• Bu konu 2,186 yanıt içerir, 35 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 751 ile 765 arası (toplam 2,179)
  • Yazar
    Yazılar
  • #804983
    Anonim

      .

      Hâlin ne ise müşteri sen oldun o hâle
      Noksanı meğer adl-i ilâhîde mi sandın ?..

      Kenan Rıfâi ( r a )

      #804984
      Anonim

        .

        Aklın varsa, vahdet dergâhının kapısını görmeden yolda uyuyup kalma!
        Sığınacağın yer, o meyveli ağacın gölgesinden uzak olmasın.
        Zirâ kâmil insanın vücudu demek olan o ağacın dallarından aşk ve irfan meyveleri dökülür.
        Talip ol!
        Bu meyveler senin üzerine yağsın.



        Hz. Mevlana

        #804985
        Anonim

          .


          “Nefsin, sende mevcud olduğu hâlde,
          sen Allahü teâlâyı tanımak istiyorsun.
          Halbuki senin nefsin, daha kendisini dahi tanımış değildir,
          Rabbini nasıl tanıyacak?”


          Hakîm-i Tirmizî “rahmetullahi teâlâ aleyh”




          Ömür ne kadar uzun olursa olsun,
          ölüm yüzgösterince, o uzunluğun ne faydası olur?

          Saîd bin Cübeyr Rahmetullahi Aleyh
          #804986
          Anonim

            .

            “Fütüvvet; kızdığı kimseye karşı güzel huylu olmak,

            hoşlanmadığı kimseye ihsân etmek,

            kalbinin nefret ettiği kimse ile hüsn-i sohbette, güzel sohbette bulunmaktır.

            Ebû Abdullah el-Mukrî “rahmetullahi teâlâ aleyh”

            #804998
            Anonim

              .

              “Yaptığı ibâdetine güvenmek, Allahü teâlânın ihsânını unutmaktandır.”

              “Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için amel eden, sevap kazanır.”

              “Yapılan ibâdete karşı bedel beklemek, Allahü teâlânın lütfunu unutmaktandır.”

              “Allahü teâlânın verdiği nîmetleri, yaptığınız ibâdetlerin karşılığı olarak bilenlerden olmayın.”

              Ebû Bekr Vâsıtî (rahmetullahi teâlâ aleyh)

              #804999
              Anonim

                .



                Nefsini hesâba çeken muhâsebe ehlinin belli hasletleri vardır. Bunları tecrübe ve tatbik edince, Allahü teâlânın ihsânıyla şerefli makamlara ulaşmışlardır. Her şey güçlü bir azimle ve nefsânî arzuları tamâmen terk etmekle elde edilir. Çünkü azmi sağlam olanların nefsin hevâ ve hevesine karşı durmaları basitleşir. O halde kuvvetli bir azimle şu hususlara uy:

                1) Doğru ve yalan yere yemin etme.

                2) Yalan söylemekten sakın.

                3) Zulüm bile yapmış olsa hiç bir kimseye lânet etme.

                4) Vefâkâr olmak imkânı bulduğun müddetçe ahdinden dönme.

                5) Ne sözle ne de hareketle hiçkimseye bedduâ etme. Yaptığın iyilik için mükâfât, karşılık bekleme. Allahü teâlânın rızâsı için tahammüllü ol.

                6) Kâfir olsun, müşrik veya münâfık olsun, hiçbir kimsenin aleyhinde şâhidlik yapma. Halka karşı merhametli ol. Allahü teâlânın gazabından uzak kalmak için en uygun yol budur.

                7) Ne içinden ne de dışından aslâ günah işlemeye yönelme, âzâlarının tamâmını günahtan uzak tut.

                Hiç kimseyi incitme. İster az ister çok olsun veya ihtiyacın olsun yâhud da olmasın hiçbir halde kendi yükünü kimseye yükleme.

                9) İnsanlardan hiçbir şey bekleme ve sâhib oldukları hiçbir şeye göz dikme.

                10) Dünyâ ve âhirette makam ve izzet yüksekliği, Allahü teâlânın dilemesine, vermesine bağlıdır. Bu bakımdan kendini karşılaştığın hiçbir insandan daha üstün görme.



                Hâris el-Muhâsibî (rahmetullahi teâlâ aleyh)

                #779596
                Anonim

                  .

                  kıh, hadîs ve tasavvuf âlimlerinden Hamdûn-i Kassâr (rahmetullahi teâlâ aleyh) gafleti şöyle târif etmiştir:
                  “Kulun Rabbini unutup, O’nun rızâsını aramayı bırakıp, nefsinin esiri olmasıdır. Dünyâ için süslenen kendisine bir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen kimselere, insanlara karşı gösteriş yapmasıdır. Böyle kimseden daha aşağı kimse yoktur. Dünyâyı gözünde küçültmezsen, dünyâ ehli gözünde küçülmez. İnsan gücü yettiği kadar kendi kusurlarını görmeye çalışırsa, kendini beğenme belâsından kurtulur

                  #779597
                  Anonim

                    .

