• Bu konu 660 yanıt içerir, 33 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 631 ile 645 arası (toplam 666)
  • Yazar
    Yazılar
  • #798207
    Anonim

      Said Nursi: Nurcuların selameti için bunları bil
      11 Ekim 2011 / 07:22
      Üstad yazdığı pusulalarla ikaz ediyordu…

      Risale Haber-Haber Merkezi
      Ceylân Çalışkan küçük yaşta Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin hizmetine girdiği zaman bilemediği bazı noktalarda Üstad yazdığı pusulalarla kendisini ikaz ediyordu:
      “Ceylan! Zaman naziktir. Nur’ların faaliyeti vaktin çok dikkat lâzımdır.
      Nur’un ve bizim Nurcuların selâmeti ve münafıkların şerrinden kurtulması için sen bu üç maddeyi bil:
      Birincisi: iktisada tam riayet etmek lâzımdır. Tâ validen ve baban senden gücenip hizmet-i Nuriyeye zarar gelmesin. Dükkâncılık eden mertlik etmez. On paraya dikkat eder. Mal senin değil. İkram etsen caiz değil.
      İkincisi: Şimdilik nazar-ı dikkati kendine celb etme ve gösteriş yapmaya çalışma. Tâ senin elindeki Nur emanetlerine zarar gelmesin. Hevesatını, faidesiz eğlencelerini bırak. Hizmet-i Nuriyenin sana verdiği zevkler yeter.
      Üçüncüsü: Bize gelmek için buraya gelenlerden herkese açılma. Lüzumsuz onlara esrarımızı bildirme. Çünkü içlerinden ya safdil veya kurnaz veya aptal bulunabilir, ifşa eder, habbeyi kubbe yapar. Ondan da münafıklar ve casuslar istifade eder. Hususan bu kasabada daha çok dikkat ve ihtiyat lâzımdır.”
      (Son Şahitler)

      Said Nursi’nin ‘iki kulaklı’ sistemi var
      11 Ekim 2011 / 09:31
      Mardin, Said Nursi’nin anlayışını “iki kulaklı” şeklinde tarif etti

      Risale Haber-Haber Merkezi Türkiye’nin en önde gelen siyaset ve din sosyologu Şerif Mardin, Said Nursi’nin İslam’dan alınan öğütlere göre hareket ederek, modern dünyayı içine aldığını söyledi. Mardin, Said Nursi’nin anlayışını “iki kulaklı” şeklinde tarif etti. Taraf gazetesinden Neşe Düzel’e konuşan Mardin, Said Nursi ile ilgili soruları şöyle cevapladı: Bediüzzaman Said Nursi’nin Nakşibendîlik içindeki yeri nedir? Said Nursi’nin bazı çok orijinal düşünceleri var ve bu konuda Nakşibendîlikten bir hayli ayrılmıştır. Mesela Nakşibendîler, Avrupa’da gelişmekte olan felsefî tartışmalara çok önem vermiş kimseler değil ama Said Nursi bu felsefî tartışmaların önemli olduğunu, İslam’la ilişkisinin araştırılması gerektiğini incelemiş olan bir adam. Ayrıca üç yüz bin kişiyi kendine çekebilmesi için o kişinin iki kulaklı olması lazım. İki kulaklı olmak nedir? Bir İslamî kulak, diğeri de modernlik kulağı. Said Nursi, modernliği de işitiyor. Dolayısıyla halkı kendisine çekebiliyor. Çünkü halkın bir kulağı modernliğe açık. Said Nursi, İslam’dan alınan öğütlere göre hareket ederek, modern dünyayı da bunun içine alıyor. İkisinin birden yapılabileceğine dair bir meşrulaştırmadır bu. Onun öğretisi, hem Müslüman olup hem de modern olunabileceğinin bir öğretisi midir? Evet öyle ama, “hem Müslüman” dediğimiz zaman bu Müslümanlığın yüzdesi ne kadardır onu bilmiyoruz. Çünkü bu İslamî bir yol. Yalnız bu yol aynı zamanda modern teknolojiyi de kabul ediyor. Ayrıca bu gelinen nokta sadece Türkiye ile ilgili bir şey değil. Türkiye’ye dışarıdan da sızan bir takım modernist İslamî mesajlar var. Seyit Kutup var mesela… İslamî gönüllü olup modern hayatı merak eden insanlar var. Sebebi de şu… Kaybettiler. Neyi kaybettiler? İslam dünyası kaybetti. Modern dünyayı kabul etmeyerek geride kaldılar. İslamcılara, gerici dendi. “Siz, insan haklarının ortaya çıkmasına mani oluyorsunuz” gibi eleştiriler çok yapıldı İslamcılara. Siz Said Nursi’nin öğretilerinin, Türkiye’de orta sınıfın geliştiği döneme denk düştüğünü söylüyorsunuz. Orta sınıf en dindar kesim mi Türkiye’de? Yanlış, o benim söylediğim. Çünkü Türkiye’de daha orta sınıf bile ortaya çıkmadı. Biraz varlıklı olan köylüler arasında yayıldı demek istedim ben.

