• Bu konu 1,965 yanıt içerir, 155 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 121 ile 135 arası (toplam 1,967)
  • Yazar
    Yazılar
  • #718085
    Anonim

      İnsanda bir organ vardır.Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin!O, Kalptir.
      (buhârî)

      #718092
      Anonim

        KOLAYLAŞTIRINIZ, GÜÇLEŞTİRMEYİNİZ, MÜJDELEYİNİZ, NEFRET ETTİRMEYİNİZ.
        BUHARİ,İLM,12;MÜSLİM,CİHAD,6.

        #718227
        Anonim

          ”inneme’s-sabru inde’s-sadmeti’l-üla”

          gerçek sabır ilk toslama anında olandır.

          (buhari,müslim)

          #718493
          Anonim

            Abdullah b. Amir anlatiyor. “Rasulullah (s.a.v) bir gun evimizde duruyorken annem beni cagirip “Gel sana bir seyler vereyim.”dedi.

            Rasulullah (a.s): “Ona neyi vermek istedin?”sordu.”ona hurma vermek istedim” cevabini alinca

            Rasulullah (a.s): “Eger sen ona bir sey vermezsen bu sana bir yalanin yazilmasina sebep olur.” Buyurdu.
            (Ebu Davud, Edep 88)

            #718948
            Anonim

              Mü’min ,diger mü’min için birbirine perçinleyen duvar gibidir….

              #718996
              Anonim

                NEREDE OLURSAN OL,ALLAH(C.C.)’ A KARŞI GELMEKTEN SAKIN; YAPTIĞIN KÖTÜLÜĞÜN ARKASINDAN BİR İYİLİK YAP Kİ BU ONU YOK ETSİN.İNSANLARA KARŞI GÜZEL AHLÂKIN GEREĞİNE GÖRE DAVRAN.

                Tirmizi,Birr,55

                #684994
                Anonim

                  “Tesvîf (daha vakti var, ilerde yaparım demek) şeytanın müminlerin kalplerine bıraktığı bir şuadır. (vesvesedir.)”

                  (Ramuzu’l-Ehadîs)



                  Şeytan, ibadetlerde, salih amellerde, insanın karşısına şu silahla çıkar:

                  “Daha vakti var, henüz erken, daha sonra yaparsın. Hele gençliğini yaşa, yaşlanınca ibadet edersin” gibi vesveselerle, pek çok insanı, zamanında dini sorumluluklarını yerine getirmekten alıkoyar.

                  Bu ertelemelerin bedelini, sonunda mümin ağır öder. Veya hiç ödeyemeden büyük bir günah yükünü, omuzuna almış olarak ahirete göçer.


                  Konuyla ilgili güzel bir söz:

                  Gençliğine güvenip erken erken derken, belki veda bile edemezsin giderken …

                  #685017
                  Anonim

                    “İnsanın vücudunda bir et parçası vardır. Eğer o ıslah olursa, bütün vücut ıslah olur. Eğer o fesada uğrarsa, bütün vücut fesada uğrar. Dikkat edin o da kalptir.” (Müslim)”

                    “Hz.Muhammed(S.A.V.)”

                    #685025
                    Anonim

                      Hz. Cabir’den (Radiyallahu Anh):

                      “Resûlüllah’a (Aleyhisselatü Vesselam):

                      – Cennettekiler uyurlar mı? diye sorulmuştu.

                      Cevaben buyurdu ki:
                      – Uyku, ölümün kardeşidir. Cennettekiler uyumazlar.

                      (Taberani/Mecmaul-Bahreyn 4875)



                      Dünyada uyku bir ihtiyaçtan ileri gelmektedir. Vücudun yorgunluğunu atmak, bitkinliğini gidermek için, Allah’ın yarattığı bir istirahat vasıtasıdır.
                      Cennette ise, yorgunluk, bitkinlik, dinlenme ihtiyacı yoktur. Bu sebeple uykuya da gerek kalmamıştır.

                      #685049
                      Anonim

                        Allah, geceleyin Kur’an okuyan bir kula kulak verdiği kadar, hiçbir şeye kulak verip dinlemez. Allah’ın rahmeti, namazda olduğu müddetce kulun başı üstüne saçılır.
                        Tirmizi

                        #685057
                        Anonim

                          BEŞ ŞEYDEN ÖNCE BEŞ ŞEYİ GANİMET BİLİNİZ;
                          1.ihtiyarlık gelmeden gençliği
                          2.hastalık gelmeden saglıgı
                          3.fakirlik gelmeden zenginliği
                          4.meşguliyet gelmeden zamanı
                          5.ölüm gelmeden ömrü…
                          HZ.MUHAMMED(S.A.V)

                          #685070
                          Anonim

                            Hz. Âişe’den (Radiyallahü Anh):

                            – Felâkete uğramış bir kadın, kadınların bulunduğu bir topluluğun yanından geçti de, o topluluk bu kadını alaya alıp gülüştüler.
                            Bu hareketlerinden dolayı o kadınlardan bir kısmının, aynı felakete uğradığı görüldü.

