- Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
4 Haziran 2012: 07:02 #804855
Anonim
.
Ey
Gönül !
Gülü seviyorsan dikenlerini de seveceksin…
Deryayı seviyorsan dalgalarını da seveceksin…
Hayatı seviyorsan ölümünü de seveceksin…
Sevgili’yi seviyorsan nazını da seveceksin…
Vuslatı seviyorsan firâkıda seveceksin…
Hz.Mevlana4 Haziran 2012: 12:27 #804857Anonim
@ABDULLAH 343472 wrote:
.
Dünya bir seraptır
Ey oğul!
Bu dünya imtihan yeridir. Onun yüzü yaldızla ve çeşitli yüzlerle süslenmiştir.
Sureti nakışlıdır.
Çirkin bir kadın gibi kaşı çekilmiş, yanakları boyanmış. İlk bakışta tatlı gelir, göze tazelik ve canlılık hayali verir; lâkin gerçekte o üzerine koku sürülmüş cifeye benzer.
Sineklerin ve kurtların içine dolduğu bir çöplük gibidir.
Su gibi görünür, o bir seraptır, Şeker suretinde zehirdir. İçi harap ve çok kötüdür. Bu süsü ve hayasızlığı ile söylenenlerin ve anlatılanların hepsinden şerlidir.
Onun aşıkı sefih ve büyülüdür. Fitneye düşmüş, çıldırmış ve aldatılmıştır.
Kim onun görünüşüne aldanırsa ebedi kayıp zehiri ile zehirlenmiştir.Kim onun tazeliğine ve tadına bakarsa sonsuzluğa kadar pişmanlık duyar.
Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Dünya ve âhiret iki kuma gibidir; birini razı etsen, diğeri darılır.”imami Rabbani
Cihanın zevkelri,uyuz bir elin kaşınması gibidir.
Önce kaşıma hoş olur ama , son kaşımadan ele ateş düşer.
Nizami5 Haziran 2012: 00:41 #804866Anonim
.
-“Akılsız insan odur ki, yaşadığı süre içinde, ahiret mutluluğunu düşünmeden, kendi ateşini kendi eliyle tutuşturur.Ne yazık ki insan Allah-u Zülcelal’ den o kadar gafildir ki, arkasında cehennem olduğunu bildiği halde, gülmeye devam eder.
Halbuki tek kurtuluş yolu, çok ağlamak ve daima Allah-u Zülcelal’ e yalvarmaktadır.”
S. Muhammed Konyevi5 Haziran 2012: 00:44 #804867Anonim
.
Şu iki şey hâriç dünyâda safâ kalmadı:1. Kardeşlerle karşılaşmak ve onlarla sohbet etmek,
2. Teheccüd namazına kalkmak ve o feyizli vakitte doya doya zikir ve Kur’ân ile meşgûl olmak.
Malik Bin Dinar -kuddise sirruh- (v. 748)
5 Haziran 2012: 14:30 #804879Anonim
.
Annenin yavrusundan kaçacağı kıyâmet günü için, hazırlık yapmayana yazıklar olsun!
İmâm-ı Rabbânî “Rahmetullahi Aleyh”
5 Haziran 2012: 14:52 #804881Anonim
.
“Yaptığı ibâdetine güvenmek, Allahü teâlânın ihsânını unutmaktandır.”“Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için amel eden, sevap kazanır.”
“Yapılan ibâdete karşı bedel beklemek, Allahü teâlânın lütfunu unutmaktandır.”
“Allahü teâlânın verdiği nîmetleri, yaptığınız ibâdetlerin karşılığı olarak bilenlerden olmayın
Ebû Bekr Vâsıtî (rahmetullahi teâlâ aleyh)5 Haziran 2012: 15:36 #804883Anonim
Kalbin mâsivâdan muhâfaza edilmesi ve dâimâ hayır telkînlerine muhâtab kılınması için, rûhâniyetlerinden feyz alınabilecek gönül ehli sâlih ve sâdıklarla ünsiyet zarûrîdir. Çünkü her uzuvda bir irâde bulunmasına rağmen yalnız kalbde irâde yoktur ve kalb, çevresinden gelen telkînlerin kendisine îrâs ettiği istikâmete tâbî olmak temâyülündedir.
6 Haziran 2012: 00:31 #804889Anonim
.
