• Bu konu 225 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 227)
  • Yazar
    Yazılar
  • #807434
    Anonim

      İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 1 ::.. (devamı)

      Ebû Hüreyre radiyallahu anh’den:

      Rasûlullah -sallallahu aleyhi vesellem -‘den isittim. Buyurdu ki:
      -Kiyamet gününde, halkdan ilk sorgulanacak üç kisiden biri, sehid olmus bir kimsedir ki, huzura getirilir. Cenab-i Hak ona ihsan ettikleri nimetleri sayar. O da mazhar oldugu nimetleri ikrar eder, Hak Teâlâ :
      -Bu nimetlere mukabil ne yaptin , der. O da :
      – Ya Rab senin ugrunda savasdim da sehid düstüm, deyince:
      -Hayir, yalan söylüyorsun. Sana cesûr desinler diye savasdin. Nitekim bu söz de söylenmistir, buyurur. Sonra verilen emir üzerine yüzü koyun sürüklene sürüklene cehenneme atilir.
      Ikincisi ilim ögrenip ögretmis, Kur’an okumus bir kimsedir ki, bu da celbolunup

      Cenab-i Hak ona lütuf ve ihsan buyurdugu nimetleri sayar. O da bu nimetleri ikrar ve itiraf eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes hazretleri :
      -Bu nimetlere karsilik ne yapdin? der. O da :
      -Ya Rab! Ilim ögrendim ve ögretdim,Kur’an okudum, cevabini verince; Cenab-i Hak ve Tekaddes hazretleri:
      -Hayir yalan söylüyorsun. Ilmi, sana âlim desinler deye ögrendin. Kur’an’i sana kârî desinler deye okudun. Nitekim bu söz de söylenmistir, buyurur. Verilen emir üzerine yüzü koyun sürüklenerek atese atilir.

      Üçüncüsü de Hak Teâlânin kendisine vüs’at verdigi ve türlü servetten ihsan buyurdugu kimsedir ki, huzura getirilir. Cenab-i Hak ona ihsan buyurdugu nimetleri sayar. O da onlari itiraf eder. Cenab-i Hak ve Tekaddes hazretleri :
      – Bunlara mukabil ne yaptin? der.
      -Ya Rab! Servetimi sirf senin ugrunda, sevdigin yollarda harcadim, deyince:
      -Hayir yalan söylüyorsun. Riyâkârsin,bunlari sana cömerd desinler deye yaptin; bu söz de söylenmistir, buyurur. Sonra emrolunup o da sürüklene sürüklene atese atilir. (Riyâzü’s-Sâlihîn. Hadisi Müslim rivayet etmistir.)

      devamı var

      #807435
      Anonim

        İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 1 ::.. (devamı)

        Ebu Hüreyre radiyallahu anh’den:

        Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
        -Aziz ve Celil olan Allah’in rizasini kazanmaya yarayan bir ilmi sirf dünyaligini elde etmek için tahsil eden kimse, kiyamet gününde cennetin kokusunu duymaz. (Riyâzü’s-Sâlihîn,
        hadisi Ebû Davud rivayet etmisdir.)

        Ebû Abdullah b. Câbir b.Abdullah el-Ensârî radiyallahu anh’den:
        Bir gazada Rasûlullah ile berâberdik.
        Buyurdular ki :
        -Hastaliklarindan dolayi Medine’de kalan öyle adamlar vardir ki, her yürüyüsünüzde ve herhangi bir vâdiyi geçtiginizde (niyetleri sâyesinde) sizinle beraberdir. Bir rivayetde “onlar ecirde sizinle müsterekdirler.”

        Buhârî’nin rivayetine göre, Enes radiyallahu anh söyle demistir:
        Peygamberle Tebük Gazvesi’ nden dönüyorduk. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurdu:
        -Bir cemaat bizim arkamizda Medine’de kaldilar. Her hangi bir kisiga girer veya bir vâdiyi geçersek onlar bizimle beraberdirler. Onlari mâzeretleri alikoymustur. (Riyâzü’s-Sâlihîn, Buhârî ve Müslim’den)
        devamı var

        #807436
        Anonim

          İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 1 ::.. (devamı)

          Imam Ebu’l-Kâsim el-Kuseyrî – kuddise sirruh- rivayet eder:

          Horasan Sultan ve kahramanlarindan Saffar ismiyle bilinen Amr bin el-Leys öldükten sonra rüyada görünüp kendisine sorulur:
          – Allah sana ne yapdi?

