- Bu konu 274 yanıt içerir, 46 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Şubat 2011: 17:07 #785372
Anonim
Birinci Sual:Bu büyük zelzelenin maddi musibetinden daha elim, manevi bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamindan gelen korku ve me’yusiyyet, ekser halkın ekser memlekette gece istirahatını selbederek, dehşetli bir azap vermesi nedendir?
Yine manevi cevap:Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde kemal-i neş’e ve sürur ile sarhoşcasına gayet heveskarane şarkıları ve bazan kızların sesleriyle, radyo ağziyle bu mübarek merkez-i İslamiyetin her koşesinde cazibederane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.
Ondördüncü Sözün zeyli2 Şubat 2011: 17:41 #785379Anonim
”Elemli, karanlıklı, tahassürlü bir dirhem zevki, aynı yerde yüz derece ziyade daimi elemsiz bir zevke, sefahetle tercih edenler, aksi maksudlarıyla aynı zevkte elim elemleri alır.” kastamonu lahikası
6 Şubat 2011: 17:31 #751008Anonim
İman hizmeti, iman hakaiki, bu kainatta herşeyin fevkindedir, hiçbir şeye tabi ve alet olamaz. (kastamonu lahikası)
6 Şubat 2011: 17:38 #751006Anonim
Eğer iman hayata hayat olsa, o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve vücut bulur. Zaman-ı hazır gibi ruh ve kalbine iman noktasında ulvi ve manevi ezvakı ve envar-ı vücudiyeyi veriyor.( kastamonu lahikası)
6 Şubat 2011: 17:42 #750995Anonim
Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.(kastamonu lahikası)
7 Şubat 2011: 12:26 #785600Anonim
Risale-i Nurun hizmet ettiği hakaik-i imaniye herşeyin fevkinde olduğu gibi, bu zamanda her şeyden ziyade onlara ihtiyaç var.(kastamonu lahikası)
13 Şubat 2011: 16:35 #785902Anonim
Hazine-i rahmetin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm olduğu gibi,
en birinci anahtarı dahi Bismillâhirrahmânirrahîm’dir. Ve en kolay bir anahtarı da salâvattır.13 Şubat 2011: 16:36 #785903Anonim
Evet, salâvatın mânâsı rahmettir. Ve o zîhayat mücessem rahmete rahmet duası olan salâvat ise, o Rahmeten li’l-Âlemînin vüsulüne vesiledir. 1 Öyleyse, sen salâvatı kendine, o Rahmeten li’l-Âlemîne ulaşmak için vesile yap ve o zâtı da rahmet-i Rahmân’a vesile ittihaz et. Umum ümmetin, Rahmeten li’l-Âlemîn olan Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, hadsiz bir kesretle, rahmet mânâsıyla salâvat getirmeleri, rahmet ne kadar kıymettar bir hediye-i İlâhiye ve ne kadar geniş bir dairesi olduğunu parlak bir surette ispat eder.
13 Şubat 2011: 19:17 #785912Anonim
Kainatta en mühim hakikat ve en kıymetdar mahiyet, nur, vücud ve hayat ve rahmettir ki, bu dört şey perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya kudret-i ilahiye meşiet-i hassa-yı ilahiyeye bakar. (Lemalar)
14 Şubat 2011: 08:47 #785923Anonim
Kâinatın bütün zerratı, müçtemian ve münferiden, lisan-ı acz ve fakr ile vücub-u vücud ve vahdetine şehadet ettikleri Sâni-i Hakîme hamdler, senâlar, şükürler olsun. Ve kâinatın tılsımını açıp, âyâtını keşf ve beyan eden Resulü ile âl ü ashabına ve sair enbiya ve mürselîn ihvanına ve ibâd-ı sâlihîne salât ü selâmlar olsun.
20 Şubat 2011: 12:38 #786208Anonim
Risale-i Nur Külliyatı’ndan
BİRİNCİ MEYVE: Ey nefisperest nefsim, ve ey dünyaperest arkadaşım! Muhabbet şu kâinatın bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinatın rabıtasıdır, hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. İşte, şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.
