- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Eylül 2012: 07:54 #807570
Anonim
TEVAZU…
Selman-ı Fârisî t Medâin vâlisiyken, Şam’dan Teymoğulları Kabîlesi’ne mensup bir kimse gelmişti. Yanında bir yük de incir getirmişti. Hazret-i Selman’ın sırtında sâde bir elbise, bir de aba vardı. Şamlı, onu tanımıyordu. Onu bu hâlde görünce de:
“–Gel şunu taşı!” dedi.Selman t gitti, yükü sırtlandı. Halk kendisini görünce tanıdı. Adama:
“İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takvâ sahiplerinindir.” (el-Kasas, 83)
“–Yükünü taşıyan bu zât vâlidir!” dediler. Şamlı derhâl:
“–Özür dilerim, seni tanıyamadım.” dediyse de Selman t:
“–Zararı yok, yükü gideceğin yere götürünceye kadar bırakmayacağım.” dedi.
Yükü bırakınca da sahibine şu nasihatte bulundu:
“–Benden sonra artık hiç kimseyi kesinlikle hakir görme!”
Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur:17 Eylül 2012: 21:24 #807595Anonim
.
Bilesin ki zikir demek kalpten gafletin kovulması demektir.
Başta ve sonda bulunan salikin zahirinin gafletten kurtulması imkansız olunca ,zahirin zorunlu olarak bütün vakitlerde zikre ihtiyacı olur.
Şu kadar var ki bazı vakitlerde en faydalı olan Zat-ı Subhani’nin ismini (Allah Lafzını) zikretmektir.
Bir diğer vakitte de uygun olan ,nefyi ve ispatı zikretmektir.
Bir de batının özel ilişkisi kaldı ki ,burada da gaflet bütünü ile kalkana kadar ,zikre devam etmek gerekir.Zikrin gerekliliği noktasında başlangıçtaki sâlik ile sondakinin farkı şudur; bu iki zikir başlangıçta mecburidir, ortada ve sonda ise ,gafleti Kuran okumak, namaz kılmakla kovmak mumkun oluyorla bununla yetinmek caizdir.
Şu kadar var ki yolun ortasındakilere Kur’an okumak uyar ,sonundakilere ise nafile namaz kılmak uygun düşer.Az da olsa sevgiliden ayrılığı basit görme !
Yarım kıl bile olsa gözde zarar verir!
imam.i Rabbânî (242.mektub)
18 Eylül 2012: 04:49 #807600Anonim
.Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz. Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir…
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri(RadiyallahuTealaAnh))
18 Eylül 2012: 04:53 #807601Anonim
.
“Eğer çocuk iseniz mektebe,deli iseniz tımarhaneye,
ölü iseniz kabristana gidin.
Ama müslüman iseniz
müslüman olmanın şartlarını yerine getiriniz!”
ŞAKiK-İ BELHÎ HAZRETLERİ (Radıyallahü teala Anh)18 Eylül 2012: 18:20 #807651Anonim
Abdullah Tüsterî kuddise sirruh buyurmuslardir ki:
” Güzel huylunun en asagi hali, baskalarinin yükünü çekmek, yapilan kötülügü afvedip onu yapani bagislamaktir. “
19 Eylül 2012: 17:33 #807689Anonim
.
Muaz radiyallahu anh tekrar sordu.
– Ya Resûlallah! Bana nasihat et. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem;
– Anan seni kaybetsin ya Muaz! İnsanların yüz üstü Cehenneme düşmelerine sebeb dillerinden başkası değildir.
19 Eylül 2012: 22:21 #807690Anonim
.
* “- Aşk, abdest gibidir; şüpheye düşersen bozulur…”
* Ne kadar acıdır insanın teselliyi içkide kumarda araması.
Çok mu zor elini semaya kaldırıp Rabbine yalvarması…”
(Hz. Mevlânâ Celaleddin-i Rumî)
20 Eylül 2012: 04:09 #807698Anonim
.
İbn Mes’ud radıyallahu anh buyurur:
– “Kişi Kâbe’de rükûn ile makam arasında yetmiş sene ibâdet etse de yine sevdikleri ile haşrolunacaktır”
20 Eylül 2012: 13:16 #807711Anonim
Hazreti Mevlânâ (k.s.)’nın münacâatıEy afvetmeyi seven Allahım, bizi afveyle.
Ey eski ve müzmin illetimizin tabibi olan Rabbim, derdi isyanımıza çaresâz ol!
Ey Settârü’l-uyüb, üstümüzdeki hıfz perdeni kaldırıp bizi rezil etme.
İmtihan zamanında bize emn ü emân bahşeyle.
Ey yardım isteyenlere yardımcı, bizi hidayete çıkar.
