Şu Kur'ân'ın, Muhammedü'l-Emin gibi bir ümmîden nazîrini(BENZERİNİ) yapınız ve gösteriniz.
"Haydi, bunu yapamıyorsunuz; o zat ümmî(OKUMA YAZMASI OLMAYAN) olmasın, gayet âlim ve kâtip olsun.
"Haydi, bunu da getiremiyorsunuz; birtek zât olmasın. Bütün âlimleriniz, beliğleriniz toplansın, birbirine yardım etsin. Hattâ güvendiğiniz âliheleriniz(TAPTIĞINIZ İLAHLARINIZ,PUTLARINIZ) size yardım etsin.
"Haydi, bununla da yapamayacaksınız. Eskiden yazılmış beliğ eserlerden de istifade edip, hattâ gelecekleri de yardıma çağırıp Kur'ân'ın nazîrini gösteriniz, yapınız.
"Haydi, bunu da yapamıyorsunuz. Kur'ân'ın mecmuuna(BÜTÜNÜNE) olmasın da, yalnız on sûresinin nazîrini getiriniz.
"Haydi, on sûresine mukabil, hakikî, doğru olarak bir nazîre getiremiyorsunuz. Haydi, hikâyelerden, asılsız kıssalardan terkip ediniz, yalnız nazmına ve belâgatine nazîre olsun getiriniz.
"Haydi, bunu da yapamıyorsunuz; birtek sûresinin nazîrini getiriniz.
"Haydi, sûre uzun olmasın; kısa bir sûre olsun, nazîrini getiriniz. Yoksa din, can, mal, iyalleriniz(HALKINIZ), dünyada da, âhirette de tehlikeye düşecektir."
İşte, sekiz tabakada ilzam(SUSTURMA) suretinde, Kur'ân-ı Hakîm yirmi üç senede değil, belki bin üç yüz senede bütün ins ve cinne karşı bu meydanı okumuş ve okuyor.
Halbuki, evvelki zamanda o kâfirler can, mal ve iyâlini tehlikeye atıp en dehşetli yol olan harp yolunu ihtiyar ederek, en kolay ve en kısa olan muaraza(SÖZLÜ MÜCADELE,KURANIN BENZERİNİ YAPMA) yolunu terk ettiler.
Demek muaraza yolu(KURANIN BENZERİNİ YAPMAK İÇİN SÖZLÜ MÜCADELE YOLU) mümkün değildi.
İşte, hiçbir âkıl, hususan o zamanda Ceziretü'l-Arabdaki(ARAP YARIMADASINDAKİ) adamlar, hususan Kureyşîler gibi zeki adamlar, birtek edipleri Kur'ân'ın birtek sûresine nazîre(BENZER) yapıp Kur'ân'ın hücumundan kurtulmasını temin ederek, kısa ve kolay yolu terk edip can, mal, iyâlini tehlikeye atıp, en müşkülâtlı (ZOR) yola sülûk eder mi?
mektubat..19.mektub