- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
22 Temmuz 2012: 21:23 #806009
Anonim
.
”Gönlün dâima mahzûn, bedenin kulluğa güçlü, gözün yaşlı ve kalbin rakik (ince) olmalı. İşin hâlis, duân ilticâ ve libâsın (elbisen) mütevâzî, yoldaşın sâlihler, sermayen zâhirî ve bâtınî (dış ve iç) din ilimleri, evin mescid ve yakının ALLAH dostları olsun!..”.
Abdulhâlık Gucduvani (k.s.)22 Temmuz 2012: 21:28 #806011Anonim
.
Rıza yolunda biraz cefa gördük diye, Allah’a naz mı edeceğiz?..Mus’ab bin Umeyr ( r.a )
24 Temmuz 2012: 19:01 #806029Anonim
Hz. Ali r.a. şöyle der:
Riyakârlar şöyledir:
Tek başına kaldığı zaman tembellik eder, ibadette gevşeklik gösterir ve nafile namazları oturarak kılar.
İnsanlarla beraber olduğu zaman tekrar canlanır, canla başla amel eder.
Biri kendisini methettiğinde daha fazla amel ve ibadet eder. Yerdiğinde ise amellerini azaltır.
Tenbîhu’l-Muğterrîn27 Temmuz 2012: 23:57 #806083Anonim
Kibir;
Bele bağlanmış bir taşa benzer ki,
İnsan onunla ne uçabilir ne de yüzebilir!”
Yani gurur ve kibir yükü ile insan -mânen seviye kat etmek bir yana- sefâletlerin birinden diğerine sürüklenir durur.Hacı Bayram-ı Velî
28 Temmuz 2012: 22:44 #806092Anonim
Şöhretten kaç ki şeref seni takip etsin
Ölüme hazırlıklı ol ki sana ebedi hayat bahşedilsin..H.z Ömer R.A
29 Temmuz 2012: 22:11 #806127Anonim
“İki şeyi unutma:Allah Teâlâ’yı ve ölümü.
İki şeyi de unut:
Başkasına yaptığın iyiliği ve başkasının sana yaptığı kötülüğü.”
Lokman Hekim
29 Temmuz 2012: 22:22 #806130Anonim
Müridleri Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’nden bir kerâmet göstermesini istemişlerdi.Hazret buyurdu ki:
“–Bizim kerâmetimiz açıktır. İşte bakınız; omuzlarımızdaki bunca günah yüküne
rağmen hâlâ ayakta durabiliyor ve yeryüzünde yürüyebiliyoruz. Bundan büyük
kerâmet mi olur?..”
Ardından, tasavvufta mühim olanın kerâmet değil, istikâmet olduğunu hatırlatarak
şöyle buyurdular:
“–Bir kimse bir bahçeye girse ve oradaki ağaçların her bir yaprağının dile gelip; «Ey
Allâh’ın velîsi merhabâ!» diye seslendiğini duysa, gerek zâhiren gerek de bâtınen, bu
sese aslâ îtibâr etmemelidir! Bilâkis kulluğa olan gayret ve azmini daha da
artırmalıdır.”
Bunun üzerine bâzı talebeleri:“–Efendim, ne kadar üstünü örtseniz de, sizden de zaman zaman kerâmet zâhir
olmakta!..” dediler.
O büyük tevâzu âbidesi, edep ve mahviyet hâlini muhâfaza için, kendisindeki mânevî
tecellîleri müridlerine izâfe ederek:
“–O müşâhede ettikleriniz, müridlerimin kerâmetleridir.” buyurdu.
31 Temmuz 2012: 08:55 #806204Anonim
Sâdât-ı kiramın önde gelenlerinden İmam Cafer-i Sadık k.s. şöyle der:
Namaz takva sahiplerinin yakınlık sebebidir.
Hac ise tüm zayıf, güçsüz olanların cihadıdır.
Bedenin zekâtı oruçtur.
Amel etmeksizin dua eden kimse yaysız ok atan kimse gibidir.
Mallarınızı zekâtla koruyunuz.
İktisat eden, tutumlu davranan fakir düşmez.Tedbir geçimin yarısıdır.
Kim anne ve babasını üzerse itaat etmemiş sayılır.Her kim musibet anında ellerini dizlerine vurur dövünürse, kazandığı ecri
boşa çıkar, kaybolur.
Hiç şüphesiz Allah Tealâ musibet miktarınca sabır indirir.
Rızkı da geçimi sağlayacak derecede verir.
Her kim maişetini ölçülü şekilde sağlar, israfa kaçmazsa Allah o kimseyerızıklar ihsan eder.
Her kim de saçıp savurur, israf ederse Allah ona rızkını daraltır, onumahrum eder.
Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ31 Temmuz 2012: 19:48 #806236Anonim
Sâdî-i Şîrâzî şöyle anlatır:
“Çocukluğumda da zühde, riyâzâta, gece ibâdetine düşkündüm. Bir gecebabamın
yanında oturuyordum. Bütün gece gözümü yummamış, Kur’ân-ı Kerîm’i
elimden
bırakmamıştım. Birtakım kimseler ise, etrafımızda uyuyorlardı. Babama:
«–Şunların bir tanesi bile başını kaldırıp iki rekât teheccüd namazı kılmıyor;
sanki ölü
gibi uyuyorlar.» dedim. Bu sözüm üzerine babam kaşlarını çattı ve:
«–Oğlum Sâdî! Başkalarının dedikodusunu edeceğine, keşke sen de onlar
gibi
uyusaydın! (Zîrâ senin hor gördüklerin, şu andaki ilâhî rahmetten
mahrûmiyet
içindelerse de, onlara Kirâmen Kâtibîn melekleri menfî bir şey yazmıyor.
Senin amel
defterine ise, din kardeşlerini küçük görme ve gıybet günâhı yazıldı.)»
karşılığını
verdi.”
3 Ağustos 2012: 06:40 #806343Anonim
Birgün İbn-i Mes’ûd -radıyallâhu anh- tâbiînden dostlarına dedi ki:“–Sizler Rasûlullâh’ın ashâbından daha çok oruç tutuyor, namaz kılıyor ve sâlih amellere
gayret ediyorsunuz. Ancak onlar sizden daha hayırlıydı.”
Onlar:
“–Bu nasıl olur?” diye sorduklarında:
“–Onlar dünyaya karşı sizden çok daha zâhid, âhirete de sizden daha çok rağbetli
idiler.” buyurdu.
(Hâkim, Müstedrek, 4/135)3 Ağustos 2012: 07:01 #806345Anonim
Cumaniz mubarek ey mubarek insanlar!!!
10 Ağustos 2012: 22:17 #806683Anonim
İnsanı gıybetten ve başkalarını kötülemekten iki şey alıkoyar:
Birincisi, kendi kusurlarını
düşünmek veonların tedavisiyle meşgul olmak, ikincisi de zikrullah ile arkadaş olup dilini tutmak.
İmam Gazali.
10 Ağustos 2012: 22:21 #806684Anonim
Sana Allah’ı hatırlatacak bir arkadaş bulunca ona sımsıkı sarıl, ondan ayrılma, onuküçümseme. Onu kendin için bir devlet bil. Böyle kimseler mü’min için bir ganimettir. İyi
arkadaş yalnızlıktan hayırlıdır
. İmam Gazali.10 Ağustos 2012: 22:25 #806685Anonim
Dünyalık elde etmek için sakın dininden ve edebinden bir şey verme. Böyle yaparsan değilAllah katında, kendilerine şirin gözükmek istediğin insanların gözünde de düşmüş olursun.
Ayrıca eline de bir şey geçmez. Hem dinden, hem dünyalıktan olursun. Böyle davranmakla
eline dünya malı geçerse, hayırlı olanı verip adi olanı almış olursun ki, sonuç yine zarardır.
İmam Gazali
13 Ağustos 2012: 10:33 #806736Anonim
Hazret-i Îsâ (a.s), sanki kendisini bir aslan kovalıyormuş gibi canhıraş bir şekilde kaçıyordu. Adamın biri, merakla ardından koşarak kimden kaçmakta olduğunu sordu. Îsâ (a.s):“–Ahmaktan kaçıyorum!..” deyince bu sefer adam:
“–Sen, nefesi ile körlerin ve sağırların şifa bulduğu, duâsıyla ölülerin dirildiği «Mesih» değil misin? İstediğin her şeyi yapabildiğin hâlde niçin kaçıyorsun?” diye sordu. Îsâ (a.s):
“–Yemin ederim ki, İsm-i Âzam’ı sağır ve köre okudum; onlar iyileşti; bir ölüye okudum, dirildi; bir fakire okudum, zengin oldu. Fakat o duâyı bir ahmağın kalbine binlerce defa okuduğum hâlde fayda vermedi. O ahmak, katı bir taş kesildi de ahmaklığından vazgeçmedi!” dedi.
Hayreti daha da artan adam, Hazret-i Îsâ’ya tekrar sordu:
“–İsm-i Âzam duâsı, her hastanın şifâ bulmasına vesîle olduğu hâlde niçin ahmaklığa tesir etmiyor? Bunun hikmeti nedir?”
Îsâ (a.s) cevap verdi:
“–Ahmaklık, kahr-ı ilâhî olan bir hastalıktır. Diğerleri ise kahr-ı ilâhî’ye uğramayan iptilâlardır. İptilâ da bir hastalıktır; ancak sadece müptelâsına acınır. Ahmaklığa gelinçe, o da bir hastalıktır, lâkin ekseriyâ başkasını yaralar ve zarar verir.”
Bunun içindir ki ârif zâtlar şöyle buyurmuşlardır.
“Şu üç kişi, Allah dostu olamaz: Kibirli, cimri ve ahmak.” -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.