- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Ağustos 2012: 10:35 #806737
Anonim
Mevlânâ Hazretleri buyurur:
“Mayıs böceği dâimâ pislik taşır durur. Bu yüzden de gül suyundan bayılır. Onun ilâcı yine pis kokulu şeylerdir. Çünkü ona alışmıştır.13 Ağustos 2012: 10:38 #806738Anonim
Mevlânâ Hazretleri buyurur:
“Câhillerin yanında kitap gibi sessiz ol.”
Yani câhillerle münâkaşaya girme ki onlar senin ilminden, irfânından, güzel ahlâkından, hâl ve tavırlarınla verdiğin öğütlerinden istifâde edebilsinler. Çünkü münâkaşa, tartışma, rekâbet ve üstünlük mücâdelesi; ekseriyetle ham nefislerin gurur ve benliklerini tahrik ederek, anlayışlarının daha da kapanmasına sebebiyet verir. Bu ise, doğruların kabûlünü iyice zorlaştırır.13 Ağustos 2012: 23:55 #806745Anonim
Ahiret EndişesiHalef b. Salim rh.a. anlatıyor:
Bir gün Ali b. Mugîre’ye dedim ki:
– Varacağın yer neresidir? – Dünya hayatında aziz veya zelil olan herkesin orada eşit olduğu, sonuçta herkesin gideceği evdir, dedi. – Bu ev neresidir, diye sordum. – Kabirdir, dedi. – Gece karanlığından korkar mısın, dedim. – Kabrin karanlığını ve korkunçluğunu hatırlıyorum, bu sebeple gece karanlığı hafif geliyor. – Kabirlerde hoşuna gitmeyen bir şey mi gördün, kabirden korkuyorsun? – Belki… Fakat ahiret ahvalinin ürkütücülüğü, kabrin ürkütücülüğünü düşünmekten beni alıkoyuyor.
İmam Yafiî rh.a., Ravzu’r-Reyâhîn fî Hikâyeti’s-Sâlihîn
13 Ağustos 2012: 23:58 #806747Anonim
Dört Büyük HastalıkSüfyan-ı Sevrî k.s. hazretleri şöyle diyor:
Velilerin büyükleri hariç, şu dört manevi hastalıktan kurtulan çok azdır:
• Tamahkârlık, • Yalan söylemek, • Şikâyet etmek, • Riya.
Tenbîhü’l-Muğterrîn14 Ağustos 2012: 00:02 #806748Anonim
Yol AdabıNakşibendî yolunun büyüklerinden Ahmed Ziyaüddin k.s. hazretleri bu yolun adaplarını şöyle sıralıyor:
• Ehl-i Sünnet itikadına sahip olmak.
• Tövbesine sadık olmak.
• Haksızlık ettiği kimselerle helalleşmek.
• Kimseye zulmetmemek, zalime yardım etmemek, ona meyletmemek.
• Hısım akrabanın gönlünü almak.
• Bütün işlerde Hz. Peygamber s.a.v.’in sünnetinin gerektirdiği edebe uymak.
• Her hususta zihni açık davranmak, dikkatli olmak.
• Bâtıl ve hurafe bütün işlerden uzak durmak.
• İslam’ın yasakladığı işleri terk edip, haramlardan sakınmak.
Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî, Camiu’l-Usûl14 Ağustos 2012: 15:06 #806756Anonim
.
Gerek yok her sözü, laf ile beyana..Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana…
Hz. Mevlana
14 Ağustos 2012: 15:10 #806757Anonim
.
Dünyayı ele geçirmek için ahireti vermekve
insanlara yaranmak için
Allahu Teala’yı bırakmak
ahmaklıktır.
İmam-ı Rabbani(k.s)-14 Ağustos 2012: 15:13 #806758Anonim
.
İlim, çok şeyler bilip rivayet etmek değil,Allah’tan korkmaktır.
İbn–i Mes’ud
15 Ağustos 2012: 15:09 #806776Anonim
Rivâyet edilir ki Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-, düşkünlük içinde duâ eden bir adama rastladı veonun zâhirî hâline bakarak duâsının kabûl olmasını gönülden arzu etti. O sırada Allâh Teâlâ’dan Mûsâ -aleyhisselâm-‘a
şöyle bir vahiy geldi:
“Ben o kuluma senden daha çok merhametliyim. O, diliyle bana duâ ediyor; fakat kalbi, sâhip olduğu koyun
sürüsündedir.”
