• Bu konu 295 yanıt içerir, 57 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 76 ile 90 arası (toplam 297)
  • Yazar
    Yazılar
  • #701992
    Anonim

      şimdi iki hasta düşünelim aynı hastalık ve aynı seyirde ilerliyor ..

      **Yeni bulunan bir ilâcın başarılı olup olmadığı denenirken plâsebolardan faydalanılır. Hastaların bir kısmına tesir ettiği iddia edilen madde; diğer kısmına ise içinde bir şey olmayan, tadlandırılmış boyalı su veya haplar verilir. İşte bu sahte ilâcın adı plâsebodur. Plâsebo, diğer maddeyle aynı ambalaj ve görünüşle sunulur. Ve aradaki tedavi farkı değerlendirilerek yeni ilâcın tesirli olup olmadığı ispat edilir.**

      **İlâç sadece vesiledlr. Cenab-ı Hak şifâ murad etti mi, boyalı su bile faydalı olmakta, etmediğinde ise hasta için ne yapılsa fayda etmemektedir**

      sonuçta iki hastada tedavi olur yani digeri ilaç alıyorum inançıyla iyileşme sürecine girer .. sayı içinde böyle düşünmek gerekir.. duada asıl önemli olan yapılan duanın kabul olunacagı ümidiyle yapılması degilmi ?sayı kapıda ki anahtarın dişleri gibi …

      #702003
      Anonim
        karaelmas;33364 wrote:
        abi siz daha ii bilirsiniz. 🙂 inşaallah dediğine göre makbul olur herhalde anladığım. çünkü Allah rızası gözetiliyor. yinede detaylı bilgiyi sizden bekliyoruz. :)biraz ince bi soru 🙁

        Ustad Bediüzzaman ubudiyetin yani Allaha kulluğun nasıl olması gerekdiğini
        ve makbul olan şeklini biz cok guzel anlatıyor. Mesela resulu zişan a.s.v. efendimiz mirac gecesinde Rabbi Rahimim Ona Ne istersin diye sorduğunda O a.s.v. efendimiz kul olmayı tercih etmişdi. İşde ubudiyetin en mukemmel örneği bütün hazinelerin anahtarı önüne serilirken dahi Allahın rızasından şaşmamak..

        Benim sorum size biraz yanıltmaca gelebilir. Hususen bazı kardeşlerin össye hazırlanırken bazı duaları belirli bir kaideye göre okumaları duanın bir vazifesini yerine getirmek oluyor . Biliyorsunuz ki dua iki çeşittir biri fiili dua biride kavli dua össye çalışmak fiili dua öss den hayırlı bir netice talebi için sünnet olan ve makbul duaları belli bir kaideye veya duasında bulunmak kavli duadır..

        Neticeside sizin cevabınızdır..

        #702004
        Anonim
          zeyhak_;33366 wrote:
          şimdi iki hasta düşünelim aynı hastalık ve aynı seyirde ilerliyor ..

          **Yeni bulunan bir ilâcın başarılı olup olmadığı denenirken plâsebolardan faydalanılır. Hastaların bir kısmına tesir ettiği iddia edilen madde; diğer kısmına ise içinde bir şey olmayan, tadlandırılmış boyalı su veya haplar verilir. İşte bu sahte ilâcın adı plâsebodur. Plâsebo, diğer maddeyle aynı ambalaj ve görünüşle sunulur. Ve aradaki tedavi farkı değerlendirilerek yeni ilâcın tesirli olup olmadığı ispat edilir.**

          **İlâç sadece vesiledlr. Cenab-ı Hak şifâ murad etti mi, boyalı su bile faydalı olmakta, etmediğinde ise hasta için ne yapılsa fayda etmemektedir**

          sonuçta iki hastada tedavi olur yani digeri ilaç alıyorum inançıyla iyileşme sürecine girer .. sayı içinde böyle düşünmek gerekir.. duada asıl önemli olan yapılan duanın kabul olunacagı ümidiyle yapılması degilmi ?sayı kapıda ki anahtarın dişleri gibi …

          Sorum tam olarak belli bir kaideye uyulması ne kadar doğrudur şeklinde değildi karaelmasın Ustad Bediüzzamanın ubudiyetteki karşılık beklememenin kısmına dair kulun duası ubudiyettir velevki nasıl karşılık gözetmesine dair idi..