                    Büyük velîlerden Ebû Abdullah Nibâcî (rahmetullahi teâlâ aleyh) hazretleri buyurdular ki:

                    Allahü teâlâyı unutmak, O’ndan gâfil olmak, Cehennem’e girmekten daha şiddetli bir haldir. Allahü teâlâdan başka şeyleri anmak, onlardan bahsetmek kalpte kasvete, katılığa sebeb olur.

                    #779598
                    Anonim

                      .

                      Evliyânın büyüklerinden Muhammed bin Ebû Verd (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “

                      Gaflet iki kısımdır. Biri rahmetten gaflet. Diğeri, gelecek olan azâbdan, cezâdan gaflet. Rahmetten gaflet, yükselmeyi engeller. Cezâdan gaflet ibâdetten alıkor. Gafletten kurtulan yükselir.”

                      #779599
                      Anonim

                        .


                        Büyük velîlerden Süfyân-ı Sevrî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki:

                        “Büyük bir kalabalık, bir yere toplansa ve biri, içinizden akşama kadar kim yaşayacak, bilsin dense, kimse bilemez. İşin şaşılacak tarafı şurasıdır ki, eğer o kimselere; “Öyleyse, ölüm için gerekli hazırlığı yapan, ayağa kalksın, dense kimse ayağa kalkmaz. Bu gafletten kurtulmaya çalışmalıdır.”Yine buyurdular ki: “Bir kimsenin, duâ ederken yalnız kendisine duâ edip, ana-babasına ve diğer müslümanlara duâ etmemesi, Kur’ân-ı kerîm okumayı bildiği halde her gün en azından yüz âyet okumaması, câmiye girdiği halde iki rekat olsun namaz kılmadan çıkması, kabristandan geçtiği halde mevtâlara selâm vermemesi, bir yerde yalnız olarak yaşıyorsa, Cumâ günü şehre geldiği halde Cumâ namazı kılmaması, bulunduğu beldeye bir âlim geldiği halde, onun ilminden hiç istifâde edememesi, bir kişi ile dost olduğu halde ismini öğrenmeden ayrılması, bir tanıdığı kendisini dâvet ettiği halde dâvetine gitmemesi, gençlik çağı büyük bir fırsat olduğu halde o zamanını boşa geçirmesi, kendisi tok ve komşusunun aç olduğunu bildiği halde, ona bir şeyler vermemesi o kimsenin gafletindendir.”

                        #779217
                        Anonim

                          .

                          Tebe-i tâbiînin büyüklerinden, hadîs, fıkıh ve kırâat âlimi, velî Yûsuf bin Esbât (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “İnsanların medhetmelerine, çok övmelerine kavuşmak arzusundan çok sakının. Zîrâ çok tehlikelidir. O, tam uçurumun kenarıdır. O, ateşle oynamaktır. Allah korusun bir an gaflet, insanı ebedî saâdetinden mahrûm eder.”

                          #779218
                          Anonim

                            .

                            Büyük velîlerden ve hadîs âlimi Abdüla’lâ Kureşî (rahmetullahi teâlâ aleyh) sohbetlerinde mâlâyânîden uzak olup boşuna konuşmazdı. Büyük âlim Mis’âr’ın bildirdiğine göre buyurdular ki: İnsanlar bir araya gelseler ve Allahü teâlâdan, Cennet’ten, Cehennem’den konuşmadan ayrılsalar melekler derler ki: “Ey insanlar büyük gaflet içindesiniz…”

                            #779219
                            Anonim

                              .

                              Meşhûr velîlerden Ahmed bin Ebü’l-Havârî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Hak teâlâ bir insanı, gaflet içinde bulunmak ve taş kalbli olmaktan daha beter bir şeyle imtihân etmemiştir.”

                              #779220
                              Anonim

                                .


                                Evliyânın büyüklerinden Ahmed bin Hadraveyh (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyurdular ki: “Gaflet uykusundan daha ağır uyku yoktur. Şehvetten kuvvetli esaret yoktur. Gaflet ağırlığı olmasaydı. Şehvet gâlip gelmezdi.”

                                #779221
                                Anonim

                                  .

                                  Evliyânın büyüklerinden Ahmed bin Harb (rahmetullahi teâlâ aleyh) tesirli sözler söyleyerek kalbleri nûrlandırırdı. Bir sohbetinde buyurdular ki: Yeryüzü iki sınıf kimseye çok hayret eder. Birisi, ölümden gâfil olarak, yatağını, karyolasını süsleyip uykuya yatandır. Yeryüzü kendi hâl lisanı ile o kimseye; “Ey insan! Şu nâzik bedenin, yataksız olarak arada bir perde bulunmadan, bende uzun müddet kalacak ve çürüyecek. Bunu niçin düşünmüyorsun?” Yeryüzünün kendisine hayret ettiği ikinci kimse de, ufak bir arâzi parçası yüzünden kardeşi ile hasım olan kimsedir. Yeryüzü, kendi hâl lisanı ile o kimseye; “Ey insan! Münâkaşasını yaptığınız bu yerin sizden önceki sâhiplerinin nerede olduklarını hiç düşündünüz mü?” der.

                                15 yazı görüntüleniyor - 751 ile 765 arası (toplam 2,179)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.