- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Eylül 2012: 14:18 #807910
Anonim
Allah Âzze ve Celle, kullarının maddî rızıklarını sabah namazından sonra, manevî rızıklarını da ikindi namazından sonra dağıtır. Bu iki vakitte uyumak, bu nedenle size yasak edilmiştir!
Ali Havâs Berlisî -kuddise sirruhu-24 Eylül 2012: 14:20 #807911Anonim
.
“Birbirinize sığının!
Her iste yolunuz,dini ölçülere bağlılık olsun!
Ölçüleri yerine getirmek azminden dönmeyiniz!
Sohbet mühim sunnettir.
Bu sunnete riayet ediniz,
umumi ve hususi şekilde ona devam ediniz!
Eger bu yolda sebat ve istikamet gösterirseniz,
bir anda büyük derecelere kavuşursunuz.
Halinizin daima yükselişte olması lazımdır.”alauddin attar k.s
26 Eylül 2012: 20:22 #807960Anonim
27 Eylül 2012: 11:15 #807970Anonim
.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Dünyâ zirâat yeridir. Tarlayı ekmeyip, tohumları yiyerek zevk ve safâ süren, mahsûl almaktan mahrûm kalacağı gibi, dünyâ hayâtını, geçici zevkleri, nefsin arzûlarını taşkın ve şaşkın olarak yapmakla geçiren de, ebedî nimetlerden, sonsuz zevklerden mahrûm olur. Bu hâl, aklı başında olanın kabûl edeceği bir şey değildir.
29 Eylül 2012: 12:21 #808070Anonim
“Sizden biriniz candan bir arkadaşından sevgi ve samimiyet görünce ona sımsıkı sarılsın.
Çünkü bu her zaman ele geçmeyen bir devlettir.”
Hazret-i Ömer -radıyallahu anh
29 Eylül 2012: 12:22 #808071Anonim
.
Ebu Abdullah Nibaci hazretleri buyuruyor ki:
“Müminin bilmesi gereken beş haslet vardır ki şunlardır: Birincisi, Allahü teâlâyı bilmek, tanımak. İkincisi, hakkı, hukuku tanımak, gözetmek. Üçüncüsü, yapılan işte, amelde ihlaslı olmak. Dördüncüsü, sünnet ile amel etmek, sünnete uymak. Beşincisi, helal yemek. Eğer bir kimse, Allahü teâlâyı bilir fakat hakka, hukuka riayet etmezse, bu bilmesinden bir fayda elde edemez. İhlasla amel, iş yapmazsa, Allahü teâlâyı tanıması, bilmesi ona yine fayda vermez. Sünnete uymazsa ve helal yemezse, yine Allahü teâlâyı bilmesinden fayda elde edemez. Eğer yediği helalden olursa, kalbinde temizlik hasıl olur. Bu temizlik ile dünya ve ahiret işlerini görür. Eğer yediği şüpheli ise, yediği şüpheli şeyin miktarı kadar işleri şüpheli olur. Yediği haramdan olursa, onun dünya ve ahiret işleri karanlık olur. İnsanlar böyle bir kimseyi gözü görüyor diye vasıflandırsalar bile aslında o kördür. Tevbe edinceye kadar da bu manevi körlükten kurtulamaz.”30 Eylül 2012: 10:49 #808197Anonim
.
Şu iki şey hâriç dünyâda safâ kalmadı:1. Kardeşlerle karşılaşmak ve onlarla sohbet etmek,
2. Teheccüd namazına kalkmak ve onda doya doya zikir ve Kur’ân ile meşgûl olmak.
Malik Bin Dinar -ks
30 Eylül 2012: 10:52 #808202Anonim
.Ey Âdemoğlu! Gerçek mümin ihsân sâhibi bile olsa yine de korku üzere sabahlar. Zaten ona da bu yaraşır. Mümin akşama yine aynı korku ile kavuşur. Evet, o her zaman şu iki korku arasındadır.
1. Geçmiş günahlar. Bu günahları sebebiyle Cenâb-ı Hakk’ın kendisine nasıl muâmelede bulunacağını bilemez…
2. Gelecek hayâtı. Nasıl bir hayat sürecek; son nefesi nasıl verecek? Bu soruların cevaplarını devamlı tefekkür eder.
Ey İnsanlar! Şu hakîkati idrâk ederek sâlih amel işleyin. Allâh ve Rasûlü yaptığınız işleri görmektedir. Siz, birgün gizliyi ve âşikârı bilen Allâh’a döndürüleceksiniz. İşte o gün yaptıklarınızı tek tek size haber verecektir.
Sizler kalplerinize çok dikkat edin. Onları devamlı Allâh’ın zikri ile yenileyin. Zirâ kalp çabuk paslanır. Nefislerinizi de dizginleyin. Çünkü o çok azgındır. Eğer siz nefislerinizin kötü isteklerine mâni olmazsanız, o bir gün sizi korkunç bir uçuruma yuvarlar.
