• Bu konu 274 yanıt içerir, 46 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 181 ile 195 arası (toplam 276)
  • Yazar
    Yazılar
  • #793899
    Anonim

      tesekurler…

      #793915
      Anonim

        Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zat-ı Kayyüma dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın.

        Mesnevi-i Nuriye

        #794333
        Anonim

          Sultan-ı Kâinat birdir. Her şeyin anahtarı O’nun yanında, her şeyin dizgini O’nun elindedir. Her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulsan, bütün matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.

          #794736
          Anonim

            O kabir, bu dâr-ı fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır. 1 Ve bu bağlandığım ve meftun olduğum şu dâr-ı dünyayı, kat’î bir yakîn ile anladım ki, hâliktir gider ve fânidir ölür. Ve bilmüşahede, içindeki mevcudat dahi, birbiri arkasından kafile kafile göçüp gider, kaybolur. Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.

            Dipnot-1

            * Tırmizî, Zühd 5; İbni Mâce, Zühd 32; Müsned 1:63

            Mesnevi-i Nuriye

            #794790
            Anonim


              Hem, meselâ, hırs ve israfta öyle bir cezâ var ki, şekvâlı, meraklı, mânevî ve kalbî bir cezâ insanı sersem eder. Ve haset ve kıskançlıkta öyle bir muaccel cezâ var ki, o haset, haset edeni yakar. Hem tevekkül ve kanaatte öyle bir mükâfat var ki, o lezzetli muaccel sevap, fakr ve hâcâtın belâsını ve elemini izâle eder.

              Yirmi Sekizinci Lem’a’dan

              #795233
              Anonim

                Sorgu hâkimliğinde, “Sen Risale-i Nurun talebesiymişsin” denildi.

                Bediüzzaman Said Nursî gibi bir dâhînin şakirdi olmak liyakatini kendimde göremiyorum. Eğer kabul buyururlarsa, iftiharla “Evet, Risale-i Nur şakirdiyim” derim.

                Zübeyir Gündüzalp

                On Dördüncü Şuâ

                #795334
                Anonim

                  ”o şecerenin semeresi olan insandan bir tanesini şecere-i İslâmiyete çekirdek ittihaz etmiştir. Demek o çekirdek, âlem-i İslâmiyetin hem bânisidir, hem esasıdır. Fakat o çekirdeğin çekirdeği kalbdir. Kalbin ihtiyacat saikasıyla âlemin envâıyla, eczâsıyla pek çok alâkaları vardır. Esmâ-i Hüsnânın bütün nurlarına ihtiyaçları vardır. Dünyayı dolduracak kadar o kalbin hem emelleri, hem de düşmanları vardır. Ancak, Ganiyy-i Mutlak ve Hâfız-ı Hakikiyle itminan edebilir.

                  Mesnevi-i Nuriye

                  #795349
                  Anonim

                    Yalnız biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
                    Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
                    Biri talep et; başkaları layık değiller.
                    Biri gör ; başkaları her vakit görünmüyorlar,zeval perdesinden saklanıyorlar.
                    Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
                    Biri söyle ;O’na ait olmayan sözler malayani sayılabilir…

                    17.söz’den

                    #795350
                    Anonim

                      Şu fani dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedi, daimi hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın karı değil. 16.mektup

                      #795351
                      Anonim

                        Nefsini itham eden, kusurunu görür. kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. istiğfar eden, istiaze eder. istiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. itiraf etse, affa müstehak olur. on üçüncü lem’a

                        #795361
                        Anonim

                          “Mâdem gözünüz önünde dağ ve zeminde şu işleri yapar; âhirette dahi bunlara benzer işleri yapar.”

                          Sözler

                          #795362
                          Anonim

                            “Ey kumandanım, bir parça mühlet ver ki, eski işlerin ufak tefeklerini, pırtı mırtılarını temizleyip, dışarı atayım; sonra teşrif ediniz. İşte, atıp senin emrine hazır duruyoruz. Buyurun, ne yaparsanız yapınız. Senin emrine münkâdız. Senin yaptığın işler bütün hak, güzel, maslahattır.”

                            Sözler

                            #795848
                            Anonim


                              Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor -tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin. İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darbımesel dillerde destandır ki, “Musibet zamanı çok uzundur; safâ zamanı pek kısa oluyor.”

                              Yirmi Beşinci Lem’a

                              #795844
                              Anonim

                                Bayramınızı tebrik ve hizmetinizi takdir ve muvaffakıyetinize dua ederek Halık-ı Rahim’e hadsiz şükür ederim ki; sizler gibi sebatkar ve fedakar kardeşleri Risalet-in Nur’a sahib ve naşir yapmış. Ben sizleri düşündükçe, ruhum inşirah ve kalbim ferahlarla dolar. Daha dünyadan gitmek benim için medar-ı teessüf olamaz. Sizler kaldıkça ben yaşıyorum diye mevte dostane bakıyorum, ecelimi telaşsız bekliyorum. Allah sizden ebeden razı olsun. Amin, amin, amin.
                                (Bediüzzaman Said Nursi – Kastamonu lahikasından)

                                #796088
                                Anonim


                                  Ey nefis!
                                  Az bir ömürde hadsiz bir amel-i uhrevî istersen; ve herbir dakika-i ömrünü bir ömür kadar faideli görmek istersen; ve âdetini ibadete ve gafletini huzura kalb etmeyi seversen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ et. Çünkü, bir muamele-i şer’iyeye tatbik-i amel ettiğin vakit, bir nevi huzur veriyor, bir nevi ibadet oluyor, uhrevi çok meyveler veriyor.

                                  Yirmi Dördüncü Söz

                                15 yazı görüntüleniyor - 181 ile 195 arası (toplam 276)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.