          Cevap verir:
          – Allah beni afvetti.
          – Allah seni ne ile afvetti! Ne is yaptin ki hayatta Allah seni afvetti?
          – Günlerden bir gün yüksek bir tepeye çikdim. Orada askerlerimin çoklugundan gurur duydum ve Rasûlullah’in zamaninda vâkî olan savaslara katilsaydim deye duygulandim. Bunun için Allah günahlarimi bagislayarak beni mükâfatlandirdi.

          Ömer bin el-Hattab radiyallahu anh’den:

          Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur :
          “Ameller ancak niyetlere göre degerlenir. Herkesin ancak niyetine göre amelinin karsiligi verilir. ” (Buhârî ve Müslim)
          Zamanimizdaki insanlarin her hangi bir hadise vukuunda niyetlerinin muhtelif oldugunu müsahede etmekteyiz.

          Mesela bir yangin vukuunda, civarda bulunan herkes heyecanla kosarlar. Kimisi kosar, niyetinde samimidir, ihlâslidir. Allah rizasi için kurtarilacak bir kimse veya esya varsa, kurtarmak için, kendini atese atmayi göze alir.
          devamı var

          #807437
          Anonim

            İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 1 ::.. (devamı)

            Kimisi kosar merhametlidir, üzülür, faideli olmak ister, beceriksizdir, elinden bir sey gelmez.

            Kimisi olanlari seyretmek için kosar, seyir etmekten adeta zevk alir, üzülmez, hissizdir.

            Kimisi, kosar, olanlarin sebebini dahi bilmez, herkes kosusdugu için o da kosar.

            Kimisi kosar, kötü niyet sahibidir. Bu hengamede acaba bir sey çalabilir miyim,deye.
            Trafik kazalarinda, zelzele ve emsali felâketlerde vaziyet aynidir. Zahiren yani dis görünüse göre, kosusmalar heyecanlar aynidir. Fakat niyetler ayridir.
            Hüsnü niyetle yardima kosan, istedigi yardimi yapamasa bile gene temiz niyetinin mükâfatini görür.

            Bakiniz o büyük sultan ve kumandan Amr ibni el-Leys zâhiren Fahr-i Kâinat Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin gazasinda bulunamadigi ve hiçbir yardimi, hizmeti dokunamadigi halde, o, saf, temiz, pürüzsüz niyetiyle Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin rizasini kazaniyor ve mükâfatlandirili yor.
            Iman ve niyet temizligi ile manevi dereceler alinir. Her sey Cenab-i Hakkin yardimi ile fethedilir. Iman, samimiyet ve niyet temizligi gene onun en büyük atiyyesidir. O bahsettiginin muhafizi ve yardimcisidir.

            Muhterem Üstaz Mahmud Sâmî kuddise sirruh hazretleri asagidaki menkibeyi sik sik tekrar ederlerdi.
            Bir gencin içinde Yusuf Hemedânî hazretlerini ziyaret etmek, onun manevi halinden istifade etmek, hem de duâsini almak arzusu vardir

            devamı var

            #807438
            Anonim

              İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET
              ..:: 2 ::..
              Nihayet kararini vermis ve bu istegini komsusu terziye açmisti. O da ” Ben de gelmek isterim, sebebi ise kalbimde o zâta karsi bir tereddüt var. Bu zât hakikaten Allah’in dostu mu, degil mi?” aslini ögrenmek isterim, dedi.
              O gâyenin tahakkuku için yola çikmislar ve bu esnada âlim bir kimse ile karsilasmislardi. Âlim sordu:
              -Nereye gidiyorsunuz?

