- Bu konu 156 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
25 Nisan 2011: 21:45 #789683
Anonim
25 Nisan 2011: 21:45 #789684Anonim

Şöyle bir mânâ kalbe geldi ki:
Bu çiçek kimin turrası ise, kimin sikkesi ise ve kimin mührü ise ve kimin nakşı ise,
elbette bütün zemin yüzündeki o nevi çiçekler onun mühürleridir, sikkeleridir.25 Nisan 2011: 21:46 #789685Anonim

Şu mühür tahayyülünden sonra, şöyle bir tasavvur geldi ki:
Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektub, o mühür, o mektubun sahibini gösterir;
öyle de, şu çiçek, bir mühr-ü Rahmânîdir.25 Nisan 2011: 21:48 #789686Anonim
Şu enva-ı nakışlarla ve mânidar nebâtât satırlarıyla yazılan şu tepecik dahi bu çiçek Sâniinin mektubudur.
Hem, şu tepecik dahi bir mühürdür. Şu sahrâ ve ova bir mektub-u Rahmânî hey’âtını aldı.
İşbu tasavvurdan şöyle bir hakikat zihne geldi ki:
Herbir şey, bir mühr-ü Rabbânî hükmünde, bütün eşyayı kendi Hâlıkına isnad eder,
kendi kâtibinin mektubu olduğunu ispat eder.25 Nisan 2011: 21:49 #789687Anonim

İşte, herbir şey öyle bir pencere-i tevhiddir ki, bütün eşyayı bir Vâhid-i Ehade mal eder.
25 Nisan 2011: 21:51 #789688Anonim

Demek herbir şeyde, hususan zîhayatlarda öyle hârika bir nakış, öyle mu’cizekâr bir san’at var ki;
onu öyle yapan ve öyle mânidar nakşeden, bütün eşyayı yapabilir ve bütün eşyayı yapan, elbette o olacaktır.
Demek, bütün eşyayı yapamayan, birtek şeyi icâd edemez.25 Nisan 2011: 21:53 #789689Anonim
İşte ey gâfil! Şu kâinatın yüzüne bak ki;birbiri içinde hadsiz mektubât-ı Samedâniye hükmünde olan sahaif-i mevcudât ve herbir mektub üstünde hadsiz sikke-i tevhid mühürleriyle temhîr edilmiş bütün bu mühürlerin şehâdetlerini kim tekzib edebilir? Hangi kuvvet onları susturabilir?
Kalb kulağı ile hangisini dinlesen,
“Eşhedüenlailaheillallah” dediğini işitirsin.Sözler | Otuz Üçüncü Söz26 Nisan 2011: 20:23 #789802Anonim
[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/04/kuzular.jpg?w=429&h=365[/IMG]
Deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanâttan ve yavrulardan sor:
“Ne diyorsunuz?” de; Elbette,
“Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm” diyecekler.
Sözler
26 Nisan 2011: 20:30 #789803Anonim
Şimdi bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara…
Yerden, dağlardan kaynamaları TESADÜFÎ değildir. Çünki onlara terettüb eden âsâr-ı rahmet olan faidelerin ve semerelerin şehadetiyle ve dağlarda bir mizan-ı hacetle iddiharlarının ifadesiyle ve bir mizan-ı hikmetle gönderilmelerinin delâletiyle gösteriliyor ki;
bir Rabb-ı Hakîm’in teshiriyle ve iddiharıyladır.
Ve kaynamaları ise, O’nun emrine HEYECANLA imtisal etmeleridir.
33. Söz; 20. Pencere
29 Nisan 2011: 21:38 #790106Anonim
[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/04/mc3bckemmel.jpg?w=536&h=363[/IMG]
“Bütün mevcûdâtta sebeb-i medh ü senâ (övgüye vesîle) olan kemâlât (mükemmellikler) O’nundur.Öyle ise hamd (övgü) dahi O’na âittir.
Ezelden ebede kadar her kimden, her kime karşı gelen ve gelecek medh ü senâ O’na âittir.
Çünki sebeb-i medih olan ni‘met ve ihsan ve kemâl ve cemâl (güzellik) ve medâr-ı hamd (hamde vesîle) olan her şey O’nundur. O’na âittir. Evet âyât-ı Kur’âniyenin (Kur’ân âyetlerinin) işârâtıyla (işâretleriyle) bütün mevcûdâttan dâimî bir sûrette dergâh-ı İlâhiyeye (Allah katına) giden bir ubûdiyettir (kulluktur), bir tesbihtir, bir secdedir, bir duâdır ve bir hamd ü senâdır ki, dâimî o dergâha gidiyor.”
Mektûbât
1 Mayıs 2011: 20:27 #790336Anonim

“Cenâb-ı Hakkın rahmeti gibi, muhabbeti dahi kâinatı ihata etmiş. İşte, o hadsizmahbuplar içindeki mezkûr beş vechinin herbir vechinde en yüksek makam, Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâma mahsustur ki, “Habîbullah” lâkabı ona verilmiş.“23 Haziran 2011: 23:57 #793803Anonim
[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2011/05/akc4b1l.jpg?w=503&h=404[/IMG].
“Akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkarır.”
.
Sözler/ Bediüzzaman Said Nursî
17 Temmuz 2011: 22:26 #794532Anonim
Eğer aklın varsa, uhrevî inkılâbâtında, berzahî etvârında ve dünyevî inkılâbâtının müsâdemâtı altında ezilen, bozulan ve ebedî seferde sana arkadaşlığa muktedir olmayan işleri bırak, ehemmiyet verme, onların zevâlinden kederlenme.Risaleinur20 Temmuz 2011: 23:46 #794609Anonim
20 Temmuz 2011: 23:49 #794615 -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.



