• Bu konu 295 yanıt içerir, 57 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 297)
  • Yazar
    Yazılar
  • #700077
    Anonim

      AmeLiniZde RıZayı İlahİ oLmaLı Eger O RaZı Olsa BütÜn DünYa KüSse EhemmiYeti Yok Eger O KabuL Etse BüTün HaLk rEddeTse te’Siri yOk…

      İmAn HaYatA HayaT Olsa O VakiT Hem GeçMiş HeM GeLeceK ZaManlar İmAn NuruYla NurLanır IşıkLanır Ve vÜcud BuluR…

      HaYaTın LeZzetİni Ve ZevKini İsTErSeNiz HAyatınıZI imAN nurUyLA nURLanDırınız, FeraizLe zİnetLendiriniz Ve GünaHLardan CekinmekLe MuhAfaza Edinİz…

      #700078
      Anonim

        Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz.

        Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.
        16.gif gul.gif icon_mad.gif

        #700133
        Anonim

          Mâdem peder kimseyi değil, yalnız veledinin kendinden daha ziyâde iyi olmasını ister; ona mukabil, veled dahi pedere karşı hak dâvâ edemez. Demek vâlideyn ve veled ortasında fıtraten sebeb-i münâkaşa yok. Zîrâ münâkaşa, ya gıpta ve hasedden gelir. Pederde oğluna karşı o yok. Veya münâkaşa, haksızlıktan gelir. Veledin hakkı yoktur ki, pederine karşı hak dâvâ etsin. Pederini haksız görse de, ona isyan edemez. Demek,

          pederine isyan eden ve onu rencide eden, insan bozması bir canavardır.

          çok dikkat etmek lazım..

          #700134
          Anonim

            Bugün yoğun bir telaş ile okuduğum ve bilgilerimin tazelendiği konu:SABIR
            Sabır üçtür:

            Biri: Mâsiyetten kendini çekip sabretmektir. Şu sabır takvâdır; ALLAH takva sahipleriyle beraberdir sırrına mazhar eder.

            İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki, tevekkül ve teslimdir. Muhakkaki ALLAH tevekkül edenleri sever şerefine mazhar ediyor. Ve sabırsızlık ise Allah’tan şikâyeti tazammun eder. Ve ef’âlini tenkit ve rahmetini itham ve hikmetini beğenmemek çıkar.

            Evet, musibetin darbesine karşı şekvâ suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar. Fakat şekvâ Ona olmalı; Ondan olmamalı.

            musibeti Allah’a şekvâ etmeli; yoksa Allah’ı insanlara şekvâ eder gibi “Eyvah! Of!” deyip “Ben ne ettim ki bu başıma geldi?” diyerek âciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, mânâsızdır.

            Üçüncü sabır: İbadet üzerine sabırdır ki, şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor, en büyük makam olan ubudiyet-i kâmile cânibine sevk ediyor.

            #700146
            Anonim

              güzel bi konu kısa bi süre önce bende okumuştum aynı yeri.

              #700212
              Anonim

                İşte ey nefsim! Hayatının böyle ulvî gayata müteveccih olduğu ve şöyle kıymetli hazineleri câmi’ olduğu halde, hiç akıl ve insafa lâyık mıdır ki: Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi’ edersin! Eğer zayi’ etmemek istersen, geçen temsil ve hakikata remzeden

                وَالشَّمْسِ وَضُحَيهَا * وَالْقَمَرِ اِذَا تَلَيهَا * وَالنَّهَارِ اِذَا جَلَّيهَا * وَ الَّيْلِ اِذَا يَغْشَيهَا * وَ السَّمَاءِ وَمَا بَنَيهَا * وَ اْلاَرْضِ وَمَا طَحَيهَا * وَ نَفْسٍ وَمَا سَوَّيهَا * فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَ تَقْوَيهَا * قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكَّيهَا * وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسَّيهَا *

                suresindeki kasem ve cevab-ı kasemi düşünüp amel et.

                اَللَّهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى شَمْسِ سَمَاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ بُرْجِ النُّبُوَّةِ وَ عَلَى اۤلِهِ وَ اَصْحَابِهِ نُجُومِ الْهِدَايَةِ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُوءْمِنِينَ وَ الْمُوءْمِنَاتِ اۤمِينَ اۤمِينَ اۤمِينَ
                #700220
                Anonim

                  Cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Çünkü, kalbin kasâvetinden bir zerre, senin şahsî âleminin bütün yıldızlarını küsufa tutturur.(Mesnevî-i Nuriye – Habbe)

                  #700357
                  Anonim

                    Üstadımızdan, lemeata kısa bir tarif, şairlere tenkid.