              Onlar cevaben:
              – Yusuf Hemedânî isminde bir sahis varmis, onu ziyarete gidiyoruz, dediler.
              Zâhiri âlim dedi ki:
              – Ben de uzun zamandan beri, su adamla karsilasip soracagim suallerle, onu mahcûb etmek isterdim, dedi.

              Üçü yola çikdilar, zâhiri halleri ayni, yani ziyaret… Fakat niyetleri degisik.
              Genç, temiz saf bir niyetle ziyâret etmek arzusunda.
              Terzi sübhesini gidermek niyyetiyle ziyaret etmek arzusunda.
              Zâhiri âlim, hasedi sebebiyle, mahcup etmek niyyetiyle ziyaret arsuzunda idi.
              Nihayet Allah dostunun bulundugu yere gelmisler, ziyaretçi odasina kabul olunmuslar ve oda kapisi da kapatilmis.

              O gâyenin tahakkuku için yola çikmislar ve bu esnada âlim bir kimse ile karsilasmislardi. Âlim sordu:
              -Nereye gidiyorsunuz?

              Onlar cevaben:
              – Yusuf Hemedânî isminde bir sahis varmis, onu ziyarete gidiyoruz, dediler.
              Zâhiri âlim dedi ki:
              – Ben de uzun zamandan beri, su adamla karsilasip soracagim suallerle, onu mahcûb etmek isterdim, dedi.
              Üçü yola çikdilar, zâhiri halleri ayni, yani ziyaret… Fakat niyetleri degisik.
              devamı var

              #807439
              Anonim

                İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                Genç, temiz saf bir niyetle ziyâret etmek arzusunda.
                Terzi sübhesini gidermek niyyetiyle ziyaret etmek arzusunda.
                Zâhiri âlim, hasedi sebebiyle, mahcup etmek niyyetiyle ziyaret arsuzunda idi.

                Nihayet Allah dostunun bulundugu yere gelmisler, ziyaretçi odasina kabul olunmuslar ve oda kapisi da kapatilmis.

                Bir müddet oturmuslar, merak ve heyecanlari artmis. Odanin ortasinda büyükçe bir post varmis. Kapi kapali oldugu halde,Yusuf Hemedânî hazretleri postun üzerinde zuhur edivermis. Bir müddet sükût etdikten sonra evvelâ gence dönmüs ve söyle hitab etmis:

                – Evlâdim elhamdülillah senin hem dünyan hem de âhiretin mamur görünüyor, deyerek bu gence büyük teveccüh ve iltifat göstermis. Bu temiz ruhlu genç istikbalin meshur Abdülkadir Geylânî’si olacakdir.

                Ikinci defa kalbinde tereddüd bulunan terziye dönerek buyurdular ki:
                -Senin imtihan gâyesi ile geldigini biliyorum.Sen dünyada çok sikintilara maruz kalacaksin. Fakat son demde imânini kurtaracaksin.

                Üçüncü def’a da hüsn ü niyet sahibi olmayan mütekebbir âlime dönerek:
                -Sen hem dünyada perisan olacaksin, hem de imanini muhafaza edemeyib, imansiz olarak öleceksin, buyurmuslardir.

                devamı var

                #807441
                Anonim

                  İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                  Enes b.Malik radiyallahu anh’den:

                  Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

                  -Simdi size cennetliklerden bir adam çikagelecektir.

                  Bir de bakdik ki, Ensar’dan, abdest suyu sakalindan damlayan ve ayakkabilarini sol eline asmis bir adam çika geldi. Ertesi günü olunca Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yine evvelki gibi söyledi. Bu adam gene birincide oldugu gibi çikageldi.

