- Bu konu 160 yanıt içerir, 12 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
25 Ocak 2009: 20:02 #728095
Anonim
@karaelmas 96110 wrote:
Sual:Kur’an-ı Kerimin meziyetlerinden biri nedir?
İ’lem Eyyühel-Aziz! Kur’anın yüksek meziyetlerinden biri de şudur ki:
Kesrete ait bahislerden sonra vahdet tezkirelerini yazıyor.Tafsilden sonra icmal yapıyor. Cüz’iyatın bahislerinden sonra rububiyet-i mutlakanın düsturlarını, sıfat-ı kemaliyenin namuslarını fezlekeler ile zikrediyor. Bu gibi fezlekelerin, âyetlerin sonundaki faideleri, âyetlerin ortalarında zikredilen mukaddemelere neticeler hükmündedirler. Veya illet olurlar; tâ ki samiin zihni âyetlerde zikredilen cüz’iyat ile meşgul olup uluhiyet-i mutlaka mertebesinin azametini unutmasın ki, ubudiyet-i fikriyesine halel gelmesin.
(Mesnevi-i Nuriye – 240)25 Ocak 2009: 20:05 #728096Anonim
sual;İnsan aleminde iki daire ve iki levha nedir?
25 Ocak 2009: 20:06 #728097Anonim
İşin ehli nasıl da belli..
El çabukluğu marifet bu başlıkta zaten..(=
Karaelmas kardeşimizde kayboldu..
25 Ocak 2009: 20:11 #728099Anonim
age;96115 wrote:sual;İnsan aleminde iki daire ve iki levha nedir?Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar!
Bakınız, insan âleminde iki daire ve iki levha vardır:
Birinci daire: rububiyet dairesidir.
İkinci daire: ubudiyet dairesidir.
Birinci levha: hüsn-ü san’attır.
İkinci levha ise: tefekkür ve istihsandır.
Mesnevi-i Nuriye | Reşhalar | 29
Şimdi, suâlden suâl çıkacak..
Burada kalb dairelere, göz levhalara mı müteveccihki?
25 Ocak 2009: 20:14 #728100Anonim
Sirac;96116 wrote:İşin ehli nasıl da belli..El çabukluğu marifet bu başlıkta zaten..(=
Karaelmas kardeşimizde kayboldu..
yok burdayım kaybolmadım ama gençlik başka, anca bu kadar oluyor.:D
kimleronline listesinden bakın ben yazıyosam siz yazmayın 🙂
25 Ocak 2009: 20:18 #728102Anonim
FesünhanAllah..Her Nurcu başka bir alem..(=
Mübarek kardeşim ne malum biz genciz..Kuyunun yarısı çoktan düşülmüş..
Sizinki yetmiş mi yoksa..
Neyse, başlık kaynamasın..
25 Ocak 2009: 20:19 #728103Anonim
@Sirac 96121 wrote:
Şimdi, suâlden suâl çıkacak..
Burada kalb dairelere, göz levhalara mı müteveccihki?
göz görür kalb tasdik eder
25 Ocak 2009: 20:20 #728104Anonim
age;96130 wrote:göz görür kalb tasdik ederBuna misâl var mıdır Nurdan?
25 Ocak 2009: 20:23 #728105Anonim
@Sirac 96133 wrote:
Buna misâl var mıdır Nurdan?
Evet Hayy u Kayyum’un hadsiz ordularından, her bahar mevsiminde yeni silâh altına alınmış, gaibden gelen taze bir ordu meydana çıkmış görüyoruz. Şu orduya bakıyoruz ki: Nebatat taifelerinden ikiyüzbinden ziyade ve hayvanat milletlerinden yine yüzbinden fazla çeşit çeşit muhtelif kavimler görüyoruz. Herbir milletin, herbir taifenin elbisesi ayrı, erzakı ayrı, talimatı ayrı, terhisatı ayrı, silâhları ayrı, müddet-i askeriyeleri ayrı olduğu halde; bir kumandan-ı a’zam hadsiz kudret ve hikmetiyle ve nihayetsiz ilim ve iradesiyle, bitmez rahmetiyle, tükenmez hazinesiyle, hiçbirini unutmayarak, şaşırmayarak, karıştırmayarak, geciktirmeyerek.. ayrı ayrı bütün o üçyüz binden ziyade milletleri ve taifeleri kemal-i intizam ile, tamam-ı mizan ile, vakti vaktine ayrı ayrı erzaklarını, ayrı ayrı elbiselerini, ayrı ayrı silâhlarını vererek, ayrı ayrı talimat yaptırarak, ayrı ayrı terhisat ettiğini, gözü bulunan bilmüşahede görür ve kalbi bulunan biaynelyakîn tasdik eder.
