- Bu konu 140 yanıt içerir, 36 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Kasım 2008: 10:33 #721998
Anonim
İslamiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir.
Kader adalet ve hikmetle iş görür.
Kabre girip uyandırılmamak üzere rahat yatamazsınız.
Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir.
Ey nefis! bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona maliksin.
Asıl söz ise kur´an´ındır. Zira söz odur ve söz onundur, dinleyelim:
Merak, musibeti ikileştirir, maddi musibeti kalbde de yerleştirmek için bir kök olur.
Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma!
Allah´ı tanımayanın, dünya dolusu bela başında vardır. Allah´ı tanıyanın dünyası nurla ve manevi sürurla doludur.
Dua bir ibadettir. abd, kendi aczini ve fakrını dua ile ilan eder.
Şu koca kainat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder.
Resul-i ekrem aleyhissalatü vesselam ferman etmiş: “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş.”
Dünya için din feda olunmaz.
Herşeyde bir güzellik ciheti var ve rahmetin bir cilvesi var.
15 Kasım 2008: 10:34 #721999Anonim
Ey insan! senin nokta-i istinadın, ancak ve ancak allah´a olan imandır.15 Kasım 2008: 11:20 #722001Anonim
işaratül-icaz | kıyamet ve ahirete iman | 197
insan, ebed için yaratılmıştır. onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir.
16 Kasım 2008: 10:34 #697190Anonim
Kin ve AdavetDördüncü Düstur: Ehl-i kin ve adâvet, hem nefsine, hem mü’min kardeşine, hem rahmet-i İlâhiyeye zulmeder, tecavüz eder. Çünkü, kin ve adâvetle nefsini bir azâb-ı elîmde bırakır.
Hasmına gelen nimetlerden azâbı ve korkusundan gelen elemi nefsine çektirir, nefsine zulmeder.
Eğer adâvet hasetten gelse, o bütün bütün azaptır. Çünkü, haset evvelâ hâsidi ezer, mahveder, yandırır. Mahsud hakkında zararı ya azdır veya yoktur.
22. Mektup’tan s.257
16 Kasım 2008: 21:05 #722102Anonim
Allah için mi, nefis için mi?
Cây-ı ibret bir hadise:Bir vakit, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: “Neden beni kesmedin?”
Dedi: “Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün; hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim.“
22. Mektup s.259
17 Kasım 2008: 11:02 #722118Anonim
Mevcudatın HaklarıEvet, mevcudatın hiçbir cihette Vâcibü’l-Vücuda karşı hakları yoktur ve hak dâvâ edemezler. Belki hakları daima şükür ve hamd ile, verdiği vücut mertebelerinin hakkını edâ etmektir.
24. Mektup s.276
18 Kasım 2008: 10:03 #722153Anonim
Sizdeki gençlik kat’iyyen gidecek.Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız;o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada,hem kabirde,hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek.Eğer terbiye-i İslamiyye ile,o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak,iffet ve namusluluk ve taatte sarfederseniz,o gençlik manen baki kalacak.Ve ebedi bir gençlik kazanmasına vesile olacaktır.
**************
En hayırlı genç odur ki;ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak,gençlik hevesatına esir olmayıp gaflatte boğulmayandır.18 Kasım 2008: 10:08 #722154Anonim
Bize Neler Verildi?
Ey insan-ı müştekî! Sen mâdum kalmadın, vücut nimetini giydin, hayatı tattın, câmid kalmadın, hayvan olmadın, İslâmiyet nimetini buldun, dalâlette kalmadın, sıhhat ve selâmet nimetini gördün, ve hâkezâ…Ey nankör! Daha sen nerede hak kazanıyorsun ki, Cenâb-ı Hakkın sana verdiği mahz-ı nimet olan vücut mertebelerine mukabil şükretmeyerek, imkânat ve ademiyat nevinde ve senin eline geçmediği ve sen lâyık olmadığın yüksek nimetlerin sana verilmediğinden, bâtıl bir hırsla Cenâb-ı Haktan şekvâ ediyorsun ve küfrân-ı nimet ediyorsun?
24. Mektup s.276
18 Kasım 2008: 13:45 #707689Anonim
Bu bölümü çok beğendim.evet üstad diyor bütün mesaimi risale-i nura teksif etmiş bulunuyorum.içimiz nur, dişimiz nur,işimiz nur,yatişimiz nur,kalkişimiz nur olur inşallah risale-i nuru hayatimizin her alanina taşiyalim.selam ve dualarinizi beklerim
18 Kasım 2008: 13:59 #707695Anonim
misafir;84725 wrote:Bu bölümü çok beğendim.evet üstad diyor bütün mesaimi risale-i nura teksif etmiş bulunuyorum.içimiz nur, dişimiz nur,işimiz nur,yatişimiz nur,kalkişimiz nur olur inşallah risale-i nuru hayatimizin her alanina taşiyalim.selam ve dualarinizi beklerimİnş….Kardeş…
Üyeliğinizin aktifleşmesi için size sistem tarafından bir mail gelmesi gerekiyordu aktif görünmüyorsunuz acaba gelmedi mi?21 Kasım 2008: 12:07 #722423Anonim
Osmanlının son dönemlerinde,çeşitli arayışların oldugu,meşrutiyete geçildigi bir dönemde söylenmiş.
İnsanlar,hür oldular ama yine abdullahdırlar.
25 Kasım 2008: 10:26 #722637Anonim
Ey alem-i İslam! Uyan, Kur’an’a sarıl, İslamiyete maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol.
Ve ey Kur’an’a bin yıllık tarihinin şehadetiyle hadim olan ve İslamiyet nûrunun zemin yüzünde naşiri bulunan yüksek ecdadın evladı! Kur’an’a yönel ve onu anlamaya, okumaya ve onu anlatacak onun bu zamanda bir mu’cize-i manevîsi olan Nur risalelerini mütalaa etmeye çalış. Lisanın Kur’an’ın ayetlerini aleme duyururken, hal ve etvar ve ahlakın da onun manasını neşretsin, lisan-ı halin ile de Kur’an’ı oku. O zaman, sen dünyanın efendisi, alemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun.25 Kasım 2008: 10:33 #722638Anonim
Sebepler Perdedir.Evet, nasıl ki hastalıklar perdedir, ecelde tevehhüm olunan fenalıklara mercidirler. Ve kabz-ı ervahta hakikî olarak hikmet ve güzellik, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm’ın vazifesine mütealliktir.
Öyle de, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm da bir perdedir. Kabz-ı ervahta zahiren merhametsiz görünen ve rahmetin kemaline münasip düşmeyen bazı hâlâta merci olmak için o memuriyete bir nâzır ve kudret-i İlâhiyyeye bir perdedir.
Mesnevi-i Nuriye s.13
27 Kasım 2008: 17:26 #722852Anonim
Sen divane olmazsan,muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin.Zaten lezzetler şükür için verilmiş.
28 Kasım 2008: 14:45 #722990Anonim
rızaya dair:
– Ey sevgili senin cevr u cefân devletli olmaktan daha güzeldir. Senin intikamın candan daha sevgilidir. Ben cidden O’nun kahrına da lütfuna da âşığım. Ne gariptir ki ben zıtların âşığıyım. Allah’a kasem olsun ki, bu hâr-ı belâdan bostân-ı safâya gidersem, hep bülbül gibi inleyici olacağım. Gariptir bülbül ağzını açtığında hem hâr hem de gülistan söyler. (Mesnevî nuriye)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.