- Bu konu 160 yanıt içerir, 12 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Ocak 2009: 22:54 #726044
Anonim
Müsadenizle soru hakkımı kullanayım…
En büyük hidayet nedir?13 Ocak 2009: 06:37 #726058Anonim
hulusi;92738 wrote:Müsadenizle soru hakkımı kullanayım…
En büyük hidayet nedir?En büyük hidayet, hicabın kaldırılmasıyla hakkı hak, bâtılı bâtıl göstermektir.( İşarat’ül İ’caz)
13 Ocak 2009: 06:38 #726059Anonim
Doğru yol nedir peki? Açıklar mısınız?
24 Ocak 2009: 23:01 #728045Anonim
@mihrimah 92760 wrote:
Doğru yol nedir peki? Açıklar mısınız?
اِهْدِنَا ile var. Çünki hidayette mukteda-bih onlardır. صِرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ile vardır. Çünki doğru yol, ancak onların mesleğidir.
“Tarîk” veya “sebil” kelimelerine “sırat” kelimesinin tercihi, mesleklerinin etrafı mahdud ve işlek bir cadde olduğuna ve o caddeye girenlerin bir daha çıkmamalarına işarettir.
(İşarat-ül İ’caz – 25)Kabulmüdür
24 Ocak 2009: 23:03 #728047Anonim
age;96002 wrote:اِهْدِنَا ile var. Çünki hidayette mukteda-bih onlardır. صِرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ile vardır. Çünki doğru yol, ancak onların mesleğidir.“Tarîk” veya “sebil” kelimelerine “sırat” kelimesinin tercihi, mesleklerinin etrafı mahdud ve işlek bir cadde olduğuna ve o caddeye girenlerin bir daha çıkmamalarına işarettir.
(İşarat-ül İ’caz – 25)Kabulmüdür
:045::045::045:İnş. doğrudur
24 Ocak 2009: 23:07 #728049Anonim
sual:Bu dünyadaki musibetler, çirkinlikler, kötülükler; Allahın rahmetine terstir bunu nasıl açıklarız.
25 Ocak 2009: 09:19 #728052Anonim
age;96006 wrote:sual:Bu dünyadaki musibetler, çirkinlikler, kötülükler; Allahın rahmetine terstir bunu nasıl açıklarız.Suâlin Birinci Şıkkı: Bu makamda diyorsun ki:
“Kâinatı hüsün ve cemâl ve güzellik ve adalet ihata etmiştir.
Halbuki, gözümüz önünde bu kadar çirkinliklere ve musibetlere ve hastalıklara ve beliyyelere ve ölümlere ne diyeceksin?”
Elcevab: Çok güzellikleri intaç veya izhar eden bir çirkinlik dahi, dolayısıyla bir güzelliktir.Ve çok güzelliklerin görünmemesine ve gizlenmesine sebep olan bir çirkinliğin yok olması, görünmemesi,
yalnız bir değil, belki müteaddit defa çirkindir.
Meselâ, vâhid-i kıyasî gibi bir kubh bulunmazsa, hüsnün hakikatı bir tek nevi olur; pek çok mertebeleri gizli kalır.
Ve kubhun tedahülü ile mertebeleri inkişaf eder.
Nasıl ki soğuğun vücuduyla hararetin mertebeleri ve karanlığın bulunmasıyla ziyanın dereceleri tezahür eder.
Aynen öyle de, cüzî şer ve zarar ve musibet ve çirkinliğin bulunmasıyla,
küllî hayırlar ve küllî menfaatler ve küllî nimetler ve küllî güzellikler tezahür ederler.
25 Ocak 2009: 09:26 #728053Anonim
Demek çirkinin icadı çirkin değil, güzeldir.
Çünkü, neticelerin çoğu güzeldir.
Evet, yağmurdan zarar gören tembel bir adam,
yağmura rahmet namını verdiren hayırlı neticelerini hükümden iskat etmez, rahmeti zahmete çeviremez.
İkinci Şuâ | 33
Sual: Kimin meziyetiyle, neden iftihar edilmeli?
25 Ocak 2009: 17:56 #728062Anonim
@Sirac 96024 wrote:
Sual:[/B] Kimin meziyetiyle, neden iftihar edilmeli?
DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirane iftihar etmektir.
(Lem’alar – 162)Kardeşlerim, enaniyetin işimizde en tehlikeli ciheti, kıskançlıktır. Eğer sırf lillah için olmazsa, kıskançlık müdahale eder, bozar. Nasılki bir insanın bir eli, bir elini kıskanmaz ve gözü, kulağına hased etmez ve kalbi aklına rekabet etmez. Öyle de: Bu heyetimizin şahs-ı manevîsinde herbiriniz bir duygu, bir âza hükmündesiniz. Birbirinize karşı rekabet değil, bilakis birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir.
