• Bu konu 113 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 115)
  • Yazar
    Yazılar
  • #788321
    Anonim

      Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idare etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını ap açık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka ilâh yoktur; Onun kudreti herşeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir.” (âl-i İmrân Sûresi: 3:18)

      #788322
      Anonim

        Hem hayvânat nevinden balıkların en aptal, iktidarsız ve kum içinde bulunduğu hâlde mükemmel beslenmesi ve umumiyetle semiz olarak görünmesi, maymun ve tilki gibi zekî ve muktedir hayvânat sû-i maişetinden alîz ve zayıf olması gösteriyor ki, vasıta-ı rızık iktidar değil, iftikardır.
        Hem, insanî olsun, hayvanî olsun, bütün yavruların hüsn-ü maişeti ve süt gibi hazine-i rahmetin en lâtif bir hediyesi, umulmadık bir tarzda onlara zaaf ve aczlerine şefkaten ihsan edilmesi; ve vahşî canavarların dıyk-ı maişetleri dahi gösteriyor ki, vesile-i rızk-ı helÂl acz ve iftikardır, zekâ ve iktidar değildir.

        Burda üstad acz ve fakrdan bahsediyor ama burdada apaçık bir adalet anlatılımıyormu…(bestei rana)

        Elcevap:

        bir manada öyle…aczini anlıyana güzel..anlamıyana ise meşakkat vermiş…suç kendinde…karunun bütün servetini niye toprak yutmuş…çünkü ben kazandım demişde ondan…işte adaletin başka bir tecellisi…

        #788323
        Anonim

          İşte, gel, Güneş ile muhtelif on iki seyyarenin muvazenelerine bak. Acaba bu muvazene, güneş gibi, Adl ve Kadîr olan Zât-ı Zülcelâli göstermiyor mu?

          Ve bilhassa, seyyarattan olan gemimiz, yani küre-i arz, bir senede yirmi dört bin senelik bir dairede gezer, seyahat eder. Ve o harika sür’atiyle beraber, zeminin yüzünde dizilmiş, istif edilmiş eşyayı dağıtmıyor, sarsmıyor, fezaya fırlatmıyor. Eğer sür’ati bir parça tezyid veya tenkis edilseydi, sekenesini havaya fırlatıp fezada dağıtacaktı. Ve bir dakika, belki bir saniye muvazenesini bozsa, dünyamızı bozacak, belki başkasıyla çarpışacak, bir kıyameti koparacak.

          Ve bilhassa zeminin yüzünde, nebâtî ve hayvânî dört yüz bin taifenin tevellüdat ve vefiyatça ve iaşe ve yaşayışça rahîmâne muvazeneleri, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Adl ve Rahîmi gösteriyor.

          Ve bilhassa o hadsiz milletlerin hadsiz efradından birtek ferdin âzâsı, cihazatı, duyguları o derece hassas bir mizanla birbiriyle münasebettar ve muvazenettedir ki, o tenasüp, o muvazene, bedâhet derecesinde bir Sâni-i Adl ve Hakîmi gösteriyor.

          Ve bilhassa her ferd-i hayvânînin bedenindeki hüceyrâtın ve kan mecrâlarının ve kandaki küreyvâtın ve o küreyvattaki zerrelerin o derece ince ve hassas ve harika muvazeneleri var; bilbedâhe ispat eder ki, her şeyin dizgini elinde ve her şeyin anahtarı yanında ve bir şey birşeye mâni olmuyor, umum eşyayı birtek şey gibi kolayca idare eden birtek Hâlık-ı Adl ve Hakîmin mizanıyla, kanunuyla, nizamıyla terbiye ve idare oluyor.

          Haşrin Mahkeme-i Kübrâsında, mizan-ı âzam-ı adaletinde cin ve insin muvazene-i a’mâllerini istib’âd edip inanmayan, bu dünyada gözüyle gördüğü bu muvazene-i ekbere dikkat etse, elbette istib’âdı kalmaz.
          Ey israflı, iktisatsız, ey zulümlü, adaletsiz, ey kirli, nezafetsiz, bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, mânen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun.

          Neye dayanıyorsun ki, umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?

          Evet, ism-i Hakîmin cilve-i âzamından olan hikmet-i âmme-i kâinat, iktisat ve israfsızlık üzerinde hareket ediyor, iktisadı emrediyor.