      #798208
      Anonim

        Onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir
        11 Ekim 2011 / 04:55
        Günün Ayet-i Kerime meali…

        Bismillahirrahmanirrahim
        Cenab-ı Hak (c.c), Nur Suresi 39. ayetinde mealen şöyle buyuruyor:
        İnkâr edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı bunun gibi kâfir de hesap günü amellerinden bir şey bulamaz). Ancak Allah’ı yanında bulur da Allah onun hesabını tastamam görür. Allah hesabı çabuk görendir.

        #798292
        Anonim

          Fakirliğe Ödenen Bedel [TABLE=”align: center”]
          [TR]
          [TD] Cenâb-ı Hak buyuruyor:
          “Bırak onları! Yesinler, tad çıkarsınlar (eğlensinler) ve boş emel onları oyalayadursun!.. Yakında (hakîkati ve başlarına gelecek kötü neticeyi) bilecekler…” (Hicr, 3)[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD=”align: center”][/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD] Rasûlullah (sav) buyurdular:
          “Âdemoğlunun altından iki vâdîsi olsa, ister ki üçüncüsü olsun. Onun ağzını ancak toprak doyurur. Allâh (CC) tevbe edenlerin tevbelerini kabûl eder.” (Buhârî, Rikak, 10; Müslim, Zekât, 116-119)[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD=”align: center”][/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD] İbrâhim bin Ethem, fakirlikten yakınan birini gördü ve ona:
          “–Fakirliği bedel ödemeden mi sana verdiler ki, ondan yakınıyorsun?” dedi.
          Adam şaşkınlıkla:
          “–A efendi! Fakirliği de mi bedel ödeyerek alırlar?” diye sordu.
          İbrâhim bin Ethem Hazretleri şöyle dedi:
          “–Evet! Ben fakirliğin değerini görünce onu satın almak için büyük bir memnûniyet ve rızâ ile Belh ülkesini verdim…”
          Burada kasdedilen husus, nefsin ihtirâsını kırıp kanaat zengini olabilmektir. Gerek fukarâ-yı sâbirîn gerek ağniyâ-yı şâkirîn, ilâhî rızâda berâberdirler. (Osman Nûri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yay.)[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD=”align: center”][/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD] Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
          el-Muhsî: Sonsuz ilmi ile her şeyi kuşatan ve mülkündeki her şeyin sayısını bilen, her yapılanı bir bir sayan demektir.[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD=”align: center”][/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD] Kısa Günün Kârı
          Halimize şükürde bulunalım. Bu hayatın bizler için imtihan olduğunu unutmayalım.[/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD=”align: center”][/TD]
          [/TR]
          [TR]
          [TD] Lügatçe
          fukarâ-yı sâbirîn: Sabreden fakirler.
          ağniyâ-yı şâkirîn: Şükreden zenginler.[/TD]
          [/TR]
          [/TABLE]

          #798297
          Anonim

            uğur Rapor edilen mesaj;

            Nedeni:

            Quote:
            MÜSTEHCENLİK UYGUNSUZ İÇERİK……….

