gençlikte, ümit ise ihtiyarlıkta daha fazla olmalıdır.”

                          #805408
                          Anonim

                            Vah Günahlarım!

                            Rivayet edildiğine göre Hz. Ali r.a., günahlarından korkup ümitsizliğe düşen birine:

                            – Seni bu hale düşüren nedir, diye sordu. Adam:
                            – Büyük günahlarım, diye cevap verdi. Hz. Ali r.a.:
                            – Hay yazık sana! Allah’ın rahmeti senin günahlarından daha büyüktür, dedi. Adam:
                            – Benim günahlarım hiçbir şeyin temizlemeyeceği kadar büyük, dedi. Hz. Ali r.a
                            – Hayır! Asıl senin Allah’ın rahmetinden ümidini kesmen, işlediğin günahlarından daha büyük, dedi.

                            #805409
                            Anonim

                              Korktu ve Kurtuldu

                              Ebu Hüreyre r.a. anlatıyor:
                              Rasulullah s.a.v. şöyle buyurdu:
                              “Bir adam vardı, (günah işleyerek nefsine zulmetmekte) çok ileri gitti. Ölüm gelip çatınca oğullarına:
                              – Ben ölünce cesedimi yakın, külümü iyice ezin ve rüzgâra saçın. Allah’a yemin olsun, eğer Rabbim beni bir yakalarsa hiç kimseye vermediği azabı verir, dedi.
                              Ölünce bu söylediği yapıldı. Allah da yere emrederek, ‘Sende ona dair ne varsa bana toplayıver!’ dedi. Yeryüzü de topladı. Allah Tealâ adama:
                              – Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın, diye sordu. Adam:
                              – Senden korktuğum için ey Rabbim, cevabını verdi. Bunun üzerine Allah Tealâ onu affetti.”

                              #805412
                              Anonim

                                Abdulhalik Gücdevânî (K.S.) Hz.lerinin yanına gelen bir misafir, “efendimiz! Allahu Teâlâ’nın bizi son nefeste imandan ayırmaması için ve canımızı şeytanın tuzağına düşürmemesi için duânızı ricâ ediyorum.” diye istirhamda bulundu. Hazret buyurdu ki:
                                “Farz namazların peşinden yapılan duaların kabul edileceği müjdesi verilmiştir. Siz, farzların peşinden bizim için hayır dua edin; biz de farz namazlarımızı eda ettikten sonra sizi dualarımızda yad edelim. Umulur ki Mevlâmız, bizim hakkımızda sizin duanızı, sizin hakkınızda da bizim duamızı kabul buyurur.”
                                İşte ehlullahtaki edeb ve tevâzû.
                                #805413
                                Anonim

                                  Tevekkülün dereceleri
                                  Ebu Ali Dekkak rh.a. tevekkülün üç derecesi olduğunu söylemiştir:
                                  “Tevekkülün dereceleri sırasıyla tevekkül, teslimiyet ve tefvîzdir. Tevekkül eden kimse, Allah’ın vaadine güvenir. (Rızkını Allah’tan bekler.) Teslimiyet sahibi halini Allah’ın bilmesiyle yetinir. Tefvîz sahibiyse Allah’ın her hükmüne razı olur.”
                                  Tefvîz halinin en güzel örneklerinden biri Hz. İbrahim a.s.’ın ateşe atılırkenki halidir. Hz. İbrahim a.s. ateşe atıldığı zaman, daha havadayken Cebrail a.s. kendisine gelerek,
                                  “Herhangi bir ihtiyacın var mı?” diye sordu. Allah’ın peygamberi,
                                  “Sendense hayır!” dedi. Cebrail a.s.,
                                  “Öyleyse Rabbinden kurtulmayı dile!” deyince, İbrahim a.s.,
                                  “İstememe ne gerek var. O’nun benim halimi bilmesi bana yeter!” diye cevap verdi.
                                  Sebeplere en iyi şekilde sarılanların da, tevekkülü en güzel gözetenlerin de başında peygamberler gelir. Bize düşen de peygamberleri örnek almaktır. Onların çalışmaları, beklentileri, sevinçleri, üzüntüleri hep Allah rızası içindi. Yüce Rabbimiz onların güzel ahlâkını bize sevdirsin.
                                15 yazı görüntüleniyor - 811 ile 825 arası (toplam 2,179)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.