                  Üçüncü günü Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ayni sözü tekrar etdi. YIne ayni adam ilk hali gibi çika geldi. Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kalkinca Abdullah bin Amr o adami takib etdi ve dedi ki :

                  -Ben babamla münakasa etdim. Üçgün onun yanina girmeyecegime yemin etdim. Eger sen beni bu zaman zarfinda yanina alikoymagi muvâfik görürsen öyle yap. Adam :
                  – Olur, dedi,
                  devamı var

                  #807442
                  Anonim

                    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                    Enes radiyallahu anh dedi ki : Abdullah sözüne devamla söyle anlatiyor :
                    – Üç geceyi onunla bir arada geçirdik. Fakat gece kalkdigini görmedim. Ancak sabah namazina kadar uyandikça Allah Teâlâ’yi zikretdi ve tekbir getirdi. Abdullah dedi ki:

                    -Onun hayirdan baska bir sey söyledigini isitmedim. Üç gün geçince sanki onun amelini küçük görür gibi dedim ki:

                    -Ey Allah’in kulu, babam ile benim aramda bir ayrilik ve ihtilâf vâki’ degildir. Fakat Rasûlü Ekrem’in senin için üç kere (Simdi size cennetliklerden bir adam çikagelecekdir) dedigini isittim.. Üç defasinda da sen çikageldin. Amelini anlamak için senin yaninda kalmak istedim. Böylece sana uymak istedim. Fakat büyük bir amel isledigini görmedim. Seni Rasûlü Ekrem Efendimizin söyledigi mertebeye ulasdiran nedir? dedim.

                    Dedi ki: -Su gördügünden baskasi degildir.

                    Ben dönünce bana seslendi ve dedi ki:

                    – O senin gördügün seyden baskasi degildir. Ancak ben müslümanlardan hiç bir kimseye kalbimde bir hile ve kin tutmam ve Allah’in verdigi her hangi bir hayirdan dolayi hiç bir kimseye asla hased etmem. Bunun üzerine Abdullah :
                    – Iste seni bu dereceye ulasdiran budur, dedi.
                    devamı var

                    #807443
                    Anonim

                      İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                      Rasûlü Ekrem sallalahu aleyhi ve sellem buyurdular:

                      – Üç sey vardir ki, bunlardan kimse kurtulamaz. ( Diger rivayetde ” az kimseler kurtulur” seklindedir) Bunlar kötü zan, ugursuzluk saymak ve hased. Yani çekememezlikdir. Simdi bunlardan kurtulus çarelerini size ögreteyim: Kötü zanna kapildigin zaman, üzerinde durub da iç yüzünü arasdirma. Ugursuz deye bildigin bir sey ile karsilasdigin zaman aldiris etmeden isine devam et. Hased ettigin kimseye karsi haddi asma.” ( Ihyâ ü Ulûmiddin Tercümesi, c 3 sh 421)

                      Rasûlü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular :
                      -Amellerin sihhati ancak niyetlere göredir. Herkese ancak niyyet etdiginin karsiligi vardir. Artik kimin hicreti Allah ve Rasûlüne müteveccih ise, hicreti de Allah ve

                      Rasûlünedir. Kimin hicreti de kavusacagi dünya (mali) yahud nikâhlayacagi kadin için (yapilmis) ise, hicreti de (Allah ve Rasûlünün rizasi için degil ) göç etdigi seyedir. (Tergib ve’t-Terhib, c.2 sh. 297)
                      Islerinizi ihlâs ile yapiniz. Zira Allah ancak kendisi için hâlisâne olarak yapilani kabul eder.. (Feyz ü’l-Kadir)

                      devamı var

                      #807444
                      Anonim

                        İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                        Ibn-i Abbas radiyallahu anh’in söyle dedigi rivâyet edilmisdir:

                        – Bir adam gelip “Ey Allah’in Rasûlü, ben hem Allah rizasini hem de derecemi (n halk tarafindan bilinmesini) dileyerek (bir is yapmaga) durdugum oluyor” dedi. Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem : Bir cevab vermedi. Nihayet su meâlde âyet-i kerime indirildi:

                        “Artik kim Rabbine kavusmayi ümid (ve arzu) ediyorsa güzel bir amel islesin ve Rabbina ibâdete (hiç bir kimseyi ve hiç bir seyi ) ortak tutmasin.” (Kehf:110) (Tergib ve Terhib)