Mûsâ -aleyhisselâm- bu durumu bildirince, adam derhal kendini toparladı ve hâlis bir gönülle Allâh Teâlâ’ya yöneldi.
15 Ağustos 2012: 15:12 #806777Anonim
Birgün Mâruf-i Kerhî Hazretleri, çarşıda bir sakaya rastlar. Sa*ka:“-Allâh rızâsı için benim suyumdan içiniz.” diye seslenir.
Mâruf-i Kerhî Hazretleri, “Allâh rızâsı için” diyen sakanın bu duasını almak niyetiyle nâfile oruçlu olduğu hâlde o sudan alır ve içer.
Mâruf-i Kerhî vefât ettikten sonra evliyâdan bir zât, onu rüyâsında güzel bir mevkîde görür:
“-Cenâb-ı Hak hangi amelin sebebiyle sana bu ikramda bulundu?” diye so*rar. O da:
“-Sakanın Allâh rızâsını taleb ederek ettiği duâ ile.” der.
15 Ağustos 2012: 15:14 #806778Anonim
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad, şehrin kalesini tamamladığında, Hazret-i Mevlânâ’nın babası Bahâeddin Veled’den teberrüken kaleyi gör*mesini ve kale hakkındaki fikrini beyân etmesini ricâ eder. Bahâeddin Veled Hazretleri, gidip yapılanları görür ve şöyle der:“Kaleniz, sel felâketlerini, düşman akınlarını önlemek için fevkalâde güzel ve kuvvetli görünüyor. Lâkin sen, idâren altındaki mazlumların, ezilen insanların bed-duâ oklarına karşı hangi tedbiri aldın? Çünkü onların bed-duâ okları, yalnız senin kalen gibi bir kaleyi değil, yüzbinlerce kale burcunu deler geçer ve dünyayı harâbeye çevirir.
En iyisi sen, adalet ve iyilikten kale burçları yap ve sâlihlerden, hayırlı duâ askerleri teşkîl etmeye gayret et. Böylesi senin için surlardan daha emindir. Zira halkın ve dünyanın güven ve huzuru o duâ askerleriyle sağlanır.”
23 Ağustos 2012: 19:51 #806959Anonim
.
”Tevbenin sağlam oluşunun alameti, ibadete kulluğa meyil duymaktır. Masiyet ve günahtan kaçmaktır. Yüce Rabbimiz, nefse iyiliklerini de kötülüklerini de ilham eder. Eğer tevbe sağlam ve makbul olursa insanın gönlüne güzel ilhamlar gelir. Kul gönlünde güzel ilhamlar ve taate meyiller bulursa haline şükrederek bu ilham ve meyillerin gereğini yerine getirmelidir. Eğer gönlünde kötü ilhamlara yer bulur ve o tarafa meyil hissederse hemen ALLAH’a sığınıp tevbesini yenilemeli ve ağlayıp gözyaşı dökmelidir. ”
Alaatin Attar (Allah sırrını takdis etsin)23 Ağustos 2012: 19:53 #806960Anonim
.
Abdülhak-ı Dehlevî “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, “Dünyâ görünüşte süslüdür, yaldızlıdır, ama aldatıcıdır, hîlecidir. Kendini sevenlerin gönüllerini çalar. Îmân nûruyla bakılınca, yakînen görülür ve anlaşılır ki, dünyâ işlerinin temeli sakat ve dayanıksızdır. Âhiret ise dâimî ve sonsuzdur. Bu anlayışa erişen kimse, yüzünü geçici dünyâdan çevirir, kalb gözünü sonsuzluk âlemine döndürür ve yolculuk için lâzım olan sevâb azıklarını hazırlar.”23 Ağustos 2012: 19:59 #806961Anonim
.
Hulefâ-i râşidînden hazret-i Ömer-ül Fâruk “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri buyuruyorlar ki, “Çok gülenin heybeti azalır. Şaka yapan eğlenceye alınır. Bir şeyi çok yapan onunla tanınır. Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer. Böyle kimsenin hayâsı azalır. Hayası azalan şüpheli şeylerden az kaçınır. Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür.”
23 Ağustos 2012: 20:23 #806962Anonim
.
Allâhümme halakteni meccânen(Allâh’ım beni karşılıksız yarattın)
Allâhümme razakteni meccânen
(Allâh’ım beni karşılıksız rızklandırdın)
Allâhümme mağfirli meccânen!
(Allâh’ım beni karşılıksız affet!).
Şâh-ı Nakşıbend (k.s)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.