Kendi ayıplarınız dururken başkalarını ayıplamaktan vazgeçmedikçe kâmîl îmân sâhibi olamazsınız. O hâlde, başkalarının ayıplarına bakmadan evvel kendi ayıplarınıza bir göz atın; onları düzelterek işe başlayın!
Ey insanlar! Kur’ân-ı Kerîm, müminler için şifâ, müttakîler için rehberdir. Kim O’na uyarsa, hidâyete erer ve doğru yolu bulur. Ondan yüz çeviren bedbaht olur ve felâketlere sürüklenir.
Ey Âdemoğlu! Unutma ki tek başına ölecek, tek başına dirilecek, tek başına hesaba çekileceksin!..
Hasan-ı Basrî -kuddise sirruh
1 Ekim 2012: 22:24 #808267Anonim
Hazret-i Mevlânâ buyurur:
“İçinde bulunduğumuz cihân hududlu ve fânîdir. Aslolan ebedî ve sonsuz âhıret yurdudur. Aklını başına topla da bu cihanın soluk nakışlarını, bozulacak olan şekillerini ve eriyecek olan sûretlerini ebedî âleme karşı kalbinde bir perde hâline getirme!”
2 Ekim 2012: 04:54 #808287Anonim
.
Efendiler! Evliyâullâh’a yakınlık peydâ etmeye çalışın. Çünkü Allâh’ın velîsini seven, Allâh’ı sevmiş; O’na düşmanlık eden, Allâh’a düşmanlık etmiş olur.
Zikre devam ediniz. Çünkü zikir, vuslat-ı ilâhî için bir mıknatıs, kurb-i ilâhî için sağlam bir iptir. Zikrullâha devam edenler, Allâh ile hoştur. Allâh ile hoş olan, O’na kavuşmuştur. Zikrin kalbe yerleşmesi sohbetin bereketiyle mümkün olur. Çünkü kişi dostunun yolundadır.
Tefekkür, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ilk amelidir. Nitekim bütün farzlardan önce O’nun ibâdeti Allâh’ın mahlûkatını ve nimetlerini düşünmekten ibâretti. Öyleyse siz de tefekküre iyi sarılın ve ibret vesîlesi yapın.
Ahmed er-Rifâî Ks
2 Ekim 2012: 04:56 #808288Anonim
.
Kalbini Allâh’ın zikrine alıştırırsan, mutlaka kalbin zikrin vereceği nûrla nûrlanır. O nûr, kalb gözünün açılmasını sağlar.
Allâh’ın kullarına, şefkat ve merhametle muâmele et. Merhametini bütün canlılara bolca saç. Şöyle deme: “Bu ottur, cansızdır, faydası yoktur.” Evet onların faydası ve bir çok da hayrı vardır. Yaratılmışı kendi hâline bırak ve ona, yaratıcının merhametiyle merhamet et.
İsteyeni boş çevirme, güzel bir sözle dahî olsa onun gönlünü al, güler yüz göster. İleride Allâh’a mülâki olacağını düşün.
Dünyâlık için Allâh’tan başkası seni kul edinmesin. Çünkü sen, ancak seni kul olarak kabul eden Allâh’ın kulusun.
Allâh’ın mümin kullarına selâm vermek, yemek yedirmek, işlerini görmek sûretiyle muhabbet göstermelisin. Şunu iyi bil ki, müminlerin tümü, tek bir insan, tek bir vücûd gibidir.
Kendini cemâate alıştır. Allâh korkusundan ağlamaya çalış. Allâh’ın ipine sarıl. Allâh’ın sevip hoşnut olacağı şeylere rağbet göster.
Muhyiddîn ibnü’l-Arabî (d. 1165, v. 1240) -kuddise sirruh
2 Ekim 2012: 04:57 #808289Anonim
Hazret-i Mevlânâ (d. 1207, v. 1273) -kuddise sirruh-
Efendi, bilmiş ol ki edeb, insanın bedenindeki rûh gibidir. Aslında edeb, Allâh dostlarının gözü ve gönül nûrudur.Eğer şeytanın başını ezmek dilersen, gözünü aç gör ki, şeytanın kâtili edebdir.
Gözünü aç da, baştan başa Allâh kelâmı olan Kur’ân-ı Kerîm’e bak! Kur’ân’ın bütün âyetleri edeb tâlim eder, edeb öğretir.
Sen varını, yoğunu, malını, mülkünü ver de bir gönül al. Al da, o gönül, mezarda, o kapkara gecede, sana ışık versin, nûr versin…
Hak dostu olan bir insan ile bir an beraber bulunmak, bir ömre bedeldir. Ondan düşen bir kıl ise kıymetli bir madene bedeldir. Fakat Hak dostlarının zıddı olan öyle katı kalbli insanlar da vardır ki, onlarla bir arada bulunmak ve konuşmak şöyle dursun, onları görmemek ve onlardan uzak olmak cihân mülküne bedeldir.
Gönlüme dedim ki: “Önde olmaya heves etme, lütûf merhemi ol. İnciten diken olma, kimseden sana bir kötülük gelmesini istemiyorsan, kötü sözlü, kötülük öğreten, kötülük düşünen olma. Her hâlinle amel-i sâlih içinde ol.