Hindistan’da yetişen evliyânın büyüklerinden Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker (rahmetullahi teâlâ aleyh) sohbetlerinde sık sık buyururdu ki: “İnsanların en akıllısı, dünyâya gönlünü kaptırmayanlardır. En zengini de kanâat edenlerdir.” “Başkalarının almak istemediği malın satıcısı sen olma!” “Herkesin yemeğinden yeme! Fakat herkese yemek yedir!” “Günah olan bir şeyde kendine karşı sert ol!” “Kalbini şeytanın oyuncağı yapma” “İçine, dışından çok îtinâ göster!” “Âile ve yol büyüklerine hürmetkâr ol!” “Sana saygı gösterene saygılı davran!” “Sıhhatinin kıymetini bil!” “Senden korkandan kork!” “Allahü teâlânın sevgili kulları ile oturup kalkmada, Allahü teâlâyı hâtırından çıkarma!” “Hiçbir şey, kaybedilmiş vakti telâfi edemez.” “Makam için, ne kadar mühim olsa da, şahsiyetinizi vermeyin. Kendinizi küçültmeyin!” “Riyâzet, nefs-i emmâreyi yenmektir. Uzlet ise onu hapsetmektir.”
“Hergün bir fazîlete daha kavuşmaya çalışınız!”Ferîdüddîn Genc-i Şeker hazretleri ifâde ve mânâ bakımından çok güzel şiirler yazardı. Şu kıta onun şiirlerindendir:
Hiçbir gece yoktur ki, kalbim kan ağlamasın
,Hiçbir gündüz yoktur ki, yüzden nâmus akmasın.
Ömrümde hiçbir tatlı şerbet içmedim ki,
o,Gözlerimden yaş diye akıp da damlamasın.6 Haziran 2012: 20:43 #804908Anonim
.
Eyvah, aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar gider.Bediüzzaman Said Nursi
8 Haziran 2012: 00:44 #804936Anonim
.
Sözü süz de söyle..Mânâyı inci gibi diz de söyle..
Yüze söyle, gıybet olmasın..
Ukdeyi içinden çöz de söyle, yapmasın yara..
Öyle bir söyle ki hoş gelsin yâre…
.
Şems-i Tebrîzî
9 Haziran 2012: 01:07 #804949Anonim
.
Bilgisizlik ölümdür. Allahü teala ilim verdikçe canlanmaya başlar. Her bilgi bir vebaldir. Bu vebalden kurtulmak amel etmekle mümkün olur. Her amel fayda vermez. Fayda vermesi Allahü teala için yapılmaya bağlıdır. İhlas elde edilmedikçe, kurtuluşa erilmez.
Ahmed Er-Rufai R.a
9 Haziran 2012: 13:43 #804951Anonim
.
´Seni ilgilendirmeyen şeyleri kurcalama!Düşmanından uzaklaş!
Emin olan hariç, kavminden olan dostundan bile uzak dur!
Emin de ancak Allah´tan korkan bir kimse dernektir.
Fâcir bir kimse ile arkadaşlık yapma ki ondan fısk ve fücûr öğrenmeyesin!
Onu sırrına muttali etme, işlerinde Allah´tan korkanlarla istişare et!´
Hz. Ömer (r.a)
11 Haziran 2012: 00:33 #804969Anonim
.
“Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.
Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder.
Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.”Lem’alar, Yirmi Birinci Lem’a, Birinci Düstur
11 Haziran 2012: 07:35 #804971Anonim
.
Ey ogul!
Düsük dünya süslerine aldanmaktan sakin. Bu fani saltanata kanmamaya dikkat et. Bütün hal ve hareketlerinde seriata göre amel et. Hayat, temiz seriat üzere olmalidir.
Ehl-i Sünnet ve´l-cemaat âlimlerinin görüslerine göre öncelikle itikadi düzeltmek gerekir. Bundan sonra himmet dizginlerini amele faydali fikih hükümlerini yerine getirmeye sarfetmelidir.
Farzlarin edasinde önemle durulmalidir. Helal ve haram islerinde dikkatli hareket etmelidir. Farzlarin yaninda nafile ibadetlerin durumu yolda birakilmis ve itibardan düsmüs gibidir. Halbuki bu zamanda insanlarin pek çogu nafile ibadetlere önem verip farzlari harap birakmaktadir. Nafile ibadetlere önem verip farzlari da düsük ve itibarsiz saymaktadirlar.
Imam-i Rabbani
12 Haziran 2012: 07:44 #804982Anonim
.
İlmin evveli niyet, sonra anlamak, daha sonra yapmak,ondan sonra muhâfaza, en sonra da yaymaktır.
Abdullah bin Mübârek Rahmetullahi Aleyh -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.