- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Eylül 2012: 04:35 #807401
Anonim
.
“Nimetlerin en iyisi, çalışarak kazanılanıdır. Arkadaşların en iyisi, Allahü teâlâyı hatırlatandır. Kalblerin en nurlusu, içinde mal sevgisi olmayandır.”
Ebü’l-Hasan-ı Harkani Hazretleri -rahmetullahi aleyh-
12 Eylül 2012: 06:10 #807402Anonim
Meymûn bin Mihran anlatıyor:
Ömer bin Abdülaziz ile bir mezarlığa doğru gittik. Mezarları görünce hüzünlendi. Sonra bana dönerek:
“–Ey Meymûn, bunlar atalarımın mezarlarıdır. Sanki dünyaya hiç karışmamışlar gibidir. Baksana, nasıl toprak altında kaldılar, mezarları eskidi, bedenlerini de toprak yedi bitirdi.” dedi. Ardından da nemli gözlerle bir mezara bakarak:
“–Vallâhi, şu mezara girip de azaptan emin olan kimseden daha büyük bir nîmete kavuşmuş bir kimse düşünemiyorum.” dedi. (İhyâ, IV, 868)12 Eylül 2012: 06:39 #807404Anonim
Büyükler buyurur:
“Evliyânın himmeti, hayatta iken kındaki kılıç, vefâtından sonra ise kınından çekilmiş bir kılıç gibidir.”
13 Eylül 2012: 08:29 #807418Anonim
Sahâbeden Ebû Hüreyre t da buyuruyor ki:
“Yer halkı gökte yıldızları parlak olarak gördükleri gibi, gök halkı da yeryüzünde zikrullah olan evleri öyle parlak olarak görürler.” (İhyâ, I, 852)
13 Eylül 2012: 10:44 #807447Anonim
.
Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümâ buyurur:
– Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bul hal üzere ölsem, fakat gönlümde
Allah’a itâat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da nefret duygusu olmasa, bütün bu yapdıklarımdan bir faide göremem.
13 Eylül 2012: 10:49 #807448Anonim
.
Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh sabrı şöyle tarif etmektedir.
Halinden kimseye şikayet etmemek.
Hiçbir suretle sebeblere güvenmemek, dayanmamak.
Bela ve musibetler karşısında hoşnudsuzluk göstermemek.
Bela ve musibetten kurtulunca sevinç duymamak.
Sabır, şikayet ve feryad etmeden, hoşnudsuzluk göstermeden, gelen belaya katlanmaktır.
Belalara sabretmek, kurtuluşa sebeb olan en güzel huylardandır
13 Eylül 2012: 10:50 #807449Anonim
,
Ahmed-er-Rifaî- kuddise sırruh- der ki:
– Kalbin ve basiretin safa halini bulması, bu göz nurunun gerçekleri görmekteki keskinliği az yeyip, az içmekle elde edilir.
Çünkü açlık kibri, büyüklenmeyi, çevredekilere eziyet etmeyi önler ve nefes açlıkla tadlanır.
O kadar ki devamlı Hak’la meşgul olmağa başlar.
Denemelerimde gördüm ki açlık kadar nefsi kıran hiç bir şey yoktur.
13 Eylül 2012: 10:53 #807450Anonim
.
Hacı Bayram Velî kuddise sirruh buyurmuştur ki:
‘ ‘Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, komşularınızın sırlarını ifşa etmeyiniz.
Çünkü gördüğünüz bu sırlar size emanettir. Emanete hıyanet ise çirkin bir harekettir.”
14 Eylül 2012: 05:22 #807471Anonim
.
Eşref-i Rumî hazretleri devam ediyor:
– Ey aziz, bu dünyaya her kim gönül verip, biriktirmiş ise sonunda pişmanlık taşı ile başını çok döver. Ama son pişmanlık fayda vermez. Bu gün fırsat elde iken dünya maı esaretinden kurtulmağa bak.
Mezarları gez, ömrünü, haram-helal demeden dünya malı toplamak için geçirenlerin sonunu yakından gör. Onların haram-helal demeden biriktirdikleri bunca malların mirasçıları elinde kaldığını bil.
14 Eylül 2012: 05:31 #807472Anonim
.
Muhterem Üstaz -kuddise sırruh- hazretleri de, orucun ve az yemenin on güzel hassasını şöylece okurlardı.
1. Açlıkta kalb safası olur, hafıza kuvvetli olur.
Toklukta ahmaklık unutkanlık olur.
2. Açlıkta kalb rikkati olur, dua ve ibadetten zevk alır.
Toklukta ise kalb katılaşır, ibadetten zevk alamaz.