                        Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular :
                        – (Müslümanlar hakkinda) iyi zan beslemek, kulluk (vazifelerinin) güzel olmasindandir. ” (Feyzü’l-Kadir)
                        – Sizden hiç biriniz, Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri hakkinda güzel zanda bulunmadikça ölmesin. ” ( Feyzü’l-Kadir)

                        devamı var

                        #807445
                        Anonim

                          İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                          Sa’d Ibn-i Ebî Vakkas radiyallahu anh demisdir ki:
                          Vedâ Hacci yili Mekke’de siddetli hastaligimda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zaman zaman beni ziyaret ederdi. Bir ziyaretinde ben :

                          -Ya Rasûlallah bendeki hastalik görüyorsunuz ki su müzmin hadde varmisdir. Ben servet sahibiyim. Kizimdan baska vârisim yokdur. Malimin üçde ikisini tasadduk edeyim mi? diye sordum. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem :
                          – Hayir tasadduk etme, buyurdu. Ben:
                          – Yarisini tasadduk edeyim mi? dedim.

                          Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
                          – Hayir tasadduk etme, diye cevap verdi. Ve sonra Rasûlullah sözüne devam ederek söyle buyurdu:
                          -Sülüsünü (üçde birini) tasadduk et. Malinin üçde biri de büyükdür yahud çokdur. Yani hayli yekûn tutar. Ey Sa’d! Senin varislerini zengin birakman, muhtaç ve halka ellerini açar halde birakmandan çok hayirlidir.

                          “Ey Sa’d! Allah rizasi için infak etdigin her nafakadan süphesiz me’cur olursun! Hatta yemek yerken hayat yoldasinin agzina verdigin lokmadan bile me’cur olursun!”
                          Âile hayatinda pek ziyade lütufkâr ve son derece sefkatli olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bu vecizelerinde âile seadetinin her safhasini bütün esbab ve neticeleriyle ümmetine göstermis bulunuyorlar.
                          devamı var

                          #807446
                          Anonim

                            İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET ..:: 2 ::.. (devamı)

                            Bu hadis-i serife nazaran kisi ,infaki üzerine vacip olan âile efradini infak ederken rizâ-i ilâhîyi kasdederse hem vacibi edâ, hem de infak ve tasadduk sevabina nail olmus olur.
                            Bu hadisin mantukuna (mânâ ve mefhumuna) göre âile infakindan dolayi musâb (musibete ugramis) olmak ancak kurbet (Allah’a yakinlik) kasdiyla hâsil olur.
                            Binaenaleyh Cenab-i Allah’in rizasi kasd edilmez ise vâcib sakit olursa da me’cur olamaz.

                            “Ameller niyetlere göredir.” ( Buhârî)
                            Çünkü niyet kalbin amelidir. Kalb ise mârifetin yani Allah Teâlâyi tanimanin kaynagidir. Allah Teâlâyi tanimanin kaynaginin ameli, yani kalbin ameli ise, digerlerinden daha hayirli ve daha üstündür.

                            Kur’an-i Azimüssan’da söyle buyuruluyor:
                            “Insanlar, ihlâsli ibadetten baskasiyla emrolunmadi.” (Beyyine Sûresi:5)

                            “Hâlis din Allah için olandir.” ( Zümer Sûresi:3)
                            Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
                            “Allah Teâlâ buyurur ki, ihlâs benim sirlarimdan bir sirdir. Onu sevdigim kulun kalbine yerlesdiririm.”
                            Muaz bin Cebel radiyallahu anh buyurur:
                            “Ihlâs ile amel et, az da olsa yetisir.”
                            devamı var

                            #807461
                            Anonim

                              İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3

                              Benî Isrâil’de bir âbid vardi, ona filân yerde agaçdan yapilmis bir put vardir. Bir kisim insanlar ona Allah deye taparlar, dediler. Kizdi ve kalkdi. Baltayi omuzuna alip o putu kirmaga gitdi. Seytan bir ihtiyar sekline girip onun karsisina çikdi ve: Nereye gidiyorsun? dedi. O putu kirip, insanlari Allah Teâlâ’ya tapdirmaya gidiyorum, dedi.