Bilgiler ve servet bizim için medarı iftihar olabilecek bir şey değildir.
Ya Rabbi! Kerem ve lütfunla hidayet ettiğin kalbi tekrar dalalete, sapıklığa meylettirme.
Takdir kaleminin yazdığı belaları bizden çevir ve değiştir.
Ey bütün noksan sıfatlardan münezzeh kemal sıfatları ile muttasıf ve ortağı bulunmayan Allah.
Hata ve masîyetlerin içine düşmüşüm.
Elimi tut beni kaldır ve yaptığım hataları lütfunla bağışla!..
20 Eylül 2012: 13:27 #807712Anonim
@ABDULLAH 369280 wrote:
Hazreti Mevlânâ (k.s.)’nın münacâatıEy afvetmeyi seven Allahım, bizi afveyle.
Ey eski ve müzmin illetimizin tabibi olan Rabbim, derdi isyanımıza çaresâz ol!
Ey Settârü’l-uyüb, üstümüzdeki hıfz perdeni kaldırıp bizi rezil etme.
İmtihan zamanında bize emn ü emân bahşeyle.
Ey yardım isteyenlere yardımcı, bizi hidayete çıkar.
Bilgiler ve servet bizim için medarı iftihar olabilecek bir şey değildir.
Ya Rabbi! Kerem ve lütfunla hidayet ettiğin kalbi tekrar dalalete, sapıklığa meylettirme.
Takdir kaleminin yazdığı belaları bizden çevir ve değiştir.
Ey bütün noksan sıfatlardan münezzeh kemal sıfatları ile muttasıf ve ortağı bulunmayan Allah.
Hata ve masîyetlerin içine düşmüşüm.
Elimi tut beni kaldır ve yaptığım hataları lütfunla bağışla!..
Binlerce amin…
21 Eylül 2012: 21:45 #807802Anonim
İmam Şa’ranî hazretlerinin nasîhatları şöyledir.
– Ey oğlum! bilmelisin ki, bu yolun sıhhatle devam etmesi esası, insanı önde tutanı,
kuvvet verip tahkim edeni açlıktır, yani haddinden fazla yememek.
Şayet arzun, saadeti bulmak, saîdler defterine yazılmaksa sana açlık gerek,
yani çok yememek yemeklerin ancak bir zaruretini gidermek için olsun.
Yani açlığını giderecek kadar yemelisin.
Şunu iyi bil ki, lüzumu kadar yeyip, ötesini bırakıp kalkmak bedendeki şeytana ait yerleri temizler.
21 Eylül 2012: 21:46 #807803Anonim
–
Süleyman Daranî – kuddise sırruhu da açlık hakkında şöyle buyurur.
– Her şeyin bir pası vardır.
Kalbin pası karın tokluğudur.
– Açlık, ulu ve yüce Allah nezdinde saklı bir hazînedir.
Bunu sevdiğinden başkasına vermez.
– Açlık ahiretin anahtarı, tokluk (kesret-i taam) dünyanın anahtarıdır.
– Geceleri helal yemekten bir lokma az yemeyi, sabaha kadar namaz kılmaktan daha çok severim.
Çünkü güneş battığı vakit gece gelir.
Ama mü’min için kalbin gecesi mide dolduğu vakit gelir.
– İbadetten en çok zevk aldığım zaman açlıktan karnınım sırtıma yapıştığı vakittir.
22 Eylül 2012: 17:21 #807858Anonim
.
Abdülkadir Gaylani-kuddise sirruh-buyurur:
“Ey ahalî! Yakında hepiniz öleceksiniz. ölünce, peşinizden size
ağlanmadan önce, siz kendinize, kendi hallnize ağlayımz!
Akıbeti belirsiz bir çok günahlarınız var.
Bunlar afvedilir mi? Yoksa cezalarınızı çeker misiniz?
Kalbleriniz dünya sevgisi ve dünya hırsı île dolu.
Onları, haramları ve kötülükleri terk ederek ve Allahü tealaya yönelmek suretiyle tedavi ediniz.”
23 Eylül 2012: 13:28 #807894Anonim
.
Kişiyi kurtaracak olan hafızasındaki Kur’an değil..Hayatındaki Kur’andır.
– Mahmut Efendi Hazretleri Kuddise Sirruhu –24 Eylül 2012: 14:16 #807909Anonim
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Bugün İslamiyet’e yardım için az bir şey vermek, binlerce altın vermiş gibi kıymetlidir. Hangi talihliye, bu büyük nimet ihsan edilirse, ona müjdeler olsun! Dinin yayılmasına hizmet eden, cihad sevabına kavuşur. Hele bu zamanda Müslümanlara yardım etmek daha güzel, daha sevaptır.) [1/193] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.