İşte, ey nefis ve ey arkadaş! İnsanın havfa ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, fıtratında derc olunmuştur. Alâküllihal, o muhabbet ve havf, ya halka veya Hâlıka müteveccih olacak. Halbuki, halktan havf ise elîm bir beliyyedir; halka muhabbet dahi belâlı bir musibettir.
Çünkü, sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez veya senin istirhamını kabul etmez. Şu halde havf, elîm bir belâdır.
Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, Allahaısmarladık demeyip gider (gençliğin ve malın gibi); ya muhabbetin için seni tahkir eder. Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksan dokuzu, mâşukundan şikâyet eder. Çünkü, Samed âyinesi olan bâtın-ı kalble sanem-misal dünyevî mahbuplara perestiş etmek, o mahbupların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira, fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvânî sevmekler bahsimizden hariçtir.).
22 Şubat 2011: 14:00 #786282Anonim
Ey uyanan Araplar sizi bekliyoruz!
21 Şubat 2011 / 00:01
Günün Risale-i Nur dersiBismillahirrahmanirrahim
Ey muazzam ve büyük ve tam intibaha gelmiş veya gelecek olan Araplar,
en evvel bu sözlerle sizinle konuşuyorum.
Çünkü, bizim ve bütün İslâm taifelerinin
üstadlarımız
ve imamlarımız
ve İslâmiyetin mücahidleri sizlerdiniz.
Sonra muazzam Türk milleti o kudsî vazifenize tam yardım ettiler.
Onun için tembellikle günahınız büyüktür.
Ve iyiliğiniz ve haseneniz de gayet büyük ve ulvîdir.
Hususan kırk-elli sene sonra, Arap taifeleri, Cemahir-i Müttefika-i Amerika gibi en ulvî bir vaziyete girmeye,
esarette kalan hâkimiyet-i İslâmiyeyi eski zaman gibi küre-i arzın nısfında,
belki ekserisinde tesisine muvaffak olmanızı rahmet-i İlâhiyeden kuvvetle bekliyoruz.
Bir kıyamet çabuk kopmazsa, inşaallah nesl-i âti görecek. (Hutbe-i Şamiye)
Bediüzzaman Said Nursi
SÖZLÜK:
CEMÂHİR-İ MÜTTEFİKA-İ AMERİKA : Amerika Birleşik Devletleri
HÂKİMİYET-İ İSLÂMİYE : İslâmiyetin hâkimiyeti
İNTİBÂH : Uyanıklık, hassasiyet.
KÜRE-İ ARZ : Yerküre; dünya.
NISF : Yarı.
NESL-İ ÂTİ : Gelecek nesil.
TÂİFE : Kavim, kabîle, takım, hususî bir sınıf meydana getiren insanlar.22 Şubat 2011: 14:45 #786292Anonim
Risale-i Nur Külliyatı’ndan… Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır. Ve o usta, herşeyi idare eden yalnız odur. Hiçbir cihetle noksaniyeti yoktur. Bize görünmeyen o usta, bizi ve herşeyi görür ve sözlerini işitir. Bütün işleri mu’cize ve hârikadır. Bütün bu gördüğümüz ve dillerini bilmediğimiz şu mahlûklar onun memurlarıdır.”
22 Şubat 2011: 15:28 #786294Anonim
Ümidvar olunuz. şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, islamın sadası olacaktır. tarihçe-i hayat
24 Şubat 2011: 15:58 #786390Anonim
Risale-i Nur Külliyatı’ndan… Kâinat mescid-i kebirinde Kur’ân kâinatı okuyor, onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidayetiyle amel edelim.
Ve onu vird-i zeban edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup Haktan gelip hak diyen ve hakikati gösteren
ve nuranî hikmeti neşreden odur. Tamamı
Sözler | Yedinci Söz -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.