3.Açlıkta kaibde züll-ü inkisar ve tevazu hasıl olur.
Toklukta tuğyan, tefahur, kibir olur.
4. Açlıkta fakir ve açlar düşünülür, toklukta unutulur, yalnız kendi nefsinin zevkini düşünür.
5. Açlıkta nefsanî, şehvanî istekler kırılır, toklukta nefs-i emmare küvvet bulur, azgınlık olur.
6. Açtıkta vücudta uyanıklık ve zindelik olur, toklukta uyku ve gaflet olur.
7. Açlıkta ibadet ve taata devam kolay olur, toklukta tenbellik ve gevşeklik olur.
8. Açlıkta beden sıhhatli olur, maraz defolur, toklukta vücud yıpranır, hastalık olur.
9. Açlıkta bedende hafiflik, ferahlık olur, toklukta ağırlık atalet olur.
10. Açlıkta sadaka vermeğe işar ve infaka şevk gelir, kıyamet gününde sadakasının gölgesinde gölgelenir.
14 Eylül 2012: 05:31 #807473Anonim
.
İMAM ŞAFİİ’DEN BİR ÖĞÜT
Cüneyd Bağdadî -Kuddise sirruh- buyurur:
İmam Şafii dünyada hakkı konuşan bir zat idi.
Bir gün bir din kardeşine verdiği öğütde şunları söylemiştir:
Ey kardeşim! dünya hayatı kaygan bir yer gibidir.
Orada ayak sabit kalamaz.
Dünya ne kadar imar edilse sonu harab olmaktır.
Onda yaşayanların en son ziyaretgahları kabirdir.
Sonu sevdiklerinden ayrılmaktır.
Dünya zenginliğinin sonu fakirliktir. Mal servet toplamak güçtür.
Ey kardeşim Allah’dan kork. O’nun helalinden verdiği rızka razı ol.
Gayri meşru’ kazanç yollarına sapma.
Yetişemeyeceğin, yetişeceğini bilmediğin günler için, önceden uzun emellere dalma.
Çünkü senin ömrün geçici bir gölge gibidir.
Yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gibidir.
Güzel amelleri çoğalt.
Uzun emelleri azalt.
14 Eylül 2012: 12:54 #807489Anonim
.
Muhammed ibni Sîrîn şöyle der:
-Aman bir hayır işleyip de sonra onu terk etmekten sakın. Zira tevbe edib de sonra tevbesini bozan ve iflâh bulan bir kimse görülmemiştir.
15 Eylül 2012: 04:57 #807501Anonim
.
Hasan Basrî kuddise sirruh :
– Dünya ve ahiretde kul için en faydali edeb, dine baglilik, dünyaya düskün olmamak ve Rabbini tanimakdir, buyurmusdur.
Beka bin Batû kuddise sirruh:
–
Bir kimse ki bidayet ehlinin edebi ile, bu yola girerken edeblenmez ise son haddi bulanlarin makamina nasil yükselir?Ibn-i Atâ kuddise sirruh buyurdu ki;
– Her kim edebden mahrum kaldi, cümle hayirlardan mahrum kaldi.
Ebussûd b. Ebuasâir buyurdu ki:
-Allah’in sevgili kullari, yani veliler, vasil olduklarina ancak edeble vâsil oldular. Yoksa ne çok amel, ne de baska benzerleri ile degil.
15 Eylül 2012: 18:42 #807521Anonim
Ebû Abdullah Nibbacî kuddise sirruh:
– Her seyin bir hizmet edicisi vardir, dinin hizmet edicisi de edebdir.
Abdülkadir Geylâni kuddise sirruh buyurur:
– Hizmet eden sonunda kendisi de hizmet edilen durumuna gelir. Itâat eden sonunda kendisi de itâat olunan kisi seviyesine yükselir. Ikram eden sonunda ikram olunan kisi durumuna gelir. Allah’a yaklasan yakinlasdirilir. Tevâzu gösteren yüceltilir. Kerem ve ihsan sahibi olmaga gayret eden sereflendirilir. Güzel edeb sahibi olan, Allah’a yakinlasir. Güzel edeb, seni Allah’a yakinlasdirir. Güzel edeb, Allah’a tâatdir. Çirkin davranislar ise ona karsi günahkârlikdir.
16 Eylül 2012: 17:35 #807551Anonim
Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümâ buyurur:
– Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bul hal üzere ölsem, fakat gönlümde
Allah’a itâat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da nefret duygusu olmasa, bütün bu yapdıklarımdan bir faide göremem.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.