- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
21 Kasım 2012: 22:32 #810167
Anonim
.
Meşhur veli Sehl b. Tusteri k.s. Hazretleri demiş ki: “Biz hanımla çok iyi anlaşıyoruz, o deli olunca ben veli oluyorum, ben deli olunca o veli oluyor. Böylece birbirimizi idare edip güzelce geçiniyoruz.”21 Kasım 2012: 22:33 #810168Anonim
.
Hasan –ı Basri (r.a) demiştir ki: “Bir müslümanın ihtiyacını gidermem benim için bin rekât nafile namaz kılmaktan iyidir.”
21 Kasım 2012: 22:33 #810169Anonim
.
Takva ile yapılan zerre miktarı iyilik ve ibadet, mağrurların dağlar kadar ibadetlerinden daha büyük ve daha üstündür. Ebû’d Derda r.a.21 Kasım 2012: 22:34 #810170Anonim
.
Ashabdan Ebu Ferve yolda giderken Allah’ı zikrederdi. Bir gün yolda gidiyordu. Bir mil yürüdü, Allah’ı anmayı unutmuştu. Döndü, yürüdüğü o bir millik yolu Allah’ı zikrederek tekrar yürüdü ve sonunda da: “Allah’ım, Ebû Ferve’yi unutma, çünkü Ebû Ferve seni unutmuyor” dedi.21 Kasım 2012: 22:34 #810171Anonim
.
Hz. Ebû Hureyre geceyi üçe bölmüştü: Üçte birinde namaz kılıyor, üçte birinde uyuyor, üçte birinde ise Resulullah s.a.v.’in hadisini ezberlemeye çalışıyordu.
21 Kasım 2012: 22:35 #810172Anonim
.
Nefsimi dünyadan çektim, gündüz susuz, gece uykusuz kaldım. Nihayet Rabbimin arşını açıkça görür gibi oldum. Harise
21 Kasım 2012: 22:35 #810173Anonim
.
Huzeyfe ibn al-Yeman son alarak şunları söylemiş:“Allah’ım, sen bilirsin ki ben fakirliği zenginlikten zilleti izzetten, ölümü hayattan çok severim.21 Kasım 2012: 22:36 #810174Anonim
.
Bişr-i Hafi hazretleri buyurdu ki: Biz nîmetler yüzünden değil, nîmetlere karşı az şükrettiğimizden bu hâle geldik. Nitekim biz amelimizin azlığından değil de amelde sıdk ve ihlâsımızın olmayışından bu hâle geldik. Yine bizim uğradığımız musibetler, günahlarımızın çokluğundan değil, hayâmızın azlığındandır, istiğfarımızın azlığından değil, vefamızın azlığından ve süratle günahlara düşüşümüzdendir. Eğer biz derhâl günahlarımızın cezasını görmüş olsaydık bütün günahları bırakırdık.
21 Kasım 2012: 22:36 #810175Anonim
.
İmam Malik (r.a), ilim meclislerinde bir hadis nakledileceği zaman abdest alır, sakalını tarar, güzel kokular sürünür, vakar içinde diz üstü kıbleye doğru oturur, ondan sonra okurmuş hadis-i şerifi. Niçin böyle yaptığını soranlara, “Resul-i Ekrem (s.a.v)’in mübarek ağzından çıkan kelama hürmet gerekir!” diye cevap verirmiş.
21 Kasım 2012: 22:37 #810176Anonim
.
İmam-ı Suyuti (r.a), sahabeden herhangi birinin Kur’an-ı Kerim’den on ayet ezberleyince, manalarını iyice anlamadan ve orada istenilen şeyleri kendinde tatbik etmeden diğerlerine geçmediğini yazar.21 Kasım 2012: 22:37 #810177Anonim
.
Abdullah bin Ömer (ra) diyor ki:
“Kişi kalbini huzursuz eden şeyleri terk etmedikçe takvâ makamına ulaşamaz.” Haris el-Muhasibî de takvânın bedendeki tezahürünün emirlere bağlanıp yasaklardan kaçınma; gönüldeki tezahürünün ise, Allah’ın farzları hususunda hesaba çekileceğini bilip, nâfile ibâdetleri sırf Allah için ihlâsla yapmak olduğunu ifâde eder.21 Kasım 2012: 22:38 #810178Anonim
,
Behâeddîn Zekeriyyâ buyurdu ki: “Bir kalpte Allah-ü Teâlâ’ya olan aşk ateşi yok ise, o kalp ölü bir leş eti gibidir. Ama aşk ateşi varsa, o kalp, zât-ı ilahînin ve nimetlerinin aynası hâline gelir.”21 Kasım 2012: 22:38 #810179Anonim
.
Muhammed Bekrî buyurdu ki: “Ey kalbim! Eğer benim kalbim isen, benlikten uzaklaş. Ey kalbim! Eğer kalbim isen, Allah-ü Teâlâ’nın kazâ ve kaderinden râzı ol, gizlide ve açıkta Allahü teâlâyı murâkabe et. Ey kalbim! Eğer benim kalbim isen, Allah-ü Teâlâ’dan başkasına meyletme. Rabbimin hükmüne sabret. Sonunda hayır bulursun. Allah-ü Teâlâ’ya karşı sâdık ve samîmî ol. Kuşlar gibi, bilmediğin yerden rızka kavuşursun.
22 Kasım 2012: 22:38 #810207Anonim
.
Bennân-ı Hammâl hazretleri buyurdu ki:
“Allah-ü Teâlâ semâyı yedi kat yarattı. Her katta mahlûklar ve melekler yarattı. Bunlar O’na ibâdet ve itâat ederler.
Birinci kat, yâni dünya semasında bulunanların ibadeti korku ve ümit üzere bulunmaktır.
İkinci semada bulunanların ibadeti, muhabbet ve hüzün üzere bulunmaktır.
Üçüncü semada bulunanların ibadeti, minnet ve hayâ üzere bulunmaktır.
Dördüncü semada bulunanların ibadeti, şevk ve heybet üzere bulunmaktır.
Beşinci semada bulunanların ibadeti, münâcaat ve iclâl, saygı üzere bulunmaktır.
Altıncı semada bulunanların ibadeti, inâbet, tövbe ve tâzim, saygı gösterme üzere bulunmaktır.
Yedinci semada bulunanların ibadeti ise, mürüvvet, cömertlik ve kurb, yakınlık üzere bulunmaktır.”
22 Kasım 2012: 22:39 #810208Anonim
.
Bennân-ı Hammâl Hazretleri buyurdu ki:
“Tövbe iki çeşittir. Biri avâmın tövbesi, biri de havâsın tövbesidir. Avâmın tövbesi günahlardan tövbedir. Havâsın tövbesi ise gafletten tövbedir. Avâm ile havâsın, tövbelerinde fark vardır. Avâm, günahlardan ve kötülüklerden tövbe eder. Havâs ise bunları zaten işlemez. Fakat onların tövbesi yanılmaktan, gaflete düşmekten ve yaptığı ibadet ve tâatı sebebiyle kendini beğenme korkusundan tövbedir. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.