            Mesaj: Yeni Nesil Fotoğraf Makineleri
            Forum: Cep Telefonu Dünyası
            Yöneticiler: Merih

            Rapor edilen mesajın sahibi: ebrar172
            Rapor edilen mesajın içeriği:

            Quote:
            [YOUTUBE]EiszZZJzW90&feature[/YOUTUBE]
            #798303
            Anonim

              . . . : Kur’an’dan Bir Mesaj : . . . “Bir de Allah’ın kiminize kiminizden daha fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere çalışmalarından nasipleri olduğu gibi kadınlara da çalışmalarından nasipleri vardır. Çalışın da siz daha hayırlı şeyleri Allah’ın fazlından isteyin. Allah her şeyi hakkıyla bilir.” [Nisa Suresi 4,32]

              #798304
              Anonim

                17.Sözdeki İbrahimî ses etrafında Apokrifa
                12 Ekim 2011 Çarşamba 07:15
                “Fil leheb ve la yahtarik [Ateşler içinde fakat yanmıyor.]” (Sadik-ur Rafi)

                Sezarya piskoposu Gelasus’un emriyle Apokrifa (halktan gizlenen) ilan edilen Barnabas incili yüzyıllardır, tozlu ve saklı raflarda hazinane bekleyişini sürdürüyor. Birgün *vera eytennase yedhulüne fi dinillahi efvacen* sırrına vesile olacağına inandığımız bu kutlu eser üzerinde çok sayıda araştırma yapılmayı bekliyor.

                Bu incilin ayrıntılı hikayesine hiç girmeden sadece bu incilin günümüze kadar gelmesinde çok önemli katkının bir hırsızlık hikayesine bizi götürdüğünü öğrenmemizde fayda var. Papa Sextus’un (1589 -1590) elindedir orjinal eser. O sıralar, Barnabas incilinden çokça bahseden ve kendi yazılarında ondan alıntılar yapan İraneus’un yazdıkları, birisini çok heyecanlandırır; Rahip Fra Marino. Marino, Papa Sextus’un misafiri olduğu bir gece bir fırsatını bularak bu eseri kaçırır. Günümüze kadar gelmesindeki en önemli süreç belki de budur.

                Barnabas, İsa aleyhisselam’ın 3 sene boyunca yanından hiç ayrılmadan notlar alan havarisidir. İlk toplama incillerin Ms.70 yıllarında olduğuna baktığımızda, İsa Aleyhisselam’ın yaşadığı anlarda tutulan bu notlar (Barnabas incili) çok daha önem arzetmektedir.

                Hayatımda en takıntılı olduğum insanlardan biri Pavlos’tur. Onu Nasraniyete sokulmuş bir hançer gibi görürüm. Yahudi olması ve sonra Hristiyanlığa birden geçişi hep düşündürmüştür beni. Tüm Apokrifa incillerin toplatılmasına sebep olan tarihin en büyük lobicilerindendir o.

                Bediüzzaman hazretlerinin Urfa’da defnedilişi ve şimdi de makamının orası olması, İbrahimi mesaj ve İbrahimi dinler açısından çok ciddi mesaj içermektedir. Ehl-i Kitabın arasındaki kördüğümü açacak sır Risale-i Nur’lardır. Her namazda okuduğumuz Salli-Barik salavatlarında her daim İbrahim aleyhisselam ve âli’nin anılması, O’nun ve mesajının önemini anlatır bize. Nedir O’nun en önemli mesajı? “La uhibbu’l afilin: Ben batıp gidenleri sevmem” dir.

                Tevhid aşığı Hz.İbrahim aleyhisselam ile babasının hikayesini Barnabas incili 26.bölümden -Risale destekli- okuyalım:

                İbrahim cevap verdi: “Kaç tane Allah vardır, baba?”
                Yaşlı adam cevapladı: “Sonsuz sayıda, oğlum.”
                Sonra İbrahim dedi: “Ey baba, eğer ben bir tanrının dediklerini yapar ve diğeri de, kendisinin dediklerini yapmadığım için benim kötülüğümü isterse, o zaman ben ne yapacağım? Her ne durumda olursa olsun, aralarında anlaşmazlık çıkacak ve tanrılar birbirleriyle savaşacaklardır. Ya, benim kötülüğümü isteyen tanrı, benim kendi tanrımı öldürüverirse, ben o zaman ne yapacağım? Belli ki, beni de öldürecektir o.”

