- Bu konu 160 yanıt içerir, 12 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
15 Ocak 2010: 21:00 #764562
Anonim
(=…
15 Ocak 2010: 21:05 #764564Anonim
sual:Risale-i nur şakirdleri her derde deva bir ilaç bulmuşlar bu ilaç nedir?
15 Ocak 2010: 21:09 #764565Anonim
Her derde deva ise, her köşe başında satmak lâzım..Bakalım satıra..(=
15 Ocak 2010: 21:17 #764566Anonim
YİRMİ BEŞİNCİ DEVÂ
Ey hasta kardeşler! Siz gayet nâfi ve her derde devâ ve hakikî lezzetli kudsî bir tiryak isterseniz, imanınızı inkişaf ettiriniz. Yani, tevbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsî olan imanı ve imandan gelen ilâcı istimal ediniz.Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a | 220
15 Ocak 2010: 21:20 #764567Anonim
@zerrat 176568 wrote:
YİRMİ BEŞİNCİ DEVÂ
Ey hasta kardeşler! Siz gayet nâfi ve her derde devâ ve hakikî lezzetli kudsî bir tiryak isterseniz, imanınızı inkişaf ettiriniz. Yani, tevbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsî olan imanı ve imandan gelen ilâcı istimal ediniz.Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a | 220
Nur şakirdlerine has olmalı, deva yerine çare desekde olur
15 Ocak 2010: 21:22 #764568Anonim
Keçeli age Abi, niye kaçıyorsunuz yazıp yazıp..(=
Az durun içerde..
15 Ocak 2010: 21:27 #764569Anonim
@Sirac 176570 wrote:
Keçeli age Abi, niye kaçıyorsunuz yazıp yazıp..(=
Az durun içerde..
Çocuklar yatıyor beni gönderiyorlar sessizlik istiyorlar.:)
15 Ocak 2010: 21:33 #764570Anonim
@age 176565 wrote:
sual:Risale-i nur şakirdleri her derde deva bir ilaç bulmuşlar bu ilaç nedir?
Ümit ediyorum ki, Cenab-ı Hak kabul etse, tevfik verse, yazılanlar dalâlet bulutlarını dağıtmaya kâfidirler.
Her derdin devâsı içinde var demeyeceğim; fakat mühlik dertlerin ağleb devâsı, yazılanlarda vardır.
Siz onların mütalâasını, kıymettar bir ibadet olan tefekkür nev’inde telâkki ediniz.
Ve onlardaki ilmi, envâr-ı imandan ve mârifetullahtan tasavvur ediniz ki usanç vermesin.
Hem sizde ve müstemiînde iştiyak olduğu zaman okuyunuz. Bakî selâm ve dua.
Kardeşiniz
Said
15 Ocak 2010: 21:34 #764571Anonim
Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlakayla Risale-i Nur şakirtleri, Risale-i Nur hizmetini her belaya, her derde bir çare, bir ilaç bulmuşlar; biz hergün hizmet derecesinde, maişette kolaylık, kalbte ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli yeni belalara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur’un hizmetiyle mukabele etmemiz lazımdır.
Kastamonu Lâhikası | Tahlil | 182
15 Ocak 2010: 21:40 #764572Anonim
Zerrat kardeşim, sizin cevabınız doğrudur, suâli yazsanız..?
15 Ocak 2010: 21:40 #764573Anonim
Sual:Mü’minin mü’mine en iyi duası nasıl olmalıdır?
15 Ocak 2010: 21:43 #764574Anonim
@zerrat 176576 wrote:
Sual:Mü’minin mü’mine en iyi duası nasıl olmalıdır?
Elcevap: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerâit dahilinde dua makbul olur.
Şerâit-i kabulün içtimaı nispetinde makbuliyeti ziyadeleşir.
23. Mektub15 Ocak 2010: 21:51 #764575Anonim
Sual: Muhabbeti, düşmanlığa döndüren nedir..?
17 Ocak 2010: 12:47 #764769Anonim
@Sirac 176579 wrote:
Sual: Muhabbeti, düşmanlığa döndüren nedir..?
Çünki daimî bir cemal ise; zâil bir müştaka razı olamaz. Zira dönmemek üzere zevale mahkûm olan bir seyirci, zevalin tasavvuruyla muhabbeti adavete döner, hayreti istihfafa, hürmeti tahkire meyleder. Çünki hodgâm insan bilmediği şeye düşman olduğu gibi, yetişmediği şeye de zıddır.
(Sözler – 69)
Çünki ebedî bir cemal, fâni bir müştaka ve zâil bir dosta razı olmaz. Çünki cemal, kendini sevdiği için, sevmesine mukabil muhabbet ister. Zeval ve fena ise, o muhabbeti adavete kalbeder, çevirir. Eğer insan ebede gidip bâki kalmazsa, fıtratındaki cemal-i sermedîye karşı olan esaslı muhabbet yerine adavet bulunacaktır. Onuncu Söz’ün haşiyesinde beyan edildiği gibi: Bir zaman bir dünya güzeli, bir âşıkını huzurundan çıkarıyor. O adamdaki aşk, birden adavete dönüyor ve diyor ki: “Tuh!.. Ne kadar çirkindir” diyerek, kendine teselli vermek için cemalinden küsüyor, cemalini inkâr ediyor. Evet insan bilmediği şeye düşman olduğu gibi, eli yetişmediği veyahut tutamadığı şeylerin adavetkârane kusurlarını arar, âdeta düşmanlık etmek ister. Madem bütün kâinatın şehadetiyle Mahbub-u Hakikî ve Cemil-i Mutlak, bütün güzel esma-i hüsnasıyla kendini insana sevdiriyor ve insanların kendini sevmelerini istiyor; elbette ve her halde, kendisinin hem mahbubu, hem habibi olan insana fıtrî bir adaveti verip derinden derine kendinden küstürmeyecek..
(Lem’alar – 355)17 Ocak 2010: 12:59 #764650Anonim
sual: Şu kitab-ı kebir-i kâinat, nasıl vücud ve vahdete dair bize ders veriyor.
fiil esma sıfat şuun ile risaleden açıklayınız -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.