          Ve ism-i Adlin cilve-i âzamından gelen kâinattaki adalet-i tâmme, umum eşyanın muvazenelerini idare ediyor. Ve beşere de adaleti emrediyor. Sûre-i Rahmân’da,

          b988.gif -1-

          âyetindeki, dört mertebe, dört nevi mizana işaret eden, dört defa mizan zikretmesi, kâinatta mizanın derece-i azametini ve fevkalâde, pek büyük ehemmiyetini gösteriyor. Evet, hiçbir şeyde israf olmadığı gibi, hiçbir şeyde de hakikî zulüm ve mizansızlık yoktur.

          1- Göğü yükseltip aleme nizam ve ölçü verdi. (rahman Sûresi: 55:7)
          Ta ki adaletten ve dinin emirlerinden ayrılarak ölçüde sınırı aşmayın. (rahman Sûresi: 55:
          Ölçüyü ve tartıyı adaletle yerine getirin ve tartıyı eksik tutmayın. (rahman Sûresi: 55:9)

          #788324
          Anonim

            İkinci Alâmet ve Hüccet ki, “LA ŞERİKE LEH” kelimesini intac ediyor.
            Bütün kâinatta, zerrelerden tâ yıldızlara kadar her şeyde kusursuz bir intizam-ı ekmel ve noksansız bir insicam-ı ecmel ve zulümsüz bir mizan-ı âdilin bulunmasıdır.

            Evet, kemâl-i intizam, insicam-ı mizan ise, yalnız vahdetle olabilir. Müteaddit eller bir tek işe karışırsa, karıştırır.

            Sen gel, bu intizamın haşmetine bak ki, bu kâinatı gayet mükemmel öyle bir saray yapmış ki, her bir taşı bir saray kadar san’atlı. Ve gayet muhteşem öyle bir şehir etmiş ki, hadsiz olan vâridat ve sarfiyatı ve nihayetsiz kıymettar malları ve erzakı, bir perde-i gaybdan kemâl-i intizamla, vakti vaktine, umulmadığı yerlerden geliyor. Ve gayet mânidar öyle mucizâne bir kitaba çevirmiş ki, her bir harfi yüz satır ve her bir satırı yüz sayfa ve her sayfası yüz bab ve her babı yüz kitap kadar mânâları ifade eder. Hem bütün babları, sayfaları, satırları, kelimeleri, harfleri birbirine bakar, birbirine işaret ederler.

            Hem sen gel, bu intizam-ı acip içinde şu tanzimin kemâline bak ki, bu koca kâinatı ter temiz medenî bir şehir, belki temizliğine gayet dikkat edilen bir güzel kasır, belki yetmiş süslü hulleleri birbiri üstüne giymiş bir hûri’l-în, belki, yetmiş lâtif, ziynetli perdelere sarılmış bir gül goncası gibi pâk ve temizdir.

            Hem sen gel, bu intizam ve nezafet içindeki bu mizanın kemâl-i adaletine bak ki, bin derece büyütmekle ancak görülebilen küçücük ve incecik mahlûkları ve huveynâtı ve bin defa küre-i arzdan büyük olan yıldızları ve güneşleri, o mizanın ve o terazinin vezniyle ve ölçüsüyle tartılır ve onlara lâzım olan herşeyleri noksansız verilir. Ve o küçücük mahlûklar, o fevkalâde büyük masnularla beraber, o mizan-ı adâlet karşısında omuz omuzadırlar. Halbuki, o büyüklerden öyleleri var ki, eğer bir saniye kadar muvazenesini kaybetse, muvazene-i âlemi bozacak ve bir kıyameti koparacak kadar bir tesir yapabilir.

            Hem sen gel, bu intizam, nezafet, mizanın içinde bu fevkalâde câzibedar cemâle ve güzelliğe bak ki, bu koca kâinatı gayet güzel bir bayram ve gayet süslü bir meşher ve çiçekleri yeni açılmış bir bahar şeklini vermiş. Ve koca baharı, gayet güzel bir saksı, bir gül destesi yapmış ki, her bahara, zeminin yüzünde mevsim be mevsim açılan yüzbinler nakışlı bir muhteşem çiçek suretini vermiş. Ve o baharda herbir çiçeği çeşit çeşit zinetlerle güzelleştirmiş.