          #702086
          Anonim

            Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimi, diyanet noktasındadır.

            Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder; refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

            Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp “Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim” diye takvâya girer.

            Veyl o erkeğe ki, saliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer.

            Ne bedbahttır o kadın ki, müttakî kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.

            Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını ve sefahetini taklit ediyorlar, birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar.

            24. lem’a dan.

            #702087
            Anonim

              yanlışlıkla 2 defa yazmışım tamamen silemedim. yazdığın bişeyi tamamen silmenin yolu yok mu?

              #702223
              Anonim

                Maşaalah barekallah, başka biryerdede görmüştüm bu başlığı, istifade ettim sağolun

                #702229
                Anonim
                  XYZ.;33806 wrote:
                  Maşaalah barekallah, başka biryerdede görmüştüm bu başlığı, istifade ettim sağolun

                  Sizin de katkılarınızı bekliyoruz inşallah..

                  #702230
                  Anonim
                    XYZ.;33806 wrote:
                    Maşaalah barekallah, başka biryerdede görmüştüm bu başlığı, istifade ettim sağolun

                    Hosgeldiniz, hayirli olsun üyeliginiz…

                    #702231
                    Anonim

                      Abi hoş gelmişsiniz. Evet bu başşlık kısa kısa da olsa istifadeye medar bir başlıktır. Zira istifade edilmiş nasihat dendiğinde başkasına da fayda veriyor.

                      #702240
                      Anonim

                        Allah razı olsun, hoşbulduk , forumunuzu muhterem bir kardeşim tavsiye etti, inşaalah biraz alışırsan tarzına ve istimaline inşaallah istifade edebileceğim biraz zorlanıyorum şimdi ama , ülfet ederim nasılsa, son msjlar panosu yokmu benmi görmedim?

                        #702241
                        Anonim
                          karaelmas;33583 wrote:
                          Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani, birbirine münasip olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimi, diyanet noktasındadır.

                          Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder; refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

                          Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp “Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim” diye takvâya girer.

                          Veyl o erkeğe ki, saliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer.

                          Ne bedbahttır o kadın ki, müttakî kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.

                          Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını ve sefahetini taklit ediyorlar, birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar.

                          24. lem’a dan.

                          uzun zaman olmuştu Lem’a okumayalı, Allah razı olsun..

                          #702244
                          Anonim

                            son mesajlar panomuz vardır ancak şu sıralar teknik aksaklıklar olduğundan geçici bir süre görünmeyecektir..

                            #702245
                            Anonim
                              Tarihci;33836 wrote:
                              son mesajlar panomuz vardır ancak şu sıralar teknik aksaklıklar olduğundan geçici bir süre görünmeyecektir..

                              ben de bunu soracaktım az sonra,
                              olmaması trafiğe sebep oluyor hocam,
                              en acil tarafından lütfen.. 🙂
                              yeni mesajlardan takip ediyorum şimdilik..

                              #702247
                              Anonim
                                huve;33837 wrote:
                                ben de bunu soracaktım az sonra,
                                olmaması trafiğe sebep oluyor hocam,
                                en acil tarafından lütfen.. 🙂
                                yeni mesajlardan takip ediyorum şimdilik..

                                evet doğrudur..

                                tenkisyenlerimiz, mühendislerimiz, webmasterlerimiz bütün hızlarıyla çalışıyorlar 🙂 inşallah en kısa zamanda hizmete açacaklar..

                                #702255
                                Anonim

                                  Aziz, gayretli, ciddî, hakikatli, hâlis, dirayetli kardeşim,
                                  Bizim gibi hakikat ve âhiret kardeşlerin, ihtilâf-ı zaman ve mekân, sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mâni teşkil etmez. Biri şarkta, biri garpta, biri mazide, biri müstakbelde, biri dünyada, biri âhirette olsa da, beraber sayılabilirler ve sohbet edebilirler. Hususan birtek maksat için birtek vazifede bulunanlar, birbirinin aynı hükmündedirler.
                                  Mektubat | Yirmi Üçüncü Mektup | 269

                                15 yazı görüntüleniyor - 76 ile 90 arası (toplam 297)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.