(Mektubat – 238)25 Ocak 2009: 20:33 #728109Anonim
Bu cümleyi okuyup da hâlâ inkârda ısrar eden olursa,
-ki nâmümkün- insanlıktan istifa etmesi lâzım ki aklı onu muazzeb etmesin..
Bütün kaçış yolları kesilmiş zira küfrün..
Suâli kim soracak şimdi..(=
25 Ocak 2009: 20:35 #728110Anonim
@Sirac 96145 wrote:
Bu cümleyi okuyup da hâlâ inkârda ısrar eden olursa,
-ki nâmümkün- insanlıktan istifa etmesi lâzım ki aklı onu muazzeb etmesin..
Bütün kaçış yolları kesilmiş zira küfrün..
Suâli kim soracak şimdi..(=
Sual sırası sizde diğeri saadet harici olduğu için sayılmaz!
25 Ocak 2009: 20:42 #728112Anonim
Suâl: Mukadderât bazen nasıl vukua gelmez?
25 Ocak 2009: 21:37 #728124Anonim
@Sirac 96152 wrote:
Suâl: Mukadderât bazen nasıl vukua gelmez?
Hadîs-i şerifte vârid olmuştur ki: “Bazan bela nâzil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir.” Şu hadîsin sırrı gösteriyor ki: Mukadderat,bazı şeraitle vukua gelirken geri kalır. Demek ehl-i keşfin muttali olduğu mukadderat mutlak olmadığını, belki bazı şeraitle mukayyed bulunduğunu ve o şeraitin vuku bulmamasıyla o hâdise de vukua gelmiyor. Fakat o hâdise, ecel-i muallak gibi Levh-i Ezelî’nin bir nevi defteri hükmünde olan Levh-i Mahv-İsbat’ta mukadder olarak yazılmıştır. Gayet nadir olarak Levh-i Ezelî’ye kadar keşif çıkar. Ekseri oraya çıkamıyor. İşte bu sırra binaen, geçen Ramazan-ı Şerifte ve Kurban Bayramında ve daha başka vakitlerde istihraca binaen veya keşfiyat nev’inden verilen haberler, muallak oldukları şeraiti bulamadıkları için vukua gelmemişler ve haber verenleri tekzib etmiyorlar. Çünki mukadder imiş, fakat şartı gelmeden o da vukua gelmemiş.
(Lem’alar – 104)25 Ocak 2009: 21:46 #728126Anonim
sual;İmamı rabbani bida olan yerlere girmeyiniz demiştir.Maksadı nedir?
27 Ocak 2009: 11:06 #728307Anonim
Cevab:
Sakın hocaların Cuma ve cemaatlerine ilişmeyiniz.
İştirak etmeseniz de, iştirak edenleri tenkit etmeyiniz.
Gerçi, İmam-ı Rabbanî demiş ki: “Bid’a olan yerlere girmeyiniz.“
Maksadı, “sevabı olmaz” demektir; yoksa, namaz battal olur değil.
Çünkü, Selef-i Sâlihînden bir kısmı, Yezid ve Velid gibi şahısların arkasında namaz kılmışlar.
Eğer mescide gidip gelmekte kebâire maruz kalırsa, halvethanesinde bulunması lazımdır.
Kastamonu Lâhikası | Tahlil | 192
_______
Suâl: İhtiyaç akçesi nedir? Nerde lâzımdır? -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.