            Evet, nihayet derecede hüsün ve cemâlleri bulunan Esmâ-i Hüsnânın güzel cilveleriyle kâinatın herbir nevi, hattâ herbir ferdi, kabiliyetine göre öyle bir hüsne mazhar olmuşlar ki, Hüccetü’l-İslâm İmam-ı Gazâli demiş: b439.gif Yani, “Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedî, daha güzel yoktur.”
            İşte, bu muhit ve câzibedar olan hüsün ve bu umumî ve hârikulâde nezafet ve bu müstevlî ve şümullü ve gayet hassas mizan ve bu ihatalı ve her cihetle mucizâne intizam ve insicam, vahdete ve tevhide öyle bir hüccettir, bir alâmettir ki, gündüzün ortasındaki ziyanın güneşe işaretinden daha parlaktır.

            #788325
            Anonim

              Adl isminde okumalarda bu kadar..istifadeli oldu…sizlerde okuyunuz…anlatınız..

              #788564
              Anonim

                okuyalım,devamı vardır.

                #788566
                Anonim

                  Allah razi olsun kardeŞİm..İnŞ…

                  #788782
                  Anonim

                    FETTÂH : Fetheden, açan.

                    FETTÂH-I ALLÂM : Herşeyi en ince ayrıntılarına varıncaya kadar bilen ve herşeye ayrı ayrı sûretler veren.

                    FETTÂHİYET : Fethedicilik. Cenâb-ı Allah`ın herşeye lâyık bir şekilde açma ve suret verme sıfatı.

                    FETTAHİYYET : Fethedicilik. Her şeye lâyık bir şekil açmak ve suret vermek sıfatı. (Yâni, Fettah isminin tecellisi ile basit bir maddeden ayrı ayrı çeşit çeşit, hadsiz muntazam suretlerin, beraber, her tarafta bir ânda, bir fiil ile açılmasıdır. Ş.)

                    #788783
                    Anonim

                      Fettah ismine intikal etmek için yola süretlere bakarak çıkacağız.

                      Allahın her mahlukda süretleri açmasına(şekil vererek süretlerini göstermesine)bakacağız. .

                      Bu iş için ise yine risalei nura müracaat ediyoruz.

                      Bakalım neler var..

                      #788785
                      Anonim

                        Birinci Hakikat: “Fettâhiyet” hakikatıdır;

                        Yani Fettâh isminin tecellîsiyle, basit bir maddeden ayrı ayrı, çeşit çeşit, hadsiz muntazam(düzenli) suretlerin, beraber, her tarafta, bir anda, bir fiil ile açılmasıdır.

                        Evet, nasıl ki umum kâinatın bağistanında(bostanında) ayrı ayrı hadsiz(sınırsız) mevcudatı(varlıkları;çiçekleri,bitkileri,hayvanları), çiçekler misilli, Fettâh ismiyle her birisine münasip bir tarz-ı muntazam(düzenli şekil) ve bir şahsiyet-i mümtâze(seçkin şahsiyet) kudret-i fâtıra(Yaratıcı Kudret) açmış, vermiş.

                        Aynen öyle de, fakat daha mu’cizâtlı olarak, zemin bahçesinde dört yüz bin enva-ı zîhayata(hayat sahibi 400 bin çeşit bitki ve hayvanlara) dahi, her birisine gayet san’atlı ve hikmetli bir suret-i mevzune(ölçülü şekil) ve müzeyyene (süslü) ve mümtâze(seçkin,üstün) vermiş.

                        #788786
                        Anonim

                          1- Annelerinizin karnında sizi üç karanlık içinde, bir yaratılıştan diğerine çevirerek yaratıyor. İşte Rabbiniz olan Allah Odur; bütün mülk Ona âittir. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde yüzünüz nasıl haktan çevrilir?

                          2- Ne yerde ve ne de gökte hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz. Annelerinizin rahimlerinde size dilediği gibi bir suret veren Odur. Ondan başka ilâh yoktur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır.” (Al-i İmrân Sûresi: 3:5,6.)

                          âyetlerin ifadesiyle, tevhidin en kuvvetli delili ve kudretin en hayretli mucizesi, suretleri açmasıdır.