                              Seytan :
                              “Git ibâdetinle mesgul ol, bu senin için daha iyidir,” dedi. “Hayir putu kirmak daha mühimdir,” diye cevap verdi. Seytan, “Seni birakmam” deyip kavgaya tutusdular. O âbid seytani yere vurdu ve gögsünün üzerine oturdu. Seytan, “Müsaade et bir söz söyleyeyim” dedi. Müsaade etdi. Dedi ki: Ey âbid Allah’in peygamberi vardir. O putu

                              kirmayi dilerse, onlara emir verirdi. Sen bununla emir olunmadin, bunu yapma. “Hayir muhakkak yapacagim” dedi. “Birakmam” dedi. Gene kavgaya basladilar. Abid yine seytani yere vurdu. ” Müsaade et bir sey daha söyleyeyim,” dedi. “Peki söyle,” dedi. “Sen fakir bir âbidsin. Senin yükünü insanlar çekiyorlar.

                              Senin is yapabilecek bir seyin olmasi, o putu kirmakdan daha iyidir. Çünkü onu kirarsan insanlar bir baskasini yaparlar, onlara bir zarar vermis olmazsin. Bundan vazgeç, her gün yastiginin altina iki altin koyayim.” Âbid , “Dogru söyledin”, dedi. Biri ile sadaka verib, digeri ile de islerimi görmem bu putu kirmakdan daha iyidir. Ben bununla emrolunmadim. Ben ne peygamberim, ne de bunu kirmakla vazifeliyim, dedi
                              devamı var

                              #807462
                              Anonim

                                İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3

                                Böylece geri döndü. Ertesi gün yasdiginin altinda iki altin gördü. Altinlari aldi. Ertesi günü gene gördü ve aldi. Kendi kendine ” Iyi ki o putu kirmadim,” dedi.

                                Üçüncü gün yasdigin altinda hiç bir sey göremedi. Kizdi ve baltayi aldi. Seytan karsisina çikdi ve “Nereye gidiyorsun?” dedi. “O putu kirmaya gidiyorum” dedi. “Yalan söylüyorsun, yemin ederim ki onu kiramazsin,” deyip kavgaya tutusdular. Seytan âbidi yere vurdu. Seytanin elinde serçe gibi titriyordu. “Geri dön yoksa basini koyun gibi keserim,” dedi. “Peki döneyim, fakat o zaman iki defa ben

                                seni yendim ve simdi sen beni yendin. Sebebi nedir?” dedi.
                                Seytan: O zaman Allah için kizmisdin, beni sana yendirmisdi. Allah için is yapana bizim gücümüz yetmez. Simdi ise kendin için ve dünya için kizdin,kendi arzularina uyan bizi yenemez, dedi. (Kimya-yi Seâdet, Niyet-ihlâs bahsi)

                                Sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
                                -Kiyamet günü olunca bir kul getirilir. Beraberinde de daglar büyüklügünde iyi amelleri vardir. Bu sirada bir nâdi, nidâ ederek der ki:

                                – Filân kisi üzerinde kimin hakki varsa hemen gelsin, alsin! Bu nidâ üzerine oraya bir çok kisi gelir ve daglar büyüklügünde güzel amelleri bulunan o kisiden haklarini alirlar. Öyle ki, öteki beriki ala ala, onun daglar büyüklügündeki o güzel amelleri tamamen tükenir. Kisi ortada sasirip kalir. Fakat bu sirada Rabbi ona hitaben der ki:

                                – Ey kulum, benim katimda senin öyle bir hazinen var ki ben onu ne meleklerime ne de mahlûkatimdan herhangi birine bildirmedim. Onu yalniz ve sadece ben biliyorum. Bunun üzerine kul sorar:
                                -Ya Rabbi nedir o hazine?

                                Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur:
                                -Senin hayirli niyetlerindir. Ben onlari yetmis kati ile senin lehine yazmisdim.