                *İbrahimî ses: “yalnız biri iste; başkaları istenmeye değmiyor. Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor. Biri talep et; başkaları lâyık değiller. Biri gör; başkalar her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar. Biri bil; mârifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır. Biri söyle; Ona âit olmayan sözler, mâlâyânî sayılabilir.”

                Yaşlı adam gülerek cevap verdi: “Ey oğul, korkma, çünkü hiç bir tanrı, bir diğer tanrı üzerine savaş açmaz; mabette büyük tanrı Baal’ın yanısıra bin tanrı daha var; ve yetmiş şu yaşıma geldim, bir tanrının diğerine vurduğunu görmüş değilim. Hem, herkes aynı tanrıya ibadet etmez ki, biri birine, diğeri diğerine ibadet eder.”
                İbrahim cevap verdi: “O zaman, aralarında barış var herhalde?”
                Babası dedi: “Evet var.”
                Ardından İbrahim dedi: “Ey baba, tanrılar neye benzerler?”

                *İbrahimî ses: “Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbub. Çünkü, zevâle mahkûm, hakiki güzel olamaz; aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.”

                Yaşlı adam cevap verdi: “(…) her gün bir tanrı yapıyor ve ekmek almak için başkalarına satıyorum; sen ise, halâ tanrıların neye benzediğini bilmiyorsun!” O sırada bir put yapmaktaydı. “Bu” dedi, “palmiye odunundan, şu zeytin ağacından, şu küçük olan ise fildişinden; bak, ne kadar da güzel! Canlıymış gibi görünmüyor mu? Mutlaka (görünüyor), sadece nefesi eksik!”
                İbrahim cevap verdi: “Yani, tanrıların nefesi yok mu, baba? Öyle ise, nasıl nefes veriyorlar? Ve kendileri cansızken, nasıl can veriyorlar? Belli (ki) baba, bunlar tanrı değil.”

                *İbrahimî ses:Bir matlûb ki, gurûbda gaybûbet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor, âmâle mercî olamıyor, arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki, kalb, ona perestiş etsin ve ona bağlansın kalsın.

                Yaşlı adam bu sözlere kızarak, (şöyle) dedi: “Eğer anlayacak yaşta olsaydın, kafanı bu baltayla kırardım. Ama, rahat ol, çünkü anlayacağın yok!”
                İbrahim cevap verdi: “Baba, eğer tanrılar insanlara yardım ediyorsa, o zaman, nasıl olur da insan tanrı yapabilir? Ve, eğer tanrılar odundansa, o zaman, odun yakmak büyük bir günahtır. Fakat, söyle bana baba, sen nasıl bu kadar çok tanrı yapmış bulunuyorsun da, (karşılığında) dünyanın en güçlü insanı olasın diye, pek çok çocuk meydana getirmen için neden tanrılar sana yardım etmedi?”

                Oğlunun konuştuklarını dinlerken, babanın sabrı taşma noktasına gelmişti.
                Oğul (yine) devam etti:
                “Baba, dünyada hiç insanın bulunmadığı zaman oldu mu?”
                “Evet” diye cevap verdi yaşlı adam, “Neden soruyorsun?”
                “Çünkü” dedi İbrahim, “îlk tanrıyı kimin yaptığını öğrenmek istiyorum da.”

                *İbrahimî ses: “Vücud-u hakiki isteyen vicdan, İbrahimvârî, Lâ ühıbbü’l-âfilîn enîniyle mahbubât-ı mecâziyeden ve mevcudât-ı zâileden kat-ı alâka edip, Mevcud-u Hakîkîye ve Mahbub-u Sermedîye bağlanıyor.”

                “Şimdi evimden defol!” dedi yaşlı adam, “Beni bırak da, şu tanrıyı çabucak yapayım; ve bana bir şey söyleme; çünkü, acıkınca ekmek istiyorsun, lâf değil.”

                *İbrahimî ses: “Elcevap: Ben iktisat ve bereketle yaşıyorum. Rezzâkımdan başka kimsenin minnetini almıyorum ve almamaya da karar vermişim. (..) Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.”

                İbrahim dedi: “Gerçekten güzel bir tanrı, (aynı zamanda) onu istediğin gibi kesiyorsun da, (ve) kendisini korumuyor!”
                Sonunda yaşlı adam kızarak dedi: “Bütün dünya onun bir tanrı olduğunu söylüyor, sen (…) ise, değil diyorsun. Tanrılarıma yemin ederim ki, bir adam olmuş olsaydın, seni öldürebilirdim!” Böyle deyip, yumruk ve tekmelerle İbrahim’e girişti ve onu evden kovaladı.”