                            (Edebü’l-Müfred)


                            Bir insanın başına gelen felakete sevinmek, onu kınayıp kötülemek, peygamberimiz tarafından menedilmiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

                            – Kim bir din kardeşini (gizli işlediği veya tevbe etmiş olduğu) bir günah sebebi ile suçlarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.

                            (Tirmizî)

                            #685082
                            Anonim

                              Resûl-i Ekrem Aleyhisselatü Vesselam, Ensâr’ın bulunduğu bir toplantıya gitti ve:

                              – Sizler mü’minler misiniz? diye sordu. Bu soru üzerine herkes sustu.

                              Hz. Ömer:
                              – Evet, mü’minleriz ya Resûlâllah, dedi.

                              Peygamberimiz:
                              – İmanınızın belirtisi, (alâmeti) nedir öyle ise? diye tekrar sordu.

                              Ashâb:
                              – Genişlikte şükrederiz. Darlıkta sabrederiz. Allah’tan gelen hüküm ve takdire de boyun eğeriz, cevabını verdiler.

                              Bunun üzerine Peygamberimiz:
                              – Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki, siz gerçekten mü’minsiniz, buyurdu.

                              (Taberanî)

                              #685084
                              Anonim

                                Museyyeb b. Hazn (r.a.) şöyle anlattı: Ebu Talib’e ölüm yaklaşınca Allah Resulü (a.s.) ona geldi ve onun yanında Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebu Umeyye b. Muğire’yi buldu.

                                Allah Resulü (a.s.): ”Ey Amca! Allah’tan başka ilah yok kelimesini söyle ki bununla Allah yannda senin lehine şahitlik edeyim” dedi. Bunun üzerine Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebu Umeyye: ”Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib’in dinini terk mi ediyorsun?” dediler. Allah Resulü (a.s.) o sözü amcasına arzetmekte devam etti. Ötekiler de (durmadan) kendi sözlerini ona tekrar ediyorlardı.

                                Nihayet Ebu Talib bunlara söylediği son söz olarak: ”O, (kendini kastediyor), Abdulmuttalib dini üzeredir” dedi ve la ilahe illallah demekten çekindi. Allah Resulü (a.s.): ”iyi bil, Allah’a yemin ediyorum ki nehyedilmediğim müddetçe muhakkak senin için Allah’tan bağışlanma dileyeceğim” dedi. Bunun üzerine şanı Yüce Allah: (Kâfir olarak ölüp Cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar) Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yaraşır ne de inananlara ayetini indirdi. Yüce Allah Ebu Talib hakkında da (şu ayeti) indirdi ve Resulüne şöyle buyurdu: (Resulüm!) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi o bilir

                                Buhari Hadis No1272-Menakip Hadis no3595-Kuran Tefsiri Hadis no4307,4399-Yemin ve Adaklar Hadis no6187
                                Müslim no35
                                Nesai no2008
                                Ahmet b.Hanbel Cüz5 sayfa433
                                Tevbe Suresi Ayet 113
                                Kasa Suresi Ayet 56

                                #685136
                                Anonim

                                  Ebû Hüreyre’den (Radiyallahu Anh):

                                  “Resûl-i Ekrem Efendimiz (Aleyhisselatü Vesselam), şu 4 şeyden Allah’a sığınırdı:

                                  1) Cehd-i belâ
                                  2) Derk-i şeka
                                  3) Sû-i kaza
                                  4) Şematet-i a’da.”

                                  (Buharî)



                                  Büyük din bilginlerinden Suyutî, bu maddeleri şöyle izah eder:

                                  Cehd-i belâ: İnsanı “Ölüm bundan daha iyidir” şeklinde düşündüren büyük bir acıdır. Evlât ve aile bireylerinin çok olup, onları geçindirecek mal ve maddî imkânın kıt olması hali olarak da izah edilmiştir.

                                  Derk-i şeka: Kötü bir sonla karşılaşmak, Allah korusun imansız gitmek mânâsınadır.

                                  Sû-i kaza: İnsana acı ve üzüntü veren her çeşit kazadır. Deprem, yangın, sel, trafik felâketi gibi…

                                  Şematet-i a’da: Müslümanın mağlûb duruma düşüp de, düşmanlarının galip gelmeleri, bundan sevinç ve ferah duymalarıdır. Bu halden de Allah’a sığınmak gerekir.

                                15 yazı görüntüleniyor - 121 ile 135 arası (toplam 1,967)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.