                                Anlatilir ki; vaktiyle eski kavimlerden biri bir ara siddetli kitliga maruz kalmislar. Iste bu kitlik zamaninda, birgün âbidlerden biri, bir kum tepesinin yanindan geçerken, ruhunun derinliklerinden gelen hâlis bir niyetle kendi kendine söyle dedi:

                                – Ah simdi su kum tepesi tamamen un olsaydi da onunla aç halki doyursaydim..
                                Âbidin bu hâlisane temennisi üzerine , Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri zamanin peygamberine vahyen söyle buyurdu:

                                – Filân âbide haber ver ki, niyeti kabul edilmis ve sanki o kum tepesi un olmus da o da bununla halki doyurmuscasina kendisine sevab yazilmisdir.

                                Hazret-i Âise radiyallahu anha’dan:
                                Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:
                                “Bir kimse, insanlarin darilmasina ragmen Allah’in rizâsina sarilirsa,kendisinden

                                Allah razi oldugu gibi, kullari da razi eder. Buna karsilik, eger bir kimse Allah’in rizasini çigneme bahasina kullari razi etmege kalkisirsa kendisine Allah gazablandigi gibi kullari da aleyhine döndürür. Böylece hem Allah’i gazaplandirmis hem de kullari memnun edememis olur.”

                                #807463
                                Anonim

                                  İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı)

                                  Ebu Mes’ud Ensarî radiyallahu anh anlatir:

                                  Bir defasinda Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize bir adam çika geldi. Cihâda katilmak istedigini, fakat binecek bir seyinin bulunmadigini ifade ederek söyle dedi:
                                  – Ya Rasûlallah, bana bir binek…

                                  Rasûlü Ekrem Efendimiz söyle buyurdu:
                                  -Filân kisiye git. O,sana bir binek verecekdir.
                                  Adam söylenen sahsa gitti. O sahis, savasa giderken binmesi için kendisine bir deve verdi. Deveyi alinca geri geldi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e anlatdi.

                                  Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz söyle buyurdular:
                                  -Kim hayirli bir ise öncülük ederse, kendisine aynen o hayirli isi isleyene verilen sevab kadar sevab verilir.

                                  Mesela bir kimse dese ki :
                                  -Eger Kur’an’in tamamini bilseydim, hem onu devamli okur, hem de bütün ahkâmi ile amel ederdim.

                                  Böyle deyen kisi, eger Kur’an-i Kerim’den az bir sey de bilmis olsa onu okuyor ve ahkâmi ile amel ediyorsa Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri ona sanki Kur’an’in tamamini okumus ve tamami ile amel etmiscesine sevab verir. Zirâ Allah Teâlâ bilir ki eger o, Kur’an’in tamamini bilmis olsaydi, onu da okuyacak ve onunla amel edecekti.

                                  Eger bir kisi böyle dedigi halde Kur’an’dan bildigi az bir seyi dahi okumuyor ve onunla amel etmiyorsa böyle bir kisinin niyeti karsiliginda kendisine ecir yokdur. Çünkü onun niyetinin halis olmadigi asikârdir. Çünkü azi okumayan ve az ile amel etmeyen, çogu da okumaz ve çokla da amel etmez.

                                  Abdülkadir Geylânî hazretleri, ihlâsli mü’minleri söyle senâ ediyor:
                                  Mü’minin bütün fiil ve tasarruflarinda sâlih ve hâlis bir niyeti vardir. Dünyada dünya için is yapmaz. Bil’akis, dünyada âhiret için bina yapar. Câmiler, mescidler,

                                  köprüler,mektebler, kervansaraylar (misafirhaneler) yapar, yaptirir, bunlari tamir eder, etdirir. Müslümanlarin yollarini yapdirir, güzellesdirir. Bunun disinda aile efradinin geçimini saglar. Dullara, yetimlere, fakirlere, yoksullara ve muhtac durumda olanlarin kâffesine bakar. Onlarin ihtiyaçlarini giderir. Bütün bunlari, sirf

                                  Allah için ve âhiretde kendisine bunlarin bedelinde bir seyler yapilmasi için yapar, kendi nefsânî, hevâî arzulari için yapmaz. (Fethür Rabbanî, onaltinci meclis)

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 227)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.