                          #788787
                          Anonim

                            Bu hikmete binaen, feth-i suver(süretleri açma) hakikati tekrarla birkaç suretlerde Risaletü’n-Nur’da ve bilhassa bu risalenin İkinci Makamının Birinci Babında, Altıncı ve Yedinci Mertebelerinde ispat ve beyan edilmesinden, onlara havale edip, burada bu kadar deriz ki:

                            Fenn-i nebatat ve fenn-i hayvanatın(Botanik ve zooloji bilimlerinin) şehadetiyle ve tetkikat-ı amîkasıyla,(derin incelemeleriyle) bu feth-i suverde(suretleri açmada) öyle bir ihata(hepsini içine alma) ve şümul(kaplamak) ve san’at var ki, birtek Vâhid-i Ehadden(tek bir zattan) ve herşeyde herşeyi görebilecek ve yapabilecek bir Kadîr-i Mutlaktan(sonsuz sınırsız güç sahibinden) başka hiçbir şey bu cemiyetli ve ihatalı fiile sahip olamaz.

                            Çünkü, bu feth-i suver(süretleri açma) fiili ise, her yerde ve her anda bulunan, nihayetsiz bir kudretin içinde nihayet derecede bir hikmet, bir dikkat, bir ihata(hepsini içine alma) ister. Ve böyle bir kudret ise, ancak bütün kâinatı idare eden birtek Zâtta bulunabilir.

                            #788788
                            Anonim

                              Fettah ismini anlamak için,Allahın özellikle hayvanlarda ve bitkilerde ve insanlarda açtığı suretlere bakmamız lazımdır.

                              Suretler fiil makamındadır.Bu fiili açanda fettahdır.

                              Evet, meselâ mezkûr(yukarda zikredilen) âyetlerin ferman ettikleri gibi üç karanlık içinde bütün validelerin erhamında(rahimlerinde) insanların suretlerini ayrı ayrı, mizanlı(ölçülü), imtiyazlı(farklı), ziynetli(süslü) ve intizamlı(düzenli) olarak, hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan, basit bir maddeden açmak ve yaratmak olan fettâhiyet;

                              ve umum rû-yi zeminde(yeryüzünde) aynı kudret, aynı hikmet, aynı san’atla umum(bütün) insanları ve hayvanları ve nebatları ihata eden(içine alan) bu feth-i suver(süretleri açma) hakikatı, vahdâniyetin (herşeyin bir elden idare edildiğinin)en kuvvetli bir bürhanıdır.(delilidir).7.şuadan

                              #788789
                              Anonim

                                Üçüncüsü: O hadsiz masnuatın(yani bitkilerin) yüz bin çeşit ve ayrı ayrı tarz ve şekilde olan suretleri, gayet muntazam(düzenli), mizanlı(ölçülü), ziynetli(süslü) olarak, mahdut(sınırlandırılmış) ve mâdud(sayılan) ve birbirinin misli ve basit ve câmid (cansız)ve birbirinin aynı veya az farklı ve karışık olan çekirdeklerden, habbeciklerden (tohumlardan)o iki yüz bin nevilerin farikalı(birbirinden farklı) ve intizamlı, ayrı ayrı, muvazeneli, hayattar, hikmetli, yanlışsız, hatâsız bir vaziyette umum efradının sûretlerinin fethi ve açılışı ise öyle bir hakikattir ki, güneşten daha parlaktır ve baharın çiçekleri ve meyveleri ve yaprakları ve mevcudatı sayısınca o hakikatı ispat eden şahitler var diye bildi. “Elhamdû lillâhi alâ nimeti’l-îman” dedi. http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1745

                                #788790
                                Anonim

                                  Üçüncüsü: Birbirinin misli ve aynı veya az farklı ve birbirine benzeyen mahsur(sınırlanmış,etrafı çevrilmiş) ve mahdud (sınırlanmış)yumurtalardan ve yumurtacıklardan ve nufte denilen su katrelerinden o hadsiz hayvanların yüz binler çeşit tarzlarda ve birer mucize-i hikmet mâhiyetinde bulunan suretlerini, gayet muntazam (düzenli)ve muvazeneli(ölçülü) ve hatasız bir hey’ette açmak ve fethetmek öyle parlak bir hakikattır ki, hayvanlar adedince senetler, deliller o hakikati tenvir eder. http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1746

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 115)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.