                *İbrahimî ses: Bir Câni Gibi Muamele Gördüm; Bir Serseri Gibi Memleket Memleket Sürgüne Yollandım. Ey nefsim! Mâdem hakikat böyledir ve mâdem millet-i İbrâhimiyedensin (a.s.), İbrâhimvâri, La uhibbu’l afilin – de. Ve Mahbub-u Bâkîye yüzünü çevir.

                “Ey millet-i İbrahim! İbrahimvari olunuz!!!”

                #798305
                Anonim

                  [TABLE]
                  [TR]
                  [TD=”width: 100%, colspan: 6″]

                  Cuma sabahı Üç istiğfar okumak

                  [/TD]
                  [/TR]
                  [TR]
                  [TD=”width: 100%, colspan: 6″][/TD]
                  [/TR]
                  [TR]
                  [TD=”width: 100%, colspan: 6″]
                  Sual: S. Ebediyye’deki hadis-i şerifte, (Cuma günü sabah namazından önce, üç kere “Estağfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyelkayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, kendinin, ana ve babasının bütün günahları affolur) buyuruluyor. Bu istiğfar duası her sabah namazından önce veya her namazdan önce okunsa da, aynı sevab alınır mı?
                  CEVAP
                  Hayır, alınamaz. Bu istiğfarı okumak çok sevabdır. Ne zaman olursa olsun, okuyan çok sevab kazanır, günahları affolur, dertlerden, sıkıntılardan da kurtulur. Fakat burada özel bir durum bildirilmiş, ana babasının da günahları affolur deniyor. Her namazdan önce aynı sevab alınsaydı, Peygamber efendimiz, (Cuma günü sabah namazından önce) demeyip, (Her namazdan önce) buyururdu. Bildirilen sevab, yalnız cuma günü sabah namazından önce okuyanlar içindir.
                  Böyle şartsız söylenen şeylerde birçok şart aranır. Birkaçı şöyledir:
                  1- Müslüman olmak. Müslüman olmayan okusa da sevab alamaz.
                  2- Namaz kılmayan kimse, sabah namazından önce okusa sevab alamaz.
                  3– Namaz kılsa, fakat Ehl-i sünnet itikadında değilse, yine sevab alamaz.
                  4- Kul hakları ile kazaya kalan farzları ödemek ve haramları bırakmak şarttır. (S. Ebediyye)
                  Günahların affolması için, haramları bırakmak şarttır. Kul hakları ile kazaya kalan farzları ödemek farzdır. Farzı yapmayınca, o konudaki nafile ibadetler kabul olmaz.

                  Düşmandan korunmak için
                  Sual: Düşman şerrinden korunmak için ne yapmak gerekir?
                  CEVAP
                  Şeytan ve düşman şerrinden ve kötü nazardan korunmak için, (Estağfirullah min külli mâ kerihallahül azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel-hayyel kayyûm ve etûbü ileyh) okumalı ve okurken, manasını düşünmelidir. (H.L.O iman)
                  Mânâsı şöyledir: Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru ey büyük Allah’ım! Her şeyi yoktan var eden ve her an varlıkta durduran, yalnız Sensin! Sen hep varsın!

                  Kıymetli bir tesbih
                  Sual: Her gün okunacak faziletli bir tesbih bildirir misiniz?
                  CEVAP
                  Mektubat’ın birinci cildinin 307 ve 308. mektuplarında bildirilen (Sübhânallahi ve bi-hamdihi sübhânallahil-azîm) tesbihini, sabah akşam yüz kere okuyanın günahları affolur, dertlerden kurtulur ve bir daha günah işlemekten muhafaza olunur. (İslam Ahlakı)
                  [/TD]
                  [/TR]
                  [/TABLE]

                  #798310
                  Anonim

                    Ne diyor bu vatandaş yahu şaka filan mı yapıyor aklınca zaten konumda ki mesajınıda sileceğim abuk sabuk şeyler yazmış ..