2 Ekim 2012: 04:58 #808290Anonim
İbrâhim Desûkî (v. 1277) -kuddise sirruh
Oğlum! Sana gereken odur ki, evliyâ zümresinin duâsını alasın. Teberrüken onların himmetine nâil olmayı arzulayasın.
Ey Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup ezberleyen kimse!.. Onu okuyup ezberlediğin için fazla övünme… Hâline bir bak: Onun gereği ile amel ediyor musun? Yoksa etmiyor musun?
Ey oğlum! Cedel, nakil, yaldızlı sözler gibi faydasız şeylerle meşgûliyeti bırakarak sükût ehli ol. İhlâsı seç, bu yolda sâlih amel işle nefsine uyma.
O kimse ile otur kalk ki, şerîati ve hakîkati özünde toplamış ola. Şunu unutma ki, bu yolda sana en çok yardımı dokunan kişiler, bu gibi insanlar olacaktır.
Oğlum! İsterim ki, dâimâ sünnetle amel edesin… Bu yolda lüzûmlu olan edeb esâsına da riâyet edesin.
Cesur olmalısın. Gölgesinden bile ürken korkaklardan olmamalısın. Herhangi bir sıkıntı, ilk anda seni yere sermemeli.
Mevlânın sevgisi ile dol; hattâ onunla vecd hâlinde ol.
Evladlarım! Gıybet etmek için birini ararsanız; babanızın, ananızın gıybetini ediniz. Çünkü onlar; iyiliklerinizi almaya, diğerlerinden daha lâyıktır.
Allâh Teâlâ bir gün ve gecede yetmiş iki kere kullarının kalbine nazar eder. O hâlde, kalbinizi temiz tutunuz, güzel ve parlak kılınız. Çünkü orası, Rabbinizin nazargâhıdır.
2 Ekim 2012: 04:59 #808291Anonim
Bahâüddîn Nakşibend (d. 1318, v. 1389) -kuddise sirruh
Bizim yolumuz, Allâh Teâlâ’nın gösterdiği kurtuluş yoludur. Çünkü bu yol, sünnete uymak ve ashâb-ı kirâma tâbî olmaktır. Bu sebeple yolumuzda az zamanda çok kazanç elde edilir.
Yolumuz, sohbet ve muhabbet yoludur. Sahabe-i kirâmın yolunun sohbet olduğu gibi… Hayır ve bereket, beraberliktedir; beraberlik de sohbetle olur. Yalnızlığa (inzivâya) çekilmekte şöhret tehlikesi de olabilir. Şöhret ise âfettir.
Bizim yolumuzda olan kimselerin şu üç şeye dikkat etmesi gerekir:
Birincisi; Allâh Teâlâ’ya karşı edebdir. Yani zâhiri ve bâtını ile tamamen kulluk içinde olmalı, Allâh Teâlâ’nın bütün emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınmalı, Allâh Teâlâ’dan başka her şeyi gönülden çıkarmalı ve nîmetleri Allâh yolunda seferber etmelidir.
İkincisi; Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e karşı edebtir. Bu da; ibâdet, muâmelât ve bütün davranışlarda muhabbetle O’na uymaktır.
2 Ekim 2012: 22:33 #808345Anonim
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinden Tavsiyeler
Ey aziz, Evliya-i kiramın hallerine kavuşmak, itikadı düzeltmek, namazları vaktinde kılmak, şehvetin arzularını unutmak, sıfatları bilmek ve zat-i ilahiyi sevmekle olur.
Dünya ile olan gönül zarardadır Ukbâ ile olan gönül erir. Mevlâ ile olan gönül temiz ve ne güzeldir.
Gafilin kalbi dünyaya bağlıdır. Zâhidin kalbi ukbâya bağlıdır.Ârif´in kalbi Mevlâya bağlıdır. Gönül, çok şefkatli bir arkadaştır. Kalbin Hakk ile olsun ve kalıbın halk ile kalsın
Ey Aziz! Dil insanın terazisidir. Üç şey her belayı kendine çeker: Ciddi olmayan konuşma, şaka ve saçma sözdür. Arkadaşların gıybeti rezalettir.
Şaka heybeti kıran afettir, minnet cömertliği yıkan felakettir. Konuşursan, doğru söyle, söz verirsen tut, tatlı konuşmak ve sesle selam sünnet-i kiramdır.
Yumuşak söz ve bol selam insanların sevgisini kazandırır.
Ey Aziz! Zikrullahın en üstünü, sessiz olarak kalb huzuru ile Lailahe illallah kelime-i tayyibesini tekrardır. Zikrullah, kalblerin nuru, ruhların huzurudur. Zikrullah bedene lezzet, ruha kuvvettir.
Gözlerin cilası, sırların nurudur. Arifin adeti, Allahü Teâlâ´yı zikr ve O´ndan başkasını unutmaktır. Zikrullah sadra cila, akla nurdur. Kalblerin hayati, mahbubun likasıdır.
Dilin adeti, kalbin düşüncesidir. Hakkı zikredeni, Hak da zikreder
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.