- Bu konu 274 yanıt içerir, 46 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Nisan 2011: 19:26 #789793
Anonim
Hayr-i Mutlak’tan hayır gelir. Cemil-i Mutlak’tan güzellik gelir. Hakim-i Mutlak’tan abes bir şey gelmez. SÖZLER
26 Nisan 2011: 19:35 #789795Anonim
”İnsan zaiftir belaları çok.. fakirdir ihtiyacı pek ziyade.. acizdir hayat yükü pek ağır.. Eğer kadiri zülcelale dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa vicdani daim azap içinde kalır. Semeresiz mesakkaler, elemler, teessüfler onu boğar. Ya sarhoş ya canavar eder.” SÖZLER
7 Mayıs 2011: 09:38 #790809Anonim
Allah hesabiyle vermeli ve almalı.Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli,sukunet bulmalı.Kusur etse istiğfar etmeli:”Ya Rab,kusurumuzu affet.Bizi kendine kul kabul et.Emanetini kabzetme zamanına kadar bizi emanette emin kıl.Amin!”Demeli ve ona yalvarmalı.
17 Mayıs 2011: 09:18 #791790Anonim
“Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar. Onlar beni bırakmadan evvel ben onları Yâ Bâkî Ente’l-Bâkî demekle bırakıyorum. Yalnız Sen bâkisin ve Senin ibkân ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyleyse, Senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller”
Lemalar
18 Mayıs 2011: 19:52 #791918Anonim
Sana usanç veren, tevehhüm-ü ebediyettir. Keyf için ebedî dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun. Eğer anlasa idin ki, ömrün azdır, hem fâidesiz gidiyor; elbette onun yirmi dörtten birisini, hakiki bir hayat-ı ebediyenin saadetine medâr olacak bir güzel ve hoş ve rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek, usanmak şöyle dursun, belki ciddî bir iştiyak ve hoş bir zevki tahrike sebep olur.
Sözler
20 Mayıs 2011: 11:30 #792026Anonim
Eğer kâinattan risalet-i Muhammediyenin (a.s.m.) nuru çıksa, gitse, kâinat vefat edecek. Eğer Kur’ân gitse, kâinat divane olacak ve küre-i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak.
23 Mayıs 2011: 11:50 #792225Anonim
Madem Cenâb-ı Hak Hakîmdir. Biz Ondan isteriz, O da bize cevap verir. Fakat hikmetine göre bizimle muamele eder.
Mektubat
18 Haziran 2011: 19:17 #793486Anonim
Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alâka, yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır.
Yirmi Dördüncü Lem’a
18 Haziran 2011: 19:53 #793495Anonim
Fâni mevcudatın visâli madem fânidir; ne kadar uzun da olsa yine kısa hükmündedir. Senesi bir saniye gibi geçer, hasretli bir hayal ve esefli bir rüya olur. Bekayı isteyen kalb-i insanî bir sene visalde, yalnız bir saniyecikte ancak zerre gibi bir zevkini alabilir. Firak ise, saniyesi bir sene değil, senelerdir. Çünkü firâkın meydanı geniştir. Bekayı isteyen bir kalbe, firak, çendan bir saniye de olsa, seneler kadar tahribat yapar. Çünkü hadsiz firakları ihtar eder. Maddî ve süflî muhabbetler için bütün mazi ve müstakbel firakla doludur.
Şu mesele münasebetiyle deriz: Ey insanlar! Fâni, kısa, faydasız ömrünüzü bâki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır; Bâkî-i Hakikînin yoluna sarf ediniz. Çünkü Bâkîye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur.
Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya âşıktır. Ve madem bu fâni ömrü bâki ömre tebdil eden bir çare var ve mânen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette, insaniyeti sukut etmemiş bir insan, o çareyi arayacak ve o imkânı bilfiile çevirmeye çalışacak ve tevfik-i hareket edecek.
İşte o çare budur: Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.
Üçüncü Lem’a
20 Haziran 2011: 18:16 #793619Anonim
İ’lem eyyühe’l-aziz! Bazan birşeye şiddetli muhabbet, o şeyin inkârına sebep olur. Ve keza, şiddet-i havf ve gayet azamet ve aklın ihatasızlığı da inkâra sebep olur.
Mesnevî-i Nuriye
20 Haziran 2011: 21:57 #793634Anonim
Ey müteşekki!Sen nesin?
Neye binaen itiraz ediyorsun?
Cüz’î hevesini külliyat-ı kâinata mühendis mi yapıyorsun?
Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun?
Ne biliyorsun ki, zannettiğin nimet nıkmet olmasın.
Senin ne kıymetin var ki, sineğin kanadına müvazi olmayan hevesini tatmin ve teskin için, felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin !…
Mesnevi-i Nuriye * Şemme
21 Haziran 2011: 12:29 #793653Anonim
Risale-i Nur Külliyatı’ndan… Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır. Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder.
21 Haziran 2011: 14:00 #793660Anonim
…………………………………………………
26 Haziran 2011: 16:23 #793890Anonim
İ’lem eyyühe’l-aziz! Ruh-u insanî gayr-ı mütenahi ihtiyaçlara giriftar, gayr-ı mütenahi elemlere mahaldir. Gayr-ı mahsur lezzetlere iştihalıdır. Gayr-ı mahdut âmâli beslemektedir. Hattâ, kalbin dalâletiyle beraber ruhtan fışkıran şefkat, gayr-ı mütenahi elemleri tazammun ediyor. Binaenaleyh, “Ben neyim? Ne kıymetim var ki benim için kıyamet kopsun, mizan vaz edilsin, hesap görülsün?” demeye hakkın yoktur.
Mesnevi-i Nuriye26 Haziran 2011: 19:13 #793891Anonim
1-Kimim ben ?Ben, gönlü kırık,sinesi dertlerle dolu,başında delilik sarhoşluğu ( olan ) aciz , güçsüz zavallı biriyim.
2-Gerçek dosttan ( sevgiliden ) ayrı olmanın üzüntüsünden çok gezip dolaştım, ( lakin ) , benim inleyen gönlüme yol gösterici ( rehber ) kimse yoktu.
3-Yıllarca ayrılığın eleminden perişandım,ne kafamın dengi bir dost,ne de sükunet verecek bir ( marifet ) kadehi ( vardı ).
4-Günden güne gidişatım daha da çıkmaza giriyordu ,( öyle ki ) , gece gündüz başımdaki cinnet arzusu artıyordu.
5-Neticede, ( Allah’ın ) takdir eli iyiye,doğruya gitmeme hidayet etti,Allah dostlarının himmeti yüz gösterip imdada yetişti.
6- Gönlüm pirim sayesinde huzur buldu,hülasa,onun lütuf ve inayetinin saadetine nail olarak emniyete kavuştum.
Barla Lahikası – Galib’in Farisi Fıkrası -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.