                    #798339
                    Anonim

                      Dil ve Yürek [TABLE=”align: center”]
                      [TR]
                      [TD] Cenâb-ı Hak buyuruyor:
                      “And olsun ki Biz Lokmân’a: “Allâh’a şükret!” diyerek hikmet verdik. Şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allâh hiçbir şeye muhtaç değildir, her türlü hamde lâyıktır.” (Lokmân, 12)
                      [/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD=”align: center”][/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD] Rasûlullah (sav) buyurdular:
                      “Lokmân, peygamber olmayıp, ibâdet eden bir kuldu. Allâh Teâlâ, onu günahlardan korudu. Çok tefekkür ederdi. Îmânı kuvvetli idi. Allâh Teâlâ’yı sever, Allâh Teâlâ da onu severdi. Allâh Teâlâ, ona hikmet ihsân eyledi.” (Kurtubî, Tefsîr,XIV, 59-60)
                      [/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD=”align: center”][/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD] Birgün Dâvûd (as), Lokmân Hakîm’den bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça getirmesini istedi. Lokmân Hakîm de ona, kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Dâvûd (as), bu defâ hayvanın en kötü yerinden iki parça et getirmesini talep etti. Lokmân Hakîm, yine koyunun dil ve yüreğini getirdi. Hz. Dâvûd, ona bunun sebebini sorunca da şöyle dedi:
                      “–Bu ikisi iyi olursa, bunlardan daha iyisi; kötü olursa, bunlardan daha kötüsü olmaz!..” (Zemahşerî, Keşşâf, V, 18)
                      [/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD=”align: center”][/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD] Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
                      el-Mübdi’: Mahlûkatı, maddesiz, örneksiz olarak ilk baştan yaratan, kâinatı yoktan var eden demektir.
                      [/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD=”align: center”][/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD] Kısa Günün Kârı
                      Dilimizi de, yüreğimizi de temiz tutmaya gayret edelim.
                      [/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD=”align: center”][/TD]
                      [/TR]
                      [TR]
                      [TD] Lügatçe
                      lâyık: Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan; bir kimseye uygun olan yaraşan.
                      tefekkür: Düşünme, zihin yorma; düşünülme. [/TD]
                      [/TR]
                      [/TABLE]

                      #798369
                      Anonim

                        yeni üyeyim lakin..farkedilmicek gibi değil…
                        sayfalar çok yavaş geçiyor..
                        harika paylaşımların olduğu böyle bi siteden istifadeyi inanın çok düşürüyor..
                        sitenin teknik aksamıyla ilgilenen kardeşlerim umarım dikkate alırlar..
                        selametle..

                        #798372
                        Anonim

                          bu sizin internet hızınız ile alakalı bir sorun mobil internet hızı ile dahi sayfa yüklenme süresi 5 – 7 snye arası sürmektedir. Bilgisayarınızdan bir yanda dosya indiriyor diğer yandan internet ile ilgilenirseniz bu normaldir. Sitemize ait olan dosya ve metaryeller görüntülendiğinde bir sorun olmayacaktır..

                          #798373
                          Anonim

                            konuya alakanıza teşekkürler..lakin ;
                            işimle alakalı birkaç finansal program açık..onun haricinde dosya indirmek ..
                            internette başka bağlantılar yapmak
                            şahsım adına sözkonusu değil..

                            yine de bizimle alakalı bi sorun diyelim..eyvallah

                            #798400
                            Anonim

                              Selamün aleyküm burdaki değişiklik hiç iyi olmamış.bunun değiştirilmesini arz ederim…….üste eski yerine koyulursa daha iyi olur süper olur diye düşünüyorum.değerli yönetim……….selametle ve dua ile…..