(Mektubat – 426)sual;hadsiz istidad-ı muhabbet insana niçin verilmiştir.
25 Ocak 2009: 19:26 #728082Anonim
age;96077 wrote:birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir.
(Mektubat – 426)İftihar edememek ve bu lezzeti alamamak vicdanın bozulması ile demek ki..
Vazifesini ihmal veya ketmediyor.
age;96077 wrote:sual; hadsiz istidad-ı muhabbet insana niçin verilmiştir.İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibarıyla, mevcudatın hemen ekserîsiyle alâkadardır.
Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet derc edilmiştir.
Onun için, insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor.
*
kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemâl-ı bâkiye mâlik bir Zâta tevcih etmek için verilmiş.O insan sûiistimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor, kusurunun cezasını firâkın azâbıyla çekiyor.
3. Lem´a | 21
25 Ocak 2009: 19:32 #728085Anonim
Suâl: Ezel ve ebed Sultânına dost ve halil olmak ne iledir?
25 Ocak 2009: 19:42 #728088Anonim
@Sirac 96101 wrote:
Suâl: Ezel ve ebed Sultânına dost ve halil olmak ne iledir?
ÜÇÜNCÜ SIR:Şu hadsiz kâinatı şenlendiren, bilmüşahede rahmettir. Ve bu karanlıklı mevcudatı ışıklandıran, bilbedahe yine rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyacat içinde yuvarlanan mahlukatı terbiye eden, bilbedahe yine rahmettir. Ve bir ağacın bütün heyetiyle meyvesine müteveccih olduğu gibi, bütün kâinatı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muavenetine koşturan, bilbedahe rahmettir. Ve bu hadsiz fezayı ve boş ve hâlî âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşahede rahmettir. Ve bu fâni insanı ebede namzed eden ve ezelî ve ebedî bir zâta muhatab ve dost yapan, bilbedahe rahmettir.
Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir. “Bismillahirrahmanirrahîm” de, o hakikata yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyacatın elemlerinden kurtul ve o Sultan-ı Ezel ve Ebed’in tahtına yanaş ve o rahmetin şefkatıyla ve şefaatıyla ve şuaatıyla o Sultan’a muhatab ve halil ve dost ol!
(Sözler – 10)sual;Bir insanın hadsiz emelleri ve elemleri varsa ne yapmalıdır.
25 Ocak 2009: 19:53 #728091Anonim
age;96105 wrote:sual; Bir insanın hadsiz emelleri ve elemleri varsa ne yapmalıdır.gel, ey hayata çok müştak ve ömre çok tâlip ve dünyaya çok âşık
ve hadsiz emellerle ve elemlerle mübtelâ bedbaht nefsim!
Uyan, aklını başına al.
Nasıl ki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder,
gecenin hadsiz zulümâtında kalır;
bal arısı kendine güvenmediği için gündüzün güneşini bulur,
bütün dostları olan çiçekleri, güneşin ziyâsıyla yaldızlanmış müşâhede eder;
öyle de, kendine, vücuduna ve enâniyetine dayansan, yıldızböceği gibi olursun.
Eğer sen, fânî vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda fedâ etsen,
bal arısı gibi olursun, hadsiz bir nur-u vücud bulursun.
Hem, fedâ et; çünkü, şu vücud sende vedîa ve emânettir.17. Söz | 194
Cevab tam doğru olmayabilir.Müteaddid kısım var zira buna dâir..
Bu kısım şahsî nefsimize hitâb olduğundan tercih oldu biraz da..
25 Ocak 2009: 19:55 #728092Anonim
age;96105 wrote:sual;Bir insanın hadsiz emelleri ve elemleri varsa ne yapmalıdır.Mâdem hakikat böyledir; gel, ey hayata çok müştak ve ömre çok tâlip ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emellerle ve elemlerle mübtelâ bedbaht nefsim!
Uyan, aklını başına al. Nasıl ki yıldız böceği, kendi ışıkçığına itimad eder, gecenin hadsiz zulümâtında kalır; bal arısı kendine güvenmediği için gündüzün güneşini bulur, bütün dostları olan çiçekleri, güneşin ziyâsıyla yaldızlanmış müşâhede eder; öyle de, kendine, vücuduna ve enâniyetine dayansan, yıldızböceği gibi olursun. Eğer sen, fânî vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda fedâ etsen, bal arısı gibi olursun, hadsiz bir nur-u vücud bulursun. Hem, fedâ et; çünkü, şu vücud sende vedîa ve emânettir.
Sual:Kur’an-ı Kerimin meziyetlerinden biri nedir?
geç kaldık galiba
🙁25 Ocak 2009: 19:59 #728094Anonim
Hay Allah kardeşim..Biraz öyle gibi oldu ama, demek ki cevab doğru imiş..(=
Neyse sizin suâlinize bakalım o zaman..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.