- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Haziran 2012: 10:33 #805163
Anonim
.
“Her fırsat ve boş zamanlarda amel yapıp tâat üzere olmak,seni, nefsin hîlelerinden alıkoyar
.”
“Her günah, dalgınlık ve şehvetin aslı, nefsini beğenmektir.Her tâat uyanıklık ve iffetin esası, nefsini beğenmemektir.”
İbn-i Atâullah İskenderî(rahmetullahi teâlâ aleyh)
30 Haziran 2012: 10:36 #805164Anonim
.
“Nefsin kırılması, Allahü teâlânın dînine hizmet etmek ile olur.” “Sâlih bir insana en zararlı şey, nefsine kolaylık göstermesidir.”İbn-i Hafîf (rahmetullahi teâlâ aleyh)
30 Haziran 2012: 10:55 #805159Anonim
Hz. Ali r.a. oğullarından birine şöyle nasihat etmiştir:
“Oğlum! Bütün hayır ve taatler senin olsa, bunların seni kurtaramayacağı korkusuyla Allah Tealâ’dan kork! Dünyadaki bütün günahlar senin olsa bile, Allah Tealâ’nın onları af ve mağfiret edeceği ümidiyle de Allah Tealâ’dan ümitli ol!”
30 Haziran 2012: 10:57 #805160Anonim
Hz. Ömer r.a. şöyle derdi:
“Semadan birisi, ‘Ey insanlar, bir kişi hariç hepiniz cennete gireceksiniz!’ demiş olsaydı, o bir kişinin kendim olmasından korkardım. Yine semadan birisi, ‘Ey insanlar, bir kişi hariç hepiniz cehenneme gireceksiniz’ demiş olsaydı, cehenneme girmeyecek olan o tek kişinin ben olacağımı ümit ederdim.”30 Haziran 2012: 11:00 #805161Anonim
Ebu Ali Ruzbarî k.s. şöyle demiştir:
“Havf ve reca bir kuşun iki kanadı gibidir. İkisi birden bulunursa hem kuşun kendisi, hem de uçuşu düzgün olur. Kanatların birisi bulunmazsa, kuş da, uçması da eksik olur. Kanatların ikisi de bulunmayan kuş ölüme terk edilmiş olur.30 Haziran 2012: 11:02 #805162Anonim
Rivayet edildiğine göre Lokman a.s. oğluna şöyle demiştir:
– İmtihanından emin olmayacak bir şekilde Allah’tan kork. Fakat Allah’ın rahmetine olan ümidin korkundan daha çok olsun.
Oğlu:
– Baba, bunları nasıl yapabilirim ki? Benim tek kalbim var, deyince Hz. Lokman:
– Sen müminin iki kalp sahibi olduğunu bilmiyor musun? Birisi ile Allah’tan korkar, diğeri ile O’na ümit bağlar, dedi.1 Temmuz 2012: 21:53 #805190Anonim
.
“Takvâ sâhibi; nefsinin isteklerine uymayan,
İslâmiyetin emirlerine tam uyan,
yakîn ile huzur bulan,
tevekkül direğine dayanan kimsedir.”
Ebû Bekr Kettânî (rahmetullahi teâlâ aleyh)
1 Temmuz 2012: 21:57 #805191Anonim
.
“Şu üç şey takvânın, haramdan kaçmanın îcâbıdır
Birincisi; Allahü teâlâyı tanıyıp O’na şirk koşmamak.
İkincisi; Allahü teâlâya itâat edip, isyân etmemek.
Üçüncüsü; Allahü teâlayı anıp O’nu unutmamaktır.”
Fahr-ül-Fârisî
(rahmetullahi teâlâ aleyh)1 Temmuz 2012: 22:08 #805192Anonim
.
“Allahü teâlâ, her uzva vefâyı lâzım kıldı. Kalbin vefâsı; dünyâ ile meşgûl olmaması, hîle ve hased yapmamasıdır. Dilin vefâsı; gıybet etmemesi, yalan söylememesi, lüzumsuz boş şeyler konuşmamasıdır. Âzâların vefâsı; günah olan yerlere gitmemesi, müslüman kardeşine eziyet etmemesidir.”
İbn-i Atâullah İskenderî(rahmetullahi teâlâ aleyh)
2 Temmuz 2012: 09:42 #805205Anonim
Bir kimse, cahil iken varlıklı olduğu halde,âlim olunca muhtaç hâle düşebilir.
Eğer rızk akla ve ilme göre verilseydi,
hayvanlar cehaletleri sebebiyle helak olurlardı.
2 Temmuz 2012: 10:09 #805208Anonim
“Hiç kimse, Allah’ın yardımı olmadan Allah Tealâ’ya ve rızasına ulaşamaz. Allah’ın rızasına kavuşmanın yolu, Muhammed Mustafa s.a.v. Efendimiz’e tabi olmaktır.”
Cüneyd-i Bağdâdî k.s.3 Temmuz 2012: 07:07 #805170Anonim
Hasan Basrî Hazretleri fütüvvet ehlinden bir zat olup, kimi görse kendinden iyi, üstün olduğunu düşünürdü. Bir keresinde şöyle bir olay yaşamıştı:
Bir gün Dicle Nehri kenarında yürürken, yanında kadın ve şarap rengi içecek bulunan bir adam gördü. Yanındaki kadınla haram işliyor, şarap içiyor zannetti. Bir an için kendisini o adamdan farklı, üstün gördü. O sırada karşı kıyıdan gelmekte olan bir sandal devrildi. İçindekiler Dicle’nin sularına düştüler.
Kıyıda kadınla oturmakta olan adam suyun üzerinde yürüyerek gitti, boğulmak üzere olan birini tutup çıkardı. Sonra bir diğerini çıkardı ve dönüp Hasan Basrî hazretlerine “Ey Hasan, hani benden üstündün? Gel birini de sen çıkar sudan!” dedi ve ilave etti:
“İçtiğim şarap değil şuruptu. Yanımdaki kadın ise annemdi. Sen fütüvvet makamını muhafaza edemedin.”Kimin ne olduğu, akıbetinin ne olacağı bilinmez. “Şu adam inkârcı” dersin, tövbekâr olup müslüman olabilir. Aksi de olur. Onun için kimseden iyi olduğumuzu düşünemeyiz. Şah-ı Nakşibend k.s. hazretleri şöyle buyuruyor: “Bu yola girmek isteyenler kendilerini Firavun’dan yüz derece aşağı görmedikçe giremezler. Girseler de ilerleyemezler.”Muhammed Parisa k.s. hazretleri de şöyle buyuruyor: “Nefsini kendi ölçülerinle tartma. Kendini emsalinle, senin gibi olanlarla da kıyaslama. Sadıklarla, sıddıklarla, Allah adamlarıyla kıyasla ki ne kadar iflas ettiğini anlayasın.”3 Temmuz 2012: 07:09 #765067Anonim
Buyuruluyor ki, “Nefsini dert etmedikçe (onu sorunlu, problemli görmedikçe) mürit yol alamaz.” Hiç kimsenin, nefsinin isyanına karşı çıkmadan ıslah olduğu görülmemiştir.Arifler demiştir ki: “Yaratılmışlar içinde en ahmak, en karanlık varlık nefistir. Yazıklar olsun o insana ki bu cahile köle olur.”4 Temmuz 2012: 04:25 #805276Anonim
4 Temmuz 2012: 08:17 #805255Anonim
Zalimler için yaşasın cehennem.(Bediüzzaman Said Nursi)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.