                              #798407
                              Anonim

                                Bazen arasıra yavaşlıyor hakikaten ………

                                #798408
                                Anonim

                                  [TABLE]
                                  [TR]
                                  [TD=”colspan: 6″]

                                  Allah unutmaz

                                  [/TD]
                                  [/TR]
                                  [TR]
                                  [TD=”width: 100%, colspan: 6″][/TD]
                                  [/TR]
                                  [TR]
                                  [TD=”width: 100%, colspan: 6″]Sual: Tevbe suresinin 67. âyet-i kerimesinde, münafıklar için (Nesüllahe fe-nesiyehüm) yani (Allah’ı unuttular, Allah da, onları unuttu) buyuruluyor. Hâşâ Allah hiç unutur mu?
                                  CEVAP
                                  Âyet-i kerimelerden kendi anladıklarımıza göre hüküm çıkarmak çok yanlıştır. Müfessirler nasıl açıklamışsa öyle söylemek gerekir. Tefsirlerde deniyor ki:
                                  Münafıkların Allah’ı unutmaları, Allah’ın emrine uymamaları, itaat etmemeleri demektir. Allah’ın da onları unutması, onları hidayetten mahrum etmesidir.
                                  (Unutursan unutulursun) sözünde de, böyle gizli mana vardır. Mesela dünyada Resulullah’a hiç salevat getirmezsen, onu hiç hatırlamazsan, bildirdiklerini yapmazsan ahirette, sen de hatırlanmaz duruma düşersin demektir.

                                  Unutmak özür mü?
                                  Sual: Dinde her unutmak özür değil mi? Mesela unutarak yiyip içmek orucu bozmaz. Bunun gibi bir namazı unutsak vakti çıksa, artık o namazı kaza etmek gerekmiyor mu?
                                  CEVAP
                                  Unutmak özürdür. Unutarak namazın kazaya kalması günah olmaz, ama hatırlayınca kaza etmek farzdır. Evet, oruçlu kimse unutarak su içse orucu bozulmaz, fakat namaz kılarken unutularak su içse namaz bozulur. Elbisenin bir yerine necaset bulaşsa, bulaşan yeri unutsa, zannettiği yeri yıkasa, temizlendi kabul edilir. (Hadika)
                                  Bir kimse, kendi hanımının yatağı sanarak, gece kayınvalidesinin yatağına girse, şehvetle öpse, hürmet-i müsahere olur, karısı ona haram olur. (Bezzaziyye)
                                  Hâlbuki kasten yapmadı, bilmeden unutarak yaptı. Demek ki unutmanın yerine göre, farklı hükmü oluyor. Kendi aklımıza göre, her unutmayı aynı kefeye koyarak genel bir kaide çıkarmamız geçerli olmaz.

                                  Fâsık ana babanın hakkı
                                  Sual: Annem ve babam, (Namaz kılma, oruç tutma, tesettüre riayet etme, biraz içki iç!) diyorlar. Bunları yapmazsam beddua edeceklerini söylüyorlar. Dinde ana babanın hakkı çok önemli olduğu için, onların sözlerini dinlemezsem günaha girmiş olur muyum?
                                  CEVAP
                                  Ana babaya, ana baba hakkını veren Allah’tır. Ancak onlara kendi emrine aykırı bir hak vermemiştir. Mesela onların (Namaz kılma!) deme hakları yoktur. Allah’a asi olan işte, kula yani ana babaya ve âmire itaat edilmez.
                                  Dine uymayan ve çocuğunu İslâmiyet’e uygun yetiştirmeyen ana babanın, evladı üzerinde dinimizin bildirdiği ana babalık hakkı yoktur. Büyütme, yedirip içirme gibi hakları vardır sadece. Onların haksız olarak ettiği beddualar da geçerli olmaz.

                                  Kurban parası azsa
                                  Sual: Vekâletle kurban kesiyoruz. Diyelim kurban başına 400 lira gönderiyorlar. 400 liraya kurban almamız imkânsızdır. 100 lira kendimizden katarak 500 liraya alsak veya olur ya, bir hayvan için bin lira veren de olsa, biz ona bir tane kurban kessek, dinen bir mahzuru olur mu?
                                  CEVAP
                                  Vekil asıl gibidir. Birine vekâlet verince, ona para versek de, vermesek de; az versek de, çok versek de, kesilen kurban sahih olur. Bunun gibi birisine hiç para vermeden (Zekâtımızı ver) desek, o da bizim adımıza zekât verse, zekâtımız verilmiş olur. Bu işlerin parayla değil, vekâletle ilgisi vardır. Vekil bu işleri paralı da, parasız da, az parayla da yapabilir.
                                  [/TD]
                                  [/TR]
                                  [/TABLE]

                                15 yazı görüntüleniyor - 631 ile 645 arası (toplam 666)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.