                    Evvelâ, daha iyisini bilmezdim; yalnız mânâyı düşünüyordum.
                    Sâniyen, cesedi libasa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.
                    Sâlisen, Ramazan’da kalp ile beraber nefsi dahi hakikatlerle meşgul etmek için, böyle çocukça bir üslup ihtiyâr edildi.
                    Fakat, ey kâri! Ben hatâ ettim; itiraf ederim. Sakın sen hatâ etme; yırtık üslûba bakıp o âlî hakikatlere karşı dikkatsizlik ile hürmetsizlik etme.

                    #700374
                    Anonim

                      “Hâlık ve Rezzak, ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat, onun elindedir. O hem Hakîm’dir; abes iş yapmaz. Hem Rahîm’dir; ihsanı, merhameti çoktur” diye itikat ettiğinden her şeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur. Dua ile çalar. Hem her şey’i kendi Rabbisinin emrine musahhar görür, Rabbisine iltica eder. Tevekkül ile istinad edip her musibete karşı tahassun eder.

                      #700410
                      Anonim

                        Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubûdiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kût ve gınâ ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıdâ ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer’de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü’nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır? Bir adam sana yüz liralık bir hediye va’detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va’d edebilir o adama îtimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va’d hakkında muhal olan bir zât, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va’d etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle Onu va’dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir tedibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı, en hafif ve lâtif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?

                        #700834
                        Anonim

                          Canım Üstadım diyor ki;

                          Bütün ihtilalat ve fesadın asıl madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin muharrik ve menba’ı tek iki kelimedir:

                          Birinci Kelime: “Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne!”

                          İkinci Kelime: “İstirahatim için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.”

                          Birinci kelimenin ırkını kesecek tek bir devası var ki, o da vücub-u zekattır.

                          İkinci kelimenin devası, hurmet-i ribadır. Adalet-i Kur’aniye âlem kapısında durup, ribaya “Yasaktır, girmeye hakkın yoktur” der. Beşer bu emri dinlemedi, büyük bir sille yedi. Daha müdhişini yemeden, dinlemeli!..

                          #700846
                          Anonim

                            Ribâ atâlet verir, şevk-i sa’yi söndürür. Ribânın kapıları, hem de onun kapları olan bu bankaların her dem nef’i ise, beşerin en fena kısmınadır. Onlar da gâvurlardır.
                            Gâvurlardaki nef’i, en fena kısmınadır; onlar da zâlimler.
                            Her dem zâlimlerdeki nef’i en fena kısmınadır. Onlar da sefihlerdir. Âlem-i İslâma bir zarar-ı mutlaktır.
                            Mutlak beşer her dem refahı nazar-ı şer’îde yoktur. Zîrâ harbî bir gâvur hürmetsiz, ismetsizdir; demi hederdir… Her
                            de………..m. (lemeat)

                            #700848
                            Anonim

                              Âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadette ve Allah’a asker olmaktadır. Öyleyse biz daima “Elhamdü lillâhi ale’t-tâati ve’t-tevfîk”demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz. (Sözler sh: 19)
                              Hayat ise, eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse, hayat, zahirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir.(Sözler sh: 145)

                              #700915
                              Anonim

                                “Risale-i Nur gerçi zahiren sizin eserinizdir. Fakat nasıl ki, Kur’ân-ı Mübîn Allah’ın kelâmı iken Seyyid-i Kâinat, Eşref-i Mahlûkat Efendimiz nâsa tebliğe vasıta olmuştur; siz de bu asırda yine o Furkan-ı Azîmin nurlarından bugünün karma karışık sarhoş insanlarına emr-i Hak’la hitap ediyorsunuz. Öyleyse, O Hakîm-i Rahim, size bu eseri yaptırtan o Nurları ayak altında bıraktırmaz. Elbette ve elbette fânilerden, belki de hiç ümit edilmediklerden sahipler, hafızlar, ikinci, üçüncü, hattâ onuncu derecede mübelliğler, naşirler halk buyurur itikadındayım.” (Barla Lahikası Hulusi Ağabeyin Mektubu)

                                #701016
                                Anonim

                                  Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan; mefahimiyle, mânâ-yı sarihiyle ifade-i hakaik ettiği gibi; üslûblariyle, hey’atıyla çok maânî-i işariyeyi dahi ifade ediyor. Her bir âyetin çok tabaka-i mânâları var. Kur’an, ilm-i muhitten geldiği için, bütün mânâları murad olabilir. İnsanın cüz’î fikri ve şahsî iradesiyle olan kelâmlar gibi bir iki mânâya inhisar etmez.

                                  İşte bu sırra binaen Âyât-ı Kur’aniyenin ehl-i tefsir tarafından hadsiz hakaiki beyan edilmiş. Müfessirînin beyan etmediği daha çok hakaiki var. Ve bilhassa hurufatında ve mânâ-yı sârihinden başka, işârâtında çok ulûm-u mühimme vardır.(7.lema)

                                15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 297)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.